| Komisyon Adı | : | (10/1912,3375,3376,3377,3378,3379) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Çocuk Hizmetleri Genel Müdürü Hasan Basri Alagöz ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Danışmanı Doçent Doktor Yasemin Abayhan'ın yaptıkları sunumlara ilişkin görüşme |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 22 .01.2026 |
MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Çok teşekkür ediyorum sunumunuz için.
Sincan bölgesini gösterirken bir 18 yaş sınırından bahsettiniz, onu almak istiyorum.
Bir de gördüğüm şeye göre pembe görünen hanelerde yani yüksek riskli görünen hanelerde gerçekten orada ortaya çıkan suça sürüklenen çocuk oranları ile renkler arasında bir korelasyon var mı acaba?
AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKAN DANIŞMANI DOÇ. DR. YASEMİN ABAYHAN - Riskler ile hâlihazırda var olan suç oranları arasında bir korelasyon var, göstergelerimizden bir tanesi de aslında yetişkinlerin bölgedeki suç oranı zaten, o yüzden de aralarında bir korelasyon var ve bekliyoruz da korelasyon olmasını.
MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Yani o geriye doğru yapılmış bir çalışma mı, yoksa önceden işaretlenmiş, orada oluşan suça sürüklenen çocuk oranı saptanmış mı, yoksa önce çocuklar gelmişler, sonra bunlar geriye doğru mu taranmışlar acaba?
AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKAN DANIŞMANI DOÇ. DR. YASEMİN ABAYHAN - Biz burada bir retrospektif değil de daha fazlasıyla genel olarak ileriye dönük bir çalışma yapıyoruz Sayın Vekilim, bizim için bir regresyon puanı aslında bunlar, bir yordama puanı var, o yüzden çok retrospektif bir şekilde bu süreci planlamadık. 18 yaşla ilgili söylediğim kısımda sadece Ankara Sincan değil de aslında bütün haritalarla ilgili geçerliydi, onda da hesaplamamızı şöyle yapıyoruz: Bir hanede 18 yaş altında bir birey varsa, yaşı daha 18'i doldurmadıysa orada çocuk var demektir. Türkiye'de 22,5 milyon çocuk var, o hane için o puanı hesaplıyoruz. Aynı şekilde, mesela kadına yönelik şiddet sosyal risk haritamız var, hanede kadınlar varsa eğer o hane için puanı hesaplıyoruz gibi. İlk başta başlarken o haneyi bu hesabın içerisine katmadaki kriter ya da dışlama kriterimiz diyelim, dışlama kriteri olan şey, oradaki bu özelliğin olması. Çocuk yoksa o ev için, o hane için bir puan hesaplamıyoruz.
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Bizim aslında başından beri, Sayın Vekilim, konuştuğumuz risk faktörlerini, akademisyenlerle de konuştuğumuz risk faktörlerini içeren, madde kullanımı, parçalanmış aile, göç durumu varsa, kente uyumsuzluk vesaire, ailede şiddet öyküsü, birçok risk faktörünü içeren bir puanlama sistemi var. Aslında Komisyonda da özellikle konuştuğumuz ve çok önemsediğimiz şu erken uyarı sisteminin bir nevi pilotu yapılmış durumda ve bu çok iyi bir şey. Bundan sonra asıl önemli olan, bu erken uyarı sisteminin üzerine bir müdahale yönergesi ya da programı ya da bir çerçevesi bina etmek diye düşünüyorum.
Buyurun lütfen, kestim sizi.
MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Başkanım, teşekkür ediyorum.
