| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 15 .01.2026 |
ERHAN USTA (Samsun) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Şimdi, geneli üzerinde konuşmamızı yaparken yani emekli aylıklarının ne kadar düştüğünü bütün göstergeler açısından ortaya koymuştuk, tekrar oralara girmeyeceğim ancak sanki anlaşamadınız bir nokta var iktidar tarafıyla gibi duruyor. Şimdi, hep en düşük emekli aylığı ile asgari ücret karşılaştırılıyor; bu, yanlış. Mesela, ben ortalama emekli aylığı üzerinden yaptım ben bu karşılaştırmayı. Oradan baktığımızda, çok net bir şekilde, bunun tartışılacak bir yanı yok, rakamlara herkes baksın, görecektir. 2002 yılında ortalama emekli aylığı asgari ücretin yüzde 122'ymiş yani yüzde 122 fazlaymış, şimdi yüzde 78'e düşmüş yani yüzde 22 altında kalmış, bir defa bu tespiti yapalım. Dolayısıyla buna en düşük emekli maaşından değil de ortalamadan bakmak gerekiyor çünkü esas problem aslında orada. Diğer göstergeler de 2009'un ocağında ortalama emekli aylığının en düşük emekli aylığına oranı biri 100'se, öbürü 209'muş yani 2,1 katıymış. En düşük emekli aylığı ile ortalama emekli aylığı mukayesesi yüzde 19'a gelmiş yani ortalama emekli aylığı ile en düşük emekli aylığı neredeyse aynı noktaya geldi, işte aynı şeyleri söylemek için oralara girmeyeceğim. Bu, sosyal güvenlik sistemi açısından, Anayasa açısından, adalet, ne derseniz deyin, prim yatıran ile prim yatırmayanı veya az prim yatıran ile çok prim yatıranı, herkesi aynı sepete koymanın bir anlamı yok; bu adaletsizliği zaten gidermek gerekiyor.
Şimdi, diğer bir husus şu: Etki analizinde bir şey dikkatimi çekti, tabii, burada rakamları hep yüksek gösterme eğilimi var arkadaşların; bunu Çalışma Bakanlığı bize açıklasın. 20 bine çıkarılmasının 110 milyar lira etkisi olduğu söyleniliyor; bu, 16.881'den 20 bine çıkışın maliyeti. Kanuna göre zaten 18.939 oluyor zaten. Eğer biz burada ilave bir şey...
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Ya, artırmazsak sabit kalıyor.
ERHAN USTA (Samsun) - Hayır, en düşük emekli aylığının artırılması zaten otomatiğe bağlanmamış mıydı?
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Hayır.
ERHAN USTA (Samsun) - Bağlanmamış mıydı? Konuşmuştuk.
Neyse öyle bile olsa zaten normal şartlarda bu olması gereken bir şey. Burada ilave yapılan şey, ilavesi 18.939 ile 20 bin arasındaki fark olması lazım. O da yani maksimumumu herkes aynı ölçüde bin lirayı net alsa ki öyle bir şey olamaz, kimisi bin lira alacak, kimisi 100 lira alacak. Dolayısıyla çok daha düşük bir maliyet olur, maliyeti oradan hesap etmek lazım. Maliyeti yüksek göstermenin bir mantığı yok.
Şimdi, diğer bir husus, intibak meselesi; bu, ilk konuşmamda notlarımda vardı fakat unuttum. 2000 öncesi intibak yapıldı, 2000 sonrasında intibak yapılmadı. İntibak dediğimiz ne? Aynı sürede çalışmış, diyelim ki aynı primi ödemiş fakat farklı zamanlarda emekli olmuş insanların emekli aylıklarında çok ciddi bir farklılık var; bu, 2000 öncesi için çözüldü bu ama 2000 sonrasında bunu çözme ihtiyacı var, bunun çözülmesi lazım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ERHAN USTA (Samsun) - Bunu da bir not olarak söylemek istiyorum.
Çalışma Bakanlığı bütçesinde de söylemiştim, bugün yine ilk konuşmamda söylemeyi ihmal ettim, bu SSK, BAĞ-KUR emekli aylıkları ile Emekli Sandığı emekli aylıklarının hesaplanmasındaki formülasyonu artık standart hâle getirmemiz lazım, bunun bir mantığı yok. Az önce sendikacı arkadaşımız da söyledi, statü üzerinden bir artışa gitmenin çok fazla bir mantığı yok. Bunun adalet temelli yapılması lazım ve burada yani ikisininkini bir formül üzerinde -ona ilişkin başka zamanlarda önerilerimiz de oldu, bir defa, TÜFE'de değil, yeni bir endeks oluşturulması gerektiğini de söyledik, onun üzerinde- yapılması lazım ve bu ciddi huzursuzluk yaratıyor. Yani, bakın, kimi zaman Emekli Sandığı aylığı alanlarınki fazla kimi zaman öbürü fazla; her defasında düşük alan yüksek alanı emsal gösteriyor. Hâlbuki standart hâle getirdiğimizde herkesin kafası rahat olacak ve orada adaletli bir şey yapmak lazım.
Son husus, çalışanlar ile emekliler arasındaki fark çok açıldı, özellikle memurlarda bu çok radikal bir şekilde ortaya çıktı. Yani bu da bir huzursuzluk kaynağı, insanlar emekli olmak istemiyor ve çok verimsiz çağlarında işte, gidiyor, geliyor belki kamuya maliyeti daha bile fazla, bunu da görmek lazım. Özellikle bu seyyanenden sonra -çalışan memurlar için söylüyorum- memurlara seyyanen artış verildi, emeklilere söz verildiği hâlde verilmedi, dolayısıyla ne oldu? Şimdi, aradaki fark radikal bir şekilde çok açıldı. Dolayısıyla, emeklilere seyyanen artış yoluyla mı olur, başka nasıl yolla yaparsak yapalım bunu belli bir takvim içerisinde makul seviyeye getirmemiz lazım. Çalışanlar ile emekliler arasındaki o makasın makul düzeye getirilmesi gerekir diye değerlendiriyorum.
Bir de bu esnaf BAĞ-KUR'lularına ilişkin primin 9000 günden 7200 güne düşürülme sözünü Cumhurbaşkanı verdi ya, Cumhurbaşkanı verdi. Yani bu sözü kurum, çalışanlar... Cumhurbaşkanlığından arkadaşlar var burada, Çalışma Bakanlığından arkadaşlar var, işte, SGK Başkanımız var, Bakan Yardımcıları var; bunlar hatırlatılsın lütfen. Yani Cumhurbaşkanının verdiği söz tutulsun artık, insanlar bunu bekliyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ERHAN USTA (Samsun) - Bitiriyorum Başkanım.
BAŞKAN MEHMET MUŞ - Buyurun.
ERHAN USTA (Samsun) - Biz sahaya her gittiğimizde bize BAĞ-KUR'lular bunu soruyor. "Hani, bu söz vardı..." Bir de bizi de suçluyor tabii, "Siz niye takip etmiyorsunuz?" "Siz niye yeteri kadar baskı yapmıyorsunuz?" şeklinde biz de suçlanıyoruz. Dolayısıyla, verilen bu sözün de yerine getirilmesi gerekir.
Teşekkür ederim.