KOMİSYON KONUŞMASI

NİMET ÖZDEMİR (İstanbul) - Merhaba arkadaşlar, merhaba Sayın Başkanım, beni dikkatle dinlemenizi rica ediyorum. Buradaki herkesin vicdan sahibi olduğundan eminim, Başkanımızın köpeği bile var, onu biliyorum; lütfen sözümü kesmeyin, size anlatmak istediğim şeyler... Allah'ın sadece insanları yaratmadığını, hayvanları da yarattığını, yaşam hakkını verdiğini unutmamanızı istiyorum. Kavga etmek için burada değilim, sadece size bilgi vereceğim çünkü ben kendimi bildiğimden beri bir hayvanseverim ve son nefesime kadar da bütün masumların hakkını savunmaya devam edeceğim. Ben vekil olurken seçim kampanyamda çocuk esirgeme kurumundaki çocuklarımızın, sokaktaki hayvanlarımızın ve yaşlılarımızın hakkını savunmak için gidiyorum dedim. Orada ne hukuktan ne ekonomiden bahsetmedim. O yüzden bu bana verilmiş bir görev, evet, ama hepimizin omzunda da ölen her canlının kanının, canının ahı var, bunu unutmamanızı dileyerek konuşmama başlıyorum.

Ahmet Bey'in sunumunu dinledik, sormak istiyorum: Biz de sokakta aç, sefil gezen, tacize, tecavüze, işkenceye uğrayan hayvanlar tabii ki istemedik. Tabii ki çocuklarımız çok kıymetli ama bu hayvanlar "Ben kısırlaştırılmak istemiyorum." mu dediler bu popülasyonunun artmasında yoksa herkes üzerine düşen görevi yapmadığı için mi bu popülasyon arttı? O yüzden yetkililer değil de neden köpekler cezalandırılıyor, ilk önce bunun cevabını almak istiyorum.

Köpekleri cezalandırıyoruz, kalıcı olmadığını nasıl böyle bir karar veriyorsunuz? Bir veteriner olarak size soruyorum: Sizin göreviniz hayvanları yaşatmak mı yoksa ölümüne neden olan bu barınakların açılmasına yardımcı olup yanlış ve eksik bilgi vermek mi? Ben şimdiye kadar kendi belediyelerimiz de dâhil olmak üzere hiçbir barınağın ya da yaşam alanının açılışına gitmedim çünkü suçlu onlar değildi. Siz de biliyorsunuz, birazdan hastalıklardan da bahsedeceğim, barınaklarda bu hayvanların hangi zoonoz hastalıkları birbirlerine bulaştırıp öldürdüklerini siz benden daha iyi biliyorsunuz çünkü insan ile hayvanın bağışıklık sistemi aynı değil, onu da çok iyi biliyorsunuz ama bunu nasıl savunduğunuzu, ettiğiniz yemini nasıl unuttuğunuzu da hatırlatmak istiyorum.

Uluslararası anlaşmalardan bahsettiniz. Biz hangi uluslararası anlaşmalara imza attık, içinde bulunduk? İçinde bulunduğumuz için de hangi hibeleri aşı olarak, maddi olarak, manevi olarak aldık, onları da bilmek istiyorum. "Bu dengeyi bozan kim?" diyorum.

