KOMİSYON KONUŞMASI

ELİF ESEN (İstanbul) - Teşekkür ederim.

Hoş geldiniz. Sunumlarınız için de teşekkür ediyoruz.

Şimdi, bizim komisyonlarımızın sonunda bir rapor çıkar. Bu rapor da ayrıntılı olarak dinlediğimiz gelen kurum ve kişilerden süzülen bilgiler ve politika, strateji önerileri içerir. Bu kısımda, biz biraz daha yasal değişiklikler ne olabiliri de araştırıyoruz. Sizlere, ikinize de soruyorum: Bu deneyimleriniz doğrultusunda yasal değişiklikler olarak bize ne önerirsiniz? Mesela az önce Sayın Müdürümüz, siber alanda yasal boşluk var diye bahsettiniz, bununla ilgili bize önereceğiniz maddeler, kanun teklifi önerileri neler olabilir, bunu merak ediyorum. Keşke bir sunumla gelseydiniz, ben biraz daha sayısal istatistiki veriyi sizden görmek isterdim çünkü çok önemli bir alan ve bizi de doğrudan ilgilendiren bir alan. Yapılan çalışmalarda durum tespiti, sorun ve ihtiyaç tespiti ve ardından da bununla ilgili yapılmış çözüm önerileri neler ve o çözümler sonucunda da uygulamalar sonucunda da nasıl bir başarı elde edilmiş, sizin gibi kurumlardan biz bunları duymak isteriz. Evet, hani biz sayı verdiniz ama o sayı boşluğa atılmış bir aslında bilgi yığını. Kaç kişi yakalayabildi, kaç kişi ondan faydalandı? Mesela bir geri bildirim hattınız var mı, size geri bildirimde bulunuluyor mu, bununla ilgili ya da bir stratejik hedefiniz var mı? "Biz şu kadar yıl içinde şu hedefleri yerine getirmek istiyoruz, şu kırılımlar üzerine özellikle çalışıyoruz, şu an şu proje üzerine proje geliştiriyoruz, şu yılın sonunda bitecek." gibi çünkü Sayın Hocam akademiden geliyor ama siz bir devlet kurumunu temsil ediyorsunuz ve devlet kurumlarına da biz bütçe döneminde bayağı canhıraş mücadelelerle belli bütçeler ayırıyoruz ve bu bütçeler milletin daralan gelirinden vermiş olduğu vergilerle oluşuyor. Ben biraz daha tatmin edici bilgiler ve ileriye doğru, bize de umut verecek bir perspektif duymayı sizden dilerdim. Belki de hani şu anda da yapabilirsiniz veya ilave bir sunum isteyebilirsiniz bizden. Açıkçası sizin sunumunuzu komisyon üyesi olarak ben çok yetersiz buldum, bunu bildirmek istiyorum.

Hocam, size de teşekkür ediyorum fakat belki şöyle bir eleştirim olabilir: Teknoloji çağına girdik, artık bunun bir geriye dönüşü yok. Biz bu makarayı geriye saralım diye bir şey yok. Dolayısıyla, çocuklarımız evet, bu teknolojiyle hemhâller, biz de öyleyiz. Biz de yıllar içinde teknolojiye uyum sağladık. Ben üniversiteye giderken ilave bir bilgisayar programcılığı dersi almıştım o zaman iş daha programcılık, step step biz program yazardık. Ama ondan sonra hayatımıza bilgisayar girdi, ondan sonra hayatımıza ayrılamadığımız cep telefonları girdi, aslında içinde hepsi var; bir bilgisayar, bir fotoğraf makinası birçok işe yarıyor. Dolayısıyla, biz bunu geriye saramayız, çocuklarımız daha da ileri çağlar yaşayacaklar bununla ilgili ve teknoloji çok dev adımlarla hayatımızı etkiliyor. Şimdi, bizim öyle bir denge kurmamız lazım ki, faydalı yönlerini alacağımız çocuklarımıza da eğitim alanında ilk önce eğitimle ve beraberinde ebeveynlere o faydalı tarafını nasıl sağabilirler, bunu vereceğimiz... Bu da yine kurallar dizini içinde olacak. Doğru bir sistemle, doğru bir müfredatla olacak. Tabii ki kötü taraflarından sakınalım ama şunu görüyorum: Doğrudan kötü taraflarından sakınmak olarak bakıyoruz, bu da bizim Komisyon dengemizi bozabilecek bir durum olarak hissediyorum. Bu dengeyi doğru kurarak biz nasıl bir müfredat önerebiliriz, Millî Eğitim Bakanlığımıza. Bu, tek bir bakanlığı ilgilendiren bir konu değil, çok kompleks, çok multidisipliner bir konu. Bu konuyla ilgili sizin görüşlerinizi de yine merak ediyorum.

