| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 15 .01.2026 |
CAVİT ARI (Antalya) - Sayın milletvekili arkadaşlarım, Sayın Bakan Yardımcılarımız, değerli bürokratlar; ben de öncelikle sizleri ve Komisyonumuzda bulunan, özellikle emekli derneklerine ve sendikalarına hoş geldiniz diyerek sözlerime başlamak istiyorum.
Şimdi, emeklilerin maaşlarının artışıyla ilgili ülkemizde bütün emeklilerin gözünün kulağının burada olduğu yani Plan ve Bütçe Komisyonunda olduğu bir toplantıyı gerçekleştiriyoruz. Emeklilerimize maaş iyileştirmelerini gerçekleştirmesi gereken başta iktidarı yöneten, iktidarın başındaki AKP'nin Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı sorumlu, devamında Maliye Bakanı sorumlu ve yine devamında Çalışma Bakanı sorumlu. Şimdi bu sorumluluğu taşıyan özellikle Çalışma Bakanı birkaç gün önce bir açıklama yaptı, Cumhuriyet Halk Partisinin emeklilerin hakkını savunmak adına Türkiye Büyük Millet Meclisinde bugün de devam eden nöbet eylemiyle ilgili "Cumhuriyet Halk Partililer şov yapıyor." dedi. Eğer bunun adına "şov" deniliyorsa daha doğrusu Bakan bunu, bir hak arama mücadelesini... Bu ülkedeki bütün emekliler "Bizim hakkımızı arıyor Cumhuriyet Halk Partililer." diye değerlendirirken sorunu çözmesi gereken Bakan bunu "şov" olarak değerlendiriyor. Bu değerlendirmenin takdirini ben bütün emeklilerimizin değerlendirmesine bırakıyorum. Biz o emekliler için uğraşıyoruz, Bakan Cumhuriyet Halk Partisiyle uğraşıyor. Benim o Bakana tavsiyem, Cumhuriyet Halk Partisiyle değil, emeklilerin sorunlarını çözmek için uğraşması gerekir ama kolaycılığa kaçıyor, âcizliğini ifade ediyor ve diyor ki: "Cumhuriyet Halk Partisi şov yapıyor." Evet, biz emekliler için her türlü mücadeleyi verdik ve vermeye de devam edeceğiz. Bir talihsiz açıklaması daha var, diyor ki: "Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin SGK'ye borcu var. O yüzden de önce Cumhuriyet Halk Partililer SGK'ye olan borcunu ödesin." Ya, bu kadar mı âcizlik olur, bu kadar mı çarpıtma olur? Ben buradan kendisini kınıyorum, kınıyorum, tekrar söylüyorum, yüksek sesle kınıyorum. Eğer ülkemizin bütçe imkânı bugün buna uygun, bu şekilde ancak artış yapabiliyoruz dese, kendi mazeretini ifade etse takdire bırakılır ama hiç utanmadan ve sıkılmadan Sayın Bakan emeklilere yapamadığı artışı başka yerlere gerekçe göstermekte.
Bakın, 2024 seçimlerinden sonra Cumhuriyet Halk Partisi 411 belediyeyi kazandı ve 411 belediyeyi kazandığında özellikle ilk kez Cumhuriyet Halk Partisi tarafından kazanılan belediyeler dâhil olmak üzere, 2019 yılında yine Cumhuriyet Halk Partisi tarafından kazanılan ve AKP'li belediyelerden devralınan belediyelerin gerçek anlamda borçlu belediyeler olduğu görülmektedir.
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - İzmir ne oldu? En borçlu belediye.
CAVİT ARI (Antalya) - Buna rağmen 2024 yılı için söylersek bakın, 2024 yılı için söylersek, 2024 yılı için -çünkü seçim yılı olduğu için o dönemi ele alıyorum- bütçenin yani Bakanlığın genel bütçesi 3,4 trilyon lira iken toplam alacak 96 milyar yani belediyelerin toplam borcu 96 milyar. Yine, sadece şunu da ifade edeyim: Başta Cumhuriyet Halk Partili olmak üzere, bütün belediyelerin toplam borcu yönüyle baktığınızda, efendim, bütçenin yüzde 3'üne tekabül eden bir kalemi görüyoruz. Genel anlamda bütün kurumun alacağı yönünden -yine 2024 yılı için değerlendirme yapıyorum, seçim olduğu için- 750 milyar kurumun alacağı var. Belediyelerin toplam alacağı ne kadar? 96 milyar. Kaldı ki bunun içerisinde geçmişten bugüne kadar Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin 36 milyar civarında borcu var. Ben buradan kurum yetkililerine şunu soruyorum: Siz belediyelerle ilgili alacakları kamuoyuyla paylaşırken geri kalan miktarla ilgili borçlu firmalar bugüne kadar niye açıklanmadı veya o kurumlar üzerine niye bu kadar kararlı gitmediniz, bugün bunu da sizlere soruyorum. Yani alacakla bu maaşların eğer ödenme imkânı artıyorsa bugüne kadar siz Bakanlık olarak niye diğer alacaklar yönüyle, efendim, o kurumlar üzerine, şirketler üzerine yeterli derecede gitmediniz, sadece belediyelerin İller Bankasından gelen, kaynaktan gelen bütün alacaklarını SGK ve Maliye olarak kaynaktan kesim yöntemiyle ve silkeleme yöntemiyle belediyelerin ödeneklerini kestiniz ve böylelikle vatandaşımızın hizmete ulaşmasına engel oldunuz?
