| Komisyon Adı | : | (10/434,2104,2716,2717,2718,2719) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | Komisyon Başkanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu'nun, Komisyonun bugünkü gündeminin dil ve konuşma güçlüğü ile yerel düzeyde engelli bireylerin sorunları ve çözüm önerileri olduğuna ve bu konularla ilgili dinlenecek kurum ve kuruluşlara ilişkin açıklaması |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 07 .01.2026 |
BAŞKAN MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU - Çok kıymetli Komisyon üyelerimiz, değerli milletvekillerimiz, değerli misafirlerimiz; sizleri saygıyla selamlıyorum.
Bugün yeni bir toplantı vesilesiyle bir aradayız ve gündemimizde iki başlık var. Tabii, bu iki başlık belki birbirinden farklı gibi duruyor ama ikisi de hayatın içinden, gündelik akışın içerisinden başlıklar. İnsanın kendini ifade edebildiği, hakkına ulaşabildiği, şehrin içerisinde var olabildiği yere birlikte temas etmeye çalışacağız. Dil ve konuşma güçlüğünü konuşacağız ve bununla birlikte yine yerel düzeyde engelli bireylerin sorunları ve çözüm önerilerini konuşacağız. Tabii, bu iki başlığı yan yana koyduğumuzda şunu görüyoruz: Birinde insanın sesi var, ifadesi var, söylemi var, diğerinde ise o sesin duyulduğu bir yer var. Biri anlatılabilmek, anlatabilmek, ifade edebilmek üzerine kurulu, diğeri ise anlaşılıp karşılık bulabilmek anlamına geliyor. Tabii, dil ve konuşma güçlüğü dediğimiz şey çoğu zaman belki dışarıdan görünmeyen bir engel alanı ancak çok derin bir etkisi var. Çünkü iletişim sadece kelimelerle değil, eğitimle, sağlıkla, istihdamla, sosyal hayatla, kısacası tüm yaşam alanlarıyla ilgili. Bir çocuk düşünelim, kendini ifade etmekte güçlük çeken, bu durum okulda dikkatsiz zannedilmesine bazen, bazen arkadaş ortamında çekingen görünmesine, bazen de haksız yere yapamıyor etiketiyle karşı karşıya kalmasına yol açabiliyor. Oysa mesele pek çok zaman yapabilme meselesi değil, kapasite meselesi değil, doğru destekle, doğru imkânla, doğru zamanda buluşma meselesi. Ya da bir yetişkin düşünelim, iş görüşmesinde konuşması yarı kalıyor, kelimeleri toparlamakta belki zorlanıyor, düşüncesini ifade edene kadar karşı taraf sabırsızlanıyor. Tabii, bu sadece iletişim meselesi değil, bir fırsat meselesi, bir eşitlik meselesi, bir hak meselesi. İşte, biz bugün bu görünmeyen ama hayatın çok ama çok merkezinde duran alanı tüm yönleriyle ele alacağız. Ne zaman fark ediliyor, nerede gecikiyoruz, aileler ne yaşıyorlar, okullar ne yapabiliyor, sağlık sistemi hangi aşamada devreye giriyor ve bu çerçevede hizmetin yaygınlığı, erişilebilirliği, maliyeti ve sürekliliği nasıl? Bu kapsamda, bugün sunumlarını dinleyeceğimiz kıymeti akademisyenler ve uzmanlar bizimle birlikte. Dil ve Konuşma Terapistleri Derneği Başkanı Profesör İlknur Maviş, Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Profesör Emel Kulak Kayıkcı, Fenerbahçe Üniversitesinden Doçent Doktor Şaziye Seçkin Yılmaz, Yüksek İhtisas Üniversitesinden Doktor Çiğdem Eryılmaz ve Dil ve Konuşma Terapisti Doktor Egemen Nakışçı bizlerle beraber. Hoş geldiniz diyorum değerli hocalarım.
