| Komisyon Adı | : | (10/1912,3375,3376,3377,3378,3379) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | Komisyon Başkanı Müşerref Pervin Tuba Durgut'un, Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu'nun yaptığı açıklamasında geçen bazı ifadelerine ilişkin açıklaması |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 26 .02.2026 |
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - "Usul tartışması" deyince ben de Komisyonumuzun daha önce...
AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Komisyonun usulü...
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Yok, metodolojik bir tartışma algıladım. O yüzden, gelen misafirlerimizi çok bekletmemek adına sonunda yapalım demiştim ama biraz daha esasa yönelik...
AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Komisyonun işleyişiyle ilgili...
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Şimdi, şöyle: Öncelikle Sayın Adalet Bakanımızın ben bu konudaki olgunlaşmış fikrini bilmiyorum fakat Türkiye'de şunu çok tartışıyoruz hatta İstanbul Barosundan bile, mesela, mağdur aileleri ziyaret eden baro başkanları ki İstanbul Barosu sizinle çok paralel düşünüyor bu konuda, cezaların artırılmaması konusunda...
AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Biz "Artırmayalım." demiyoruz yani direkt hüküm veriliyor. Açıklamaları ne olur okuyun yani Komisyon yok sayılıyor.
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Aysu Hanım, okuyacağım. Lütfen, size cevap vereyim, ondan sonra...
AYSU BANKOĞLU (Bartın) - "Cezaları artıracağız, tamamını yatacaklar. Arkadaşlarıma talimat verdim." Yani yakışır değil.
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Bakın, şu mana da çıkıyor olabilir yani mesela buradaki hocalarımız da şunu dediler: "Türkiye'de aslında cezalar yeterli ama infaz sisteminde bir sıkıntı var."
AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Ben Akın Gürlek'in fikrini eleştirmiyorum yani o bunu yapamaz.
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Yok, ben sizi anladım ama lütfen müsaade edin de cevap vereyim.
AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Kusura bakmayın.
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Şöyle: Mesela, yirmi dört sene ceza alan bir kişi çocuksa şayet, 12-15 yaş aralığındaysa farklı, 15-18 yaş aralığındaysa farklı bir cezaya tabi tutuluyor ve bu hem kamuoyu vicdanını çok yaralıyor hem de mağdur ailelerini yaralıyor. Yani düşünün ki sizin evladınız gündüz gözüyle bir çete tarafından -Allah muhafaza- korkunç bir şekilde katledilmiş fakat yirmi dört sene alacak ama eğitimevleri de zaten açık cezaevi formatında yani suçun mahiyetine bakmadan çok az bir süreyi, infaz sistemine göre çok az bir süreyi cezaevinde geçirecek. Atlas evladımız çok yakın zamanda katledildi, faili 14 yaşında, inanın, üç dört sene gibi bir cezaya çarptırılacak ya da Edirne'de Gülden Coni -bugün ben babasıyla konuştum- bir tarafıyla bir kadın cinayeti, 16 yaşında genç kız, korkunç bir şekilde akranı tarafından delik deşik edilerek öldürülüyor yani çok az bir ceza alacak. Dolayısıyla infaz sisteminden kaynaklanan bir cezasızlık algısını besliyor. Bu Komisyonun en başından beri -hem iktidar vekilleri hem muhalefet vekilleri, parti ayırmaksızın söylüyorum- buradaki herkesin niyetinin çok iyi olduğunu, çocukları korumak olduğunu ve önleyici, rehabilite edici mekanizmaları güçlendirmek olduğunu yani burada çocuklar gibi kutsal bir konuda hemfikir olduğumuzu görüyorum. Ayrıldığımız bir iki nokta olabilir, o da ağır suçlarda yani korkunç, hiçbir tahrik olmadan, durup dururken vahşice işlenmiş bir cinayetin cezası olarak yirmi dört yıl bile az bana göre, açık söyleyeyim, isterseniz kıyameti koparın, ben bunu açık fikrim olarak beyan ediyorum, hocalara da söylüyorum. Çünkü bir çocuk mezarın altına girdiyse işte onu da vahşice öldüren, hiçbir sebep yokken... Bakın, şu olabilir: Diyelim ki birisi kız kardeşine sarkıntılık etmiştir, tacizde bulunmuştur, diğeri de ağır tahrik altında öldürmeyi planlamadan, belki cana kastetmeyi planlamadan bir cinayetle bile sonuçlanmış olabilir fakat önümüze çok elim tablolar çıkıyor, sadece bizim önümüze çıkmıyor Aysu Hanım; inanın, dünya da tartışıyor. Neden biliyor musunuz? Önümüzdeki