Bir de ormana atılan hayvanlardan bahsettiniz ve kuduz mikrobundan bahsettiniz, çok haklı. Önümüzdeki yıl korkunç bir kuduz hastalığıyla karşılaşacağız -hepinizin çocuğu var- köpeklerden daha tehlikeli bir durum, neden diye anlatayım: Çiplenme dönemi çıktığı zaman çok kısa bir süre tutulduğundan yasaklı ırkların sahipleri gittiler, bunları ormanlara attılar. Bunlar sokak hayvanlarıyla çiftleştiler, "mix" bir ırk çıktı ortaya. Yemek bulamadıkları için, beslenme yapılmadığı için, aşılanma yapılmadığı için bunlar vahşi ve özellikle -siz de veteriner olarak biliyorsunuzdur ki- kuduz hastalığı ormandan köpeklere geçer, köpekten ormana gitmedi, bunu siz benden daha iyi biliyorsunuz. Tilkiden, kunduzdan, sincaptan, ormandan aldıkları kuduz mikrobunu sokakta bulunan aşılanmış, kısırlaştırılmış hayvana, insana hiçbir eziyeti olmayan sokaktaki o isim takılmış "Çapkın" "Çomar" diye 12-13 yaşındaki köpekler toplandığı için vakum nedeniyle ormandan oraya gelen hayvanlar bu mikrobu taşıyor. Eskiden sokaklarımızda, işte çapkın, çomar, onu, bunu görürdük, şimdi kocaman kocaman hayvanlar görüyorsunuz. Niye biliyor musunuz? Hayvanlar 2 kilometrede yaşar, 2 kilometrenin dışına çıkmaz, sayın veterinerim daha iyi bilir. Eğer yemek ve su varsa siz çocuğunuzun sevdiği, büyüttüğü hayvanı oradan alırsanız aşılı ve kısırlı kırsaldaki ve ormandaki yer vakum nedeniyle orayı doldurur ve kuduz mikrobuyla karşılaşırsınız, bütün zoonoz hastalıklarıyla karşılaşırsınız. Artı, şunu da belirtmek istiyorum: Bu hayvanlar şehrimizi, sokağımızı bekliyordu, artmasının sebebi bu ormandan ve köylerden gelenler oldu, bunu veterinerimiz daha iyi biliyordur. Merak ediyorum, 14-15 yaşında, kısırlaştırılmış, aşılanmış, şişmanlıktan yürümeyen bu hayvanların zararı neydi ki biz ormandan, köyden aşısız kısır olmayan köpeklerle bu çocukları karşılaştırmak durumunda kaldık.

Dışkıyla bulaşan hayvan pisliklerinden bahsediyorsunuz, çok haklısınız. Fare dışkılıyor, tavuk dışkılıyor, koyun dışkılıyor, inek dışkılıyor, kedi dışkılıyor, hepsi dışkılıyor; bence dışkılayan bütün hayvanlar öldürülsün (!) Olay bitsin, çözüm, rahatız.

Beslenmeden bahsediyorsunuz. Evet, fare artmıştır. Neden arttı biliyor musunuz arkadaşlar? Bu yeni çıkan kanunda sokakta gönüllülerimiz vardı, bunlar genelde üniversite öğrencisi ya da lise öğrencileriydi, birçoğuyla da ben çalışıyordum. Bunlar gelirdi, telefon ederdik "Çocuklar burada kedi var, gözünde iltihap var, kısır değil." derdik, bilmem ne derdik. Bu çocuklar nasıl heyecanla bu hayvanları toplardı, götürürdü, tedavisini yaptırırdı, kısırlaştırırdı getirirdi; madde kullanmaktan uzak kalırdı, akran zorbalığından uzak kalırdı çünkü bir şey yaptığı için kendini Superman gibi hissederdi. Bir kediye bakıyordu, ne oldu? Bunlar yasaklandı, kediler kör oldu şimdi öldü, hasta oldular, fare popülasyonu arttı çünkü kedilere bakanları biz kaldırdık bu kanunla.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Kedilere bakılmadığı için mi bu oluyor?

NİMET ÖZDEMİR (İstanbul) - Evet, evet.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Dünya kurulduğundan beri popülasyon iyiydi, şu son dönemde bakılmadığı için mi oldu bu?

NİMET ÖZDEMİR (İstanbul) - Evet, evet çünkü gönüllülerimiz vardı.

BAŞKAN VAHİT KİRİŞCİ - Arkadaşlar, karşılıklı olmaz.

Sayın Özdemir, toparlayalım lütfen.

NİMET ÖZDEMİR (İstanbul) - Gönüllülerimiz vardı bizim, gönüllülerimiz onları kısırlaştırıyor, tedavi ediyor, uzun süre yaşamalarına neden oluyordu, şimdi ölüyorlar.

