| Komisyon Adı | : | (10/1912,3375,3376,3377,3378,3379) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 05 .03.2026 |
MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Önce, akalazya tanısını ne zaman aldınız, onu söyleyin isterseniz, oradan gidelim.
PROF. DR. HATİCE FERHAN ODABAŞI - Akalazya tanısını bir buçuk sene sonra aldım çünkü yeme bozukluğu başladı, yutamadım.
MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Kaç yıl önce?
PROF. DR. HATİCE FERHAN ODABAŞI - Öyle zor sorular sormayın Hocam, ben 70 yaşına gelmişim, öyle şeyleri hatırlayamıyorum. Oldu, bitti. Kadir Bahar diye muhteşem... Tavsiye ederim, Ankara'da Kadir Bahar, gastroenterolojide sıkıntısı olanlara. ben Eskişehir'den buldum, geldim. Onunla beraber bir baypas gibi balonla dilatasyon şeyi yapıldı, çok şükür iyiyim.
EROL KELEŞ (Elâzığ) - Bir kez mi yapıldı?
PROF. DR. HATİCE FERHAN ODABAŞI - Bir kez yapıldı, şanslıyım, daha fazla yapılanlar varmış.
MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Geçmiş olsun, geçmiş olsun.
Akalazya tanısı -tıp dersine girmeyeyim, hocam da burada ama- geçmişte...
PROF. DR. HATİCE FERHAN ODABAŞI - Konuşun Hocam, çok önemli bir hastalık.
MÜHİP KANKO (Kocaeli) - ...tanısı çok zor konulan şeylerden biriydi, artık görüntüleme yöntemleri, endoskopik yöntemler arttığı için şimdi o kadar zor değil, gerçekten "özofagus" dediğimiz o yemek borusunun genişlemesiyle karakterize bir şey tabii. O geçmişteki tanı yöntemleriyle ilgili bir şeylerdir yoksa orada hekim arkadaşlarımızın suçu yoktur yani onu bir defa... Hekim olmasaydık belki arkamızdan atabilirdiniz ama ben burada olduğum için atmadınız, teşekkür ediyorum.
Şimdi, benim birkaç sorum olacak. Tabii, her 2 misafirimize de öncelikle hoş geldiniz diyorum, sunumlarınız için teşekkür ederim.
Ferhan Hocam, hem eğitimcisiniz hem bilişim sistemleriyle ilgileniyorsunuz, bir öğretmensiniz, önce size sorayım: Okullar suça sürüklenen çocukların oluşumunu engellemek için ya da bunu erken fark etmek için ne yapabilirler? Yani öğretmenlerimizin özellikle dijital pedagojik formasyonları nasıl? Yani her öğretmenimiz bilgisayarla çalışmayı bilmiyor mesela. Son dönemlerde okullarımızda akıllı tahtalar var, onlarla çalışıyorlar ama herkes cep telefonuyla ilgileniyor ama kimse bilgisayarda bir sunum yapmayı -herkes diyeyim, çoğunluğu demeyeyim ama- bilmiyor. Dolayısıyla, bu konuda öğretmenlerimizin yeterli dikkati, önleyici faktörü yeterli midir?
Bir de son günlerde can yakıcı on-line cinayetler görüyoruz. Maalesef, en son işte bir öğretmenimiz 17 yaşındaki bir öğrenci tarafından daha önce bütün uyarılara rağmen -öğretmenimizin öncelikle ailesine başsağlığı diliyorum tabii- öğretmenimizin tüm uyarılarına rağmen "Bakın, bu çocuk gelip bizi de öldürecek." demesine rağmen göz göre göre geldi ve verdiği ifadede de "Bıçağı aldım, çıktım, önüme ilk çıkan kimse onu bıçaklayacağım." dedi ve öğretmenimizi öldürdü. Dolayısıyla, Türkiye'de suça sürüklenen çocuklarla ilgili bir yetersizliğimiz olduğunu düşünüyor musunuz? Bu konuda cevabınızı bekliyorum.
İsterseniz diğer misafirimize de soruyu sorayım, nasıl istersiniz bilmiyorum ama.
PROF. DR. HATİCE FERHAN ODABAŞI - Buyurun, sorun Hocam.
MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Şöyle: Siber suçlarda çocuklar en çok nasıl siber suç işleyip hangi suçlara karışıyorlar? Bu konuda bir tespitiniz var mı? Bir istatistik vermek istemediniz ama -ya da bilginiz de yok belki- hangi suçları işliyor çocuklar ağırlıklı olarak? Tabii, işte biz biliyoruz, kumar oynuyorlar, pornografik sitelere giriyorlar, tehdit, şantaj bunları yapıyorlar ama en fazla hangi çocuklar var ve hangi yaş aralığında daha çok oluyor bu? Yani ilkokulu bitirmiş bir öğrenci hemen suç işleyecek pozisyona geliyor mu ya da erişkin yaşına yakın yaşlarda mı daha çok oluyor? Bunu bir öğrenmek istiyorum.
