| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 04 .03.2026 |
ERHAN USTA (Samsun) - Evet, teşekkür ederim.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, değerli bürokratlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Değerli basın mensupları, meslek örgütlerimizin değerli temsilcileri; sizleri de saygıyla selamlıyorum.
Şimdi, ben de önce, tabii, bu kanun teklifinde çok fazla kamuoyunun beklediği fakat olmayan bir hususla başlayacağım, sonradan da kanun teklifindeki diğer maddelere, geneli üzerinde bir miktar, maddelerde de daha detaylı bir şekilde gireceğim. Beklediğimiz, esas kamuoyunun beklediği bu torba teklifte emekli bayram ikramiyelerine ilişkin bir artıştı esas itibarıyla fakat bu gerçekleşmedi. Maalesef bunun gerçekleşmeme nedeni olarak da AK PARTİ Grup Başkanı Abdullah Güler kaynak olmadığını ifade etti. Şimdi birazdan kaynak var mı yok mu, biz onlara bakacağız.
Şimdi, değerli arkadaşlar, şunu öncelikle bir söylemek lazım: Yani bu 2018'de çıktı emekli bayram ikramiyesi, o günden bugüne kadar düzenli bir şekilde, sistematik bir şekilde enflasyon karşısında bu eritiliyor. Bu çok net bir şekilde ortada, birazdan bunu rakamlarla ortaya koyacağız. Şimdi, yani gerçekten şöyle bakmamız lazım: O gün çok fazla verdik de hani bunu bir miktar aşağı çekelim diye bir anlayışla mı yapılıyor bu, bu gelişigüzel mi yapılıyor, ya o gün verdik ama bugün pişman olduk diye mi yapılıyor, bunun bir gerekçesini anlamak lazım. Yani burada bir adaletli rakam nedir, bunun peşinde olmak lazım. Özellikle AK PARTİ Grubundaki arkadaşlar ve bürokrasi bunun üzerinde bir düşünmesi lazım. Yani burada uygun olan rakam nedir, her defasında bunu tartışma konusu olmaktan çıkarmak lazım, bir de kurala bağlamak lazım. Nedir bu? Yani şimdi bu kadar enflasyonist bir ortamda mutlak rakamı kanuna yazmanın bir anlamı yok, her defasında kanun çıkarmak gerekiyor. Bir tane bir şeye, bir göstergeye bağlayalım bunu, başka birçok şeyde olduğu gibi. Yani kalıcı bir formül bulunması gerekiyor. Şimdi yani dolayısıyla bu yapılmadığı zaman ne oluyor? Emekliler yani böyle dilenci pozisyonuna getiriliyor, sadaka verilirmiş gibi, işte, biz, muhalefet milletvekilleri olarak onlarla ilgili sürekli birtakım konuşmalar yapıyoruz. Bu olacak iş değil yani yakışmıyor, bu 21'inci yüzyıl Türkiyesine yakışmıyor.