İsterseniz kendimi tanıtayım: Tıp doktoruyum, Kocaeli Milletvekiliyim. Şimdi, suça sürüklenen çocuklar sadece basit bir asayiş durumu değil tabii, biliyoruz çünkü bunun gelişmesi için sosyal, ekonomik, çevresel ve birtakım dün de bize takdim edilen dijital faktörlere ihtiyaç var. Belki de burası sürekli söz konusu ettiğimiz "sosyal devlet" kavramının gerilemesi çünkü biz bir muhalefet milletvekili olarak bunu her ortamda söylüyoruz yani sosyal devlet yapımızda son dönemlerdeki suça sürüklenen çocuk oranlarının artması, sizin bu kadar çalışmanıza rağmen, bu kadar bundan önceki kuruluşların da sunduğu, sizin sunduğunuz çalışmalara göre gayet iyi çalışmalar yapıyorsunuz ama buna rağmen hâlâ oranlarımız artıyorsa burada bir problem olduğunu kabul etmek gerekir.
Bunun dışında, koruyucu önlemler alınmasının yetersiz olduğunu düşünüyorum. Eğer çocukların suça sürüklenmesinde etken olan faktörler yeterince ve zamanında uygulanabilseydi belki bunların önüne geçecektik; bugün suça sürüklenmiş olan çocuklar belki de okullarında, belki de iş ortamlarında devam edeceklerdi. Açıkça, çocuklar maalesef suça sürüklenme durumuna geldikten sonra saptıyoruz, maalesef öyle oluyor. Yani siz bir risk haritası yapmışsınız, çok güzel bir çalışma bence de ama bugüne kadar gelen uygulamada önce çocuk ortaya çıkıyor, suça karışıyor, ondan sonra biz buna bağlı önlemler almaya çalışıyoruz.
AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANI MAHİNUR ÖZDEMİR GÖKTAŞ - Evet, biz bunu önlemek için zaten yani bu risk faktörünün... Sadece bu konuda değil yani kadına yönelik şiddetle beraber pek çok göstergeleri ele alan bizim 39 sosyal risk haritamız var. Bunu önlemek amacıyla ve erken müdahale sistemimizi, aslında Bakanlığımızın önleyici ve koruyucu önleyici görevini zamanında yerine getirebilmesi için biz bu sistemi kurguladık ve çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Tabii, 86 milyon vatandaşa hitap ediyoruz. Her haneye girmek, her hanenin sosyal ihtiyacını belirlemek, zamanında önleme şeklinde de belirlemek, bunu da diğer bakanlıklardan veri entegrasyonuyla, Adalet Bakanlığından, İçişleri Bakanlığından, Sağlık Bakanlığından, Millî Eğitim Bakanlığından... Ama dediğim gibi, aynı zamanda biz burada muhtarlara, sivil toplum kuruluşlarına da görev vermek zorundayız.
MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Sayın Bakanım, benim de insicamım bozuluyor ama, keşke dinleyebilseydiniz.
AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANI MAHİNUR ÖZDEMİR GÖKTAŞ - Kusura bakmayın, söz aldım.
MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Doğru söylüyorsunuz, siz elbette cevaplarınızı vereceksiniz ama ben de bir düzen içinde sorularımı sorarsam çok sevineceğim.
Yani bize göre çocuk suça sürüklenip suça sürüklenen bir çocuk ortaya çıktıktan sonra bununla ilgili geriye doğru da birtakım önlemleri ve taramaları yapıyoruz, buradan edindiğim bu.
Birtakım sorularım olacak. Öncelikle geçmişinize baktığımızda Belçika'da yaşadığınız bir dönem var. O dönemde orada bir parlamenterlik de yaptınız sanıyorum; orada son durumlar nedir, onu merak ediyorum. Sizin muhtemelen bilginiz vardır, Bakan olduktan sonra oraya da bir ilgi göstermişsinizdir. Orada son durumlar nedir? Çünkü orada da baktığımız zaman suça sürüklenen çocukların oranında aşağı yukarı yüzde 12 oranında bir artış var. Evet, Türkiye'de de var, Türkiye'de bundan biraz daha fazla, özellikle son iki yılda çok artış var. Sosyal yardım alan ailelerde suça sürüklenen çocuk oranı ne acaba? Yani daha önce, evet, burada bu aileye sosyal yardım verilmiş ama bunların çocukları daha sonra suça sürüklenmişler yani bir prognostik, daha önceden anlaşılan bir gösterge olarak kullanılmış mı, onu merak ediyorum. Bununla ilgili bir istatistik sayınız var mı?
