| Komisyon Adı | : | BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 15 .01.2026 |
NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Teşekkürler.
Açıkçası, ben 10'uncu maddede söyleyeceğim birkaç mesele bir yanlış anlaşılmadan dolayı kaldı. Ben bu kanun teklifinin tamamına yedirilen TOKİ'ye ilişkin ortaya çıkan tutumun ya da inşaat merkezli bu kanun yapma tekniğinin ne Anayasa'ya uygun ne kanuna ne vatandaşın hayrına olduğunu düşünmüyorum. TOKİ'ye gelince her şey çok hızlı, riskli, ucuz ama vatandaşa gelince her şey pahalı, yavaş, risksiz, kanun dört dörtlük uygulanmalı, tüm usuller yerine getirilmeli ama TOKİ'ye gelince hak arama hürriyeti, silahların eşitliği; bunlar olmasa da olur. Devlete gelince de acele kamulaştırma yap gitsin, al gitsin meselesiyle on dakika. Buradaki mantık ne? Kamu yararı. Mantık ne? "Biz ev yapıyoruz, TOKİ ev yapıyor." mantığı üzerinden ifade ediliyor ama burada devletin koruması gereken mesele barınma hakkıysa, o zaman burada bu şekilde acele kamulaştırmaya ilişkin maddenin ne işi var diye sorulur. İmar Kanunu'ndan Yapı Denetim Kanunu'na, Çevre Kanunu'na afetin kanunun tamamına ilgiliyle zorlaştıran bu paketin en sıkıntılı yerlerinden bir tanesi bu ve mülksüzleştirme manifestosu gibi karşımızda duruyor. Acele kamulaştırma özel alanlar için de geçerli midir diye buradan beyefendi, tabii ki kamulaştırma, kamu makamı olmayacağına göre o zaman sorulur. Neye göre bu kadar acele kamulaştırma yetkisini bu denli verebiliyoruz? Mantık "Deprem var, işte, konut yapılması gerekir" işte, biraz önce sayılar verildi, 8.5 milyon insan başvurmuş, 5,5 milyonu kabul edilebilir. Bu ihtiyacı biz yok saymıyoruz ama bu ihtiyacın bu denli toplumun, vatandaşın hakkını hukuksal metin kılıfına yedirilerek barınma yani barınma hakkı adı altında mülk halkının, mülkiyet hakkının, vatandaşın hak arama hakkının yok sayılmasını kabul etmiyoruz. Bu yeni yerleşim alanında Bakanlık, TOKİ, özel mülkiyetindeki taşınmazlar, Bakanlık anında sosyal konut alanı olarak belirlediği bir anda şöyle düşünün: Ben burayı sosyal konut alanı olarak belirledim. Orada kim var, kim yok, kaçak yapı mı, gerçek yapı mı, yapı denetimi var mı, yok mu; kim olduğuna bakmaksızın mülke hemen el koyma kararı veriyor. Vekillerimiz söyledi, istisnadır çünkü sonuçları ağırdır, geri dönülmez bir meseledir. Savaşta, afette ve kaçınılamaz ihtiyaçta... Burada bir yer mekân sınırı da konulmamış; her yer, her alanda, her ihtiyaçta bedeli kesinleştirmeden, dava süreci bitmeden, fiilen hakkı ortadan kaldıracak bir mesele çıkacak. Bir bütünen bu paketin kendisi kent politikasını ve olağanüstü yetkilerle donatılmış bir idareyi -tırnak içerisinde- ihtiyaç üzerinden gerçekleşiyor; istisna rejimleşiyor, olağan hâle geliyor, bunun idari takdirine bekletilerek milyonlarca yurttaşa deniliyor ki: "Ben Bakanlık, bir sabah istediğimde sen artık mülk sahibi değilsin, sen tahliye edeceğim bir ayrıntısın." Zorla mı tahliye oldu? Kim çıkmak istemedi, kim çıktı? Ortaya çıkacak, şimdiden görebileceğimiz onlarca tablo açıkça ortadayken, acele kamulaştırma meselesi üzerinden bu sorunun ortaya çıkmayacağı açık.
Şöyle bir gerçeklik de var: Türkiye pratiğindeki TOKİ'ler alt gelir grubunun barınma hakkını güvence altına alan bir sosyal politika kurumu olarak ifade edilmişti ancak TOKİ bu olmaktan çoktan çıktı. Bunun çok daha ötesinde, merkezî, arsa üreten, piyasa önünde bir emlak aygıtına dönüştü. Barınma hakkı üretmiyor, toprağı hızlıca devlet modeli altında -tırnak içerisinde- el koyuyor, mülksüzleştirme alanı götürüyor. Kaldı ki bunu yaparken bu merkezileştirme sisteminde belediyeler yok, yereller yok, mahalle halkı yok, insanlar yok; Ankara kararını versin, el koymayı da Ankara, kolluk hep beraber yapsın, toplum kalsın. Bu nedenle, bizim buradaki aceleden kasıt, maalesef hız ve acele adı altında hakları tamamen askıya aldığınız, sadece hukukun lafta kaldığı, hukuk devletinin güvencelerinin söylemde kaldığı ve acele devlet ilkesine doğru gidiyorsunuz.
Bu nedenle, ölçülülük, zorunluluk uymadan yapılan bu şeyi kabul etmemiz mümkün değil. Geri çekilmesini talep ediyoruz, bu anlayış, kabul edilemez.