KOMİSYON KONUŞMASI

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Aslında önemli bir konu. Tarım politikanızın bir parçası olarak sözleşmeli tarım dolayısıyla başta tütün fabrikaları olmak üzere şeker pancarı üretimi de aşağı yukarı kamuyla beraber özel sektörün egemenliğine geçmiş durumda. Şimdi yeni bir model getiriyoruz. Bugüne kadar, çiftçiler, bir, sözleşmeli; iki, sözleşme dışında ekim yapıyorlardı. Şimdi tamamen sözleşmeye tabi olacaklar anladığım kadarıyla.

Bu sözleşme sürecini şöyle bir değerlendirelim: İlk özelleştirmeler yapıldığında beş yıllık süre verilmişti şeker fabrikalarına. Beş yıl boyunca şeker alma zorunluluğu, ondan sonra istedikleri gibi başka bir amaca dönüştürebileceklerdi. Şimdi, Türkiye'de ortalama 2,6 milyon ton şeker üretiliyor. Bu A kotası, B kotası, C kotası olmak üzere 3 kotadan ibaret. Ama biz biliyoruz ki aynı zamanda Türkiye yakın tarih açısından artık dışarıdan şeker ithal eden, 2024'tü sanıyorum, o tarihte de aşırı şekilde şeker ihraç eden bir ülke hâline döndü ve 300 bin ton gibi bir şeker ithalatı bir yılda yapabilme durumuna gelmiş bir ülke.

Şöyle düşünelim: Şeker şirketleri enflasyondan dolayı, başka sebeplerden dolayı dışarıda ucuz şeker buldukları zaman diyelim ki yeterli miktarda kotaları doğrultusunda bir talepte bulunmadılar. Yani kısaca şöyle söyleyeyim: Ülkenin temel ihtiyacını elde edecek şeker kadar şeker pancarı üretimine dair bir alım ya da bir sözleşme yapmadılar. Ne yapacağız? Dolayısıyla ben şeker pancarı üretiminin sadece şirketlerin ve onların üretim alanlarında sınırlandırılmasını kesinlikle ve kesinlikle doğru bulmuyorum. Sözleşmeli tarım bir alternatif, bir üretim biçimi olabilir ama Türkiye şeker ihtiyacının temelini oluşturan stratejinin tam karşılığı asla ve asla olamaz; bu bir. İki: Öyle bölgeler var ki şeker pancarından gayrı yapabileceği çok fazla bir şey yok.

NEJLA DEMİR (Ağrı) - Ağrı.

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Örneğin Ağrı, örneğin Muş'un bir bölgesi, örneğin Yozgat, örneğin Tokat'ın bir bölgesi. Elbette arada bir yıl, iki yıl fire verebilir ya da münavebe uygulayabilir ama başka çaresi yok. O firma dedi ki: "Ben buradan bu kadar ürün alırım, başka almam, ekim yasak." Ne olacak o insanların hâli? Çiftçiler ne olacak? Bu kadar mı "özel sektör ve sözleşmeli tarım" denilen bu kavramın bu memleketin stratejik temel ürünlerine bir etkisi var? Kaldı ki şeker pancarı, yine benden daha iyi biliyorsunuz Sayın Başkan, sadece bir şeker değildir. Bugün biraz önce konuştuğumuz karbon salımı meselesinde 1 dönüm şeker pancarı 3 dönüm orman kadar karbon yutak alanıdır. İstihdam... Şeker pancarı üretildikten sonra, bir yıl sonra hububat ekiminde, özellikle buğday, arpada yüksek oranda toprağa fosfor bağladığı için verim artışı sağlayan, münavebenin temel bir ana unsurudur. Yine, alkol üretiminde kullanılan özel bir üründür. Aynı zamanda melas, enerji potansiyeli açısından hayvan yemi katkısı olarak kullanılır. Şimdi, siz bütün bunları bir kenara koyup bütün şeker pancarı üretimini, şeker üretimini şirketlere verin, ondan sonra deyin ki: "Nişasta bazlı üretimde yüzde 2,5 kotamız var." Ya, hangi arkadaş buna inanıyor? Bugün, yüzde 2'lik NBŞ, nişasta bazlı şeker kotası 35 bin ton yapar. 1 milyon ton Türkiye'de NBŞ üretiliyor, hepimiz akşama kadar NBŞ tüketiyoruz, hazır şeker pancarımız varken. Ne oluyor arkadaşlar? Sadece 400 bin ton Cargill üretiyor, diğer 5 fabrikayla beraber 1 milyon ton. Bütün ihracat değerlerini çıkarın, ne kadar ihraç ediliyor, ne kadar bu ülkenin insanına NBŞ yutturuluyor? Ne kadar? 35 bin ton resmî olarak bu ülkede üretilmesi ve tüketilmesi gereken NBŞ var, 35 bin ton. 1 milyon ton üretiliyor, yapmayın arkadaşlar ya, yapmayın. Tek başına şeker ve şeker pancarı ve şirketler olarak bakmayın meseleye, oradaki yerel dinamikler, topraklar, iklim, çiftçinin üretim biçimi, ülkenin ihtiyacı. O yüzden, sadece şeker pancarı meselesinin şirketlere ve sözleşmeli tarıma değil, özel bir madde konarak eğer yeterli talep, yeterli firma bu işin içine girmezse, sözleşme yeterli düzeyde sağlanmazsa... Ki kota belli, en az 2,5 milyon ton, 3 milyon ton şeker üretme kapasitemiz elbette var. Bunun dışında "Kamu kurumları, TÜRKŞEKER devreye girip bunu sağlamalıdır." diye özel bir madde ilave edilmesini talep ediyorum.

BAŞKAN VAHİT KİRİŞCİ - Teşekkür ediyorum Sayın Sarıbal.

NEJLA DEMİR (Ağrı) - Başkanım, müsaadenizle Orhan Bey'e bir şey sorabilir miyim?

BAŞKAN VAHİT KİRİŞCİ - Buyurun.

NEJLA DEMİR (Ağrı) - Az önce bir ithalat miktarı verdiniz ya, o acaba şeker pancarı şekeri mi, yoksa glikoz...

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Şeker pancarı, şeker pancarından elde edilen şekerden bahsediyorum. 2024'te ucuz kaldık diye elimizdeki şekeri hızlıca sattık, dünyada ucuz olduğu için daha sonra sürekli alıyoruz, bu sene 2025'te 300 bin ton aldık.