| Komisyon Adı | : | (10/1912,3375,3376,3377,3378,3379) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | Komisyon Başkanı Müşerref Pervin Tuba Durgut'un, video konferans sistemiyle Almanya'dan sunum yapacak olan Uzman Pedagog ve Sosyal Çalışmacı Haluk Kaya'nın çalışmalarına ilişkin açıklaması |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 26 .02.2026 |
RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ DOÇ. DR. OZAN SELÇUK - Teşekkür ederim.
Sayın Komisyon Başkanım, Saygıdeğer Komisyon üyesi vekillerimiz; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Ben Ozan Selçuk. Heyecanımı biraz mazur görün, ilk kez böyle bir ortamda bulunuyorum. Daha önce sayısız sunum yaptım ama burada, milletin evinde çok farklı oluyor. Bu fırsatı tanıdığınız için de ayrıca teşekkür ederim.
Bugün sizlerle ABD ve İngiltere örneğinde suça sürüklenen çocuklarla ilgili bilgi paylaşmaya çalışacağım. Sunumu birazcık kompakt tutmaya çalıştım ancak eğer soru-cevap kısmı olursa orada da süreci daha detaylı tartışabiliriz.
Burada aslında ilk olarak, bir suç işlendiğinde cezalandırma yapmak mı önemli yoksa iyileştirmek mi önemli sorusuna cevap aramak gerekiyor. Bu sorunun cevabı zaten Komisyonun da çalışma alanını oluşturuyor esasında.
Bizler şu an temel felsefe ve yaklaşımlara bakacak olursak, özellikle ABD'deki hükûmet sistemi bizlerin alışık olduğu sistemden çok farklı; bir eyalet sistemi var, her eyaletin kendi kanunları var, bir de tabii, Federal Meclis var. Federal Meclis çerçeveyi belirler ancak eyaletler kendi kurallarını bu noktada değiştirebilirler, farklı yapabilirler; federal kanuna aykırı olmayacak şekilde bir alanları var.
İngiltere'ye bakacak olursak, İngiltere'de de ülkemize benzer biçimde önce çocuk ilkesiyle, bizde de kanunumuzda yer alan çocuğun yüksek yararı ilkesiyle benzeşen bir yön var. Burada İngiltere özelinde, özellikle suça sürüklenen bir çocuk olduğunda gençlik suç kurulları karşımıza çıkıyor. Gençlik suç kurulları uzman bir ekip bir araya gelerek oluşuyor. Burada polis eğitimci yani pedagog, sağlık ve sosyal hizmet uzmanı aynı ofiste birlikte çalışmakta. Burada çocuğu suçlu değil desteğe muhtaç bir birey olarak ele alıyorlar. Tabii, bu sistem kâğıt üzerinde çok ideal bir sistem, gençlik suç kurullarının yer alması çocukları doğrudan soruşturma, kovuşturma sürecine almadan burada karar verici mekanizma olması açısından güzel ancak yapılan araştırmalarda maddi kaynakların ve personel yetersizliğinin olmasından dolayı İngiltere'de bu yapı maalesef tıkanıyor; bu, 2020'de yapılan bir araştırmada ortaya çıktı.
ABD'ye bakacak olursak, ABD'de de karmaşık bir yapı var yani bizler için anlaması çok zor ancak ABD'de de birazcık daha koruma ve adalet kısmı birbirinden ayrı iki sistem olarak ilerlemekte. Bildiğiniz üzere, ülkemizde çocuk koruma ve çocuk adalet sistemi aynı 5395 sayılı Kanun'un içerisinde tanımlanmış, o yüzden ABD'yle böyle bir farklılık var. Ülkemizden farklı olarak bu sistemin birbirinden ayrı olması yapılan çalışmalarda çocuğun doğrudan ceza sistemine girmesine yol açıyor ve ayrıca eyalet sisteminin olması da eyaletler arası derin eşitsizliği ortaya çıkarıyor, bunu birazdan açacağım. Ülkemizde de üniter yapının olması vesilesiyle de kanunlar ülkenin her tarafında aynı şekilde uygulanmakta. Dolayısıyla burada uygulama açısından baktığımızda, Türkiye ile İngiltere arasında bir yakınlık durumu görebiliyoruz.