PROF. DR. HATİCE FERHAN ODABAŞI - Teşekkürler.

Öncelikle yapay zekâya karşı olmamı şey algılamayın ben çünkü 70 yaşına geldim ve 2 tel sinapsım kaldı, o sinapsların buluşması için göbeğimi çatlatıyorum zaten, onları teslim edemeyeceğim. Yani aklımı emanet edemeyeceğim yapay zekâya, onun için ona karşıyım ama neler yapabileceğini biliyorum. Tabii, olumlu yanlarından bahsetmek çok kolay. Yani muhteşem bir teknoloji fakat bunu olumlu olarak nerede kullanacaksınız? Şimdi, devamlı eleştiren tarafta olmak istemiyorum, adama derler yani "Bu kadar eleştireceksen milletvekili olsaydın, ne diye bunu şey yapıyorsun." Gitmişim, rahat rahat hocalık yapmışım yıllarca, hiçbir şeyde çalışmamışım, eleştirmesi kolay ama şimdi gel de eleştirme. Ben bilgisayar ve öğretim teknolojileri eğitimi diye 1998'de kullanılan bir bölümünden mezun oldu. Yani yükseköğretimin içini, ıcığını cıcığını bilirim ben. Onun için, kendi bölümümde, bu bölümde, bu bölümlerde yıllarca alımlar alınmadı, mezunlar... Şu anda geldiğimiz nokta sanki tamamen buranın suçuymuş gibi. Hâlbuki biz buna önem vermedik, bilgisayar öğretmenlerine önem vermedik. Hâlbuki bu yıl dijital çağdı ve 21'inci yüzyılı bizim şahlandırmamız lazımdı bu kadar yetiştirdiğimiz elemanlarla. Ben öyle diyorum, bunları ipin ucundan zor kurtardım Sayın Vekilim. Allah bana bir şans verdi, Cumhurbaşkanının masasında oturdum bir öğretmenler gününde ve Cumhurbaşkanının da bilmediği bir konuyu oraya getirip de Türkiye'de binlerce insanın hayatına dokunduk. Allah razı olsun, inandı bana ve düzelttik yasayı, YÖK'ün bir yasasını. Yani bu çocuklar, binlerce çocuk aç, susuz kalacaktı, o kadar önem verilmiyor yani yoksa biz de bunlarla uğraşıyoruz. Etik çalıştır, TÜBİTAK'tan burslar al, bunların hepsini yaptık ama maalesef, sistem buna izin vermiyor. Bakın -bütün sistemler- o yansıma ağrısını boşuna anlatmıyorum yani yansıma sistemleri aynı şeyde çalışmadıkça, aynı ilaçtan etkilenmedikçe olmuyor. Biz burada başka bir konu çalışıyoruz, orada orası başka bir konu çalışıyor, YÖK eğitim fakültelerini kapatıyor, Millî Eğitim akademileri açıyor. Kimin niye ne yaptığını bilmiyoruz, içinde hesabımız yok. Bilgisayar öğretmenlerinin niye atanmadığına dair bir bilgim yok, afaki de konuşmak istemiyorum, belki ihtiyaç yoktur ama bunları güzel yerleştirmek için her bir bölüme bir fakültenin her tarafının teknoloji hocasıyla donanması lazım. Yapay zekâ bölümünü açıyoruz, içerdeki hocanın yapay zekâdan haberi yok. Yani burada biz bizeyiz, onun için konuşuyorum şu anda. Yani içindeki hocanın yapay zekânın ne olduğundan haberi yok.

