KOMİSYON KONUŞMASI

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Aslında çok önemli bir konu, Devlet Su İşleri meselesini de masaya yatırma ihtiyacı var, çok net konuşmak lazım. Gerçekten büyük bir bütçesi var ve Türkiye'nin en köklü kuruluşlarından ve çok da önemli bir kuruluş. İşte 75 milyon dönüm sulanabilir alandan bahsediyoruz. Gerçekten bunlar hangi tarihten itibaren böyle, güncel mi; onları bile bilmiyoruz ama konuşulanlardan 75 milyon dönüm alanımızın sulanabilir olduğunu anlıyoruz ama biz yaşadığımız alanlara bakıyoruz, kanaletler dağılmış, su istenilen yere gitmiyor, giden suyun çok büyük bir kısmı israf, boşa gidiyor, kanaletler darmadağın. Şimdi şöyle söylenebilir: "Ekonomik olarak gücümüz yok." Son bütçede en yüksek pay, tarımın yatırım paylarından bir tanesi Devlet Su İşlerine geçti. Burada tam yeri gelmişken Devlet Su İşleri yetkilisine şu soruyu sormak isterim: Tarımın bu kadar sorunu varken hâlâ eski tespitlere göre 85 milyon dönüm, yeni Bakanın açıkladığı yeni sulama tekniklerini devreye soktuğumuzda 110 milyon dönüm sulanabilir alanımız var iken, biz buralara kaynakları bulamıyor iken siz Ankara'nın merkezinde hangi gerekçeyle, nasıl bir ihtiyaç vardı ki -bedelinin ne olduğunu bilmediğim ama sorduğum- bu Genel Müdürlük binasını yaptınız, bunu bir kamuoyuna açıklayın.

İkincisi: Bursa merkez olmak üzere birçok yerde özellikle söylüyorum... Gülüyor olabilirsiniz, dikkat çekiyor, Bakanlık yetkilisisiniz, gülüyorsunuz ama bu, halkın parası. Ben çiftçiyim, su parası ödüyorum, hesabını soracağım, hizmet istiyorum, kanaletim günlerce bekliyor, tarlam su altında kalıyor; su geldiği için teşekkür ediyorum ama o suyu da elbette verdiğim bir bedelle alıyorum, kimsenin hayırla falan verdiği bir şey yok net bir şekilde.

Yine, Türkiye'de birçok baraj yapıldı; gölet barajı, su barajı, su göleti ama damla su yok. Bunları tahlil ediyor musunuz, inceliyor musunuz?

Yine, aynı şekilde, Bursa'da Hocaköy Barajı, Bursa'da yüzde 70'i tamamlanmış Karacabey'in içme suyunu sağlayacak baraj neden yıllardır bitirilemiyor? Oralara gelince para yok; binaya, menkule gelince para var. Hangi Devlet Su İşleri personeli sokakta kaldı? Hangi Devlet Su İşleri Kurumunun birimleri, personeli işini yaparken sokakta kaldı? Bir ilde nerede eksik alanınız var, yeriniz var? Bugün Türkiye'de en köklü yapısı olan, en geniş menkul ve menkul ağlarına sahip olan kuruluş Devlet Su İşleri; bu, çok kıymetli, çok da önemsiyoruz bunu. Bütün eleştirilerimiz daha iyi, daha verimli, daha rantabl ve kamu kaynaklarının daha iyi kullanılmasına dairdir. HES'ler yapılmıyor, GES'ler yapılmıyor. Ne yazık ki defalarca söyledik, sanıyorum Sayın Başkan da oradaydı, 2018 yılında birlikler yasası değiştirilirken, Devlet Su İşlerinden kayyum atanırken birliklere bunu söyledik. Bugün Türkiye'de sulama için kullanılan birçok enerji rahatlıkla GES'lerden elde edilebilir, Devlet Su İşleri bunu yapabilir. Bina yapıyor, takır takır yapıyor, para var, krallar gibi yapıyor. Helalühoş olsun, yapsın ama ben çiftçiyim, suyum gelmediği zaman sorarım; Urfa çiftçisi suyu gelmediği zaman sorar, Mardin çiftçisi suyu gelmediği zaman sorar, Trakya çiftçisi suyu gelmediği zaman sorar ama çiftçinin sahibi yok ki ancak parayı öder. Daha birkaç gün önce çiftçi ödeyemediği için gecikmeli, yüzde 100 farklı fiyatla parasının alınması için çaba sarf edildi.