Bir de bunun konumla bir ilgisi var mı? Yani siz Emniyette görevli bir devlet görevlisi olarak, ya işte Ankara'da şu, şu, şu -belki isim veremeyebilirsiniz ama- ekonomik açıdan, sosyal açıdan birtakım gettolaşmış yerleri daha çok adlandırabilir misiniz bu konuda?
Bir diğeri de bu dijital suçlar. Bildiğimiz böyle çok uygulamalar var, Roblox var, bilmem ne var, bir sürü şey var; bunlardan en fazla hangisinde ortaya çıkıyor acaba? Bu konuda bir şeyiniz var mı? Çünkü son zamanlarda bazı milletvekili arkadaşlarımız benim eleştirilerime rağmen bazı oyun platformlarının açılması konusunda çok fazla baskı yapıyorlar, acaba bu konuda bu kullandığımız platformlardan hangisinde daha çok yapılıyor?
Bir de siz SİBERAY'dan bahsettiniz, 15 milyon kişilik bir aile topluluğundan bahsettiniz, 15 milyon kişinin bundan yararlandığını söylediniz; bunlar ailelerle birlikte öğrenciler mi yoksa sadece öğrenciler ve okul içinde görevliler mi ya da tüm toplum mu? Bunu öğrenmek istiyorum.
Yapay zekâ meselesi. Son zamanlarda yapay zekânın gelişmesi suça katılmayı daha artırdı ya da çocuk yapay zekâ aracılığıyla ya bu çocuk suça meyilli, bunun önlemini almak için öncelikli prodromal ya da -ne diyeyim- önleyici bir faktör olarak ortaya çıkabilir mi? Bunu öğrenmek istiyorum. Yapay zekâ hem belki bunu provoke edebilir ama aynı zamanda bu çocuğun davranışlarından acaba bizlere, aileye ya da bilişim sistemine bir geri bildirimde bulunabilir mi? "Bakın, bu davranışlar bu çocuğun şöyle, şöyle, şöyle yapılarını gösteriyor dolayısıyla bu çocuğa önlem alınması gerekir." gibi bir işaret verebilir mi?
Bir de yaşı sordum ama çocuklarda bu suça sürüklenme yaşının ortalaması gittikçe daha mı düşüyor acaba? Dijitalleşmeyle birlikte cep telefonuna ulaşım, bilgisayara çok rahat ulaşım acaba şeyleri arttırıyor mu yani yaş ortalamasını daha mı aşağıya çekiyor? Bu konularda cevaplarını bekliyorum.
Teşekkür ederim.
PROF. DR. HATİCE FERHAN ODABAŞI - Şimdi, hocam, özellikle eğitim açısından baktığımız zaman okullarımızın çok türlü zaafları var. Yani ben bunu 2010'daki araştırma komisyonunda; ben o zaman bilmiyordum tutanakların böyle yazıldığını, tutanak olduğunu bile bilmiyordum, internetten bulabilirsiniz benim konuşmalarımı. O zamanki asabi konuşmalarım bugün de hâlâ geçerli. Bu sistemimiz için, eğitim sistemimizin, on altı sene geçmiş, geviş getiriyor gibi aynı şeyi söylüyoruz, düşünce... Yani bir defa eğitim sistemimizde bir sıkıntı var, çocuğu bunaltan bir sıkıntı var. Ama bunun içinde öğretmenler en sonda gelir. Niye en sonda gelir? Çünkü öğretmenler bir yerden baktığınız zaman; siz doktorlara laf söylettirmediniz, ben de söylettirmeyeyim öğretmenlere, ben de iki sene çalıştım öğretmen olarak. Öğretmenler bir yerde baktığınızda bir idarenin altındadırlar, millî eğitim müdürünün altındadırlar ve öğretmen bir terslik yaptığında bunun bulunması çok daha kolaydır. Yani öğretmeni şikâyet edersiniz, bir zamanda şikâyet hattımız vardı hatta. Bu şikâyetinizi yaparsınız ve öğretmen kontrol edilebilir, nasıl istiyorsanız. Biz ailelerle baş edemiyoruz. Ailelerle mümkün değil baş etmeniz, o çocukların eline telefonları veriyorlar hepsi. Benim de 2 torunum var, benimkiler de 11 yaşında Allah bağışlasın herkesinkiyle. 11 yaşında, sadece kollarında bileklikleri var. Benim çocuklarım kıymetsiz mi? Ama onlar için iyi bir şey değil ki şu eline verdiğin telefon. Ama velileri zapt edemiyoruz. Benim çocuğum okula... Bakın, ben size bunun da istatistiğini şimdiden vereyim: Türkiye'de bu zarar görecek çocuklar en üst kesimin çocukları. Yani şunu ontolojik olarak iletişimden çıkartıp itibar hâline sokan veliler. Bunu ellerine çocuklarının verdiği zaman en iyisini, zannediyorlar ki en güzel istikbali hazırladın ona. Hayır. Bu millet aptal mı da bu kadar bu batı yasaklıyor, getirmeyin diyor şunları. Okulun bir defa ontolojisini kaybettirdiniz yani. Okul güvenilir yerken okula güvenme, öğretmene güvenme, kime güveneceksin?