Ceza ehliyeti yaşı... Evet, bu en çok tartışılan konulardan bir tanesi. Düşük mü olmalı yoksa yaş yükseltilmeli mi, bu konuda çokça araştırma var. ABD'ye baktığımızda karmaşık, birazdan eyaletler bazında göstereceğim sizlere. İngiltere'de ceza ehliyet yaşı 10, ülkemizde ise 12. Bu ne demek? İngiltere'de 10 yaş altında bir çocuk kesinlikle ceza ehliyeti sorumluluğu olmadığı için herhangi bir ceza sürecine dâhil olmuyor ancak tabii ki koruma sürecine dâhil oluyor. Amerika'da özellikle karmaşık olmasının sebebi, dediğim gibi eyaletler arasındaki farklılıklar. Burada 7 yaşında da çocukların ceza ehliyeti olabiliyor, hatta 27 eyalette minimum bir yaş sınırı yok, bu da 6 ya da 7 yaşındaki bir çocuğun bile suç işlediğinde, suça sürüklendiğinde ceza alabileceği anlamına geliyor.
Şimdi, bu reform süreçlerine bakacak olursak, İskoçya'da ceza ehliyeti yaşı 8'di ve bu, 2015 yılında 12'ye yükseltildi. Ancak bu yükseltmeden sonra yapılan araştırmalarda suç oranlarında bir değişiklik olmamış. Bu, enteresan bir bulgu olarak karşımıza çıkıyor.
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Pardon, cezai ehliyet yaşı daha önce 8'di, sonra 12 olarak revize ettiler; doğru mu?
RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ DOÇ. DR. OZAN SELÇUK - Evet, İskoçya'da bu şekilde yapıldı. İskoçya'yı ben söylüyorum, biraz önce İngiltere...
ÜMMÜGÜLŞEN ÖZTÜRK (İstanbul) - Ama 10'dan mı 12'ye gitti, 8'den mi 12'ye gitti?
RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ DOÇ. DR. OZAN SELÇUK - Şimdi, İngiltere ile İskoçya farklı ülkeler. Biraz önce İngiltere'den bahsetmiştim, şimdi İskoçya olarak ifade ediyorum. Burada da suç oranlarında değişiklik olmaması yani eğer 10 çocuktan 5'i suç işliyorsa yükseltilmesiyle beraber bir değişiklik olmadığını, suç oranlarının aynı şekilde devam ettiğini gösteriyor. Yani 12 yaş altındaki çocukların suç işlemediği gibi bir anlam da çıkarabiliriz.
Eyaletler arası farklılık var demiştim ABD'de. Örneğin, Massachusetts eyaletinde 12 olarak belirlendi minimum sınır. 12 yaşından küçük çocuklarda girişi kısıtlanmış oluyor bir nevi çocuk mahkemelerine. Kaliforniya'da da 12 yaş altı çocukların mahkemelere ve cezaevlerine gönderilmesi yasaklandı. New York'ta yine aynı şekilde 12 yaş sınırı var. Bu, ülkemizdeki sisteme benzer bir durum. Ülkemizde de bildiğiniz üzere, 12 yaşını doldurmamış çocuklar ceza adalet sistemine girmiyorlar.
