KOMİSYON KONUŞMASI

MEHMET ATMACA (Bursa) - Teşekkür ediyorum.

Ben de bu bölümde sadece geneli hakkında konuşmak istiyorum. Çünkü maddelerin her biri problem ve her birine özel zaman ayırmak gerekiyor.

Ben kıymetli hazırunu saygıyla selamlıyorum.

Tabii, öncelikle şunu merak ediyorum Sayın Başkanım: Bu etki analizi neden bize verilmiyor? Bu, yasal bir gereklilik mi, değil mi yani çok keyfî bir durum mudur? Biz her dönem istiyoruz ama bize gelmiyor bu. Eğer yasal bir gereklilikse lütfen bu sorumluluğu yerine getiriniz, bunu görmek istiyoruz. İstediğimiz hâlde "Bizde yok." denildi. Yani Komisyona havale edilirken bu kanunun etki analizi olmamış olması çok mümkün değil. Varsa bize niye verilmiyor? Bu konu da hakikaten yani çok rahatsız edici bir durum.

Tabii, yine aynı mantalite; torba kanun, torba yasa. Bundan vazgeçilmesi gerekiyor yani bunun memlekete fayda sağlayabilmesi mümkün değil. 14 tane farklı kanununu ilgilendiren bir torba. Her kanunun kendi içinde bir bütünlüğü var, bir mantalitesi var, bir mantığı var. Kanunun içerisindeki bir maddeyle oynamış olmanızın bütün kanun bütünlüğünü nasıl etkilediğini öngörmeden burada yani yorum yapmak ne kadar doğru ve sağlıklı? Tabii, yine, pazartesi günü bize bu torba yasa geldi. Bu kadar zaman içerisinde bu 14 tane kanunu irdeleyip, inceleyip bu değişikliklerin neyin nasıl etkileyeceğini görmek mümkün değil. O yüzden, hakikaten bu, bana göre utanç verici bir durumdur. Bizim zaman sorunumuz yok, bunlar farklı farklı, her biri ayrı ayrı değerlendirilebilir ve yasalaştırılabilir.

Yine, bu yasalarla ilgili hani ilgi benzerliği de olsa kısmen diyeceğiz, çok ilgisiz ve alakasız yani farklı uzmanlık alanları gerektiren birçok madde var. Bu manada da bu değerlendirmelerin çok sağlıklı olmayacağı kanaatindeyim. O yüzden, bu torba kanun mantığından vazgeçilmesi ve özellikle bu maddelerle ilgili ya da bu kanunlarla ilgili uzman uygulayıcılardan fikir alınmadan hazırlandığı yönünde kanaatlerim var. Bunu da burada çok net görmekteyiz. Birçok maddenin oluşturacağı olumsuzlukları, hazırlayanların ben görmediğini düşünüyorum çünkü piyasada bu işlerin nasıl yapıldığına dair bilgisi olanların bu tür metinleri kaleme alması mümkün değil. Hele ki çok teknik bir hata, ben bunu Sayın Bakanıma da sormak isterim: "Zemini ve temel etüdü" kavramını ben anlamıyorum. Zemin etüdü vardır. "Etüt" demek mevcut durumun teknik ve mekanik davranışının tespitiyle ilgili bir değerlendirme ama "temel etüdü" ne demektir? Ben inşaat mühendisiyim, bunu tarifleyemiyorum çünkü temel tahkik olabilir, yeniden analiz ve boyutlandırma olabilir ama "temel etüdü" kavramını, bunu, gerçekten bu kanun metnini hazırlayan bürokratlara doğrusu pek yakıştıramadım. Bu, izah edilmeye muhtaç bir durum. Yani bu, ne kadar amatör hazırlandığına dair ve problemlere çözüm getirilmesi adına ne kadar eksik olduğunu ifade eden aslında bir örnek. Tabii, yönetmelik ve kanunlarda yine ortak bir özellik var, o da şu: Anlaşılmaları çok zor. Bu metinler, uygulayıcılar tarafından okunup anlaşılıp uygulanması gereken metinler olduğu için çok daha basit ve anlaşılabilir bir dille yazılması gerekirken kendi mesleğimle ilgili birçok maddeyi anlamakta bile güçlük çektiğimi ifade ediyorum. O yüzden bu kanunlarda, uygulayıcılar ve kontrol edecekler tarafından farklı anlaşılmalara sebebiyet verecek bir sürü ifade var. Bu da uygulamada ciddi olumsuzlukları ve uygulanamaz durumları ortaya koyacak.