Son yıllarda artış gösteren, suça sürüklenen çocuklar hakkında sizce en önemli faktör nedir? Bir Bakan olarak, burada önemli bir görevde olan bir kişi olarak acaba sizin dikkatinizi çeken "Ya, evet, bu ciddi bir faktör." dediğiniz bir şey var mı; sizin kendi, bireysel yani edindiğiniz bir izlenim var mıdır? Onu öğrenmek istiyorum.
Bir de illere göre bir çalışmanız var mı? Bölgelerde ve bu illerde ortaya çıkan oranların, suça sürüklenen çocukların hangi temel faktörlerden kaynaklanarak ortaya çıktığını gösteren çalışmalarınız var mı? Başkanım da biraz önce sordu, ben de dün söylemiştim, erken uyarı sistemini sormuştum, onu aşağı yukarı cevapladınız.
Suça sürüklenen çocukları saptadığınız zaman bunların aileleriyle ilgili neler yapıyorsunuz? Yani bir çocuğu saptadınız, çocuk geldi, cezasını aldı veya almadı ya da bir girişim oldu, tam suça sürüklenen çocuk pozisyonuna gelmedi, belki suça yönlendirilen bir çocuk pozisyonuna geldi, bu çocukların aileleriyle ilgili neler yapıyorsunuz?
Bakanlığınıza bağlı rehabilitasyon çalışmaları olduğunu söylediniz. Kaç çocuk kalıyor burada acaba? Yani rehabilitasyona aldığınız ya da sizin işte birtakım isimlerle adlandırdığınız merkezlerde kaç çocuğumuz acaba burada gözaltında, gözetim altında, eğitim altında -ne derseniz deyin- duruyor; burada yeterli personelimiz var mı? Onu öğrenmek istiyorum.
Okulda olup suça sürüklenen çocuklar ya da suça sürüklendikten sonra okulu terk eden çocuk oranı kaç acaba? Bunu merak ediyorum. Bunları okula kazandırmak için Millî Eğitim Bakanlığıyla ilgili bir çalışmanız var mı? Evet, burada değindiniz ama biraz daha detay istiyorum o konuda.
Akran zorbalığı var, biliyorsunuz akran zorbalığı çok önemli bir problem, bütün okulları aşağı yukarı tehdit ediyor, hatta öğretmenlerine karşı suç işleyen çocuklarımız var. Geçen de Ankara'nın bir ilçesinde gördünüz, maalesef çok üzücü bir şeydi. Eşim de öğretmen olduğu için "Allah'tan eşim lise öğretmeni değil." dedim, ilkokul öğretmeni olduğu için sevindim çünkü lise öğretmeni olmak gerçekten bu dönemde çok zor, bunu kabul etmemiz gerekiyor. Bu çocuklar akran zorbalığı sonucu kurban olduktan sonra ne yapılıyorlar? Yani akran zorbalığına kurban olmuş ne kadar çocuk var? Çünkü orada gitmiş akran zorbalığında dayak yemiş, şiddete uğramış ama ondan sonra çıkmış, kendisi de şiddet üretmeye başlayan bir çocuk varsa bunların oranı ne kadar, bunu merak ediyorum.
Uyuşturucu alan ve suça sürüklenen çocuk oranı nedir? Bunu merak ediyorum. Suç örgütleri tarafından kullanılan çocuklarımız var; son günlerde Daltonlar, Casperlar, bir sürü çetelerle uğraşıyoruz. Tabii, bunlar maalesef gayrimeşru edindiğimiz bilgilere göre, burada söyleyemeyeceğim birtakım edindiğim bilgilere göre, gerçekten acayip ortamlardan geçerek o örgütlerin eline düşüyorlar ve bunlarla ilgili sadece kolluk kuvvetleri mi bir önlem alıyor, yoksa siz de bunlarla ilgili bir girişimde bulunuyor musunuz? Yani bu çocuğu oraya alan bu yasa dışı örgüt ya da işte mafya örgütüyle ilgili bir yaptırımınız olabiliyor mu? Sadece kolluk kuvvetleri mi onlarla mücadele ediyor acaba? Onu merak ediyorum.
