KOMİSYON KONUŞMASI

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Ondan eminim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri, sunumu sunan değerli arkadaşlar; hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

Sosyal inceleme raporu suça sürüklenen çocuğun aslında yalnızca isnat edilen fiiliyle ilgili değil, aynı zamanda o fiile doğru giden yolda nelerle karşılaştığını, onu o fiile iten temel taşların ne olduğunu da ortaya koyan bir rapor hâline geliyor, bu anlamda çok önemli bir rapor. Bu raporlar çocuğun suçla kurduğu ilişkinin arka planını, maruz kaldığı yapısal riskleri, korunma ihtiyacını ortaya koyduğu sürece adalet sistemi nedenleri değil, sonuçları yargılayan bir mekanizmaya dönüşmektedir. Bugün uyguladığımız tabloda ise genellikle yetersiz sosyal inceleme raporları görüyoruz, yetersiz neden tespitleri bu nedenle görüyoruz ve yetersiz ve etkisiz de çözüm önerileri maalesef görüyoruz. Dolayısıyla, aslında, bu sosyal inceleme raporlarının daha nitelikli hâle gelmesiyle birlikte suça sürüklenen çocukların önü çok daha rahatlıkla kesilecektir, bu çocukların tekrar suç işlemesinin önüne daha hızlı bir şekilde geçileceğine inanıyoruz. O nedenle, sorunu çok iyi anlamak ve çözüm üretmek gerekiyor. İşte, bu çözümün sağlıklı hâle gelmesinin de ne olacağını aslında burada tartışıyoruz. O nedenle, birkaç sorum var: Çocuk Koruma Kanunu'nda açıkça yer alan çocuğa özgürlük ve bireyselleştirme ilkeleri çerçevesinde SİR hazırlayan uzmanların çocukların suça sürüklenme risklerini çok boyutlu bir şekilde yani aile, okul, yoksulluk, travma, engellilik, göç gibi bu nedenlerle değerlendirebilmeleri için hangi düzenli, zorunlu ve ölçülebilir nitelikte eğitimlerden geçtiklerini somut olarak açıklamanız mümkün olabilir mi? Uygulamada sıklıkla görülen duruşma öncesinde on-on beş dakikalık bir görüşme yapılıyor çocuklarla ve genellikle evine ve sosyal çevresine gitmeden o görüşme üzerinden bir SİR hazırlanması oluyor, dolayısıyla, çocuğun üstün yararı bireyselleştirilmiş bir değerlendirme. Suça sürüklenme nedenlerinin doğru tespiti bakımından yeterli ve güvenilir olduğunu düşünüyor musunuz bu şekilde hazırlanan SİR raporlarının? Bu yöntemin bilimsel ve mesleki bir dayanağı var mıdır? Çocuk Koruma Kanunu'nda öngörülen asgari standartları taşımayan, içerik olarak birbirinin neredeyse aynısı, şablon niteliği taşıyan SİR'lerin yargı kararlarına etkisi, çocuğun özgürlük ve güvenlik hakkı üzerindeki sonuçları bakımından nasıl bir risk yarattığını değerlendiriyorsunuz? Bu tür raporlara karşı bir denetim veya itiraz mekanizması var mıdır varsa bu ne sıklıkla kullanılıyor? Buna ilişkin yaptığınız bir araştırma ya da elinizde bir bilgi var mıdır? Uzmanların koruyucu ve destekleyici tedbirleri önerirken yalnızca suç fiiline değil, çocuğun bireysel ihtiyaçlarına, risk ve koruyucu faktörlere dayalı çocuğa özgü öneriler geliştirebileceklerini düşünüyor musunuz? Bu yetkinlik nasıl ölçülüyor ve nasıl geliştiriliyor yani burada nasıl bir etkinliğe sahip bu kişiler? Bunlarla ilişkili herhangi bir araştırmanız var mı?