Tabii, yine, bu kanun teklifinin, bu torbanın amaçlarından birinin "deprem ve deprem güvenliği" olduğu ifadesi beni her zaman çok üzüyor ve hâlâ üzüyor çünkü ben toplumun deprem korkusunun istismar edilerek başka amaçlar için kullanıldığını düşünüyorum. Bizim ülkemizde bir deprem gerçeği var, bunu herkes biliyor ve maalesef yirmi beş yıllık bir iktidarsınız, iktidarınız döneminde yaşanmış olan bütün depremlerde bir önceki döneme göre daha az hasar aldığımız bir deprem yok. İktidarınız döneminde deprem etkilerini azaltıcı yönde aldığınız hiçbir önlemin sonuç vermediğini yaşayarak görmüş olduk ve aynı hatalar devam ediyor. Evet, bizde bir deprem gerçeği var ama yapı stoku da var. Bu yapı stokuyla ilgili gerekli analizler hâlâ olmuş değildir. Bizim derdimiz mevcut yapı stokunun irdelenmesi ve öncelikle can kaybına sebebiyet verecek riskli olan yapıların tespit edilerek dönüştürülmesi olmalıdır. Yoksa bütün yapılarımızı yenilemeye bizim ekonomik gücümüz yok ama yine, burada aynı şeyleri ben görüyorum; devletin ya da bir kısım rantçıların inşaat yapmak istedikleri alanlarda inşaat yapmalarını kolaylaştırıcı madde ve önlemler var. Ya bakın, esas riskli yapı stoklarımızın bulunduğu alanlar, plansız alanlar, "varoş" diye tarif edilen dar gelirli insanlarımızın yoğunlukta bulunduğu alanlar ve en çok can kayıpları da bu tür alanlarda yaşanılıyor, bunu hep beraber gördük ama bu bölgelerle ilgili hiç bir plan yok. Vatandaşın kendi özel tercihiyle ancak yapısının riskli olup olmadığının tespiti yapılabiliyor ama devletin böyle yapmaması lazım. Devlet bu riskli yapıların tespit edilip reysen bunların dönüşümünü sağlamak zorunda.

Bir başka gerçek. Yani bu kadar riskli yapımız varken, bu kadar riskli yapılarda yaşayan insanımız varken çok sayıda konut açığımızın da olduğu bir gerçek. Bir kere bunu telafi etme adına devlet ve Bakanlık bir müteahhit firmaya dönüşmüş, en büyük işi konut üretmek olan bir Bakanlığa dönüşmüş. Ya, bırakın bari Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından bunu çıkartın, efendim, bir müteahhitlik bakanlığı kurun da hep konut yapsın ve müteahhitlerle bir rekabet oluşturun. Yani TOKİ'ye sağlanan avantajlar özel müteahhitlere sağlansa ben iddia ediyorum ki belki vatandaşımız çok daha ekonomik şartlarda konut sahibi olacak.

Kanun teklifinin, birçok yönüyle hakikaten çok sıkıntılı maddeleri var. Ben maddelere girmek istemiyorum ancak öyle görünüyor ki bu gece yarılarını bulacak, hatta bugün de bitmesi çok mümkün görünmüyor. İşte, bu gece kandil gecesi, ben o yüzden bu toplantının ertelenmesini, özellikle geneli üzerindeki görüşmeler sonrasında maddelerin bir başka güne alınmasını ben talep ediyorum ve zamanı verimli kullanmak adına bu kadar diyorum, çok sağ olun, teşekkür ediyorum.