Bir de önemli bir şey var, psikolojik faktörler var. Mesela, burada hekim arkadaşlarım da var, onlar da bilirler; hiperaktivite, bipolar kişilik bozukluğu, depresyon, bunların hepsi aslında suça sürüklenen çocuklar için önemli bir risk faktörü oluşturuyor. Burada sizin saptadığınız psikolojik tedavi gören, antidepresif tedavi gören kaç çocuk var, ilgili bir veriniz var mı, onu merak ettim. Mesela, zekâ durumu düşük olan çocuklarla -bu kontrolsüz çünkü alt üst beyin ilişkisi olmadığı için onların biraz daha rahatlıkla suça sürüklenen çocuk pozisyonuna gelme şeyleri var- ilgili elinizde bir bilginiz var mı? Özellikle psikolog arkadaşım bunu belki söyleyecektir.
Bir de tabii ki önemli olan... Bütçede her zaman biz, işte bazı bakanlıklara, bazı daire başkanlıklarına çok para aktarıldığını hep eleştiririz, örneğin bunlardan biri Diyanet İşleri Başkanlığıdır ama toplumumuzun bir beka problemi hâline gelen, suça sürüklenen çocukları engelleyebilmemiz için, önleyebilmemiz için sizler ayrıca sizin Bakanlığınıza verilen bütçeden acaba bu alt gruba, önemli bir gruba ne kadar bütçe ayırıyorsunuz? Geçen yılın bütçesi ile bu yılın bütçesi arasında bir fark var mıdır? Bunları merak ettim.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Sayın Bakanım, şimdiye kadar soruları toplu aldık, daha sonra toplu cevap verildi ama siz nasıl arzu edersiniz?
MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Pardon, bir şey daha söyleyeceğim, bir notum var.
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Lütfen, buyurun.
MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Sosyal medya engellemesiyle bir önlemden bahsettiniz. Bence o çok doğru bir şey değil çünkü çocuk sonuçta annesinin telefonunu alıp, babasının telefonunu da alıp oradan girebiliyor yani onu bence bir daha gözden geçirmekte fayda var.
Teşekkür ediyorum.
AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANI MAHİNUR ÖZDEMİR GÖKTAŞ - Şöyle bazı konuları şimdiden cevaplandırsam.
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Tabii ki öyle yapalım.
MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Nasıl isterseniz.
AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANI MAHİNUR ÖZDEMİR GÖKTAŞ - Belçika'yla ilgili duruma bakacağım ama şunu net bir şekilde söyleyebilirim: Hiç olmadığı kadar sokak çeteleri arttı yani ora da metroda, sokakta, sokak çeteleriyle mücadele eden bir ülke; sadece orası değil, gerçekten bu konu... Eskiden bilirsiniz, Amerikan filmlerinde Harlem'de siyahilerin bağımsızlık hareketiyle beraber bunlardan bahsedilirdi. Banliyö hareketleri Fransa'da da çok yaygındır. Banliyöde her zaman bir şeyler yakmak, polise, yönetime, okullara, grev esnasında taşkınlık yürüten faaliyetlerin arttığını söyleyebiliriz. Banliyö hareketleri her zaman oldu ama son yıllarda gerçekten her tarafta arttı. Ama şunu söylemek istiyorum: Sosyal medyanın gücünü azımsamamak lazım. Sosyal medyada çocuklar ne izliyorsa gerçekten çocuklar çok daha fazla depresif. Hani diyorsunuz ya "Depresyona giren çocuklar, depresif çocuklar, anksiyete sahibi çocuklar çok daha fazla suça yöneliyor." Anksiyetenin artmasının sebebi sosyal medyanın ta kendisi, gerçekten