| Komisyon Adı | : | (10/1912,3375,3376,3377,3378,3379) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | RTÜK ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu temsilcilerinin yaptıkları sunumlara ilişkin görüşme |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 03 .03.2026 |
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Çok teşekkürler.
Benim hazırladığım bazı sorular var ama sayın vekilimize katılıyorum, mesela Ahmet Minguzzi'nin hadisesinde çocuğun pazar görüntüleri, ailenin o kadar isyanlarına rağmen, acı çekmesine rağmen tekrar tekrar gösterildi yani hâlâ da gösterilmeye devam ediyor. Bu konuda bir hassasiyet lazım. Hem de şiddeti normalleştiren bir şey yani gerçekten sansürü hak eden bazı görüntüler tekrar tekrar haberlerde olunca sanki bu şey masumlaşmış gibi oluyor. Ben de aynı şekilde düşünüyorum.
Bilgi Teknolojileri Kurumumuz için benim hazırladığım sorular: Çocukların suça sürüklenmesine zemin hazırlayan dijital içerikleri nasıl tanımlıyorsunuz; böyle bir suç, içerik tanımı var mı? Sizce yasal olarak yapılmalı mı? Mevcut mevzuat çerçevesinde suça teşvik, şiddetin özendirilmesi veya çeteleşmeye yönlendirme gibi içerikleri tespit etmede, tanımlamada karşılaştığınız temel zorluklar nelerdir?
İkinci olarak; TikTok, Telegram, Discord gibi platformlarda kapalı gruplar üzerinden yürütülen yasa dışı faaliyetlerde BTK'nin müdahale kapasitesi nedir? Özellikle uçtan uca şifreli platformlar bakımından hangi hukuki ve teknik sınırlamalar söz konusudur? Bu platformlara BTK nasıl müdahale ediyor?
Üçüncü olarak; çocukların yoğun bulunduğu platformlar için özel bir risk izleme veya erken uyarı mekanizması var mı? Mesela Telegram'da çok örgütlendiklerini duyuyoruz yani orada âdeta suçlu pazarları varmış; işte "Şu kadara şu suçu işleyecek, şu yaş aralığında kişiyi arıyorum." gibi. Bununla ilgili bir erken uyarı ve izleme mekanizmanız var mı? Türkiye'de var olan platformların böyle izleme sistemleri kurma zorunluluğu hakkında ne düşünüyorsunuz? Eğer yoksa böyle bir model, böyle bir modele ihtiyaç olduğunu düşünüyor musunuz?
Algoritmaların çocukları daha radikal, şiddet içerikli veya yasa dışı içeriklere yönlendirmesi konusunda bir denetim mekanizması var mı? Bundan da çok şikâyet duyuyorum. Geçen burada olan Ayşe Keşir Vekilimiz mesela algoritmaların özellikle çocukları böyle depresyona, işte, hayattan böyle bir bıkmaya falan yönlendiren içerikler olduğunu ve onlara yönlendirdiğine dair somut veriler paylaşmıştı; daha doğrusu, somut kendi gözlemlerini de paylaşmıştı.
RTÜK'le ilgili de soracağım bazı sorular var: Şiddet içerikli diziler ve suç temalı yapımların çocuklar üzerindeki etkilerine ilişkin Türkiye ölçeğinde elimizde bilimsel veri var mı? Bu konuda etki analizi yapılıyor mu? Bunu merak ettim.
Akran zorbalığı ve çeteleşmeyi normalleştiren veya özendiren içerikler için özel bir izleme kategoriniz bulunuyor mu? Bu konuda somut yaptırımlarınız neler?
Suç işleyen karakterlerin kahramanlaştırılması veya romantize edilmesi konusunda bir içerik uygunluk değerlendirme kriteriniz var mı? Çünkü -Sayın Selcan Vekilimizin de söylediği gibi- mesela bunları önlemek misyonlarınızın arasında fakat bazen işte, ceza alan şeyler gördüğümüz gibi, bazılarının da devam ettiğini görüyoruz. Nasıl bir kritere göre bunun seçimi yapılıyor?
Dijital yayıncılık, internet üzerinden yayın yapan platformları denetim kapasitesi bakımından RTÜK açısından yani bu platformları, dijital yayıncılığı denetim kapasitesi bakımından RTÜK açısından durum nedir? Bu platformlar yeni risk alanları oluşturuyor mu? Sizin buradaki denetim kapasiteniz de önemli.
Bir de şunu sormak istiyorum ben, sanırım BTK oluyor bunun da muhatabı: Mesela benim başıma geliyor, artık vazgeçtim çünkü bir bariyer oluyor. Şöyle ki: Diyelim ki sosyal medyada bir tehdide ya da ağır bir hakarete maruz kaldığım çok oluyor. Şu anda yaptığım tek şey sessize alıp, engelleyip yanıtı sil seçeneği çünkü bununla ilgili bir yasal prosedür gerekiyor yani bence açtığımda derhâl o şey başlamalı fakat işte, suç duyurusunda bulun... Yani bir bariyer algısı inşa edilmiş, bir bariyer inşa edilmiş; algısı değil, direkt bariyer var, olgu bu. Yani ben milletvekili olarak uğraşamıyorsam sade vatandaş ne yapıyor bilmiyorum çünkü birkaç kez bu yolu denedim, suç duyurusunda bulundum, hiç netice de alamadım fakat bariz hakaret, küfür, tehdit olabiliyor. Hatta şöyle bir şeye de rastladım, birinin birine yazdığı, işte "Seni mahkemeye vereceğim..." Bu da SSÇ'yle ilgili olduğu için onu da söylemek isterim. SSÇ diyor ki: "Ben 18 yaşından küçüğüm yani istersen ver." Yani suça sürüklenen çocuklarla ilgili de buralarda bazı yaptırımlar olmalı mı, var mı? Bir de bu bariyer algısı hakkında ya da bariyer hakkında siz ne düşünüyorsunuz? Bunun daha kolay bir yolu olmalı mı? Yani niçin ben uğraşmalıyım bunun için? Yani çok ağır bir küfre, hakarete, tehdide maruz kalıyorum ve gerçekten umudum olmadığı için "Ne yapayım?" diyorum, dediğim gibi, engelliyorum. Bunun daha pratik bir mekanizmasının olması, arada mahkemelerle, savcılarla, suç duyurularıyla uğraşmayacağımız bir mekanizmasının olmasını ve hızlı olması gerektiğini düşünüyorum. Hatta bunun belki de benim ihbarıma bile dayanmadan, belki yapay zekâ böyle -ne derler- "monitoring" yapsa, sizi direkt bulsa ve imha etse, yerinde imha etse yani o içeriği. Bunun da hayalini kuruyorum. Böyle bir şey mümkün mü ayrıca?
Çok teşekkür ederek mikrofonu size uzatıyoruz.