KOMİSYON KONUŞMASI

LÜTFİYE SELVA ÇAM (Ankara) - Sayın Başkanım, ben de eğitimci hocalarıma çok teşekkür ediyorum verdikleri sunumdan dolayı. Çok da dikkatle dinledim.

Geçen hafta maalesef bu menfur saldırı sonrasında vefat eden çocuklarımızın aileleriyle perşembe günü bir aradaydık. Onun etkisinden kurtulamadım. Az önce çok şeyler bahsettiniz ama maalesef vefat eden çocuklarımızın hepsi belki de çok dikkatli ailelerin çocuklarıydı, onu gördük. Yani kime gittiysek işte çok sistematik yetiştirmiş, çok ahlaklı, düzgün, merhametli. Az önce Ferhan Hocanın söylediği gibi böyle aile sistemi içerisinde annenin babanın çocuğuyla ilgilendiği çocuklar. Bu, tabii, çocukları ayırmak bizim işimiz değil; kötü ya da iyi, eğitimli ya da eğitimsiz. Yani az önce pek çok parametreden bahsettiniz ve son günlerde sosyal mecra, televizyonlar, basın, nerede bakarsanız bakın bir yüklenme içerisinde ve burada en az sorumluluğu da aileye yüklüyorlar aslında. Çoğunlukla işte devletin işi, çoğunlukla Millî Eğitimin işi, okulun işi, öğretmenin işi ama aile kendine dönüp de hani "Benim ne işim var?" demekte biraz zorlanıyor, öz eleştiri yapmakta. Ama ben 4 hocamın da sunumunu dinlediğimde birinci noktada ailenin olduğunu görüyorum. Benim çocuklarım büyüdü, şimdi torunlarım var. Torunlarım için endişeleniyor muyum? Evet, endişeleniyorum ve onlarla daha kaliteli vakit geçirmek için çok ciddi bir çaba harcıyorum bu kadar iş yükünün içerisinde. Anneleri babaları da aynı şekilde bir çaba içerisindeler ve devlet okuluna gidiyorlar. Özellikle de devlet okuluna gönderiyorum ki devletteki eksiklikleri veya fazlalıkları görebilme kabiliyetimiz olsun biz burada yöneticiler olarak, milletin vekilleri olarak. Buradan hareketle burada çok parametreli bir sistem var. Yani oyundan bahsetti Yavuz Hocam; iyisini de yapabiliyorsunuz, kötüsünü de yapabiliyorsunuz. Kullanım noktasındaki detaylar çok çok önemli ve her noktasında yani vermiş olduğunuz -ben burada ciddi de not aldım- bilgiler çok kıymetli. Yani iyi bir ürün sunduğunuz zaman onu oynatabilmemiz gerekiyor bizim aile olarak. Çünkü bunu yasakladığınız zaman, ben de yasaklara karşı olan bir insanım, sınırlandırmak gerekiyor, kontrollü bir şekilde açmak gerekiyor ve yaptığı... Benim çocuklarım da GTA oynadılar ama o zamanki -işte birisi 93'lü, birisi 97'li- çok masum oyunlardı belki ama onlarda bile ben GTA Vice City oynamalarını istemedim. Hâlâ söylerler "Sen bizim CD'mizi kırmıştın." diye. Dolayısıyla yani burada yerine ne koyduğunuzun çok büyük bir önemi var. Az önceki sunumda spor liselerindeki şeyi gördük yani orada meşguliyeti artırdığınız zaman aslında çocukların buralara daha fazla kaymadığını görüyoruz. Benim her 3 hocama da farklı farklı sorularım var. Mesela -Yavuz Hocam- burada hani çok parametreli dedik; bir taraf aile, bir taraf eğitim, bir taraf içerik, bir taraf algoritmalar. Şimdi biz burada... 3 hocama da bu soru, mesela parçalanmış aile çocukları var, kreş, anaokuluna gidenler var, evde bakıcıyla yetişenler var, büyük anne, büyük baba yanında var. Bunları ayırt edebiliyor muyuz acaba sizin yaptığınız analizlerde veya işte yaptığınız şeyleri, öğrencilere yaptırdığınız o örneklemlerde? Bunu ayırt edebiliyor muyuz? Birincisi bu.

İkincisi, mesela kamu spotundan bahsettiniz. Acaba aileler kamu spotu izleyecekler mi? Az önce mesela önerdiğinizi çok daha kıymetli buldum, dizilere gömme olayı çünkü dizilerin içerisinde bir şekilde belki farkındalığı oluşturabiliriz ama "kamu spotu" dediğimiz şeyin ne kadar faydasız olduğunu çok fazla görüyoruz çünkü ne zaman yayınlanıyor bu? Herkesin uyuduğu vakitte yayınlanıyor. Hani, çok önemli bir reklamdan alacakları ücretleri öteleyip de kamu spotunu giren ben hiçbir televizyon görmedim bugüne kadar: belki YouTube kanallarının içerisine bir şekilde giydirebiliriz bunu. Mesela, burada Roblox örneği çok önemli. Biz eğer bir şeylere karşı çıktığımız zaman karşıdaki firmalar inanılmaz bir şekilde burada oyuncu potansiyeli olduğunu gördükleri için hemen önlem almaya ve bizimle iletişim kurmaya gayret gösteriyorlar. Biz bunu sosyal mecralarda da gördük, TikTok'ta da gördük, X'te de gördük. Yetkilileri burada sizin oturduğunuz yerlerde oturuyorlardı "Ne kadar vergi veriyorsunuz Türkiye'de?" dediğimizde seslerini çıkarmadılar "Gizlilik ilkesi var." dediler ama neticede biz bir tepki verdiğimizde yani "Bak, kapatırız ha!" dediğimizde -Instagram'da öyle yapıldı- hemen bir düzenleme getirip önümüze koyabildiler.