Şimdi, kısacası, Sayın Bakanın kendi üzerine düşen vazifeyi yerine getirmediği hâlde bu tip değerlendirmesini ve iftira atmasını reddediyorum ve kendisini tekrar emeklinin sorununu çözmeye davet ediyorum. Bugün bu salonda sadece en düşük emekli aylığı alanları görüşüyoruz çünkü kanun gereği en düşük emekli aylığında artırılacak olan kısmın hazineden ödenmesiyle ilgili bir karar alınacağı için o konu burada görüşülmekte ama bu ülkede 16 milyon emeklinin hepsinin sorunu var. Geçtiğimiz dönemlerde en düşük emekli aylığı üzerinde 9000 gün çalışmış, 10000 gün çalışmış, emekli olmuş ve o gün için 2 asgari ücrete, belki 3 asgari ücrete tekabül eden maaş alan emeklimizin bugün aldığı paranın her geçen gün eridiğini görüyoruz. Yani o emeklimiz neredeyse birkaç yıl sonra burada görüşülecek olan en düşük emekli aylığıyla eş değer bir ücreti alacak hâle getirildiğini görmekteyiz. Bunu neyle yapıyorsunuz? İktidarın temsilcilerine söylüyorum, bunu da sizin adınıza, tabiri caizse, bir anlamda tetikçilik yapan TÜİK aracılığıyla yapıyorsunuz. Şimdi, bakın, TÜİK enflasyon açıklaması yapıyor. Örneğin, geçen yıl için eylül ayında 3,23 enflasyon açıklamış, ekimde 2,55 açıklamış, bir anda kasım ayında 0,87'ye düşmüş, aralık ayında 0,89'a düşmüş. Ya, bu ülkede bir ayda o kadar olağanüstü işler değişti de biz mi görmedik, biz mi fark etmedik, anlamış değilim. Ama ne oluyor? İşte, TÜİK eliyle iktidar orayı kullanarak yaptığı adrese teslim enflasyon açıklamasıyla işte emeklimizin hakkından çalıyor, memurun hakkından çalıyor, emekçinin hakkından bir anlamda çalıyor. Ben buradan özellikle emeklimize seslenmek istiyorum ve buradan çalışanlara seslenmek istiyorum: Hakkınızı bu iktidarda arayın, TÜİK'te arayın ve onlara gereken hesabı sandıkta sorun diyorum. Kendi derdi için sesini çıkarmayan çare bulamaz, sorununa çözüm bulamaz. Maalesef bu anlamda biraz sessiz kalındığını da görüyoruz. Emeklileri de bu anlamda, çalışanları da bu anlamda mücadeleye ve sesini çıkarmaya davet ediyoruz. Bakın, SSK ve BAĞ-KUR emeklisi için yüzde 12 zam yapılıyor. Memur emeklisi için yüzde 18,60 ama her şeye rağmen düşük açıklanan enflasyon neredeyse bunun 2 katı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Buyurun.
CAVİT ARI (Antalya) - Yani hiçbir şey yapamadınız hiç olmazsa enflasyon oranına bakın, hiç olmazsa enflasyon oranında bir artış yapın. Biz baştan beri söylüyoruz. Bakın, en düşük emekli aylığı için asgari ücret oranında bir düzenleme yapılsın. Her yıl burada bu konu tekrar tekrar görüşülmesin, yılı geldiğinde asgari ücret üzerinden artış yapılsın. Diğer emeklilerimiz yönünden ise burada bir seyyanen artış ihtiyacı çok açıktır. Bu artışın sağlanması hâlinde diğer emeklilerimizin mağduriyetinin kısmen de olsa giderilmesi söz konusu olabilir. Eğer emekliyi düşünüyorsak gelin, seyyanen zammı yapalım ve en düşük emekli için de asgari ücret seviyesinde bir artış yapalım diyorum.