İçişleri Bakanlığı bunun bir güvenlik meselesi olduğunu söylemiş. Çok doğru, katılıyorum kendilerine, bu bir güvenlik meselesidir. İnsanın, özellikle çocukların kalbinden, vicdanı ve merhameti aldırırsanız, öldürmeyi olağanlaştırırsanız, eziyeti ve işkenceyi olağanlaştırırsanız çocuk çocuğu öldürmeye başlar. Eskiden mama verirdi çocuklar, "Bir kap su, bir mama" derdik. Şimdi, maalesef, çocuk bir kedi köpek görsün, o kadar olağanlaştı ki tekmeliyorlar. Maraş'taki son olayda ateş eden o çocuğun, bu olaydan birkaç ay önce de 3 tane kedinin kafasını ezerek öldürdüğü sosyal medyada dolaşmaktadır. Yani sapkın ruhlar ilk önce sinek, fare, kedi, köpek, gücünün yettiğince, öldürdükçe büyür, güçlenir, ondan sonra çocuk, kadın, yaşlı devam ederler, bu merhameti aldı.

Sonra, sahiplendirmeden bahsettiniz. Şimdi, şöyle düşünün, barınağa gittiniz bir hayvanı sahiplenmek istiyorsunuz, sahiplenemiyorsunuz. Neden sahiplenemiyorsunuz? Oradan izin alacaksın, buradan izin alacaksın, şuradan izin alacaksın, binlerce izin alacaksın, ben alamadım. Bakın, ben bir milletvekili olarak barınaktaki köpeği sahiplenemedim, evraklarım yeterli gelmedi, şirketimin üzerine almak zorunda kaldım. 58 bin tane hayvan sahiplendim sadece. Bu işin bir çözümünü bulmalısınız. Her gün onlarca telefon alıyorum ben. "Barınakta köpek sahiplenmek istiyoruz, şu belgem eksik." Yahu, bunun neyini bu kadar uzatıyoruz? Bakmak istiyorlar ya, yaşatmak istiyor bu insanlar. Artı, "Kısırlaştırılmadan vermeyiz." diyorsunuz, haklısınız. Yavru köpekleri ne yapacağız? Bu handikabı nasıl çözeceksiniz bir veteriner hekim olarak? Sekiz aydan önce bir köpeği kısırlaştıramazsınız. Yavruyu aldık, barınağa koyduk, sekiz ay bekleyeceğiz ki kısırlaştıralım. Sekiz ay yaşayacak mı? Tabii ki yaşamayacak, bütün yavru köpekler ölecek. Niye bunu düşünemediniz ya da bunları niye konuşmadınız?

BAŞKAN VAHİT KİRİŞCİ - Evet, toparlayalım Sayın Özdemir çünkü başka söz isteyen arkadaşlarımız da var.

NİMET ÖZDEMİR (İstanbul) - Tamam, toparlıyorum.

4 milyon hayvandan bahsettik, yıllık maliyeti devletimize, bu devletimize bir yıllık maliyeti 4 milyon hayvanın 176 milyar. Bizim bu kadar paramız var. Emeklimiz aç, işçimiz aç, çocuğumuz okula aç gidiyor, çocuğumuzu düşünüyorsak ilk önce bunun çaresine bakmamız lazım. Nasıl bakmamız lazım? Yani "Bırakın, biz bakalım." diyoruz yani sahiplendirmeyi kolaylaştırın bize. Bu barınaklar niye var? Siz veteriner olarak bunun hesabını yapmadınız mı?

Beş yıla gerek yok arkadaşlar, iki yıl, bunun çözümü iki yıl. Bakın, çözümü iki yıl. Her şehirde kısırlaştırma seferberliği başlasa, her şehirde günde 11 tane köpek kısırlaştırılsa iki yılda köpek kalmıyor zaten sokakta. Biz de istemiyoruz sokakta köpek ya, niye isteyelim? Bir seferberlik yapmak daha makul. Bakın, bütün veterinerlik fakülteleri...

BAŞKAN VAHİT KİRİŞCİ - Sayın Özdemir, lütfen, rica ediyorum. Bakın, şimdi, başka hatip, konuşmacılar da var, söz isteyenler de var.

NİMET ÖZDEMİR (İstanbul) - Tamam.

Bütün veterinerlik fakülteleri ve veterinerler dedi ki: "Ücretsiz kısırlaştıracağız." Bir kampanya başlatsaydık ya. Doğmaya engel olalım da doğmuş olanı yaşatalım. O gösterdiğiniz süslü barınakları bırakın. Ben yüzlercesinin içinde yaşıyorum, hepsi birbirinin...