KOMİSYON KONUŞMASI

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Sayın Başkan, değerli Komisyon üyeleri; hepinizi selamlıyorum.

İktidarın yıllardır dilinden düşürmediği "Nereden nereye." sözüne gelin emekliler açısından bakalım. Emekliler için nereden nereye getirdiniz? İktidara gelirken emekli maaşı asgari ücretin çok üzerinde, en düşük emekli aylığı asgari ücretin yüzde 139 düzeyindeydi, bugün ise yüzde 73 düşmüş durumda. O günkü dengede kalınabilseydi eğer en düşük emekli maaşı bugün 40 bin lira civarında olacaktı, olmadı çünkü siz emekliyi toplam gelirden sildiniz, adalet dağılımını kaldırdınız, sonra da budadığınız, yok ettiğiniz bu hayatlara sadaka rakamları üzerinden iyileştirme ve zam diye sunuyorsunuz. Bugün Komisyona getirilen 16.881'den 20 bin liraya çıkarma artışını bir iyileştirme diye sunma yüzsüzlüğünde bulunabiliyorsunuz. Oysa 16.881'den 20 bine çıkarmak bir iyileştirme değil sefalet güncellemesi, hatta daha da doğrusu, bugün burada bu Komisyon ve bu Genel Kurul buna alet olacağı için sefaletin resmîleştirilmesidir. Bu ülkede açlık sınırı 30 bin lirayı geçmişken -ki bu da TÜRK-İŞ'in verilerine göre- yoksulluk sınırı 98 bin liraya dayanmışken açlık sınırının çok altındaki bir rakama "Emekliye zam." mı diyorsunuz? Zam değil, olamaz. Üstelik bu artışı kök maaş üzerinden de gerçek bir artış şeklinde de yapmıyorsunuz; bir tamamlama oyunu, bir dolanma şeklinde getiriyorsunuz ve bu oyunda getirilen yoksulluğu standartlaştırmak, resmîleştirmek oluyor.

Peki, buraya nasıl gelindi? Bu tablo bir anda mı ortaya çıktı? Hayır. Mesele birilerinin iddia ettiği gibi enflasyon ya da ekonomik kriz meselesi de değil. Asıl kök nedeni 2008'de çıkardığınız 5510 sayılı Yasa'nın bugünkü faturasının ödenmesi meselesidir. O yasada emeklilik hakkını küçülttünüz, aylık bağlama oranını düşürdünüz, emeklinin toplam gelirle bağını kopardınız. İşte, ortaya çıkan sonuç bu. Bugün emeklilerin yarısından fazlası çalışmak zorunda ya da iş arıyor, işsiz; ekmek, indirim kuyruklarında "Sahipsiz kaldık, aç kaldık." diye bağırıyor. Burada öne çıkarılması gereken, birilerinin dediği gibi mağduriyet, destek ve yardım da değil onların haklı eleştirisidir; hak ettiği yaşam koşullarının, haklarının, hak ettiği payın ve rakamın onlara verilmesidir. Görmüyor, duymuyorsunuz ve siz bu sistemde zaten çalışan milyonlarca asgari ücretlinin yoksulluk mesaisine bir de yıllarca çalışıp emekli olan ikinci bir yoksulluk mesaisini ekleyip dönüştürdünüz. Bugün bu ülkede milyonlarca emekli bırakın tatil yapmayı, bırakın huzurla dinlenmeyi "İlaç mı alayım, faturamı mı ödeyeyim, torunuma harçlık mı vereyim."in seçimini de çoktan geçti "Hangisinden vazgeçeyim." diye kara kara düşünüyor. İşte, bu sizin, AKP'nin "Nereden nereye getiririz." dediğidir.

2026 bütçesini görüştük, savunma ve güvenlik harcamalarına 1,5 trilyon liradan fazla ama emekliye ayrılan asgari düzeyde hiçbir rakam yok. Savaşa, silaha, ölüm ve öldürmeye ayırdığınız bütçeyi yaşama, yaşatmaya, insan onuruna, insanlık onuruna ayırmıyorsunuz. Emekliyi bu hâle düşüren bu zihniyet bu teklifle bir yandan açlığa mahkûm etmeyi sürdürüyor, bir yanda da işçinin parasını alıp yeniden patronlara akıtıyor. Nasıl mı? Bu teklifte getirilen İşsizlik Fonu'yla ilgili düzenlemelerle. Adı İşsizlik Fonu ama işsize değil patrona çalışıyor. Bu teklifle sadece bir yılda bu Fon'dan patronlara aktarılacak para yaklaşık 76 milyar; Fon'dan işsizlere ödenecek ücretin neredeyse 2 katı. Asgari ücret tespitine gelince enflasyon, kriz; emekliye gelince kaynak yok, yük; işsize gelince Fon kısıtlı; patrona gelince milyarlar hazır. Bu bir zorunluluk değil; bu, sizin "istihdamın artırılması" adı altında gerekçelendirdiğiniz sınıfsal tercihleriniz, sermaye yanlısı oluşturduğunuz yoksulluk ve yolsuzluk sisteminin kendisi.

Şimdi, bu teklif kimin için yasa yaptığınızı açıkça göstermiyor mu? Bu teklifi buradan geçirecek, allayıp pullayıp paketleyip "iyileştirme ve zam" deyip yarın öbür gün Meclis Genel Kuruluna getireceksiniz. Buradan bir kez daha söyleyelim ki bu, emeklilerin sorununu çözmüyor; yaptığınız allayıp pullamayı onlar görüyor, duyuyor; yoksulluğun tarifini ifade ediyor. Emekliliği bir lütuf, emekliyi bir yük olarak, maliyet kalemi olarak görmekten vazgeçin.

Şimdi konuşmaya başladığım yerden bitireyim: Nereden nereye, emeklilikten sefalete sizin iktidarınızın özetidir.