Yine Amerika'da hâlâ sert ceza popülizmi çok yaygın, cezalandırıcı bir sistem var. Ben de 2022 yılında ABD'de bulunmuştum, çocuğumu okula göndermiştim orada ve okulda inanılmaz bir güvenlik önlemi var; okulda okul polisinin var olması, okul kapılarının kilitli olması, hiçbir şekilde randevu almadan okula gidemiyor olmanız yani çocuğunuzun velisi olsanız bile hiçbir şekilde okulun içerisine giremiyorsunuz ve bu şekilde sürekli bir bilgilendirme var ve bu bilgilendirmeler hep güvenlik politikalarıyla ilgili bilgilendirme. Güvenlikçi politikalar hep çocuklara da şunu hatırlatıyor: "Demek ki güvenliğimizi etkileyecek durumlar söz konusu." Bu da çocukların... Benim de çocuğum o dönemde 6 yaşındaydı. 6 yaşında biz hep güvenlikle ilgili konuları konuşmak zorunda kalıyorduk. Aynı şekilde, çok fazla silahlı olaylar olduğu için okulda... Bizim çocuğun gittiği okulda bir silah kabzası bulunmuştu mesela yani tabii ki alışık olmadığımız için bunlardan çok korkmuştuk, çocuğum da birkaç gün okula gidememişti bu yüzden. Yani bir yandan güvenlikçi politikalar varken bir yandan da çocukların sisteme girmemesi için diğer psikososyal çalışmalar da çok fazla devam ediyor.
İngiltere'de cezai ehliyet yaşının 10 olduğunu söylemiştim. Bu, bütün Avrupa ülkelerine baktığınızda en düşük yaş olarak karşımıza çıkıyor. Burada yapılan araştırmalarda, literatürde İngiltere'nin 1998 yılında ayırt etme gücü varsayımını kaldırması, eleştiri olarak karşımıza çıkıyor. Yani 10 yaşındaki bir çocuk mahkeme karşısında tam cezai ehliyete sahip bir yetişkin gibi görülüyor.
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - İngiltere'de.
RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ DOÇ. DR. OZAN SELÇUK - Evet, İngiltere için bunu söylüyorum.
Başka ülkelerde -konumuz değil ama- Kanada, İskoçya, Avustralya, bunlar da İngilizce konuşulan ülkeler olduğu için benzer durumlar burada da var. Yine, cezai ehliyet yaşı 12 Kanada'da. Mesela İskoçya'da da 12'ye çıkarıldığını biraz önce size söyledim. Avustralya'da şu an yaş sınırı 10 ama Avustralya'da da 12 veya 14'e çıkarma yani yaş sınırını yükseltme eğilimi var. Bu ülkeler, İngilizce konuşulan ülkeler, aynı zamanda İngiliz kökenli oldukları için ve "..."(*) dediğimiz ortak kanunu kullandıkları için tarihsel olarak, birbirlerinden etkilenme durumları çok yüksek.
Amerika'da, biraz önce bahsettiğim gibi, bir alt yaş sorunu var yani bazı eyaletlerde hiç alt, minimum yaş sınırı olmaması çok fazla eleştiriliyor. Nörobilim çalışmaları Amerika'da çok hız kazanmış durumda ve insan beyninin ön kısmında yer alan prefrontal korteksin, dürtü kontrolümüzün 25 yaşında ancak tam gelişme noktasına geldiğini ortaya koyan çok ciddi çalışmalar var. Bu da ceza ehliyeti yaşının neden yükseltilmeye çalışıldığına bir cevap olarak karşımıza çıkıyor. Evet, bunları biraz önce size ifade etmiştim, ceza ehliyet yaşını.
Eski İngiliz geleneğinde 7 yaş önemli bir sınırdı, hatta bizlerin de yoksulluk çalışmalarında kullandığı 1601 Yoksulluk Yasası vardı. Orada da çocuklar dilendirildiğinde ya da sokakta dilencilik yaptıklarında şehir dışına çıkarılma durumları oluyordu; burada da hep 7 yaş kullanılıyordu. Dolayısıyla tarihsel olarak bir 7 yaş vardı ama daha sonra İngiltere bunu 10 yaşına revize etmişti ancak yaş yükseltme durumunda böyle bir durum söz konusu.