Şimdi, bakın, iki tane ikramiyenin maliyeti, 4 bin lira üzerinden baktığımızda, bunu yetkililerin açıklamalarından görüyoruz, iki ikramiyenin hem ramazan hem kurban, 115 milyar lira bir şeyinde olduğu, 5 bin liraya çıkması durumunda -bir ara 5 bin lira konuşuluyordu- o zaman da 150 milyar lira olduğu ifade ediliyordu. Şimdi, bu hesaplar üzerinden baktığımızda, değerli arkadaşlar, bakın, ilk çıktığında... Şimdi, bütçe nedir? Bütçe, vatandaştan toplayıp vatandaşa tahsis etmedir esasında, değil mi? Yani bir dağıtım mekanizmasıdır, bütçe dediğimiz sistem odur. Yani nihayetinde hükûmetler başkasının parasını başkası için kullanır ve bunu vatandaştan toplarsın, yeniden vatandaşa bir şekilde veya kamunun ihtiyaçlarına dağıtırsın. Şimdi, ilk çıktığında, 2018 yılında, iki tane bayram ikramiyesinin vergiyle oranı neymiş, ona bir bakalım. Yani vatandaştan vergi toplamışız bu verginin bir kısmını biz emekli olan vatandaşlarımıza bayram ikramiyesi olarak ödemişiz, 2018 yılında. Buna baktığımız zaman, bu oran yani iki bayram ikramiyesinin toplam yıllık vergi gelirine oranı yüzde 3,33'müş arkadaşlar. Yani verginin yüzde 3,3'ü kadarını biz ikramiye olarak vatandaşımıza iki bayramda vermişiz 2018 yılında. Ara yılları geçiyorum, şu anda eğer bunun 4 bin lira olarak kalması durumunda, bu oran yüzde 0,83'e düşüyor, yüzde 0,8'e düşüyor. Yani 3,3'ten, verginin 3,3'ünü emekli bayram ikramiyesi olarak vatandaşa verirken, işte bu eritme nedeniyle, bu adaletli olmayan iş nedeniyle bu 0,8'e düşüyor. Şimdi, bunu yapmaya ne hakkımız var? Yani dolayısıyla bize hiç kimse kaynak falan filan demesin, kaynağın kendisi vergi ya! 2018'de bunun kaynağı vergiydi, verginin 3,3'ünü vermişiz bu işe. Şimdi, sen bunu niye yüzde 0,8'e düşürüyorsun, yüzde 1'in altına düşürüyorsun, bunu bize birisinin açıklaması lazım. Öyle "Kaynak yok." filan denilemez, vatandaştan vergi topluyorsun, işte kaynak bu. Her konuştuğumuz şey için bir kaynak mı sorulacak? O gün için olan kaynak bugün de var. Bugün vergi azaldı mı, birtakım vergileri mi kaldırdınız? Vergi yüküne bakın, verginin millî gelire oranına o günden bugüne arttı hatta bakarsanız. Daha fazlasını vermemiz lazım, yüzde 3'ünü değil daha fazlasını vermemiz lazım.
Harcama tarafından bakalım, 2018 yılında yine 2 bayram ikramiyesi için yani yıllık yaptığımız bayram ikramiyesi ödemesinin yıllık, o yılın faiz giderine oranı yüzde 28'miş yani faiz yüz ise 28 lira kadar da bayram ikramiyesi için ödeme yapıyormuşuz 2018 yılında. Türkiye'nin geldiği duruma bakın, bu oran kaça düşüyor biliyor musunuz arkadaşlar? Yüzde 28'e. Buna hiç baktı mı maliyeci arkadaşlar? Yüzde 4,2'ye düşüyor. Yani şu anda faize yüz ödüyorsun, bayram ikramiyesine 4,2 ödüyorsun; ya, 2018'de yüzde 28 ödemişsin arkadaş. Şimdi, bunu buradan, 28'den buraya 4'e düşürmenin bana birisi izahını yapsın, bilinçli mi yapılıyor bu, nedir yani bunu birisinin söylemesi lazım. Böyle "Bu budur." deyip geçip gidilemez, böyle bir konu değil yani gerçekten buna bakmak lazım. Yani daha bir sürü gösterge var, onları geçeceğim. Şimdi, adil olan nedir? Dolar cinsinden bakalım, bakın, altın cinsinden bakmıyorum çünkü altın gerçekten uluslararası piyasalarda fırlamış gidiyor. Dolar cinsinden bakmak da aslında emekliler açısından dezavantaj çünkü baskılanmış bir dolar var ama ona rağmen 2018 yılında 250 dolarmış arkadaşlar verdiğimiz, şu anda eğer 4 bin lirada tutunursa bugünkü kurla baktığımızda 91 dolara düşüyor 1 ikramiye, 250 dolardan 91 dolara. Yani baskılanmış dolar, dolar hele şimdi diyelim ki gerçek fiyatında olmuş olsa, diyelim ki 60 lira olsa bu işte 60 dolara, 70 dolara