KOMİSYON KONUŞMASI

MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Teşekkür ediyorum Başkanım.

İlhan Bey, sunumunuz için teşekkür ediyorum.

İSTANBUL İNTERNET KAFECİLER ESNAF ODASI BAŞKANI İLHAN TAŞKIRAN - Sağ olun.

MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Birkaç sorum olacak. Mesela, sizin internet kafeleriniz ne kadar sıklıkta kontrol ediliyor? Fiziki kontrol yapılıyor mu?

İSTANBUL İNTERNET KAFECİLER ESNAF ODASI BAŞKANI İLHAN TAŞKIRAN - Ayda...

MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Ben birkaç sorumu sorayım, sonra cevaplayın isterseniz, karşılıklı olmasın.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Bir de şöyle yapıyoruz: Soruları toplu alıyoruz, toplu cevap vereceğiz.

İSTANBUL İNTERNET KAFECİLER ESNAF ODASI BAŞKANI İLHAN TAŞKIRAN - Tamam Kıymetli Başkanım.

MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Ne sıklıkta kontrol ediyorsunuz yani fiziki bir kontrol oluyor mu, o çocuk oraya silahla giriyor mu, bu başka bir şeyle giriyor mu, uyuşturucuyla giriyor mu ya da bu sadece dijital bir kontrol mü oluyor? Siz mi kontrol ediyorsunuz, TELEKOM merkezden mi kontrol ediliyor? Nasıl bir uyarı alınıyor yani hangi sitelere girdiğinde uyarı alıyorsunuz? Yaptırımı ne? Diyelim ki kontrol edildi, "Bu internet sitesine çok giriliyor. Bu kafeden çok giriliyor." denildiğinde nasıl bir yaptırım yapılıyor?

TÜRK TELEKOM'dan bahsettiniz tabii TÜRK TELEKOM'un çok büyük internet altyapısı olduğu için. Diğer firmalarla -Superonline var, Turkcell var, diğerleri var- çalışan internet kafeler var mı acaba? Onları merak ediyorum. Onların da aynı güvenlik filtreleri var mı, onu merak ediyorum.

Bir de tabii, hepimiz biliyoruz, VPN'i koyduğunuz zaman her yerden her yere girebiliyorsunuz. VPN'i internet kafelerde kullanmak kolay mıdır, kolay değil midir?

Son söylediğiniz tespite biraz katılıyorum, biraz katılmıyorum. Öğretmenleri çok suçlamamak lazım. Çocuklarımız da...

İSTANBUL İNTERNET KAFECİLER ESNAF ODASI BAŞKANI İLHAN TAŞKIRAN - Ben onun için sunuma koymadım.

MÜHİP KANKO (Kocaeli) - En son Ankara'da bir olay yaşadık, gördünüz yani emekli olmak üzere olan bir öğretmenimizi o gün o öğretmenin yerinde olmayacak şekilde örselediler ve rencide ettiler. Dolayısıyla, her şeyi öğretmene değil, biraz da payı her iki tarafa dağıtmak lazım. Öğrenciler de o kadar masum değil.

Teşekkür ediyorum.

Diğer gruba da sorayım. Şimdi, Ayla Hanım ve Refia Hanım, sunumunuzu çok beğendim, İlhan Bey'in de öyleydi ama sizinki daha akademik bir sunum olduğu için beğendim. Öncelikle teşekkür ediyorum, güzel çalışılmıştı.

Ceza sisteminde rakamlar verdiniz, orada 612 bin tane olay var, bunlarda aşağı yukarı 212 bin fail var, 279 bin mağdur çocuk var. Arada çok ciddi, 50-60 bin kadar bir fark var. Bunu nasıl açıklıyorsunuz? Yani bu çocuk çok mu şey işliyor acaba? Yani çocuk karışıyor, kaçıyor, tekrar gelip tekrar kaçıyor. Öyle mi oluyor acaba? Bu kadar çok farkın olduğunu ben biraz anormal gördüm, açıklayabilirseniz sevinirim.