Evet, Türkiye'de ceza ehliyeti yaşının Birleşmiş Milletlerin tavsiyesine benzer şekilde aslında yani ceza yaşının düşük tutulmaması çok önemli olarak karşımıza çıkıyor. Almanya'da 14, bunu biraz sonra zaten uzman hocamız ifade edecektir. Reşit olma yaşı da 18. Yapılan çalışmalarda korteksin tam gelişimi de 25 olarak karşımıza çıkıyor. Bu ne demektir? Nörobilim çalışmaları bize şunu söylüyor: Erken yaşta çocukların cezalandırılmasının suçu azaltmadığını, aksine korteksin stres altında gelişiminin zayıfladığını ve travmanın derinleşmesine yol açtığını gösteriyor. Bu da dolayısıyla, dürtü kontrolü gelişmediğinde bir bireyin yapacağı fiilin sonuçlarını öngörmesi ve karar alması zorlaşmakta. Bunu da önemli bir bulgu olarak sizlerle paylaşmak istiyorum.
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Hocam, bölmek istemiyorum ama bir parantez açmak adına bir soru sormak istiyorum.
RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ DOÇ. DR. OZAN SELÇUK - Tabii.
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Aslında usulde bölmek yok ama...
Bu 10 yaş bütün suçlar için geçerli mi yoksa ağır suçlar için mi geçerli İngiltere'de? Yani basit suçlar diversiyona mı giriyor, yoksa... 10 yaşında cinayet işleyen çocuk da var maalesef artık, mesela, Konya örneğinde olduğu gibi; 10 yaşındaki bir çocuk sınıf arkadaşını öldürdü ve hiçbir cezai ehliyeti olmadığı için hiçbir yaptırım da uygulanmadı. İngiltere'de de mahiyete göre mi yoksa yaş kategorik mi?
RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ DOÇ. DR. OZAN SELÇUK - İngiltere'de şöyle: Hafif riskli suçlarda 10 yaşında olduğunda tabii ki önce diversiyon programlarına giriyor. İşte, cinsel cinsel suçlar olsun ve diğer öldürme suçları gibi ağır suçlar olsun, bu suçlar, hani "kategorik olarak" dediğimiz suçlar kesinlikle cezaya giriyor ama diğer hafif suçlar, çalma, işte, mala zarar verme gibi böyle suçlar da diversiyon programlarına dâhil oluyor ve onlardan da aslında bahsedeceğim ama önemli bir noktaydı. Teşekkür ederim.
Şimdi, yapılan çalışmalar şunu gösteriyor: Gözaltındaki çocuklarda ruhsal bozukluk ve travma yaşama oranı yüzde 95. Bu ne demek? Bir çocuğu siz gözaltına aldığınızda ya da hapse gönderdiğinizde ruhsal bozukluk yaşama oranı, travma oranı inanılmaz yüksek ve aynı zamanda -burada yazmıyor ancak- işte, bağımlılığa sürüklenmesi ve diğer davranış suçunu tekrar etmesi 4 kat, 5 kat oranında katbekat artıyor. İngiltere'de yeniden suç işlemenin, çocukların yeniden suç işlemesinin İngiltere Hükûmetine maliyeti yıllık 18 milyar pound, 18 milyar sterlin olarak ortaya çıkmış ve ülkemizde de önemli bir konu hâline gelen -biz de üniversite olarak bir AB projesi yürütüyoruz- ne istihdamda ne eğitimde gençler, halk arasında buna "ev genci" deniyor. Şu an yüzde 40 oranında gencimizin ne istihdamda ne eğitimde olduğunu görüyoruz. Bu, aynı şekilde, İngiltere ve ABD'de de eğitimsiz çocukların suç riski akranlarına oranla 5 kat daha fazla. Çocuklar -bunu hepimizin kabul edeceği üzere- kriminal bir şekilde doğmuyorlar ancak derin travma sonrası, ailede ve çevrede yaşanan derin travma sonrası aslında bu suça sürüklenme ortaya çıkıyor. Çocuklar neden suça sürükleniyor diye baktığımızda, özellikle parçalanmış aile ve yoksulluk en önemli sorun olarak karşımıza çıkıyor ABD'de. İngiltere'de, mesela, farklı olarak ABD'den koruyucu ailedeki çocuklar da suça sürükleniyormuş. Bu, bizim sosyal hizmet açısından hiç arzu etmediğimiz bir konu çünkü ülkemizde de koruyucu aile sistemini çok yaygınlaştırmak istiyoruz ve bu konuda çok şükür iyi noktadayız ancak İngiltere'de böyle bir bulgu var ve 16 yaş sonrası da suça karışma oranı İngiltere'de 5 kat daha fazla artıyor 16 yaş öncesi çocuklara oranla, 16 yaşından sonra suç oranı çok fazla artıyor.