düşecek. TÜFE, değil mi, Türkiye İstatistik Kurumunun açıkladığı enflasyon rakamı var. Yani hani diyorsunuz ya "Uçuyoruz, kaçıyoruz." bu refahın bir kısmını emeklilere de vermemiz lazım. Yani emeklinin bir defa enflasyon kadar, 2018'de başladığındaki rakamı enflasyon kadar artması lazım, bir de üzerine bir miktar da refah payı vermemiz lazım değil mi İsa Mesih Bey? Yani eğer normalde bir dağıtım yapıyorsak, bu ekonomi büyüyorsa bundan emeklinin de bir miktar istifade etmesi lazım. Bakın, TÜFE'yle yapsanız aynı şeyi bugün 4 bin lira değil konuşmamız gereken rakam -yani Türkiye İstatistik Kurumunun manşet TÜFE'siyle söylüyorum, aslında bu gıdayla yapılması lazım, başka şeyle yapılması lazım- 11.150 lira, olması gereken rakam. Niye 4 bin lirada tutuyoruz o zaman, 11.150 lira niye yapmıyoruz? Hiç olmazsa TÜFE kadar bunu niye artırmıyoruz arkadaşlar? İlk çıktığı yıl asgari ücretin yüzde 62'siymiş, bir rasyodur değil mi bu? Asgari ücretin yüzde 62'si kadar ikramiye veriyormuşuz. Bir aylık asgari ücretin yüzde 62'si kadar 1 bayramda verilen ikramiye. Bunu baz almış olsak 17.400 lira olması lazım bugün bakın, asgari ücretle mukayeseli olarak baktığımız zaman, 17.400 lira olması lazım ama biz 4 bin liradan bahsediyoruz.
Şimdi, daha başka göstergelere bakalım. Biri bunun Ramazan Bayramı ikramiyesi, biri de Kurban Bayramı ikramiyesi. Ramazan Bayramı ikramiyesinde neyimiz var en fazla hani bu tür enflasyona "benchmark" alınabilecek şey? Fitre. Fitre cinsinden bakalım, bu bayram ikramiyesi nereden nereye gelmiş. İlk çıktığı 2018 yılında bin lira dediğimiz o bayram ikramiyesi 53 fitreye tekabül ediyormuş değerli arkadaşlar, 53 adet fitreye tekabül ediyormuş. 4 bin lira olarak kalması durumunda bu şu anda 17 fitreye düşüyor, yüzde 68 erimiş fitre cinsinden baktığımız zaman emekli bayram ikramiyesi. Peki, bunu hani sabit tutalım, hiç olmazsa yine 53 fitreyi yine 53 fitre olarak sabit tutalım dersek o zaman yapmamız gereken rakam bugün bayram ikramiyesi olarak 4 bin lira değil 12.720 lira konuşmamız gerekiyor. Bakın, şu ana kadar söylediğim bütün rakamların hepsi 10 bin liranın üzerinde. 11 bin ile 17.400 arasında değişiyor. Fitre cinsinden de baktığımızda adil olan yani aynı miktarda fitreye tekabül etsin 2018 ile 2026 dediğimizde olması gereken rakam 12.720 lira 1 tane bayram ikramiyesi. Şimdi, bir de ne var? Kurban, Kurban Bayramı'nda veriliyor. Bunu kurbanla mukayese etmek kadar normal bir şey var mı? Yok değil mi, bunu kurbanla mukayese etmek lazım, hatta insanlar kurban alacak bu parayla belki. İlk çıktığı 2018 yılında bin liraymış emekli ikramiyesi. Diyanetin, neyi alıyorum? Devletin şeyini yani oradan, buradan, başka bir yerden rakam falan alamıyoruz arkadaşlar, Diyanetin yurt içerisinde vekaletle kurban kesme bedeli 850 liraymış. Bin lira ikramiye, 850 lira, yüzde 18 de fazlaymış. Yani oradan bir kurban alabiliyormuş, 1 bayram ikramiyesiyle 1 kurban alıyormuş hatta yüzde 18'le cebine 150 lira da para kalıyormuş o günkü rayiç itibarıyla. Şimdi, bugün geldiğimizde değerli arkadaşlar, bu oran... Bugün, Diyanet tabii, daha Kurban Bayramı'na olduğu için kurban vekâlet şeylerini, yurt içi kurban bedelini açıklamadı ama onu hesap etmek çok zor değil; 2025 yılı 13.500 liraymış -detaylı hesap veriyorum ki yarın bir gün birisi demesin "Bunu nereden hesap ettiniz?" diye- minimum bu yüzde 25 artacak, yüzde 35-40 artma şeyi de var çünkü kırmızı et çok arttı yani ama yüzde 25 artsa bile 16.875 lira oluyor. Bakın, arkadaşlar, kurban kesme bedeli en az 16.875 lira, 17 bin lira, 18-19 bin lira olacak.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Buyurun.
