KOMİSYON KONUŞMASI

AYŞE KEŞİR (Düzce) - Evet, Sayın Genel Müdürüm, değerli heyetinize ve bugün dinleyeceğimiz tüm misafirlerimize, hepinize hoş geldiniz diyorum.

Birkaç konum var, hem hızlı hızlı söyleyeyim, bir konuda da yeni bir başlık açmak istiyorum. Özellikle bu yaşlı ve 2-6 yaş arası yani aşı sonrası takibi son derece önemli buluyorum. Özellikle İzmir'de yaşadığımız bir vaka vardı biliyorsunuz, yaşlı, uzunca yıllar kalmış ve kemiklerine ulaşıldığı, basında okuduğumuz bir konu. Bir de çocukların özellikle işte aşı takibi sonrası okula başlayacakları yaşa kadar olan dönem yani 2 ila 6 yaş gibi kabaca söyleyelim, devletin çok muhatap olmadığı bir dönemdi, sadece sağlık açısından söylemiyorum her açıdan yani ihmal varsa evde, istismar varsa ya da başka bir şekilde bir mağduriyet varsa bunu kimsenin görme ihtimali yoktu 2-6 yaş arası. Eğer bu süreci doğru uygulayabilirsek bu anlamdaki sıkıntıları da çözeceğine inanıyorum. Okula başladığında elbette rehber öğretmenler ciddi bir gözlem yapıyorlar ve oradan yakalıyorlar bu tür vakaları; bu ikisini önemli bulduğumu ifade etmem lazım.

Bir konu, daha önce Sağlık Bakanlığı yetkilileriyle birkaç kez konuştuk ama halk sağlığı konusu da olduğu için özellikle ifade etmek istiyorum. Engelli çocuğu olan ebeveynin sağlık hizmetine ulaşımı konusu yani engelli çocuğunu bırakıp bakımını aile yapıyorsa, özellikle anneler, ağırlıklı annelerin üzerinde çok büyük bir oranda, anne kendi sağlık hizmetine erişimde zorlanıyor. Eğer bu, bir de ağır bakımsa bırakamıyor, emanet edemiyor, bırakacağı kimsesi olmuyor. Bir de yeni doğum yapmış anneler, özellikle ilk altı ay emzirmeyi öneriyoruz yani bütün sağlıkçılar öneriyor. Yeni doğum yapmış anneler ile engelli çocuğu olan annelerin MHRS'den randevularının önceliklendirilmesi ve gelip hastanede bir an önce hizmeti alıp tekrar evlerine dönebilmeleri konusu aslında dijital olarak sizin yani sistemin kolay cevaplayabileceği bir konu. Özellikle bunu da ifade etmek istedim.

Bir de engelliler dediğimizde, engellilerin, kendilerinin sağlık hizmetine erişimi, özellikle otizmliler için bunu daha önce konuştuk. Yani diş sağlığı mesela çok zor ulaşılabilen bir konu, otizmli bireyin kendi durumundan da kaynaklı.

Bir başka konu da bunu hiç bugüne kadar konuşmadık, muhtemelen başka bir uzman da çağırıp bunu konuşalım diye önerdik Başkanıma, inşallah fırsatımız olursa. Engellerin üreme sağlığı konusu. Yani bunun içinde pek çok kalem var; fiziksel engelli, Down ya da diğer engelli grupları ya da sınır zekâ ve altı neyse bunların üreme sağlığı konusu, ayrı bir çalışma başlığı mutlaka olmalı. Bunu özellikle ifade etmek istiyorum.

Bir başka konu, önümde bir not var. Bunu burada kayda geçirmek için söylüyorum ama onu ayrıca müzakere etmeliyiz diye düşünüyorum. 1983, tarihi yanlış söylemiyorsam, evet, 1983'te çıkarılan bir düzenleme var, bu fetüsün sonlandırılması konusu fakat o tarihte mesela 1983'te tarama testleri henüz gelişmemiş yani tarama testleri dünyada bilinmiyor. Ama burada, önüme gelen bir hocamızın notu bu, defalarca da bu konuyu iletti farklı yerlerde, bir kadın doğum başhekimliği yapmış bir profesör, Yaprak Hoca'nın notu. "Buranın yani yönetmeliğin (n) maddesinde anneye ait hükümler düzenlenir. Düzenlenen bölüm anneye ait, gebeye ait hükümlerdir. 'Down sendromu' ifadesi sadece orada geçer ama biz uygulamada Down sendromlu fetüsü de sonlandırıyoruz." diyor, bunun yönetmeliğe aykırı bir uygulama olduğunu ifade ediyor. Tabii, onun ifadesiyle söylüyorum, bir de "Zaten 1988 tarihi itibarıyla ya tarama testleri bilinmediği için Down sendromlunun o tarihte yapılan düzenlemede bilinmesi, fetüs için bilinmesi mümkün değil. Burada TCK'nin ilgili maddesine göre bir suç işleniyor, bu yönetmeliğin düzeltilmesi gerekiyor." diye bir görüşü var. Bunu özellikle buradan kayda geçirmek istiyorum.

Evet, özetle söyleyeceklerim bunlar.

Teşekkür ediyorum.