Şimdi, bunlar olurken de ben değiştirebileceğim şeyler üzerinde konuşurum, değiştiremeyeceğim şeylere hiç kafa yormam; ben bunları değiştiremiyorum. İnternet kafeler için yıllarca ben düdük çaldım, her İçişleri Bakanına çıktım "Bu internet kafeleri kapatmayın, biz geniş bir ülkeyiz. Bu internet kafeleri güzel yerlere getirelim. Mavi bayraklı internet kafe..." diye konuştum. Ben çok denendim, sınandım, artık yoruldum. Onun için değiştirebileceğim şeylerle uğraşıyorum.

Benim çocuğum işitme engelli, bana dediler ki "Kaç desibelmiş kaybı?" Ne bileyim kaç desibel? "A, bilmiyor musun?" Bilsem ne olacak, değiştirebilecek miyim desibeli? Onun yerine ben çocuğuma olmadık eğitimi verdim ve yol aldım. Değiştirebileceğimiz şeylerle uğraşalım yani ben değiştirebileceğim şeyleri konuşuyorum.

Bana bugün bir izin verseler, beni bu işlerin başına getirseler benim yapacağım şeyler belli. Ha, şimdi böyle diyorsun, peki sana izin verecek mi alttaki bürokrat, oradaki bürokrat sana yapman için izin verecek mi? Yok, vermeyecek, bunlar sadece hayalde kalacak. Onun için ben ömrüm oldukça, son nefesime kadar aileler ve çocuk üzerinde konuşacağım. Yani bu konuda, benim suç konusunda fazla bilgim yok. Ben şu anda Enstitü Sosyalde yarım zamanlı danışmanlık yapıyorum İstanbul'da ve orada bu suça itilen çocuklarla ilgili çok güzel bir toplantı yapıldı. Var mıydı acaba Komisyondan kimse?

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Ben vardım.

PROF. DR. HATİCE FERHAN ODABAŞI - Ben sizi oradan tanıyorum o zaman. Ne güzel bir toplantıydı Sayın Başkanım.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Çok iyiydi, evet.

PROF. DR. HATİCE FERHAN ODABAŞI - Muhteşem yani Enstitü Sosyal yaptığı her şeyi güzel yapıyor. Hiç bilmeden gelip bilgilenip çıktım ben oradan, o toplantıdan ve sonunda çok parmak kaldırdım, İpek Hanım söz vermedi, teşekkür edecektim katılımcılara. Ben orada öğrendim bu çocuk şubeleri, suçları. Yani ama bir çocuğun suça itilmemesi için gerekli pedagojik koşulları biliyorum, gerekli aile koşullarını biliyorum ve onları konuşmayı tercih ediyorum.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Çok teşekkür ediyoruz.

Sayın Müdürüm, sizin cevabınız varsa hemen alalım lütfen.

ÜÇÜNCÜ SINIF EMNİYET MÜDÜRÜ ERDEN ŞAHİN - Yasal değişikliklerle alakalı söyleyeyim...

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Ben de onu soracaktım.

Bir de şöyle: Sayın Vekilimin sorusuyla aynı şeyi düşündüğüm için yani "Sizin tıkandığınız noktalar nelerdir? Neyi biz açarsak sizin eliniz rahatlar?"ı da ekleyerek söyleyin lütfen.