hafta BTK Siber Suçlar Dairesi falan da gelecek çünkü inanın, suçun mahiyeti değişiyor dünyada da Türkiye'de de fakat şu konuda sizinle hemfikirim: Bence buradan bilimsel zemine dayanan, tamamen bilimsel temelli müstakil bir çocuk paketi çıkmalı yani bir yargı paketinin arasına dercedilmiş bir şeyden ziyade, tamamen önleyici, rehabilite edici, belki diversiyon sisteminin tartışıldığı, hafif suçlarda adli sistemden çocuğu tamamen arındıran, hiçbir şekilde onu etiketlemeyi, stigmatize etmeyen, çocuğu koruyan, aileyi güçlendiren, risk faktörlerine birer birer müdahale eden yani sizin dediğiniz gibi, önlemeden, koruyucu mekanizmalara tamamen işlerlik kazandırmadan... Elbette ki eksik, aksayan bir şeyler var ki bu değişen çağa da uyum sağlamaya çalışıyoruz değişen suç mahiyetlerini de göz önünde bulundurarak ama şu konuda hemfikiriz: Bence de tamamen bilimsel temelli, müstakil bir çocuk paketi olmalı, önleme ve rehabilitasyon ayakları çok iyi tanımlanmalı, kurumlar arası koordinasyonda gördüğümüz eksiklikler kesinlikle yapılandırılmalı ve eksikliklere yasal yaptırımlar getirilmeli. Bazen ailenin çok büyük ihmalleri oluyor, aileye de yaptırım uygulanmalı fakat bu demek değil ki biz çocuklarımızı çok örseleyelim, suçlayalım, bir yerlere hapsedelim, öyle bir niyeti kimsenin yok burada, ne muhalefetin ne iktidarın ama sizin kaygınızı anlıyorum, Sayın Bakanımızın belki şöyle bir şeyi olabilir: Bakanlık makamına yeni geldiği için herkes tabii ki mikrofon uzatıyor, bu da çok gündemde bir mesele, kamuoyunu çok meşgul eden bir mesele olduğu için kişisel fikrini söylemiş olabilir ama hani burada bizim duruşumuz nettir, ben de şahsen duruşumu açıkça söylüyorum. Yani bir çocuğu delik deşik edecek kadar bir cinayeti de ben... Çünkü şunu açıkça söylüyorum: Çocukları korumak, topluma kazandırmak, suçu önlemek yargının bir fonksiyonuysa kamuda adalet duygusunu tesis etmek de ikinci fonksiyonudur çünkü aksi takdirde, o tesis etmediğiniz adaleti tesis etmek üzere başka mekanizmalar aramak yoluna gidebilir aileler. Ne yapacak? Allah muhafaza, bizim başımıza gelse ne diyeceğiz? "Böyle gitsin, iki üç sene kalsın, sonra çıksın." Burada bunu diyecek bir aile varsa, bir anne-baba varsa buyursun desin, "Benim evladıma olsaydı, iki üç sene yatıp ondan sonra çıkmasına razı olurum." diyen bir kişi varsa buyursun desin.
MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Kerem Kınık'ın ailesi söyledi yalnız.
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Bu çok farklı bir şey, hakikaten farklı bir şey yani şu anda bir kere...
AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Sayın Başkan, yani ceza verip verilmeme değil konumuz. Ben bitirmenizi bekliyorum.
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Çok rica ediyorum, konuya odaklanalım. Bakın, o meseleyi de o aileyi de takip ediyorum ben. O ailenin de mağduriyetini takip ediyorum, annesiyle ben tanıştım, bilmiyorum siz tanıştınız mı?
MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Ama orada neler devreye girdi acaba?
AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Sayın Başkan, ben farklı bir şeyden bahsettim.
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Konuyu dağıtmayalım da Allah rızası için çocukların üstün yararını konuşalım. Yani gerçekten bence burada siyaset yapmayalım, herkes fikrini açıkça söylesin.
AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Bitirince bir cümle söyleyeceğim.
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Bu biraz usulden ziyade esasa yönelik bir tartışma oldu.
AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Değil, tamamen Komisyonun işlevi ve önemine ilişkin...
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Yani ben bu konuda açık ve netim.
AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Ben müsaadenizle bir cümle söyleyeyim, tutanaklara geçsin.
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Yani bence de geçsin. Buraya mağdur aileler gelince onları da dinleyeceğiz, inanın çok farklı bir boyutu var bu meselenin.
AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Size cevap vermeyeceğim, tutanaklara geçsin, sonra da kapatacağım, bir cümle.
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Buyurun lütfen.