ERHAN USTA (Samsun) - 16.875 lira olarak aldığımız zaman 4 bin lirayı bir tarafa koyun, eskiden bayram ikramiyesi kurban bedelinin yüzde 18 fazlası iken şimdi yüzde 24'üne düşmüş yani dörtte 1'ine düşmüş. Böyle bir şey olabilir mi? İnsanlar eskiden bir kurban alabilirken bununla -Diyanetin rayicine göre söylüyorum- şimdi kurbanın çeyreğini ancak alıyor sizin emekliye reva gördüğünüz bayram ikramiyesiyle. Bu hesabı da yine aynı hesaba getirecek olursak, 2018'deki kurban cinsinden koruyalım dersek ve bayram ikramiyesinin 4 bin lira değil, 19.900 lira olması gerekiyor. Şimdi ben özellikle AK PARTİ grubundaki arkadaşlara soruyorum, kanun teklifini veren arkadaşlara soruyorum, herkes elini vicdanına koysun, söylesin: Şu söylediğim göstergelerden hangisine "Ya, bu iş için hani çok kriter olacak gösterge değil." diyebilirsiniz? Dolar cinsinden baktığımız zaman en az 11 bin lira olması lazım. Enflasyon açısından baktığımız zaman 11.150 lira olması lazım. Asgari ücret cinsinden baktığımız zaman 17.400 lira olması lazım. Fitre cinsinden baktığımız zaman 12.720 lira olması lazım. Diyanetin kurban bedeli üzerinden baktığımız zaman 19.900 lira olması lazım değerli arkadaşlar. Ama bunu 4 binden 5 bine çıkaran bir önerge bile getirmiyorsunuz ya, böyle bir şey olabilir mi? Önerge demiyorum yani teklifin içerisine bir madde bile getirmiyorsunuz. Bu beş tanesinin ortalamasına baktığımızda da 14.434'te. Biz planlamada böyle yapardık, farklı şeylerden bakarsınız farklı kriterlere göre, anlamlı olanların da ortalaması üzerinde de nihai bir rakam söylersiniz tek rakam söyleyecekseniz, 14.434 lira. Biz de İYİ PARTİ grubu olarak "refah paketi" adı altında bir paket vermiştik, orada söylediğimiz de tam da buydu. Asgari ücretin yarısına bağlayalım bir ikramiyeyi. Dolayısıyla, iki bayramda bir asgari ücret verelim. O yapılmış olsa -bugün o önergeyi tekrar vereceğiz- 14 bin lira olur. Bu adil bir şeydir arkadaşlar, gerçekten adil bir şeydir. Bunun bütçede kaynağı var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Buyurun.
ERHAN USTA (Samsun) - Başkanım, toparlayacağım.
Bütçede kaynağı var, kimse bize kaynak maynak demesin. Dolayısıyla, yapılması gereken şey budur ve daha fazla mağdur etmeyelim derim çünkü geçmiş yıllarda hep düşük tutarak zaten emeklilerimizi mağdur ettik.