Şimdi burada iki şey görüyorum, iki şey: Bir; ısrarla kayyum atayarak aldığınız birliklerin yetkilerinde diyorsunuz ki: "DSİ tarafından işletilebileceği gibi işletme bakım ve yönetim sorumluluğu gerçek ve tüzel kişilere de devredilebilir." Sayın Başkan, 2016 yılında Birleşmiş Milletlerin Türkiye'deki su yönetimine dair Türkiye Hükûmetine bir direktifi var, bir raporu var, o rapor Türkiye'de suyun nasıl ticarileşeceğinin yolunu göstermektedir. Önce yapıların kontrol altına alınması, bir elden yönetilmesi ve oradan istediğiniz gibi kararların çıkarılması sağlanmalıdır. Şu anda bu madde bunu görmezden gelinen ya da az görünen devlet su işleri tarafından ne diyor? "Su yapıları, Devlet Su İşleri tarafından inşa edilen veya devralınan su yapıları doğrudan DSİ tarafından işletilebildiği gibi, işletme, bakım ve yönetim sorumluluğu gerçek ve tüzel kişilere devredilebilmektedir." Peki, neden sulama birliklerinden aldık Sayın Başkan? Bakanlık yetkilileri, Devlet Su İşleri yetkilileri, neden aldık? Neden şimdi özel ve tüzel kişilere veriyoruz? Suyun açıkça özelleştirilmesinin yolunu açan bir maddedir, açık. Gizlenmiştir, çok zor görünüyor ama oradadır. Ne yazık ki yani bunları çok üzülerek söylüyorum. Gıda meselesi, tarım meselesi, gübre meselesi, su meselesi. Siz çok iyi biliyorsunuz Sayın Başkan, mesleğimizden geliyorsunuz ve önemli bir kişiliksiniz en azından bizi anlamak açısından. Su olmadan toprağınız ne olursa olsun yeterli üretim elde edemezsiniz. Ve biz sularımızı o kadar kötü kullanıyoruz. Bugünlerde çok konuşulan tarım kesimi suları kullanıyor, yüzde 70. Hangi gerekçe, hangi veri? Yıllardır yapıyoruz. Dedem tarımcıydı, babam tarımcıydı, ben tarımcıydım ama biz sularımızın Bursa da kesildiğini 70'den sonra, 80'ten sonra Bursa'da sanayileşmeye başladığından itibaren gördük. Geçmişte tarım yapılmıyor muydu? Geçmişte sulama yapılmıyor muydu? Bugün Türkiye'deki açık su kanalları ve su göletlerinde buharlaşma oranı yüzde 30. Ne yapıyorsunuz buna karşılık? Hatta geçen yıl bazı yerlerde yüzde 40. Ne yaptınız bugüne kadar? Peki, tarla içi sulama sistemine dair Ziraat Bankası bir çaba gösterdi ama yetmez. Devlet Su İşleri ve kamu kaynakları olarak neden hâlâ biz sadece yüzde 20'lerdeyiz? Tarla içi sulamalarda mini sprink, sprink, basınçlı sistem, damla sistemine hâlâ geçmemişiz. Bu, çiftçinin suçu mudur? Sanayici ağzını açıyor, çiftçi suyu kullanıyor. Kentteki tüketici ağzını açıyor, çiftçi yüzde 70 kullanıyormuş. Ya, çiftçi sınırlı sorumlu olarak senenin belirli zamanlarında su kullanır. Evet, doğrudur, ama o suyu doğru, verimli, amacına uygun kullanabilmesi ve en az uygun şekilde kullanabilmesinin yolu eğitimden geçer, bilgiden geçer, yatırımdan geçer.

AYHAN BARUT (Adana) - Bir de destekten geçer.

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Bir de destekten, tabii, asıl olan, destekten geçer arkadaşlar. Ben damlama sulama yapıyorum, yanı başımdaki salma sulama yapıyor. Dolayısıyla bu bir politika meselesidir, Sayın Başkan, bir siyasi meseledir.

BAŞKAN VAHİT KİRİŞCİ - Teşekkür ederim.

