KOMİSYON KONUŞMASI

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Diyarbakır) - Sayın Başkanlarım, sayın milletvekili arkadaşlarım, Değerli Başdenetçi ve denetçiler; bende rapora emeği geçenler için teşekkür ediyorum öncelikle.

Şunu gerçekten çok merak ediyorum, arkadaşlarım ifade ettiler, Sayın Tanal, Suiçmez, Karaca, Arslan ayrıntılı konuştular ama ben de yani bu kurulun kıdemli üyesi olarak hakikaten merak ediyorum. Yani kurulun yapısı, işleyişi yani iktidardaki siyasi partiye yakınlığındaki yapısal sorunlar ayrı bir tartışma konusu. Ona her zaman konuşuyoruz ama sonuçta yani bu yapısıyla bile yapması gerekenlere bürokrasi direniyorsa veya yerine getirmiyorsa ne demek lazım gerçekten? Nasıl direnirler? Yani nasıl mesela bu yani Türkiye Büyük Millet Meclisine bağlı, Meclis Başkanlığına bağlı, onun denetiminde olan, hatta yani Adalet ve Kalkınma Partisinin çoğunluğunu seçtiği denetçilerden oluşan ve büyük bir emekle inceleme sonucu verilen kararlara mesela Adalet ve Kalkınma Partisinin idaresindeki bir idari birim nasıl uyumaz mesela? Nasıl direnir? Dolayısıyla burada başka bir yapısal sorun var. Ya kararın içeriğinden kaynaklı ya da o bürokratların yani sahip oldukları zırhtan kaynaklı sorunlar var yani sonuçta. Bu, doğrudan doğruya Adalet ve Kalkınma Partisinin siyasi anlayışını ilgilendiren bir sorun. Yani burada bir kurum var, o kurumun verdiği kararlar var ve ona uymayan bürokratlar var. Kendilerini ne sanıyorlar gerçekten! Yani bu Türkiye Büyük Millet Meclisinin üstünde mi sanıyorlar ya da işte Adalet ve Kalkınma Partisinin yönetim iradesinin üstünde mi sayıyorlar? Bir de hani hukuka uygun, insan haklarına saygı açısından kurulan bu kurulun kararına bir memur, bir idare amiri nasıl uymaz yani! Gerekçesi ne olur? Aslında bunları tartışmamız lazım bizim. Nedir yani!

Bir de geçmişten bugüne gelen son dört beş yıla bakalım hangi kurumlar, hangi kararlara uymuyorlar? Yani sonuçlar rahatsız edici gerçekten, kararlara uymuyorlar, biz bunları biliyoruz içerik olarak. Bu da o zaman yani insan haklarına saygı bakımından hem Parlamentonun hem siyasal iktidarın, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının üzerine düşeni yapmadığı anlamına geliyor.

Mesela, ben şunu anlayamam: Sizden bir yazı gidecek, Başdenetçilikten bir kuruma, ona nasıl süresi içinde cevap verilmeyecek ve tekit yazacaksınız. Yani işte, 166 tane mi ne tekit yazısı yazılmış yani cevap vermemişler süresi içerisinde. Kim bu? Yani nasıl vermez? Bundan daha öncelikli bir işi mi var? Yani o evrak kalabalığına mı gider bu işler? Yani bu Kamu Denetçiliğinden daha önemli bir kurum mu var? Falan... Yani dolayısıyla bunların önlemini... Sonuçta hangi kurumun vermediğinden hareketle şey yapması lazım, Adalet ve Kalkınma Partisinin bakanlıklar nezdinde bunu bir gözden geçirmesi lazım. En azından, mesela, yani terfi ve atamaları, ondan sonra yükselmeleri noktasında da Ombudsmanın vereceği kararlara uyma konusu da aynen hâkim ve savcılara olmuyor da yani etik kurallar var, hiçbir biçimde uyulmuyor ama en azından böyle bir yani yazılı olmasa da etik bir davranış kural getirilir. Yani Ombudsmanlık kararlarına uymayan, bunda direnen memurlar, idari amirler yer değiştirme, atama, yükselme de bir şey olmazlar yani bunun bilinmesi lazım en azından direnme noktasında. Dolayısıyla bütün bunlar konusunda sizin yani yargıdaki tecrübenizle de kamudaki tecrübenizle de gerçekten de yani insan haklarına saygı bakımından yol açıcı, denetleyici ve yaptırım gücü olan bir yapı olması lazım yani sonuçta. Hani işleyişi, seçilmesindeki yani Paris ilkelerine aykırı düşen durumlar bir tarafa yani bu yapısıyla da yani kendisine saygı duyulan bir yapı olması lazım.

Ben de şuna katılıyorum: Evet, başvuru sayısı artmış, doğru ama ret sayısı da artmış. Yani demek ki bir de o reddedilenlerdeki insanların hangi başvuruları var gerçekten, eksik mi yapmışlar yoksa yani... Çünkü onların o haklarının ihlal edildiği duygusu ortadan kaldırılmış olmuyor sizin reddetmenizle. Neden yani hangi nedenle başvurmuş ve gerçek usulden mi reddediliyor, yargı nedeniyle mi, yargı yolu nedeniyle mi? Falan... Bunların daha ayrıntılı bir biçimde en azından Alt Komisyon raporunda ortaya çıkması lazım.

Bu yapısal sorunların yani ben burada Adalet ve Kalkınma Partili milletvekili arkadaşlarıma da söylüyorum yani şeyin içerisinden kaynaklı, idarenin işleyişinden kaynaklı sorunların Ombudsmanlık dışında da yani yerine getirilmesi lazım. Nedir? İşte, Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığı en azından bir genelge yayınladı yani. "Bundan sonrası bakımından Ombudsmanlık kararlarına uymayanların, yerine getirmeyenlerin veya süresinde cevap vermeyenlerle ilgili olarak Devlet Personel Dairesi Başkanlığı gerekli işlemi, kaydı yapacaktır." diye bir yaptırım gücü oluşturan bir şeyin yapılması lazım. Olması açısından...

Ben tekrar teşekkür ediyorum. Alt Komisyon raporunun da özellikle bu ayrıntılara yani bizim merak ettiğimiz hangi kararlara uyulmamış, hangi başvurular özellikle reddedilmiş ayrıntılı denetime açık bir şekilde olması temennisinde bulunuyorum.

Teşekkür ediyorum.