Sonra mesela WhatsApp'tan, biz her taraftan hıçkırıyoruz ya fotoğraflarını paylaşmayın çocuklarınızın, çocuk fotoğrafları paylaşmayın. Benim en hassas çalıştığım konulardan biridir bu. Veli şikâyet ediyor WhatsApp grubunda "Bütün çocukların fotoğraf çıktı, benimkinin bugün fotoğrafı yok. Niye benim çocuğun fotoğrafı..." Ya anlatıyoruz, gidiyoruz okullara, kaç kişi anlatıyor yani. Türkiye'de bir tek ben anlatmıyorum, herkes anlatıyor. "Sharenting" denilen olay, bakın bu ay -çok güzel bir dergi- çocuk sayısı çıkarttı, çocuk özel sayısı çıkarttı. Daha bu sene yani mart ayı sayısında yazıyor "sharenting", hâlâ "sharenting" yazıyoruz. Artık bunu söylemememiz lazım yani şu fotoğrafları koymayın oraya. Bir defa şunu söylüyoruz: Daha acil bir şey var mı söylenebilecek, internete girip de çocuk pedofili yani hastası diyordum, pedofili hastası, kızıyorlar "Hasta deyip bunları mağdur gösterme hocam." diye. Artık pedofili diyorum sadece. Bu çocuk pedofili lobisinin elinden geçmeyen, filtresinden geçmeyen çocuk fotoğrafı yok; bu kadar net söyleyebilirim. Yani bu pedofili lobisi Türkiye'de; ben yıllarca BTK'yla beraber çalıştık, biliyoruz yani nerelerde ne olduğunu; İncek'te çok çalıştım, oralardan biliyorum. Bugün Elazığ'dadır, yarın Tokat'tadır, ertesi gün Maraş'tadır, "server" taşır bu pedofili lobisi. Bu pedofili lobisi bütün dünyanın polis, FBI'ıyla, ECPAT'ıyla, efendim MİT'iyle beraber çalışılan bir konu. Beraber çalışıldığı hâlde bununla baş edemiyorlar. Bunu söylüyoruz mesela, velilerin umurunda değil. Bu velileri zapt etmek bir iş, aileleri zapt etmek yani bir iş. Ailelerin dijitalleşme konusunda risk algısı sıfır Sayın Vekilim, risk algısı yok. Bu ailelerin gözü kara bir şekilde, bunların hepsi şey olmuş, tav olmuş ama kendileri de aynı şekildeler. Aileyi bitiren nedenlerden biri olarak yani verdiğimiz bunun, ailedeki işte 5İ diye bir şey yaptım ben mesela, onu anlatıyorum. Bir tanesi verdiği zarar iletişim, ilgiye zarar verdi, itibara zarar verdi, her tarafa yani. Bunu eğer akıllıca kullanmazsanız işte o yansıma bütün vücudu sardı. Onun için bizim şeyimiz de öğretmenlerden çok ailelerin düzene getirilmesi lazım.
