KOMİSYON KONUŞMASI

EROL KELEŞ (Elazığ) - Çok teşekkür ederim Başkanım.

Çok kıymetli Bakanım, Komisyon üyeleri, kıymetli bürokratlar; öncelikle ben Sayın Bakanımıza gerçekten çok teşekkür ediyorum, gerçekten konuyu özetleyen çok güzel bir sunum yaptınız, başlıkları çok net bir şekilde ortaya koydunuz ve konuya başlarken de iki başlık hâlinde koydunuz. "Bir, adalet; iki, risk faktörleri." dediniz ve risk faktörlerini irdelerken de baştan aşağıya doğru "Bir, okul." dediniz, "İki, aile." dediniz, "Üç, sokak, akran zorbalığı." dediniz, dördüncü de dijital ve sosyal medya zorbalığından bahsettiniz. Bunların sonrasında da hemen başlıklar hâlinde de alınması gereken önlemlerden bahsettiniz ki bu önlemlerden biri erken uyarı sistemiydi. Erken müdahale ki erken müdahaleyi nereye yapacağız? Risk faktörlerine yapacağız yani okul, aile, sokak ve sosyal medyayı bizim kontrol altında tutmamız lazım. Tabii, burada yeri geldiği için söylüyorum, bu birinci maddeydi. Birinci maddede, mesela, okul da bir çocuğun gerçekten suça sürüklendiğini ilk tespit eden yerlerden biri, bir öğretmen bunu çok net olarak görebiliyor ama öğretmen onu gördüğü zaman söylediği yer ya da ilettiği yer genelde okul müdürü, okul müdürleri de aileye konuyu anlatıyor. Eğer aile içerisinde ciddi sıkıntı var ise ki bunların çoğunda da zaten aileyle ilgili problem var ve burada kopuyor. Aile bunu kesinlikle başka yere de iletmiyor ve bu süreç hani, erken diyoruz ama sonrasında çok farklı bir şekilde, geç bir şekilde bizim önümüze geliyor.

Yine, aynı şekilde, ikinci konu, özellikle aile içindeki problemler, aile sorunları bizim toplumumuzda aileyi oluşturan bireylerden hiç kimse aile içerisindeki problemi dışarıya yansıtmak istemez. Bu ayıptır yani bu, bizim ailemizin içerisinde olan bir şeydir ve dolayısıyla burada da bir gecikme oluyor ta ki bazı şeyler vuku bulduktan sonra biz bunun farkına varıyoruz.

Üçüncüsü, sokak, sokakta bir vurdumduymazlık. Tabii, sokakta da özellikle işte, muhtarlara çok önemli iş düşüyor çünkü sokağa ve mahalleye hâkim olan, en fazla hâkim olan kişi olarak değerlendirmek lazım. Dolayısıyla, erken uyarı sistemlerini aslında değerlendirmede bu sıkıntıları dikkate almak gerektiğini düşünüyorum. Toplumumuz bilinçlendikçe bence bunların da daha erken tanısı açısından önemli mesafe alacağız.

İkinci başlık olarak aileyi güçlendiren önlemlerden bahsettiniz. Bu, gerçekten çok kıymetli. Üçüncü olarak da özellikle yoğun ve ihtisaslaşmış hizmet modellerinin ortaya konulması, bunun için de çok güzel çalışmalarınız var, bunları ifade ettiniz.

Ben şimdi bunları böyle özetledikten sonra şunu sormak istiyorum, bir: Gerçekten Sayın Bakanım, bu süreç içerisinde yeni bir yasal düzenlemeye ihtiyaç var mı yani bizlerden, vekillerden ve Meclisten böyle bir talep var mı, bunu sormak istiyorum. İkincisi: Kurumlar arası koordinasyonda sizler Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak koordinatör rol oynuyorsunuz ve birçok ayakları var; İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, bunlar arasındaki koordinasyonu sağlamakta gerçekten güçlük çekiyor musunuz ve bu koordinasyonu daha iyi sağlamak açısından nasıl önlemler alınabilir? Bununla ilgili fikirleriniz var mı? Üçüncü olarak da özellikle Ayşe Keşir Vekilim biraz önce söyledi, uyuşturucu ve bağımlılıkla ilgili. Bu konuda ben de hekimim ve bir dönem, yaklaşık üç yıl başhekimlik yaptım ve şehir hastanesinde özellikle, -bilmiyorum, şehir hastanesini bilenler belki hatırlayacaktır- tutuklu, hükümlü adli psikiyatri ve yüksek güvenlikli adli psikiyatri hastaneleri vardır yani bunlar müstakildir çoğu yerde. Müstakil bir yere hastalar, daha doğrusu, mesela, psikiyatri hastası suçu sabitlenmiş hükümlü buralara gelirler hem rehabilite edilirler...

ELİF ESEN (İstanbul) - Yüksek güvenlikli diye mi geçiyor?

EROL KELEŞ (Elazığ) - Yüksek güvenlikli ayrı, tutuklu, hükümlü, adli psikiyatri ayrı. Yüksek güvenlikli adli psikiyatri gerçekten suçu işleme yetisinin olup olmadığını tespit etmek için üç hafta aralıklarla yatırılan yerdir, gözlem amaçlı yatırılan yerlerdir. Tutuklu, hükümlü adli psikiyatri ise hükümlüdür, hem tedavisini hem rehabilitasyonunu hem de cezasını çeker. Şimdi, Sayın Bakanım, özellikle burada bu modelle ilgili benim çok ciddi bir çalışmam oldu ve Adalet Bakanımız da bu konuyla ilgili Sağlık Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığıyla beraber bir koordinasyon yürüttü ve bu, bugün gündeme geçti ve protokolü imzalandı. Belki hatırlarsınız, bütçe görüşmelerinde de Bakan Bey şahsıma teşekkür etti. İki pilot il seçildi, bunlardan biri Elâzığ, bir diğeri de İstanbul olarak. Bu modelin aynısını biz çocuklarımız için de uygulayabiliriz yani bir kez suç işlenmiş bir çocuğun tekrar suç işlememesi için bizim bu çocuğu rehabilite etmemiz lazım, bizim bu çocuğun eğer gerekirse tedavisini yapmamız gerekir. O yüzden, müstakil, böyle cezaevlerinin dışında, müstakil yerlerde bu çocukların hem rehabilitasyonu hem cezasını çekmesi ve topluma kazandırılması gerektiğini düşünüyorum. Sayın Bakanım, bu projenin bu suç işleyen çocuklarımız için de kullanılmasını ben burada huzurunuzda öneriyorum.

Tekrardan vermiş olduğunuz bilgiler için de çok teşekkür ediyorum.