KOMİSYON KONUŞMASI

SEDA GÖREN (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Başkanım.

Sayın Bakanım, tekrar hoş geldiniz. Sunum için de çok teşekkür ediyoruz.

Ben başka bir yerden başlayacaktım soruma ama sağlıklı hayat merkezi deyince gerçekten bu hikâyeyi anlatmam lazım. Bizim İstanbul'da kıymetli bir İl Sağlık Müdürümüz var ve kendisi bunun bir dile getirdi, herhangi bir hastaneyi ziyaretimizde dedi ki: "Bizim sağlıklı hayat merkezlerimiz var sayın vekilim, oraların ziyaret edilmesi, anlatılması çok önemli." Aynen sizin gösterdiğiniz tavrı gösterdi ve ben kendi kendime MHRS'den girdim, en yakın sağlıklı hayat merkezi neresi bana? Bakırköy. Randevu aldım diyetisyenden, geçen yaz ağustos ayında gittim, böyle çok güzel konuştuk karşılıklı. İşte "İşiniz diyetinize uygun mu? diye sordu, "Kamuda çalışıyorum." dedim, hiç detay da vermedim. Ben diyetisyenden çıktım -yani mesleğimi bilmiyorlar, o yüzden bu detayı veriyorum- birisi beni kolumdan tuttu, dedi ki: "En son göğüs taramasını ne zaman yaptırdınız?" "Yaptırmadım." dedim. "41-42 yaşındasınız." dedi, "Tamam." dedim, yaşımı da hatırlattı bana. Sonra rahim ağzı kanseri taramasını da aynı şekilde yaptırdı. Ben oradan çıktığımda benim bütün taramalarım yapılmıştı, bindim arabama gittim. Yani bilmiyorum, bunu anlatmak değil de bunu yaşatmamız lazım, bunu böyle her yerde tek tek ifade etmemiz lazım.

BAŞKAN ÇİĞDEM ERDOĞAN - Önce biz gidelim.

SEDA GÖREN (İstanbul) - Sonra da İl Sağlık Müdürümüze dedim ki: "'Anlatmıyoruz.' dedin ama çok hafif kaldı, bizim bunu parti ayırt etmeksizin her milletvekilinin gittiği çalışmada bu hizmetin yapıldığını anlatması lazım." Kadınlar için rahim ağzı ve göğüs taraması... Göğüs taraması biliniyor yani mamografiler yapılıyor ama rahim ağzı kanseri taraması çok önemli. Yani hiç benim talebim olmadan birisinin beni kolumdan tutup aşağıya götürmesi... O anı bile, o sahneyi çok iyi hatırlıyorum. Öncelikle bunun için teşekkür ediyoruz, bu çok önemli.

Başka bir noktada daha iki teşekkürüm var, onları söylemem lazım, hakkı teslim etmem gerekiyor.

Bir, Anadolu'yu konuşuyoruz ama İstanbul sağlık sorunlarımız açısından -siz de orada görev yaptığınız için- aslında bizim birtakım mücadeleleri en yoğun verdiğimiz yer, bir şeyleri orada aşınca birçok farklı ilde de aşabiliyoruz. Ağız, diş sağlığı merkezlerinin sayısı konusunda, oradaki ünite sayısı, onlar için teşekkür ediyoruz. Bizim İstanbul'daki en küçük ilçemizde bile şu anda ağız, diş sağlığı merkezimiz tam kapasiteyle hizmet veriyor. Yani ben Çatalca menşeli bir vekil olduğum için özellikle orası en uzak yerdir, orası en imkânsız yerdir; genelde, işte, Çatalca, Şile, buralar çok kıymetlidir; o, çok önemli, ağız, diş sağlığı birçok hastalığın öncesi açısından çok önemli olduğu için söylüyorum.