Tabii, diğer önemli konumuz ve bu noktada yerel düzeyde engelli bireylerin sorunları ve çözüm önerileri konusu yani işin saha yönü yani vatandaşın kapısını çaldığı ilk yer, herkesin en kolay ulaşabildiği bir kamu yüzü. Şunu açıkça söyleyelim, belki pek çok sorun Ankara'da başlayıp bitmiyor. Çoğu sorun yerelde başlıyor, sokağın bir tarafında, köşesinde başlıyor, kaldırımda, durakta, belediye hizmetinde, mahalledeki iletişimde, o yüzden vatandaşın en hızlı temas ettiği, en kolay ulaştığı yer neresi? Yerel düzey. Bunun bazen hayatı kolaylaştırdığını, bazen de farkında olmadan zorlaştırdığını görüyoruz. O yüzden, bugün Türkiye Muhtarlar Konfederasyonumuzu davet ettik ve onların bu noktadaki katkısını, bu sürecin içerisindeki varoluşunu çok ama çok kıymetli buluyoruz. Çünkü muhtarlarımız bizlerin mahalledeki gözü, kulağı, sesi, sorunu ilk duyan, ihtiyacı ilk gören, aileyi en yakından öncelikle bilen bir yapı. Yerel yönetimle, sosyal hizmetle, sağlıkla, eğitimle vatandaş arasındaki bağın en doğal taşıyıcıları.
Biz bugün şunu konuşalım istiyoruz: Mahallede engelli birey ve ailesi hangi ihtiyaçla karşılaşıyor? Bu ihtiyaç hangi kurumun yetki ve sorumluluk alanına giriyor? Nerede gecikiyoruz? Nerede işimizi çok güzel ifa ediyoruz, nerede tıkanıyoruz? Hepimiz biliyoruz ki bazen çok küçük dokunuşlar çok güçlü sonuçlara yol açıyor. Bir formu bazen sadeleştirmek bile bazen bir ailenin aylarca yorulmasının önüne geçiyor. Bazen bir yönlendirmeyi doğru yapmak bile bazen hizmete erişimi tamamen ne yapabiliyor? Değiştirebiliyor. Bugün iki temayı özellikle yan yana getiriyoruz ve özellikle şuna inanıyoruz ki bir insanın sesi duyulmuyorsa o insanı kaybedersiniz. Bir sistem insanın sesini yeterli derecede duymuyorsa o hizmetlerden yeterli derecede verimi alamazsınız, yeterli derecede o hizmeti ulaştıramazsınız ve insanlar ona erişemez. O nedenle, bizim burada temel amacımız sadece bir alanda iyileştirme yapmak değil, bir zinciri güçlendirmek. Tabii, dil ve konuşma güçlüğü alanında erken farkındalık, doğru değerlendirme, nitelikli terapi ve sürdürülebilir destek. Yerelde ise doğru yönlendirme, hızlı temas, erişilebilir hizmet ve eş güdüm.
Bugün sizlerden özellikle şunu bekliyoruz: Elbette bize ideal olanı, bu yöndeki düşüncelerinizi ifade edin ama bize mutlaka ve mutlaka sahadaki durumu da güçlü bir şekilde aktarın. Kâğıt üstünde çok güzel duran ama işlemeyen ne varsa bunları sizden dinlemek istiyoruz. Elbette işleyen örnekleri de hep birlikte bilmek istiyoruz, duymak istiyoruz ki bunları ne yapalım? Birlikte çoğaltalım, bir politika hâline getirelim.
Tabii, sözlerimi bitirirken şunu ifade etmek istiyorum: Bugün konuşacağımız konu, aslında iletişim kelimesinin çok ötesinde. Bu, insanın hayata bağlanma biçimi, kendini ifade edebilme hakkı ve şehrin içinde görünür olma hakkı. Biz, Komisyon olarak hem bilimsel bilgiyi hem sahadaki gerçekliği gerçeğin ta kendisini aynı iklimde, aynı masada birleştirmeye çalışıyoruz. Bugün burada kurulacak her cümle hem raporumuzda çok güçlü bir yer alacak hem de sahada bir politika hâline dönüşmesi için hep birlikte bunun takipçisi olacağız.
Katılımınız için bir kez daha teşekkür ediyorum. Bugün bizlerle olan milletvekillerimize, değerli Komisyon üyelerimize her zamanki özverileri için özellikle şükranlarımı sunuyorum.
Şimdi, Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Başkanı Sayın Kadir Delibalta'yla toplantımızı başlatıyoruz.
Buyurun.