ÜÇÜNCÜ SINIF EMNİYET MÜDÜRÜ ERDEN ŞAHİN - Şöyle söyleyeyim: Şimdi, konuya ilişkin hocamın da öncelikle bazı şeylerine çok katılıyorum, önce onu söyleyeyim. Ben 92 yılında ilk bilgisayarla tanışmış birisiyim, Commodore 64 ama oyuna gittim, oyuna yöneldim, yazılım falan yazmadım. Daha sonrasında, 95 yılında babam şehit oldu, şehit polis memuru; 97 yılında Ankara'da polis kolejine girdim, yatılı okulda başladım, 2005 yılında da mezun olarak görevime başladım. Bu yıl içerisinde, 97'de biz neyi gördük? İnternet kafeleri gördük. Daha öncesindeki dönemde atari salonlarımız vardı. Aynı bu konuyla alakalı; ben evden kaçar, atari salonuna gider, harçlığımla jeton alır, oradaki Mortal Kombat ve benzeri oyunları oynar, orada vakit geçirirdim ama beni oradaki hiçbir ortam kötü bir alışkanlığa itmedi. Burada da benim bazı arkadaşlarım ailesinden uzak, yakını yok, kimsesi yok, ne yaptılar burada? Kahvehaneye gittiler, yaşları küçüktü, kahvehaneye gidip okey oynadılar, burada değişik şeyler yaptılar. Burada internet kafeler vardı, CD'yi takıyorsunuz "next, next, next" oyunu kur, strateji oyunları, oyna, geç. Şu anda siber birimindeyim, burada çalışıyorum. Çocuklarımıza baktığımızda, hocamın dediği gibi, bizde farklılık var. İnternet üzerinden işlenen her suç siber suç değil hakaretin, tehdidin, şantajın internet üzerinden işlenmesi bunu siber suç yapmıyor; Türk Ceza Kanunu'ndaki karşılığı yine tehdit, şantaj. "Siber" diye bizim ayrı bir yasamız yok. O yüzden sizin söylediğiniz gibi Vekilim, burada çocuklarla alakalı bir getto, bir bölge, siber suçla alakalı bir şeyimiz yok. Ayrıca, şöyle diyebilirim: Bizim olaylarda bizim gözlemlediğimiz binde 3 ya vardır ya yoktur siber suça karışan çocuk sayımız. Genellikle, hocamın dediği gibi, çocuklarımız "akran zorbalığı" dediğimiz, bu yeni şeylerle kültürümüze giren "siber zorbalık" dediğimiz şeylere maruz kalıyor. Siber zorbalıkta da ne yapıyor çocuklar? Birbirlerini tehdit ediyorlar veyahut beğenmiyorlar, kötü yorum yapıyorlar. Dediğim gibi, bunların karşılığı Ceza Kanunu'na göre farklı birimlerde olduğu için, bizde değil, o yüzden ben sayı veremiyorum. Yoksa hocam haklı yani yeni gelişen şeyde çocuklar bu şekilde gidiyor. Biz bununla ilgili yurt dışına İtalya'ya gittik İtalya'da çocuklarla alakalı ne yapılıyor, nedir, ne değildir diye. Onlarda da herhangi bir kanuni düzenleme yok ama onlar da vatandaşı ve aileyi bilinçlenmek istiyor çünkü dediğim gibi, ben yıllarca internet üzerinde çalıştım, internetle alakalı şey yaptım, şu anda suçla mücadele tarafındayım, etrafımdaki insanlar da aynı şekilde. Sadece bir etken değil. Bir ara, hatırlarsınız, Mavi Balina konusu vardı, ülkemizde bayağı bir gündem durdu. İnternet üzerinde çocuklara yönelik zorlama, bilişim sistemine girme konularıyla alakalı inceleme fırsatı bulmuştuk. Belirtildiği üzere, gerçekten Rusya'da çıktığı gibi bizim ülkemize Mavi Balina konusu geldi. Mavi Balina konusu internette bir haber sitesinde tam da çocukların bu tatil dönemine denk gelecek şekilde haber yapıldı, sonra internette yayıldı manipülatif olarak buradaki görevler, 13 tane görev. Çocuklar bu görevleri kendi aralarında yaptılar. Gerçek Mavi Balina'daki gibi görevi tamamladıktan sonra koluna yapmış olduğu kesik izini çekip birisine atması gerekiyor; böyle bir şey yok. Genellikle baktığımızda, aileleri boşanma safahatında olan çocuklar ailelerinin dikkatini çekmek için ve televizyondan bunları duyduğu için bu tarz şeylere gittiler. Etken çok, haberler çok, sosyal medyanın etkisi çok. Evet, bizler de takip ediyoruz. Suçların önlenmesiyle alakalı şu anda biz yapay zekâyla ilgili çalışmalar yürütüyoruz. Suç tespitlerinde insan faktörünü tamamen bırakıp, insan faktörünü farklı yerlerde kullanıp, yapay zekânın suçu tespit edip ilgililerine anlık bildirmesi ve oluşan suçun engellenmesiyle alakalı şu an çalışmalar Daire Başkanlığımızda kendi bilişimcilerimiz tarafından yürütülmeye çalışılıyor. Yaş ortalaması da... Zaten 15 yaşın altındakiler kimlik tespiti yapılıyor, gönderiliyor, bunlara suç kaydı girmiyor; 15 yaş üzeriyle alakalı ancak veriler verilebilir. Dediğim gibi, bizim gözlemlediğimizde binde 3 ya vardır ya yoktur.
Ben bu şekilde arz edeyim size.