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Pardon, "Koruyucu aile korumasındaki çocuklarda suç artıyor mu?" dediniz?
RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ DOÇ. DR. OZAN SELÇUK - Artıyor değil, yani onlar da suça sürüklenebiliyorlar.
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Onlar da sürükleniyor. Koruyucu aile vazifesini tam yerine getiremeyebiliyor.
RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ DOÇ. DR. OZAN SELÇUK - Getiremeyebiliyor, evet, İngiltere özelinde böyle bir bulgu var.
Amerika'ya baktığımızda, biliyorsunuz, Amerika farklı kültürlerin bir araya gelmesinden oluşmuş bir ülke dolayısıyla burada ırkçılık çok yaygın bir sorun. Siyah ve Latin olmak suça sürüklenme için ve aynı zamanda gözaltına alındığınızda, hafif bir suçtan bile gözaltına aldığınızda beyaz değilseniz tutuklanma oranınız çok daha yüksek. Aynı şekilde, tutuklu ebeveyni olan çocukların da suça sürüklenmesi çok fazla olarak karşımıza çıkıyor. Buradaki politikalara baktığımızda, aslında, sadece cezaya değil sosyal koruma ve travma desteğine odaklanılması gerekilmekte çünkü yapılan çalışmalar hep cezanın işlevsiz olduğunu açık açık bize söylüyor.
Bu ülkelerde öne çıkan en önemli konu diversiyon ve önleyici programlar yani çocuklar soruşturma ve kovuşturma yani ceza soruşturma sürecine girmeden diversiyon dediğimiz yönlendirme programlarına dâhil oluyorlar. Peki, çocukları mahkeme koridoruna sokmak işe yarıyor mu? Bu konuda çok net bir cevap var; hayır, hiçbir işe yaramıyor. Yönlendirme programları klasik... Tabii, şimdi, burada şunu rakamlarda göreceğiz: Klasik mahkeme yoluna gidildiğinde yeniden suç işleme oranı yüzde 50'yken diversiyon programına gidilince yüzde 44. Burada belki çok minimal bir fark var ancak bu fark bile bize şunu gösteriyor: Çocukları etiketlememek sistemi rahatlatıyor yani çocukları suçlu...
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Ama yüzde 6 da bir hayal kırıklığı yani daha fazla beklerdim ve umardım.
RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ DOÇ. DR. OZAN SELÇUK - Evet, anlamlı bir şekilde değiştirmesi...
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Anlamlı bir fark vardır belki istatistiki olarak ama oransal olarak...
BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Yine de çok kıymetli.
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Tabii, çok kıymetli de hani daha fazlasını hedeflemek, başarmak isterdik.
RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ DOÇ. DR. OZAN SELÇUK - Evet, bu 2018'de yapılan bir çalışmaydı.