Yine, ADM'ler ve yapısal ilişkilere ilişkin sorunlara geçtiğimiz zaman, adli destek ve mağdur hizmetleri biriminde görev yapan uzmanlara çocuk adalet sistemi, suça sürüklenen çocuk kavramı, çocuk hakları, ulusal ve uluslararası mevzuat, alternatif ve onarıcı tedbirler konusunda hangi sıklıkla, hangi içerikte ve hangi uzmanlar tarafından eğitim verilmektedir? Bu eğitimler zorunlu mudur? ADM'lerin yalnızca dosya bazlı çalışmakla sınırlı kalmayıp suçun tekrarının önlenmesi, çocuklara yönelik yapısal risklerin tespiti, toplumsal farkındalık oluşturulması amacıyla veri, istatistik, rapor veya proje ürettiği bir mekanizma mevcut mudur varsa bu veriler politika yapım süreçlerine nasıl yansıtılmaktadır? Yetersiz SİR'ler nedeniyle verilen tedbir kararlarının başarısız olması veya suç tekrarının gerçekleşmesi hâlinde raporun niteliğine geriye dönerek bir değerlendirme yapılıyor mu yani nerede yetersiz kalındığı yönünde bir değerlendirme yapılıyor mu yoksa sistem yalnızca çocuğa mı bu aşamadan sonra artık sorumluluk yüklemeye başlıyor ve devam ediyor? SİR ve ADM uygulamalarının suça sürüklenen çocuğu koruyan bir sistem mi yoksa cezalandırmayı meşrulaştıran bir araç mı hâline geldiğine dair kurumsal bir değerlendirme yaptınız mı? Ayrıca, elimde...

Şeyle de ilgili sorayım size: Eskiden mahkemeler çağırıyordu görevlileri herhangi bir SİR raporu hazırlanacağı zaman ama şimdi, o ADM merkezlerinde bir çanak oluşturuldu. Bu çanağın sağlıklı hizmet verdiğini düşünüyor musunuz yani bir çocuğu baştan alıp sonuna kadar takip etme imkânına o süreç içerisinde sahip oluyor musunuz yoksa o gün bir arkadaşınız var, o bakıyor, kovuşturma aşaması başka, soruşturma aşaması başka, cezalandırmadan sonra zaten devam etmiyorsunuz büyük bir ihtimalle, çocuk bazlı bir takibi mi doğru buluyorsunuz yoksa mevcut hâliyle yeterli mi görüyorsunuz?

Ayrıca, sizin çalıştırıcılarınızın yeterli olduğunu düşünüyor musunuz yani sizin uzmanlarınız bu konuda yeterli midir? Bir yandan suçlar artarken, bir yandan suça sürüklenen çocuk sayısı artarken acaba yeteri kadar uzmanla hizmet verebiliyor musunuz? Sağlıklı hizmet, nitelikli hizmet vermeniz bu durumda mümkün müdür? Onun için, kafanızda mesela, Türkiye çapında şu kadar sayıda olsak daha fazla, daha nitelikli bir hizmet verebiliriz diyeceğiniz bir sayı var mıdır?

Başkanım, benim elimde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğünce hazırlanan Ankara için bir rapor var. Gerçekten yapılan hizmetlerin sayısı çok fazla. Bunun altından nasıl kalkabiliyorsunuz? İşte, nitelik o zaman nasıl olabiliyor? O yüzden, hani, ben biraz daha acaba sizin kurumunuzun nelere ihtiyacı var, bunları da duymak istiyorum. Elemana mı ihtiyacı var, eğitime mi ihtiyacı var, araca mı ihtiyacı var? Mesela, araç konusunda da problem yaşandığını biliyorum. Dolayısıyla, ihtiyaç bazında daha nitelikli bir hizmet verebilmeniz ve bu suça sürüklenen çocukların daha ilk seferde yakalanıp ve bir daha suç işlememesini sağlamanız için ihtiyaçlarınızı da duymak istiyorum.

Ben teşekkür ediyorum.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Teşekkürler.

Sayın Vekilim, bir-iki sorununuz soruldu ama yine cevap versin.

Biraz hızlıca toparlarsanız.

ADALET BAKANLIĞI ADLİ DESTEK MAĞDUR HİZMETLERİ DAİRESİ BAŞKANI MERAL GÖKKAYA - Şimdi, aynı potada aslında, ben bütün olarak cevap vereceğim.

Sayın Vekilim, şimdi, SİR'le ilgili işte, yerinde mi inceleme yapılıyor, mahkemeye gelince mi soruşturmada çocuklarla görüşülüyor? Şimdi, bu suça sürüklenen çocukların bazıları mahkemeye gelmek konusunda isteksiz olabiliyorlar. Şimdi, bu çocuklar mahkemeye geldiğinde mahkeme bize yönlendirip "Önden bir görüşme yapın." diyebiliyor çünkü arandığında gelmeyebiliyor, eve gittiğimizde bulamayabiliyoruz, defalarca gidip bulamadığımız çocuklar oluyor. Eğitime devam etmezse bir okul adresi de olmayabiliyor. Mecbur kalıp adliyede görüştüğümüz çocuklar var yani yok diyebileceğim bir durumda değiliz ama...