Şimdi, burada algoritimalara baktığımızda, bu yurt dışı örneklerinde bir standart getirilmiş mi? Yani manipülatif birçok tasarım var, sonuçta, siz bu işin içinde olan birisiniz. Bu öğelerin sınırlandırılması noktasında yani "Şu oyunlarda bu, bu, bu sebeplerden dolayı oynamamalılar. Biz buna bir tepki gösteriyoruz." tarzında bizim dışımızdaki ülkelerde örneklemler var mı, belli bir standart getirilmiş mi, bunu öğrenmek istiyorum.

Bir de mesela, Orhan Hocam, sizin sunumunuzda çok parametreleri gördük ama mesela, kategorize etmesek, alt gelir grubu üst gelir grubu... Mesela, başarı kıstasımıza baktığımızda, başarılı çocukların bu tip oyunlarda veya işte, sosyal medyada daha fazla vakit geçirmedikleri veya oyun oynamadıkları gibi bir sonuca hiç vardınız mı, bunu da öğrenmek isterim çünkü çok kategorize etmiştiniz. Sosyoekonomik durumunu da bir kenara bırakacak olursak yani iyi eğitimli demeyeyim de nerede eğitim görüyorsa görsün -özel okul da olabilir, normal okul da olabilir, alt bir sosyal gruptan da olabilir ama- başarılı ve oyunlara pek itibar etmiyor gibi bir sonuca vardınız mı? Açıkçası onu da merak ettim.

Adile Hocanın da bu süre değil, içerik önemli, kesinlikle katılıyorum yani istediğiniz kadar siz kısıtlamaya çalışın, çocuk bir şekilde annesini, babasını uyutup bir şeyler yapabiliyor çünkü en büyük zehirli aracı belki de karne hediyesi olarak anneler, babalar çocuklarına hediye alıyorlar. Bu anlamda, o kalabalıklarda elini bırakmama metaforu bence çok kıymetli. Belki anneleri, babaları bu şekilde biraz daha dikkat çekici bir noktaya getirebiliriz.

Bir de okuldaki eğitimler. Ben bir anne olarak bütün eğitimlere katılmış bir anneyim ama biliyorum ki o çocukların, sıkıntılı olan çocukların anne ve babaları hiçbir eğitime katılmadılar. Yani burada da ne yapmamız gerekli? Aslında hepimiz iş birliği yapmak durumundayız; taraflar çok fazla yani eğitimcileri de işin içine almalıyız, aileleri işin içine almalıyız, bizler kanun yapıcılar olarak burada aktif rol üstlenmeliyiz ama neticede çocuklar bizim çocuklarımız. Kesinlikle Ferhan Hocanın söylediklerine katılıyorum yani biz kendimize ait bir model oluşturmak zorundayız çünkü "Türk sistemi" denen "Türk ahlakı" denen "Türk yaklaşımı" denen bir yaklaşım var; diplomaside de bu böyle, işte, normal yaşam tarzımızla ilgili olarak da bu böyle. Yani biz kendi modelimizi oluşturup kesinlikle bunu da okullarda mecburi kılmamız lazım, Millî Eğitim Bakanımız da bu konularda çok açık. Biz Ayla Öğretmenin cenazesinde birlikteydik, bir günü tamamen birlikte geçirdik, hep de bunları, bu konuları konuştuk. Neticede, burada ihmal gören bir çocuk var, ölen çocuk da bizim çocuğumuz sonuçta. İlgilenilmediği çok bariz belli, sayfalarca mesajı var, kendi mail "box"ında. Dolayısıyla, o çocukları da görmemiz lazım. Belki o çocuk SİHA yapacaktı, İHA yapacaktı; dâhi bir çocuktan bahsediyoruz, zekâ seviyesi yüksek bir çocuktan ama maalesef yine kendisine göre kahraman oldu belki ama belki çok daha büyük şeyler başarabilecek bir çocuk da heder olmuş oldu.

Benim bir başka önerim de belki şu olacak: Yani biriniz söylediniz, sonuçta, o yaptıkları resimlerle çocukları da tanımlayabiliyoruz, tanıyabiliyoruz. Yani bu dâhi düzeyindeki zeki çocuklara da ayrı bir eğitim, ayrı bir yaklaşım, ayrı bir sosyal desteği de belki okullarımızın önceden vermesini de öngörebiliriz diye düşünüyorum. Çok uzattım ama bu konuda dertli olanlardanım ben de. Gerçekten verdiğiniz bilgiler için çok çok teşekkür ediyorum, sorularımı da cevaplarsanız çok memnun olurum.

Sağ olun.