Bir de onarıcı adalet; ülkemizde de özellikle denetimli serbestlikle hayatımıza girmiş bir kavram onarıcı adalet. Onarıcı adalet, bildiğiniz üzere ceza sistemine alternatif bir yöntem, ikamesi değil ancak alternatif bir yöntem. Burada mağdurla yüzleştirme ya da toplum çalışmalarına yönlendirme gibi çeşitli yöntemleri var. Bu da suç tekrarını anlamlı bir şekilde düşüren başka bir konu. İstatistiksel olarak anlamlı bir düşüş sağlandığına dair araştırmalar söz konusu. Özellikle "düşük riskli çocuklar" dediğimiz -biraz önce bahsettiğimiz hırsızlık gibi- daha düşük suçlar işleyen çocukların mahkeme yerine eğitime ve psikolojik desteğe yönlendirilmesi önemli bir iyileşme ve toplum açısından da önemli bir avantaj sağlıyor. Burada en başarılı yöntemler, özellikle Amerika'da en başarılı yöntemler olarak aileyi de eğiten programların olması, diversiyon kapsamında ailenin de eğitilmesi önemli bir başarı olarak karşımıza çıkıyor çocukların yeniden suç işleme noktasında iyileşmesi açısından. Tabii, en uzun vadeli strateji yani en ideal model çocuğa bir kere suç etiketi yapıştırmamak burada çok önemli. Onarıcı adalet de "Bu suçu kim işledi?" diye sormak yerine "Ne oldu?" ve "Ne yapılması gerekiyor?" yani "Hangi ilişki bozuldu ve bu ilişkiyi düzeltmek için ne yapılması gerekiyor?" sorusunu soruyor. Bakış açısı ceza adaletinden çok daha farklı. Ben de bu konuda Rize özelinde doktora tezimi yazmıştım; çocukların gerçekten aldıkları kınama cezasını, okuldan uzaklaştırma cezasını aslında anlamadıkları ortaya çıkmıştı. Cezanın da öğretici olması gerekiyor. Dolayısıyla bu diversiyon programları bu açıdan çok önemli.
Okullar boyutu özellikle çok önemli yani hani savaşlarda ön saflar vardır ya, okullar da aslında toplumda koruyucu anlamda ön saflar olarak karşımıza çıkıyor. Amerika'da da -biraz önce bahsetmiştim- okul polisi uygulaması başlatıldı. Yanlış hatırlamıyorsam 2001 ya da 2003'te çok büyük bir okulu... Haberlerde de çok görüyoruz, liseler basılıyor, özellikle mezun olmuş öğrenciler dönüp öğretmeninden ya da arkadaşlarından ya da okulun kendisinden intikam almak için okulu tarıyor ve bu da okullarda güvenlikçi politikaların yaygınlaşmasına sebep oldu. Yapılan çalışmalar -2023'teki bir çalışma- okul polisi uygulamasının suç oranlarını azaltmadığını gösteriyor, hatta okul polisi gelmesinden sonra okuldan uzaklaştırmayı da yüzde 21 oranında artırdığını gösteriyor yani çok başarısız bir konu olarak karşımıza çıkıyor okul polisi konusu. Neden? Çünkü ufak bir disiplin olayı bile yani bir öğrencinin başka bir öğrenciye bir şiddet uygulaması tabii ki tasvip edebileceğimiz bir konu değil ancak adli vakaya dönüşmesi burada tasvip edilmiyor. Dolayısıyla burada çocuğun okuldan uzaklaşması da ayrı bir sorun olarak karşımıza çıkıyor yani çocuklar bu güvenlikçi politikalardan dolayı çok rahat bir şekilde ceza sistemine giriyorlar.
Burada özellikle okul içi bilişsel davranışçı terapi yöntemleri ve sosyal beceri eğitimleri saldırganlık oranlarını düşürdü; 2020 yılında yapılan bir çalışmada, meta analizde kanıtlanmış. Amerika'da da -benim de bulunduğum dönemde- okulda sosyal hizmet uzmanları işte ülkemizde "PDR" dediğimiz öğretmenlerle birlikte çalışıyorlar ve psikologlar da okullarda çalışıyorlar. Multidisipliner bir çocuk koruma ekibi var okullarda ve bunlar başarılı bir şekilde bu süreçleri yönetmeye çalışıyorlar. Bu beceri eğitimleri ve bilişsel davranışçı terapi gibi uzmanlık gerektiren eğitimleri verebilmeleri o açıdan çok kıymetli.