İkinci önemli husus -belki de çok büyük bir gündem değil ama aslında çok önemli bir gündem- üniversite hastaneleri ve Sağlık Bakanlığımıza bağlı hastanelerin bugüne kadar böyle belirli dönemlerde birbirinden kopuk çalışıyor gibi bir görüntü vermesi bizim açımızdan sorun teşkil ediyordu, bütün yöneticiler açısından da sorun teşkil ediyordu çünkü bizim bence en önemli hizmetlerimizden bir tanesi yirmi, otuz yıl önce birbirinden kopuk olan hastaneleri en nihayetinde tek çatı altında toplayabilmemizdi, birleştirebilmemizdi, bu hizmeti daha verimli verebilmemizdi. Ben hem Esenyurt'ta hem Pendik'te Sağlık Bakanlığımıza bağlı eğitim araştırmalar ile üniversite hastanelerini görünmez bir afiliasyonla birbirine bağladığınız için... Oradaki Esenyurt çünkü sağlık açısından birçok yerde görmüşsünüzdür... Uzatıyorum Başkanım, özür dilerim ama hani buralar çok önemli.

BAŞKAN ÇİĞDEM ERDOĞAN - Yok, estağfurullah, lütfen...

SEDA GÖREN (İstanbul) - Bizim birçok ülkeden yüksek bir ilçemiz var yani ben Esenyurt'ta oturuyorum, benim iş yerim Esenyurt'ta çok uzun yıllardır. En büyük problemlerimizden bir tanesi ne kadar hastane açarsak açalım, ne kadar ASM açarsak açalım, yetmeyen, doktorumuz ve sağlık kapasitemizdi. Biz şimdi Çapanın oraya gelmesiyle hem Çapanın kapasitesini artırmamız hem de oradaki doktorların da Esenyurt gibi çok fazla hastanın görülebileceği bir yerde yetişme imkânı sunulması, bu çok önemli çünkü herkes bilir, sağlıkçıların hepsi bilir ki asıl doktorun yetiştiği yer, işte, Çapadır, Cerrahpaşadır, Ankara'dakileri sayamıyorum ama Esenyurt'ta hasta gören Çapa doktoru... Gerçekten, bence eski özlediğimiz günlere bu konuda kavuşacağız, onun için de ayrıca teşekkür ediyorum. Daha da güçlü bir şekilde oralara böyle saldırmamız gerekiyor Sayın Bakanım yani güçlendirmek için.

Asıl soruma geleceğim, onun için söz almıştım, ben ilk günden beri aile sağlığı merkezlerimizde zorunlu bir psikolojik destek yani terapist olması gerektiği kanaatinde olan birisiyim. ASM'lerde bu hizmetlerin verilmesinin birçok şeyin önüne geçebileceğine inanıyorum. Biz, işte, bugün KEFEK Komisyonumuzda olduğumuz için o örneği vereceğim: En çok içimizi acıtan konular, işte, 3 yaşındaki çocuğunu, 4 yaşındaki çocuğunu, 5 yaşındaki çocuğunun birtakım psikolojik sebeplerle, en son gördüğümüz şey denize attı yani kadın "Benim çocuğum ölmek istiyor." dedi ve 5 çocuğunu denize attı. O haberi okuduğumuzda bu hepimizi ağlatıyor ama biz tabii ağlayacak pozisyonunda değiliz, biz hareket edecek ve aksiyon alacak pozisyondayız. Dolayısıyla, işte, bu, iki, üç sene önce kılıçla sokakta bir kızı kesmeye çalışan bir çocuk konuşulduğunda da bizim gündemimizdeydi. Bizim ASM'lerde gerçekten ücretsiz terapi verecek terapistlere, psikologlara ihtiyacımız var; bu bizim önemli bir sorununuz, bu bizim önemli bir gündemimiz ama lohusalar için de asıl bu gündem çok önemli. Kadın kısmına geldiğimizde, işte, bu küçük çocukların anneleri tarafından, en güvendikleri insan tarafından gördükleri zarar bazen de "lohusa psikolojisi" dediğimiz, "lohusa sendromu" dediğimiz konulardan kaynaklanıyor. Ben özellikle lohusalara da psikolojik desteğin zorunlu olarak, kolay ulaşılabilir olarak verilmesini çok arzu ediyorum. Bence bunu da burada dile getirmemiz çok elzem.

Tekrar çok teşekkür ediyorum.