KOMİSYON KONUŞMASI

SÜMEYYE BOZ (Muş) - Ben de öncelikle bütün arkadaşları selamlıyorum, Sayın Başkan, sizi de.

Geneli üzerinde söz kuracağız ama öncesinden şimdiye kadar yapılan değerlendirmelerin hepsinin bir kez daha dikkate alınması gerektiğini özellikle hatırlatıyorum. Çünkü bu geneli üzerine yapılan görüşmelerden sonra maddelere geçmeden maddelerde ilgili maddeleri de kapsayan, onlarla ilişkili olan sivil toplum kuruluşlarını belki çağrı buradan biz vekiller aracılığıyla yapılır. O maddelerde görüşme yapılırken ilgili kurumlar, STK'lar da burada hazır bulunanlar dışında onlarla da bir görüşme yapılır yani o yüzden, bugün belki geneli üzerine yapılan görüşmelerin tamamlanması, ancak maddelere geçim konusunda biraz daha beklenmesi faydalı olabilir. Maddeler üzerine teker teker madde görüşmeleri yapılırken o maddeleri bağlayan, ilgilenen, onlarla, görüşlerin alınması gerekli olan kurumlarla ve sivil toplum kuruluşlarıyla davet üzerinden de ya da onların da bilgilendirilmesiyle ve onların başvurularıyla onları dinlemekte gerekli olabilir diye düşünüyorum. Bu yüzden, bugün sadece geneli üzerinde görüşmeyi teklif ediyorum, maddelere daha sonra geçilmesi şu an bizim tarafımızdan gelen önerilerden biri olarak değerlendirilsin lütfen.

Geneli üzerinde değerlendirmelere geçerken, aslında teklifin tamamı birçok konuyu bağlıyor, sizin de dediğiniz gibi birçok Bakanlığı ilgilendiren konular var. Aslında biz üç yıllık bu yasama süreci içerisinde hem bütçe görüşmelerinde hem de komisyon çalışmalarında böyle girift çalışma alanlarında mutlaka protokollerin imzalanması gerektiği ve çalışmaların bu kadar kesiştiği noktalarda tek yönlü bir çalışmanın olmaması gerektiğini hep dile getirdik. Bugünkü bu Komisyon çalışmasında bu protokoller ve girift çalışma alanlarıyla ilgili bir değerlendirme yapılır ve sonuç alıcı bir şeye dönüşebilir diye umuyorum. Metnin genelinde bir hak temelli olduğu iddiası var ama düzenlemelere baktığımızda bunun çok da öyle olmadığını görüyoruz. Sosyal destekler güvence altına alınmış haklar olarak görünmüyor, idarenin takdirine bağlı koşulu yardımlar olarak kurgulanıyor. Bu hak temelli bir sistemde baktığımızda burada bir yardım almaktan bahsedilmez ama insanlar haklarını kullanır fakat burada bir hak kullanımından ziyade bir yardım meselesi söz konusu. Bu ise bireyi talep eden ve denetlenen bir konuma itiyor hâliyle, bunun da açıkçası sakıncalı bir durum olduğunu ifade etmek gerekiyor. Bu yüzden de kurulan yapı bir hak rejiminden öte, bir hak sisteminden öte yardımı ve kontrolü bir rejime dönüştüren bir yaklaşım söz konusu ve aynı çarpıklığı biz biraz da sosyal devlet anlayışını da görüyoruz yani sosyal devlet anlayışından ne anlaşıldığı ve bunun üzerine nasıl bir yaklaşım sergilendiğini görüyoruz.

Ailenin güçlendirilmesi deniliyor ama gerçekte olanlara baktığımızda kamusal bakım geri çekiliyor, sosyal hizmet yükü yeniden aileye bırakılıyor yani kurumlar yapılması gereken sorumlulukları aslında ailelere ve ebeveynlere devrediyor; bu da sıkıntılı bir yaklaşım. Bu, güçlendirme değil aslında sorumluluğun görünmez bir şekilde devredilmesini ortaya çıkarmış oluyor ve burada yükün de kimin üzerinde biriktiğini hepimiz biliyoruz, kadınların üzerine birikiyor.