Kapalı kurumlar, Amerika'da özellikle "..."(*) dediğimiz, çocukların cezaevlerinde kapalı bir şekilde tutulması gerçekten çocukların kendilerine zarar verme, travma yaşama ve madde kullanmaya başlama oranını inanılmaz derecede artırıyor. ABD'de bu yüzden büyük tutukevlerinde yani bir yetişkin gibi tutukevlerinde çocukları tutuyorlar, ağır suçlar işleyen çocukları özellikle. Bunların yerine küçük grupevlerine, bu İngiltere'deki modele aslında geçmeye çalışıyor Amerika da. İngiltere'de de böyle küçük grupevleri var, bu grupevleri de bizdeki işte böyle 7-8 çocuğun kalabildiği çocukevleri gibi tutuklu çocukların kalabildiği evler. Burada da tedavi modeli uygulanıyor infaz sürecinde. Burada da çocukların rehabilite edilip topluma kazandırılması noktasında önemli bir konu var. Aynı zamanda meslek edindirme programlarına da dâhil oluyorlar.
Amerika'da bir sürü rehabilitasyon modeli var ancak zamanı da yönetmek için sadece ben bir tanesini, en başarılı olanı aldım. Bu da suç işleme oranını yüzde 30 oranında azaltan bir çoklu sistem terapisi var. Bu, zorunlu bir şekilde uygulanabiliyor; eğer hâkim böyle bir karar verirse zorunlu bir şekilde uygulanıyor. Burada ne yapılıyor? Çocukların önce kendileri bir terapi sürecine alınıyor, daha sonra aileleri de bu terapi sürecine alınıyor ve sadece bulunduğu yerden bu hizmet verilmiyor, uzmanlar yani bir sosyal hizmet uzmanı ya da bir psikolog ev ziyaretleri de yaparak, okul ziyareti de yaparak, mahalle ve akran grubuyla da çalışarak, çocuğun bulunduğu tüm ekosistemle çalışarak çocuğu böyle bir rehabilite sürecine geçiriyor. Çünkü çalışmalar şunu gösteriyor, elektronik kelepçe taksanız da siz bir çocuğa -ABD özelinde- denetimli serbestlik de uygulasanız bu tek başına suçu azaltmıyor, çevresini de sürece katmak gerekiyor. İşte, nitelikli tedavi yöntemlerinden, sosyal tedavi yöntemlerinden bir tanesi çoklu sistem terapisi. Bunu da özellikle ülkemizde belki göz önünde tutulabilecek bir yöntem olarak söyleyebilirim.
Son olarak da ülkemiz için belki -naçizane tabii ki- öneriler olarak, hani alanında çalışan uzmanlar olarak, akademisyenler olarak biz belki İngiltere örneğindeki gibi "gençlik suç kurulları" dediğimiz polis, sosyal hizmet uzmanı ve okulun aynı masada yer aldığı... Burada okulu özellikle vurgulamak istiyorum. Okulun mutlaka bu süreçlerde yer alması gerekiyor. Ben de okul sosyal hizmeti alanında çalışan bir akademisyen olarak ülkemizde okullarda sosyal hizmet uzmanlarının görevlendirilmesini arzu ediyorum.
ABD'deki bu kurumlar arasında bir kopukluk olduğundan biraz önce bahsetmiştim. Burada, biz, bu noktada, belki kurumlar arası iş birliğini, bu şekilde bir müdahale ekibi kurarak daha ideal hâle getirebiliriz diye söyleyebilirim. Ülkemizde çocuk adalet sisteminde kurumlar bir arada olduğu için biz ABD'deki bu sorunu yaşamıyoruz belki ama multidisipliner bir kurul oluşturulması, süreci daha da hızlandıracaktır.
Denetimli serbestlik verilen bir çocuğa mutlaka hangi bilimsel terapinin uygulanacağı netleştirilebilir. Örneğin, biraz önce bahsettiğim çoklu terapi yöntemi, kanıta dayalı bir sistem olarak ülkemizdeki sisteme entegre edilebilir.
Yine, uzlaştırma mekanizmaları yani onarıcı adalet sisteminin de çocuk adalet sistemine dâhil edilmesi, diversiyon programına dönüştürülmesi de önemli bir kazanım olarak karşımıza çıkacaktır.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.