| Komisyon Adı | : | DIŞİŞLERİ KOMİSYONU |
| Konu | : | İstanbul Milletvekili Numan Kurtulmuş'un Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi Kapsamında Ulusal Yetki Alanı Dışındaki Alanların Deniz Biyolojik Çeşitliliğinin Korunması ve Sürdürülebilir Kullanımı Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi (2/3385) |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 04 .12.2025 |
UTKU ÇAKIRÖZER (Eskişehir) - Aslında, Sayın Bakan Yardımcısı anlattı, muhtemelen benim algılamam çok şey yapmadı, bir daha sorma ihtiyacı hissettim Sayın Başkanım izninizle.
BAŞKAN FUAT OKTAY - Estağfurullah.
UTKU ÇAKIRÖZER (Eskişehir) - Şimdi, Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne biz uymuyoruz, taraf değiliz ama onun kapsamında yapılan Sürdürülebilir Kullanım Anlaşması'nın onaylanmasını uygun bulacağız çünkü çıkarımıza olacak, "Dezavantajlı duruma düşmeyelim." diyoruz. Bunun yaratacağı boşluklar olacak mı? Ana anlaşmaya taraf değiliz ya yani bunu nasıl anlatacağız? Kusura bakmayın, ben anlamamış olabilirim ama yani bunu biz dünyaya nasıl anlatacağız "Siz öbürüne niye uymuyorsunuz?" dediklerinde? Yani tabii ki biz biliyoruz niye duyulmadığını ama aynı sıkıntılar bunda da yok mu? Yani Ege'yse mesela ya da başka şeyse, bunun da bir tarafında gelmeyecek mi gündemimize diye insan sormadan edemiyor. Ben anlamamış olabilirim tabii. Eminim, siz çok dikkatli bir şekilde şey yaptınız ama millet anlattığında "Buna uymuyoruz ama bunun kapsamında gelen şuna uyuyoruz." Belki de çok olağan bir şeydir de ben bilmiyorumdur, bir onu sormak istiyorum.
İkincisi de aslında, bu anlaşma ve önümüzdeki anlaşmayla ilgili değil ama kamuoyunun gündeminde olan -yanınızda da Bakanlığımızın uluslararası hukuk alanının deneyimli isimleri var- Karadeniz'de yaşanan hadise yani işte, münhasır ekonomik bölgemizde gemilerin vuruluyor olması hadisesi bizim açımızdan ne kadar... Bir, neden özellikle hepsi bizim münhasır ekonomik bölgemizde yapılıyor, bilinçli bir tercih mi? İkincisi, Montrö'nün aktive olmasını gerektiren bir durum var mı ortada ya da bir aşama sonrasında böyle bir noktaya gelmek zorunda kalabilir miyiz? Oradan doğan haklarımız var. Montrö'yü biz çok başarılı bir şekilde işlettik savaşın başından beri, iki taraf da bundan memnun ama ortaya çıkan durumdan biz memnun değiliz, olmamalıyız da zaten, çok büyük bir risk ortaya çıkarıyor. Bu noktada bu neden gündemimize geliyor ısrarla? Ukrayna vuruyor, kim vurduruyor? Yani kendi kendine inisiyatif mi alıyor yani Devlet Başkanları geçen hafta buradayken böyle bir inisiyatif alabiliyorlar mı? Eğer arkasında bir güç, güçler var ise bunun hedefi Montrö mü, Montrö'nün yumuşatılması mı bizim tarafımızdan şu andaki uygulamanın? Bu konuda eğer bizimle paylaşabileceğiniz hususlar varsa seviniriz hani anlamamız ve Parlamento nasıl bir pozisyon alması gerekir? Çünkü yapılan açıklamaları da izliyoruz Bakanlığımız tarafından, siz de dikkat çektiniz az önce toplantının açılışında yaptığınız vurgularda. Biraz anlamamızı sağlarsanız sevinirim.