Şimdi burada artık çok fazla vaktim kalmadığı için sadece yüzeysel bir iki konuya gireceğim, maddeler geldiğinde artık detaylı olarak konuşacağız onları.
Bu kripto varlıklar meselesi önemli, bunun vergilendirilmesi bence de önemli, olması gereken bir şeydi ancak biraz detayları konuştuğumuzda yani bizim anladığımız kadarıyla -biz bu konuda da biraz bilgilendirildik de yanlış bilgilendirildiysek onun doğrusunu da Gelir İdaresi Başkanlığımızdan öğreniriz- bu iş sanki bir miktar aceleye getirilmiş gibi duruyor, bazı kavramlar tam oturmamış. Mesela, işte, ne diyelim "kira geliri" diyoruz. Mesela, bu bir para cinsinden bir şeyse faiz olması lazım. Şimdi kira olmasıyla faiz olması arasında farklar var. Ondan sonra bunun yurt içi platformlarından yapılmasıyla dışarıdan yapılması arasındaki mesele var. KDV istisnasıyla ilgili meselelerde birtakım sıkıcı durumlar var veyahut sıkıntılı durumlar var. Bir de OECD'nin bu bilgi paylaşımı, bilgi değişim anlaşması anladığım kadarıyla 2027 ocağında yürürlüğe giriyor çünkü bu işin uluslararası boyutu var, başka ülkelerden de bilgi paylaşımının olabilmesi de bu işin sağlıklı vergilendirilmesi açısından önemli diye düşünüyorum. Bu kaygıları niye dile getiriyorum? Tabii, bu pazar büyümeye müsait bir pazar. Burada şimdi, yanlış bir şekilde vergilendirmeye başlayıp zaten şu anda pazar bizde çok da büyük değil ama büyümesini engellememek lazım diye değerlendiriyorum, o yüzden bu kaygılarımı dile getirdim. Maddeler geldiğinde daha somut olarak bazı konuları söyleyeceğim.
Bu bedelli askerlik meselesi var. Şimdi, bedelli askerliğin arkadaşlar, bir göstergesi var, bu gösterge memur maaş katsayısıyla çarpılıyor. Normal şartlarda zaten her yıl enflasyon kadar veya neyse, memur maaşı artışı kadar artıyor, bir güncelleme var ama şimdi tutuyorsunuz bir de göstergesi değiştiriliyor, 240 binden 300 bine çıkarılıyor. Bunu anlamak çok fazla mümkün değil. Bunun gerekçesi bize daha sağlıklı bir şekilde söylensin. Şu gerekçe olamaz: "Buradan çıkan kaynağı efendim, biz Savunma Sanayi Destekleme Fonuna vereceğiz." Böyle bir gerekçe olamaz. Savunma Sanayi Destekleme Fonunun kaynağa ihtiyacı varsa ki savunma sanayisinin son bir iki yılını bilmiyorum ama bundan önce Savunma Sanayi Destekleme Fonu'nun ciddi bir kaynak fazlası da vardı. Kaynağa ihtiyacı varsa zaten bütçemizden para verelim yani bunun için ilave bir şey koymanın, bedelli askerliği bu nedenle artırmanın nasıl bir mantığı var; bunu anlamak mümkün değil. Az para değil bunlar yani bu kadar geçim sıkıntısının olduğu bir dönemde... Ha, çok zenginse arkadaşlar, zaten 300 ödemiş, 400 ödemiş; bir şeyi yok. Hakikaten, biraz daha zar zor, kıt kanaat bu parayı bulmaya çalışan insanlar için bu yüzde 25'lik artış ciddi bir artıştır; bence bunu tekrar gözden geçirmenin faydası var. Savunma Sanayi Destekleme Fonu'na aktarılacak olması sadece bütçeyi rahatlatır, bütçeden Savunma Sanayi Destekleme Fonu'na vereceğin kaynağı azaltılsın; bütçe işleri böyle yapılır, biz bunları yıllarca yaptık.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Lütfen tamamlayalım.