Sondan başlarsam, araçla ilgili sıkıntılarımız da oluyor. Şimdi, diyelim ki bazen ATGV araçları var, onları kullanıyoruz, ceza yargılaması için bir sorun yaşamıyoruz yani suça sürüklenen çocuklar açısından ama işte, boşanma dosyasında vesairede ev ziyaretleri olduğunda taraflarca orada da SİR hazırlıyoruz, hazırlanma ilkesi var, orada araçlar için işte, masraf yatırılıyor, bilmem ne, orada farklı bir süreç işliyor ama cezada suçüstü ödeneğinden sağlanıp orada gidip incelemelerimizi yapıyoruz. ADM hizmetlerinin, tüm hizmetlerin sunumu için aracın yetersiz olduğu yerlerde Destek Hizmetleri Daire Başkanlığımızdan daha yeni Ankara için bir araç istedik ve tahsis edildi şu anda, onlar da başladı.

Uzman sayısı yeterli mi, daha fazla uzman gerekir mi çocuklarla ilgili SİR raporlarının daha etkili, nitelikli hazırlanması ya da hazırlanan raporların takibi için? Evet, uzman ihtiyacımız var, biz bunun hem Bakanlığımız nezdinde hem Cumhurbaşkanlığı nezdinde Personel Genel Müdürlüğümüz aracılığıyla takibini yapıyoruz. Bununla ilgili bir çalışmamız var. Hangi müdürlükte ne kadar iş var, olması gereken uzman ne kadar, olan uzman ne kadar, kime yılda kaç dosya düşüyor; onunla ilgili puanlamalarımız var. Mesela, ceza SİR için bir puanlamamız var, hukuk SİR için bir puanlamamız var, çocuk teslimi için bir puanlamamız var, ifadede yanında bulunma için ayrı bir puanlamamız var. O sarf edilen emek ve mesaiye göre çünkü ev ziyaretleri içerdiği için normal SİR'ler ya da içermesi gerektiği için daha fazla iş günü alıyor ama mesela, Ankara'da 70 küsur uzman var. Aslında Ankara uzman anlamında kötü bir noktada değil, iyi bir noktada. Batı için ayrı uzman ekibimiz var, orada da 20'den fazla uzmanımız var ama daha iyi olabilir mi, daha fazla uzman görevlendirilmesi gerekir mi? Evet, gerekir. Yani biz de aynı şeyi düşünüyoruz.

Eğitimle ilgili süreçlerini sordunuz, zorunlu eğitime tabi tutuyoruz biz göreve başlayan bütün uzmanları. Öncelikle bir yazılı sınava giriyorlar zaten görevde yükselme vesaire için, onların denetimini de müdürlerin, müdür yardımcılarının denetiminde işlemlerini yürütüyorlar ama yeni başlayan uzman da iki haftalık zorunlu eğitime tabi tutuluyor. Onun dışında da dönem dönem meslek içi eğitime tabi tutuluyorlar. Bunların içinde SİR nasıl hazırlanır, taraflarla nasıl görüşme yapılır gibi birçok eğitimlerimiz var, bunların modülleri var; Eğitim Dairesi Başkanlığı tarafından veriliyor. Biz yaptığımız diğer çalışmalarda da sadece SİR'e özgü değil, hem çocukla adli görüşmeyle ilgili hem süreci yönetmeyle ilgili, çocuğu işte, sürece dâhil etmeyle ilgili, aileyle görüşmeyle ilgili yaptığımız birçok hani teknik çalışma var. Bunların da eğitimini her fırsatta veriyoruz. Herhâlde en çok eğitim veren birimlerden biriyiz Bakanlıkta. Uzmanlarımızı defalarca almışız. Geçen sene artık şey diye eleştiriler vardı: "Yeter artık, hani almayın." Buna biz yenileme eğitimi gibi de bakıyoruz, ne noktadayız diye de bakıyoruz, yıllık değerlendirme toplantıları da yapıyoruz yıl sonunda, daha iyi bir noktaya gelmek için çabalıyoruz.