çünkü sürekli uyarılan bir hâldeler. Biz, bununla ilgili çok çalıştay yaptık, akademisyenlerle çalıştık, sosyal medyanın gücünü hiç azımsamayın ama burada annelere babalara da görev düşüyor çünkü anneler, babalar... Evet, devlet bir şeyler yapıyor ama bu elimizde böyle sihirli bir değnek yok, keşke böyle basıp da kapatabilsek. Yok maalesef yani elimizden gelen gayreti bu konuda yapıyoruz, bir irade göstermeye çalışıyoruz. Ama şunu söylemek istiyorum: Annelere babalara gerçekten görev düşüyor. Yeni bakıcı modeli olarak evde ses çıkarmayan çocuklar oluşturduk. Çocuk ses çıkarmıyorsa evde, aman bana bulaşmasın... Annenin babanın elinde telefon, büyüklerin elinde telefon. Dijital mecra sadece çocukları etkilemiyor, ne görüyorsa onu yapıyorlar. İçeriklere bakıyorsunuz, sosyal medya, televizyon, dizilerin içeriğinde gerçekten çok yoğun bir silah kullanma yani ne izlerseniz onu rol model alıyorsunuz. Yani, bu hususta şunu söylemek istiyorum: Sosyal medya üzerinden çocuklar çetelere düşüyor yani "fishing" yapıyorlar, onları orada tespit edip oradan kendilerine çok cüzi, maalesef kötü, küçük rakamlar teklif ederek çocukları bir hikâyenin -affedersiniz tırnak arası söylüyorum- kahramanı olmaya davet ediyorlar. Yani, biz çocuklarımızı sosyal medyanın -bu olumlu tarafını değil- bu dönüştürücü ve kötü gücünden koruyamazsak gerçekten ve bunun etkisini minimize edersek yanlış yoldayız. Burada gerçekte bütün dünya benzer şeyleri söylüyor, onu söylemek istiyorum.
Diğer konulara da... İÇES'lerde kalan çocuk sayımız 1.395'ti bütçe döneminde, 1.417 şu anki sayı. İhtisaslaşmış çocukevleri sitemizde mesela refakatçisiz çocuklar da var, aynı zamanda 7 tane suça sürüklenmiş çocuklara yönelik ihtisaslaştırılmış çocuk birimimiz var. Orada kabul edilen 346 çocuğumuz oldu, süreci tamamlayıp ayrılan çocuklar da var, onlara bir rehabilitasyon süreci tamamlıyoruz, orada farklı kurumlarla çalışıyoruz. Yani İhtisaslaştırılmış Çocuk Evleri Sitemizden biz çok fazla kamuoyuyla paylaşmıyoruz aslında ama orada bizim personelimizin de gerçekten çok güçlü olmaları lazım. Bazı çocuklar maalesef kuruluştan ayrılmak için yakıyorlar kuruluşu, çok ciddi şiddet uyguluyorlar, camları kırıyorlar; hani zaman zaman kaçıyorlar. Medyada duyuyorsunuz bazen "Çocuk kaçmış kuruluştan, devlet bir şey yapmamış." Hayır, yapmış, arıyoruz onu her tarafta ama çocuk orada kendini ait hissetmiyor ki yani orada güle oynaya kalmayan çocuklarımız var çünkü farklı ilaçlar kullanılan çocuklar var, farklı hikâyelerden intihar girişimi olan çocuklar var. Bunların her birini rehabilite etmemiz ve kendi ihtisas gruplarına yönelik de çalışma yürütmemiz gerekiyor. Belki bu Komisyon kapsamında böyle bir kuruluşu da ziyaret edebilirsiniz, onların yapım şekli de biraz farklı.
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Edeceğiz.
MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Spontane edelim ama doğaçlama gidelim yani daha önceden haber verilmesin.
AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANI MAHİNUR ÖZDEMİR GÖKTAŞ - Doğaçlama gidin tabii ki Vekilim, ne demek. Yani bizim...
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Biz de öyle planlıyoruz.
AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANI MAHİNUR ÖZDEMİR GÖKTAŞ - Biz, o hususta özellikle hassasiyet gösteriyoruz buna çünkü oradaki yaşam biçimini görmeliyiz, işte böyle cicili bicili giyinmiş çocukları değil yani günlük yaşam şekilleri ne ise onu vermeye çalışıyoruz. Ama bizim orada amacımız, çocuğu güçlendirmek, psikolojik olarak güçlendirmek. Aile üzerinde de çok çalışıyoruz. Yani, biz Aile Bakanlığı olarak bireyleri birey birey çalışmıyoruz. Evet, bireysel bir danışmanlık tedbiri, bir takip sistemi oluştururken diğer yandan aileyi güçlendirmeye yönelik de faaliyet yürütüyoruz.
Diğer yandan, çocuk süreç tamamlandığında ya diğer kuruluşlarımıza yönlendiriliyor yani normal kuruluşumuza hani "sevgievi" dediğimiz, çocukevi sitesine veya ailesine döndürmeye yönelik de çalışmalar yürütülüyor. Mesela, erken gebeye yönelik modellerimiz yani evlerimiz orada... Erken gebelikte şunu söyleyeyim: Dünya literatüründe Dünya Sağlık Örgütü tarafından kullanılan bir kelime "adolescent pregnancy" ve 15-19 yaş aralığında gerçekleşen gebelikleri ifade ediyor. Tıp, halk sağlığı, psikoloji ve sosyal hizmet literatüründe yerleşik ve geçerli bir terimdir. Ben de Belçika'da milletvekiliyken bu terimi kullanıyorduk dolayısıyla bu konuda da bir küresel istatistik de resmî sayfalarında açıklıyorlar.
Ama şunu söyleyeyim: Gerçekten akran zorbalığı okullarda, çocukların okula devam etmemesi... Çocuk okuldan kopuyorsa, farklı davranışsal bozukluğa da girebiliyor; aile boşanıyorsa orada da risk faktörleri yüksek olabiliyor. Yani, özel takip gerektiriyor gerçekten çünkü çocuk... Yani ihmal silsilesi -tabii sadece buna bağlamamak lazım- birbirini takip edebilir. Ailenin yeni bakıcı modeli olarak bir sosyal medyaya çocuğunu vermesi yani telefona veya "Ya çocuğum beni rahatsız etmiyor, demek ki odasında." gibi bakarsak burada aslında çok yanlış yere gidiyoruz çünkü çocukların orada kimlerle iletişim hâlinde olduğunu bilmiyoruz, tıpkı yeni oyunlarda olduğu gibi. Oyunlarda chatleşme kısmı var. Chatleşme kısmında da yani 13-14-15 yaşındaki çocuklar 65 yaşındaki adamlarla bazen iletişimde olabiliyorlar. Tabii ki sadece bu değil ama bunu da özellikle ifade etmek istiyorum, orada farklı kahramanlar görüyorlar, bunu yaparsa yeni hikâye...
Akran zorbalığına uğrayan çocuklarla ilgili de şunu çok net söyleyebilirim: Çocuklar genelde bunu ne kendilerine ne ailelerine söyleyebiliyorlar çünkü bunu telaffuz etmekten çekiniyorlar. Bu hususta da gerçekten farkındalık çalışmalarını çoğaltmamız lazım. Akran zorbalığı farklı riskleri de beraberinde getiriyor; çocuğu okuldan koparıyor, içine kapanık bir hâle getiriyor ve kendisinin de başka risklere yönelmesine sebep olabiliyor. Dolayısıyla, o boyutu da göz ardı etmemek gerekiyor. Bununla beraber diğer sorularınıza da sonrasında bir toparlayıcı cevap vereceğim.
MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Bu arada açılmışken televizyonlardaki şu gündüz programlarında maalesef kadın-erkek ilişkilerini, gayrimeşru ilişkileri ele alan bir çalışma yapmakta fayda var. Artık televizyon Brezilya dizisi gibi oldu, birbirini aldatan bir sürü insan var ortalıkta ve biz her gün bunları izliyoruz. Lütfen, bu konuda bir önlem alın.