ERHAN USTA (Samsun) - Bitireceğim Başkanım.
Yarın bir gün "Ya, sana oradan kaynak yarattık, şu kadar para geldi, dolayısıyla sana buradan şimdi az veriyorum..." Dolayısıyla bu sadece bir bahane olarak, bir mazeret olarak kalır; hiç kimse böyle bir uyanıklık yapmanın peşine düşmesin.
Bu deprem konutlarıyla ilgili olarak -o işi biraz detaylı konuşacağız ancak- bilmiyorum, iskonto oranını çıkarttınız mı? Şimdi, nedir burada olan iş? İki yıl ödemesiz, on sekiz yıl vadeli eşit taksitlerle bunu öne çekiyoruz. Diyorsun ki: "Konutta hemen peşin ödersen yani yıl sonuna kadar ödersen sana yüzde 74 iskonto yapacağım, iş yerinde yüzde 48 ıskonto yapacağım." Şimdi, ben bunun oranlarına baktım, iskonto oranı konutta yüzde 13,2'ye geliyor. Eğer önümüzdeki yirmi yıl içerisinde ortalama enflasyon 13,2'den fazla gelirse bu peşin ödemenin bir mantığı yok. Dolayısıyla aslında burada, depremzede için -konutta bile, en fazla orada yüzde 74 indirim olmasına rağmen- yaptığımız çok fazla bir şey yok. Hele hele iş yerinde yüzde 6,1. Kim söyleyebilir, önümüzdeki yirmi yılda Türkiye'nin ortalama enflasyonu yüzde 6,1'den aşağı olacak? Ancak böyle bir durumda bunu peşin ödemek çok anlamlı olur. Dolayısıyla burada, depremzede için de çok fazla yaptığımız bir şey yok.
Zaten şunu net olarak söylememiz lazım: Bakın, geçmiş deprem vergilerini söylemiyorum, son dönemde, 2023'ün Temmuz ayında çıkarılan ve Mehmet Şimşek'in -dünya kadar beyanatı var- "Biz bu vergileri depremin yaralarını sarmak için çıkarıyoruz." dediği vergilerden elde edeceğimiz gelir 2026 yılında 1 trilyon 240 milyar lira değerli arkadaşlar. Bakın, 1999'dakiler değil, yine tekraren söylüyorum: Son dönemde depremi mazeret göstererek artırılan ve konulan vergilerden elde edilen gelir 1 trilyon 240 milyar lira, deprem için konulan ödenek, harcama 653 milyar lira yani vergi olarak daha fazlasını alıyorsun, neredeyse yarısını harcıyorsun, 587 milyar liralık ilave bir kaynak Hazinenin cebine kalıyor deprem nedeniyle. Şimdi, bu paraları böyle kullanırsanız işte, bu Maraş depremi de Allah korusun, daha sonra gelecek depremler de asrın felaketi olur arkadaşlar çünkü burada yani...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Lütfen tamamlayalım.
ERHAN USTA (Samsun) - Bu son olsun.
Hem 1999'daki paraları deprem için kullanmadık, koruyucu anlamda kullanmadık hem de şimdi kullanmıyoruz. Şimdi bakın, 1 trilyon 240 milyar lira alıyorsunuz, 653 milyar lirasını deprem için kullanıyorsunuz arkadaşlar. Bunlar deprem için toplanmış, ben size beyanatlarını göstereyim; daha önce burada bütçe sunuş konuşmamda gösterdim, Mehmet Şimşek'in kaç tane beyanatı var. E, devletin bakanına güvenmemiz gerekiyor, değil mi? Dolayısıyla bu yapılan yanlıştır; bu paraların daha fazla deprem bölgesindeki vatandaşlar için, hem bu depremler hem de muhtemel depremler için kullanılması lazım. Bu kaynakları hazineye atarsanız, cebe atarsanız ondan sonra asrın felaketlerinden bu ülke kurtulmaz diyorum.
Komisyonu saygıyla selamlıyorum.