Yapısal nedenleri şey yaparken bir üçgen çizmişsiniz. Bu üçgeni bir piramit olarak mı planladınız, yoksa sadece üçgen orada bir görüntü olsun diye mi koydunuz acaba? Çünkü eğer bir piramitse aile sistemini herhâlde piramidin altına almak lazım, en geniş yerine almak lazım. Burada aile sistemi en üstte olmuş, bence yani eğer piramit olarak düşündüyseniz bunun yerinin değiştirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Eğitimi eleştiriyorum. Hepimiz öğrenci olduk, benden çok genç arkadaşlarım var. Eskiden okula gittiniz mi giderdiniz, gitmediniz mi yok yazılırdınız. Kredili sistemdir, "Gitti." "Gitmedi." "Uzattım." "Aldım." "Kalktım." "Açık öğretime girdim." Böyle bir sistem olamaz. Bir öğrenci eğer okula gidecekse -gerçi biz 4+4+4'ü yani şu andaki sistemi de eleştiriyoruz ama- sonuçta öğrencinin gerçekten okulda olması gereken zaman ne MESEM gibi bir yerde olmasına gerek var, çocuk okula gidecek ve eğitimini alıp çıkacak. En azından bazal, en azından temel insani değerleri öğrenene kadar, ailede nasıl tutuyorsak çocuğu mutlaka orada da tutmamız lazım. O çok geniş bir şey.

Diversiyon yöntemlerini biliyoruz. İşte, uzlaştırmalar var, denetimli serbestlik var, psikososyal destek var, eğitime vermek var. Dünya örneklerinde bu diversiyon yöntemlerinden başka "Ya, evet, bakın, bu da güzel bir yöntem." dediğiniz bir yöntem var mı? Yani, aslında karşılaşmadığınız ama arada okudunuz bir yöntem var mı? Bunu merak ettim.

Diversiyon dünyada da hemen hafif bir suç işlemiş çocuklarda mı yapılıyor yoksa mesela bugün Atlas gencimizi öldüren bir insana nasıl diversiyon uygulayacaksınız, mümkün mü? Ya da işte Ahmet Minguzzi'yi öldürene nasıl diversiyon uygulayacaksınız?

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Ya da uygulamalı mıyız?

MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Onun için, acaba bu suçlar işlendiğinde karşılıklarına gelen cezayla ilgili bir diversiyon mu var yoksa "Her türlü ceza gelsin, biz bunu diversiyona alalım." mı? Maalesef, ülkemizde eğer böyle olursa bu çok suistimale açık bir şey. Adamını bulan diversiyona gider, adamını bulmayan başka yere gider. Biliyorsunuz, Somali Cumhurbaşkanının oğlu geldi, burada bir kaza yaptı, aldık onu biz onu gönderdik ya da daha sonra bir yazarın çocuğu da birisini öldürdü, yurt dışına kaçtı. Dolayısıyla, baktığınız zaman, işte, bizim gibi gelişmiş, gelişmekte olan -ne derseniz deyin, eleştirel bakmıyorum- ülkelerde bunun çok açık yöntemi var. Nasıl? Dolayısıyla, bu konuda görüşleriniz nedir? Yani "diversiyon" herkese mi uygulanmalı?

Onun dışında, bir sorum daha olacak. Sunumunuzda en güzel söylediğiniz, en önemli şey bence seferberlik çünkü çocuklar hepimizin çocuğu. Evet, her şeyde seferberlik ilan edebiliriz ama bu çocuklarımızı kaybettiğimiz anda -hani "Gençler geleceğin güvencesidir." diyoruz- inanın ki Meksika'daki çetelerden ya da dünyanın neresi derseniz deyin... Bunu bizim iktidarıyla muhalefetiyle -bugün birçok belediyeyi biz yönetiyoruz, biz bu belediyelerde destek vermeye hazırız- yereliyle geneliyle herkes için, özellikle suça sürüklenen çocuk ya da işte sizin yeni tanımladığınız ya da dünyada yeni literatüre girmiş adlarıyla bütün çocuklarımız için seferberliğin mutlaka çok çok çok ön planda olması gerektiğini düşünüyor, teşekkür ediyorum.

Sağ olun.