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Dolayısıyla burada Devlet Su İşlerine çok büyük sorumluluk düşmektedir. 2026 bütçesinde çok özel bir kaynak ayrılmıştır ama lütfen, personelimi saygıyla selamlıyorum, emeklerine hiç itiraz etmiyorum ama arkadaşlar, konforlu odalarda oturmak yerine bu halkın, bu ülkenin su meselesini, üretim meselesini çözelim.

BAŞKAN VAHİT KİRİŞCİ - Teşekkür ederim.

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Bugüne kadar hiç konuşmadım ama bundan sonra nereye gidersem gideyim Devlet Su İşlerinin bina yatırımına dair bir tutumum olacak, bunu söyleyeceğim çünkü ben tarlamda susuzsam, ben tarlamda yeterli suya sahip değilsem, tarlaların sorunları dururken, kanaletlerin sorunları dururken -bunu gerçekten canım acıyarak söylüyorum- bunu yapmayı doğru bulmuyorum, kaynakların aktarılması olarak görüyorum. O inşaatı kim yaptı? O inşaatın müteahhidi kim? O paraları kim ödedi? Ve öbür türlü de belediyelere verilen yükler arkadaşlar.

Sayın Başkanım, son, o ikinci bölüme yeni geçtim.

BAŞKAN VAHİT KİRİŞCİ - Pardon?

ORHAN SARIBAL (Bursa) - 2'nci madde olarak söylemiştim Sayın Başkan, iki şey söylemiştim.

BAŞKAN VAHİT KİRİŞCİ - Deminden beri söyledikleriniz...

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Hayır Başkanım, lütfen, Sayın Başkan, bakın...

BAŞKAN VAHİT KİRİŞCİ - Daha 2 söz talebi var, biraz hızlı olsun lütfen, biraz hızlı olsun.

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Bence, bakın, çok şey söylenebilir ama bu madde, Devlet Su İşleri maddesi Türkiye tarımının...

Türkiye'nin sadece tarımı değil, Devlet Su İşlerinin sorumluluk alanında olan içme sularımız, sulama sularımız, yer altı sularımız, değerli arkadaşlar, Devlet Su İşleri yetkilileri; yer altı su kaynakları sınırsız mıdır? 6 metredeydi, 18 metre; 18 metredeydi, 30 metre; 30 metredeydi, 50 metre; 50 metredeydi, 100 metre; 100 metredeydi 200 metre; doğuda 600 metre; sınırı yok mu arkadaşlar bunun, bu sınırsız bir varlık mı, sınırsız bir kaynak mı?

Bursa'da 1990'lı, 2000'li yılların başında Devlet Su İşlerinin yer altı su kaynaklarıyla ilgili "Artık kullanılamaz." dediği, yasak verdiği bir dönemde ne olduysa 2006-2007 yıllarında yeni bir analiz yapıldı. "Biz alttaki suyu eksik ölçmüşüz, su çok fazla..." Binlerce kuyuya izin verildi, arkadaşlar.

Bakın, orada alınan kararları, arayın, Bursa Devlet Su İşleri 14'üncü Bölge Müdürlüğünü arayın, sorun. Söylemeyelim mi? Konuşmayalım mı? Bu sene birçok yerde sular kesildi, arkadaşlar. "Pamukta bir kere su verebiliriz." denildi, "Mısır ekilemez." denildi. Elbette doğru, itiraz yok, koşullar onu gerektiriyor ama bu koşullara getiren bir tarihsel süreç var ve biz o süreci hep beraber paylaşmak zorundayız. "Belediyelere verelim." İnsanlar ölüyor, çocuklar havuzlara giriyorlar, büyük tazminatlar çıkıyor, "Devlet Su İşleri ödemesin, belediyeler ödesin." Nasıl ödeyecekler arkadaşlar? Parayı siz topluyorsunuz. Sulama birliği başkanları kendi ellerini taşın altına koymuşlardı, birçok parayı da toplayamıyorlardı, çiftçiyi de kolay kolay hacze veremiyorlardı. Siz şu anda Devlet Su İşleri olarak sulama birliklerinin topladığı paranın 5 katını topluyorsunuz, icraya da veriyorsunuz, her türlü cezai müeyyideyi de uyguluyorsunuz. Niye aynı hizmeti veremiyorsunuz, neden, niçin?

Reddediyoruz maddeyi.