Bunun dışında, ADM'lerin hazırladığı uzman raporlarıyla ilgili eleştirileriniz oldu. Şimdi, bir uzmanın raporu yetersizse ADM'de tevzi sistemi işliyor, evet çünkü artık çocuk mahkemesine özgü belirli bir uzman yok, onların da sakıncaları vardı. İyi uzmanı olan mahkeme iyi yapıyordu yargılamalarını, kötü uzmanı bulan mahkeme kötü yapıyordu. Şu anda belli bir standart oluşturmaya çalışıyoruz. SİR raporlarımız için şablonlarımız var, sistemlerde de yüklü. Orada mutlaka yapılması gereken işlem adımları var. Mesela, hangi soruyu soracak, görüşmede hangi hususlara yer verecek, çocuğun eğitim durumu, geçmişi, işte, hobisi, zamanını nasıl değerlendiriyor, ailesiyle ilişkisi nasıl, suça nasıl itilmiş, bir kötü alışkanlığı var mı, neye ihtiyacı var; onlarla ilgili birçok şeyi sorması gerekiyor ve bunların eğitimini alıyorlar. SİR'lerin şablonlarında da bunlar var. Genel olarak Ankara aile hekimleriyle görüştüğümüzde -Ankara için söyleyebilirim- SİR raporlarından memnun olduklarını söylediler. Hatta Barolar Birliğiyle, Ankara Borusuyla görüştüğümüzde de benzer şeyler dile getirdiler. Daha iyi olabilir mi? Elbette daha iyi olabilir. Hatalı ya da eksik bir rapor varsa mahkemenin tekrar rapor isteme hem o uzmandan ya da farklı bir uzman görevlendirilmesiyle ya da bir heyetin heyet uzmanı, 3 kişilik bir heyetten psikolog, pedagog, sosyal çalışmacıdan oluşan bir rapor istemesi de mümkün. Biz bunları da yapıyoruz yani herhangi bir eksiklik olduğunda bu şekilde yargılama tamamlanmak zorunda ya da durumunda değil, elbette eksiklerimizi süreç içerisinde tamamlamaya çalışıyoruz.

DR. SALİHA MERVE KAYA - Ben de küçük bir şey ekleyebilir miyim izninizle?

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Buyurun lütfen.

DR. SALİHA MERVE KAYA - Burada sosyal çalışma görevlilerinin kimlerden oluştuğunu da ifade etmek istiyorum. Çocuk Koruma Kanunu'nu tanımlar 3'üncü maddede sosyal çalışma görevlisi için deniliyor ki: "Psikolojik danışmanlık ve rehberlik, psikoloji, sosyoloji, çocuk gelişimi, öğretmenlik, aile ve tüketici bilimleri ve sosyal hizmet alanlarında eğitim veren kurumlardan mezun meslek mensuplarını ifade eder." Dolayısıyla hani bir öğretmen daha sosyal çalışma görevlisi olabiliyor.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Evet, o da ayrı bir tartışma konusu.

DR. SALİHA MERVE KAYA - Evet, belki hani bu tekrar bir düzenlenebilir diye düşünüyorum.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Bunu mesela doğru buluyor musunuz?

DR. SALİHA MERVE KAYA - Şahsen ben bulmuyorum yani sosyal çalışma görevlisinin ya psikoloji ya sosyoloji -sosyal hizmet alanları da anladığım kadarıyla çok gelişti üniversitelerde- oradan mezun olması gerektiği kanaatindeyim. Yani bir öğretmenin aldığı eğitim ile coğrafya öğretmeninin sosyal çalışma görevlisi olması çok makul gelmiyor sistemde.

Bir de şeyi söylemek isterim, özellikle bu çalıştaylarda vurgulanan husus şuydu: Hâkimlere isteyen hâkimlerin çocuk mahkemesinde hâkim olmasıydı. Yani şöyle bir algı olduğu da söylendi: Sanki böyle sürülüyormuş gibi çocuk mahkemesine hâkim yapıldı ya da böyle sanki daha düşük bir seviyeymiş gibi algılandı ve kişilere sorulmadan da direkt olarak çocuk mahkemesine hâkimlerin işte, verilebildiği, özellikle hani istemeyen hiç kimseye çocuk mahkemesinde hâkimlik yapmaması gerektiği de söylenmişti.