Sosyal hizmetlerin de güçlendirileceğine dair söylemler var ama metinde öne çıkan meselelerin, başlığın içerisinde merkezî izleme sistemleri, veri toplama ve denetim mekanizmaları var. Yani bunlar bir güçlendirme olarak değil aslında sistemin kontrol kapasitesini, kontrol mekanizmasını nasıl genişlettiğini, nasıl büyüttüğünü daha çok gözler önüne getiren bir mesele. Sosyal hizmet dediğimiz şey güvenle çalışır ancak burada güvenden ziyade bir denetim, bir kontrol meselesi var ve bu gözetimi de büyüten bir durum var; bu açıdan sakıncalı bulduğumu bir kez daha hatırlatmak istiyorum.

Çocuğu koruma alanına da benzer yaklaşımlar var. Çocuk Komisyonumuzun da bu konuyla ilgili yaptığı çalışmalar var, onu da sizlerle paylaşacağız, hatta Çocuk Komisyonu üyemizin de size aktarımları gerçekleşecek ancak ana başlıklardan şunu ifade etmek istiyorum: Çocuğu güçlendiren bir sistem yerine aslında çocuğu kategorize eden bir yaklaşım söz konusu. Kategorize eden diyoruz çünkü suça sürüklenen çocuk, risk altındaki çocuk, korunmaya muhtaç çocuk, refakatsiz çocuk, mağdur çocuk gibi gibi gibi aslında birçok tanımlamalarla çocuğun artık hak sahibi bir birey olmaktan ziyade bir durum ya da problem başlığı altında şekillenen bir nesneye dönüştüğünü görüyoruz. Yani bu tanımlamanın bile aslında sorunlu olduğunu ifade etmek gerekiyor. Yani çocuklar kategorize edilen, izlenen, risk olarak tanımlanan bir özneye dönüştürülüyor. Koruma söylemi var ama yaklaşım hakikaten biraz daha detaylı incelenmesi gereken, pedagojik açıdan lisansını ve akreditasyonunu tamamlamış kişiler tarafından, uzmanlar tarafından da bu konunun bir kez daha değerlendirilmesi ve fikir alınması gerektiğini söylemek gerekiyor çünkü hak temelli olmaktan ziyade müdahale ve kontrol mekanizması söz konusu.

Dijital alanlara geldiğimizde de bu çizginin bir şekilde devam ettiğini görmek mümkün. Çocukları koruma gerekçesiyle ifade ediliyor ama içeriklere çok hızlı bir müdahale, platformlara geniş sorumluluklar, veri ve kontrol mekanizmaları getiriyor. Burada yalnızca koruma değil aslında alanın denetim altına alınması söz konusu. Özgür ifade ve iletişimin alanı olmaktan çıkarılan bir duruma da dönüşüyor ve düzenleme, izlenen ve müdahale edilen bir alana da ne yazık ki zemin hazırlıyor.

Yani bu hâliyle bu teklif sosyal politikayı güçlendiren bir durum değil, onu yeniden tanımlayan, kendine göre tanımlayan, kendi bulunduğu politik hatta ya da kendi bulunduğu anlayışa göre yeniden düzenleyen bir çerçeve sunuyor bize. Yoksulluğu ortadan kaldırmayan ama eşitsizliği de azaltmayan ama sistemi kontrol altında tutan bir yaklaşımı var. Sosyal devlet diliyle yazıldığını iddia eden, bu akılla olduğunu iddia eden ama aslında sosyal devlet anlayışını tamamen geri çeken bir tutum var. "Hak" deniyor, hak yok, "destek" deniyor ama yoksulluk çözülmüyor, "koruma" deniyor ama insanlar izleniyor yani devlet sorumluluğunu azaltıyor ve bunu ise aile ve çocuk üzerinden kurguluyor.

Sonuç çok net açıkçası bizim açımızdan. Hak yerine yardım, güvence yerine denetim, eşitlik yerine yönetilen bir yoksulluk var. Bu anlamda baktığımızda, genel anlamda bu teklifin sorunlu olduğunu ifade etmek istiyorum.

Başta yaptığım öneriyi bir kez daha hatırlatarak genel görüşmelerle bugünün tamamlanmasını öneriyorum.