Çok teşekkür ederim.
BAŞKAN FUAT OKTAY - Teşekkür ediyorum.
Buyurun lütfen.
DIŞİŞLERİ BAKAN YARDIMCISI AYŞE BERRİS EKİNCİ - Teşekkür ediyorum.
Ben izninizle sözü Sayın Genel Müdürümüze vereceğim.
Fakat doğrudur -toplantının başında Sayın Başkan da gündeme getirdi- son haftalarda Ukrayna-Rusya savaşında çok ciddi bir eskalasyona, karşılıklı olarak, karşılıklı saldırılarla buna tanık oluyoruz ve son dönemde bu, Karadeniz'de de ve bizim münhasır ekonomik bölgemizde de birtakım saldırılara sebep oldu. Biz burada -yine Sayın Başkan biraz önce vurguladı- dün ve bugün Ankara'daki Rusya Büyükelçiliği geçici maslahatgüzarı var şu anda ve Ukrayna Büyükelçisini çağırarak endişelerimizi dile getirdik. Çünkü bu zamana kadar sizin de vurguladığınız üzere Montrö'yü de kullanarak büyük bir sağduyuyla biz Karadeniz'in bir çatışma alanı olmasını engelledik. Dolayısıyla buranın böyle bir çatışma alanına dönüşmesini ve bizleri de bir şekilde içine çekmesini istemiyoruz ve bunu dile getirdik.
Ben sözü Burak Bey'e veriyorum izninizle.
BAŞKAN FUAT OKTAY - Buyurun lütfen.
DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI KUZEYDOĞU AKDENİZ İKİLİ İLİŞKİLER GENEL MÜDÜRÜ BURAK ÖZÜGERGİN - Burak Özügergin, Dışişleri Bakanlığı Kuzeydoğu Akdeniz Genel Müdürü; Kıbrıs, Yunanistan denizcilik, havacılık işleri bizdedir efendim.
İkinci sorudan başlayıp sadece bir şey ilave etmek isterim. Şimdi, Sayın Bakan Yardımcımın söylediği ifadelerine şunu eklemek isterim: Gambiya gemileri vurulmuştu geçen hafta hatırlayacaksınız; ne bayrak ne mürettebat ne yük ne işletici Türk ama batan bir geminin yaratacağı çevre felaketi direkt bizi etkiler. İkinci olarak da Sayın Başkanım ve sayın vekillerim; şimdi, gemi yanıyor "search and rescue" gönderiyorsunuz, arama kurtarma gönderiyorsunuz; ya bir daha patlarsa, dolayısıyla arama kurtarma ekiplerimizin de hayatı tehlikeye giriyor. Bu bakımdan münhasır ekonomik bölgede belki uluslararası hukuk açısından baktığınızda birbirlerini vurabilirler, bunda bir şey yok. Ama dün bir baktık, Sayın Başkanım, Sinop açıklarındaki bir poligonda 17 tane 200 küsur metrelik tanker, demirde, gitmiyorlar. Şimdi, bunun temsil ettiği, tabii, ekonomik kayıp bir yerde bizi de etkiliyor çünkü bazısı bizim limanlarımıza gelip gidecek veya yük boşaltacak veya yük alacak.
Bir ilave etmek istediğim müsaadenizle bir husus daha var: Montrö dendi Sayın Vekilim. Şimdi, Montrö'ye göre Ruslar biz boğazı kapatsak da bağlama limanlarına geri dönebiliyorlar eğer Akdeniz'de veya başka bir yerdeyse gemiler. Şimdi, peki, Ruslar bize "Tamam, bugüne kadar ricanıza uyduk, gemilerimizi -20 parça gemileri var efendim- getirmedik. Evet ama artık benim çıkarlarıma da dokunmaya başladı. Ben her bana gelen giden gemiye refakat vereceğim, bırakın geçeyim." derse ne yapacağız? Ukraynalıya bunu da söyledik.