ÜÇÜNCÜ SINIF EMNİYET MÜDÜRÜ ERDEN ŞAHİN - Şimdi ,şöyle söyleyeyim: Bizim alanla alakalı daha önce de... Biz çocuğa karşı işlenen suçların, bütün cezaların artırılmasını istiyoruz. Bununla alakalı...

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Çocuğa karşı işlenen...

ÜÇÜNCÜ SINIF EMNİYET MÜDÜRÜ ERDEN ŞAHİN - Çocuğa karşı işlenen suçlarda. Çocuğa karşı işlenen, bizim bakmış olduğumuz müstehcenlik, müstehcen görüntülerin yayınlanması, bunlarla alakalı teknik izleme, dinleme ve diğer hususların da kanunumuza eklenmesi talebimiz var ki biz rahatça bunların -hocamın da bahsettiği gibi- alt grupları var, gizli gurupları var bunların yayınlandığı, gezildiği, bunlara kanuni bir şekilde, rahat bir şekilde girerek buradan delil elde edebilelim ve mağdur olan Türk vatandaşı varsa, çocuğumuz varsa bunu da oradan kurtaralım ve şüphelileri de adalete teslim edelim.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Bu noktada bir esneklik sorunu ya da böyle esneklikten ziyade bir ataklık sorunu yaşıyor musunuz? Hani mekanizma biraz bizi şu ana kadar işte BTK'den gelen diğer birimlerden gelenlerin aksettirdiği mekanizmanın çok yavaş yürüdüğüne dair. Ben de bir internet kullanıcısı olarak bunu kendim de yaşıyorum. İşte mahkeme süreçleri falan, suç duyurusu, bir sürü bariyer var. Yani böyle süreci biraz hızlandıracak, daha esnek hâle getirilecek bir öneriniz var mı?

ÜÇÜNCÜ SINIF EMNİYET MÜDÜRÜ ERDEN ŞAHİN - Şimdi, yeni çıkan Dolandırıcılıkla Mücadele Kanunu'nda süreler mesela kısaltıldı, birimlerin talep üzerine kurumlarının vereceği cevaplar ancak bazı şeylerde dediğiniz gibi süreler çok uzun ve cevaplar da geç geliyor ve bize zaten bir gün içerisinde gelmesi lazım ki suç sürekliliğinin -maksimum o da- bitirilmesi lazım. Bazı telekomünikasyon kuruluşlarından IP taleplerimiz oluyor, IP'nin abone bilgisi. Bunlar şimdi -teknik olacak ama- "Not IP" dediğimiz bir protokole çıkıyor. "Not IP" protokolüne çıkınca bize tekrar yazıyorlar "bu 'not'" biz tekrar yazıyoruz "not" daysa da bütün kullanıcıları ver bize, zaman geçiyor, geçiyor...

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - "Bulunamadı." deyip üzeri örtülebiliyor mesela.

ÜÇÜNCÜ SINIF EMNİYET MÜDÜRÜ ERDEN ŞAHİN - Bazı şeylerde, şöyle söyleyeyim: Bir şahsı şüphe üzerine... Mesela 3 şüpheliniz var, bunlardan biri olabilir diye düşünüyorsunuz ama net emin değilsiniz. En güzeli orada işlem yapmamaktır. Haksız bir yere masum birine ceza vermektense, ceza almasını sağlamaktansa özellikle çocuk suçlularında -aile ve sosyal olarak da vatandaş kendini kötü hissedeceği için- net olmamız lazım bu konularda. IP'nin net şüpheliye çıkması lazım. Bu süreçler ne yazık ki uzun. Bilgi taleplerini yapıyoruz, işte uluslararası kurum, kuruluşlar da bilgi taleplerinde de bulunuyoruz onlardan bize birkaç günde bazen cevap geliyor ama bizim ülkemizdeki kurumlardan bize birkaç haftada cevap gelebiliyor, böyle sıkıntımız var efendim.