KOMİSYON KONUŞMASI

CEM AVŞAR (Tekirdağ) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Sayın Bakan Yardımcısı, kıymetli bürokratlar, değerli basın mensupları; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu torba yasa anlayışı çok anlaşılabilir bir şey değil artık ya. Yani sürekli bu komisyonlara bu torba yasa metinleri geldiği zaman aynı şeyleri konuşuyoruz. Muhalefet tarafından işte bu anayasa gerekçeleriyle, birçok saydığımız gerekçeyle elma, armut kadar farklı şeylerin bir torbaya konulması gerekçesiyle itirazla karşılaşıyor, burada bir zaman kaybı yaratıyor, enerji kaybı yaratıyor, sürekli aynı şeyleri konuşmamıza sebep oluyor. Bir de ben buradaki iktidar milletvekillerinin de hani illa "torba yasa, torba yasa" diye bir savunma içinde olduğunu düşünmüyorum. Dolayısıyla, bazen bu ve bunun gibi gelecek olan akut durumlara da bizim tarafımızdan bir duvar yaratıyor, bir perde yaratıyor yani bu anlayıştan, bu süreçten vazgeçmek lazım. Hukuki boyutuyla alakalı yasa komisyonlarına bu maddeleri sevkten sonra bu işlerin biraz daha her komisyonun ilgili alanda konuşması hem daha faydacı bir süreç sağlayacaktır hem de enerjimizi sürekli bu konuyla harcamamızı ortadan kaldıracaktır diye düşünüyorum.

Değerli milletvekilleri, şimdi kanun teklifinin gerekçesine baktığımız zaman o ilk sayfada olan tespitlerin çoğunluğu yerinde tespitler. İşte, afetle alakalı süreçler var, yaşadığımız yangınla alakalı alınacak tedbirler, vesaire vesaire fakat içeriğe girdiğimiz zaman yine problemlerle karşılaşıyoruz. Hem bu torba gibi ele alışından dolayı hem de yerel yönetimlerin yetkilerine dokunulması, yerel yönetimlerin yetkilerini merkezileştirecek işlere girişilmesinden dolayı biz yine bunlara itirazla bakıyoruz, bu da böyle faydacı bir şeyin bile kamuoyunda tartışılmasına yol açıyor.

Şimdi, biz nasıl düşünüyoruz bu konuyla alakalı? Ülkemizin deprem kuşağında bulunduğu bir gerçek, zemin yapısı konularının değinildiği bir gerçek. Mevcut yapılaşma durumunun riskli olduğu ve yapı güvenliğinin artırılması, kaçak ve denetim yapılaşmanın önüne geçilmesi ile yangın güvenliğine ilişkin tedbirlerin artırılmasına, bunun zorluğundan bahsediliyor. Bunun için dinamik bir yaklaşım benimsemenin zorunlu olduğu ifade ediliyor. Gerekçede, riskli alanlarla yıkılma veya ağır hasar görme tehlikesi bulunan riskli yapıların belirlenerek fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşam çevrelerinin oluşturulması yönelik iyileştirme, tavsiye ve yenileme çalışmalarının ivedi şekilde yapılmasının önem arz ettiği vurgulanıyor. Ben bu metni daha önceki buna benzer kanun tekliflerinde de okudum yani tespitleri somutlaştırırsak: Bir, bizim 85 milyon vatandaşımız riskli yapılarda yaşıyor değerli milletvekilleri. İki, ülkemizde 6 milyon bağımsız birim risk altında, bunun 2 milyonu işte İstanbul'da, Konya'da gördüğümüz gibi kendiliğinden yıkılabilecek durumda acil dönüşüm bekliyor. Üç, yangın güvenliğinde içler acısı bir durumdayız denetim noktasında, Kartalkaya da bunun önümüzdeki en acı örneği.

Şimdi, buradan şu çıkıyor: Demek ki -bunu bütün tarafları katarak söylüyorum- işimizi yapmamışız. İşimizi yapmamışız veya/ve bundan önce bu konuyla alakalı, bu tedbirlerle alakalı çıkardığımız torba yasalar bir şeye fayda sağlamamış ki biz hâlâ bu durumdayız ve bu durum karşısında bir şey yapamıyoruz. Yine, bizi umutlandıran bu tespitlerden sonra yamalı bohça misali olmasa da işte bizi bu konuyla alakalı tedirgin eden bir durum. Yani hem deprem kuşağında riskli konutlarda yaşıyoruz, buna çözüm olarak azcık oradan, azcık buradan yaklaşımla bakıyoruz. Aynı mantıktan hareketle 1999 depremi sonrası gerekli tedbirler yeterince alınmadığından da işte 6 Şubatı yaşadık, şimdi de önümüzde koca bir Marmara depremi bekliyor.

Peki, ne öneriyoruz? Bu Komisyonun başını çekeceği çalışmaların önceliğinde bir deprem kanunu olması lazım yani bu konunun topyekûn ele alınması lazım. Meclis bünyesinde her grup temsilcisinin bulunduğu bir deprem koordinasyon kurulu oluşturulmalı, taraflar yetki ve sorumluluk alanları, işte ilgili bakanlıklar, yerel yönetimler, meslek odaları, bilim insanları, hak sahipleriyle iş bölümü ve çalışma usul, esasları açık ve net bir biçimde tanımlanarak çalışmalı. Ulusal ve uluslararası kaynaklardan kaynak tedariki için deprem dönüşüm finansman birimi oluşturmalı. Bu şu yüzden önemli: 6 Şubat depremlerinden sonra -işte bütçede de konuştuk- bakanlıkların önemli bir bütçesi, işte Tarım Bakanlığının, Teknoloji Bakanlığının, Gençlik Spor Bakanlığının bütçesi mecburen deprem bölgesini ayağa kaldırmaya harcadı. Bu da ne demek oldu? Diğer bakanlıkların çok fazla yol alamaması, kendi kaynaklarını kısması, fazla projeler gerçekleştirememesine yol açtı. Dolayısıyla, burada bir finansman birimi ulusal ve uluslararası kaynaklardan oluşturulması şart. Türkiye genelinde riskli ve çok riskli konutların yerinde tespiti yapılmalı, Türkiye risk konut haritası net bir şekilde ortaya konulmalı, çok riskli konutlardan başlamak üzere dönüşüme ilişkin acil dönüşüm eylem planı hazırlanmalı, bu çalışmalar da deprem koordinasyonunun kontrolünü süreç izleme takvimi olarak belirlenmeli. Şimdi, bu torbayla o yüzden bir yol alamayacağımız ve kesin bir çözüme ulaşamayacağımız için biz bu çerçeveyi Komisyona öneriyoruz.

Bakın, su tartışması bunun başka bir örneği. İşte, gidiyor "Yerel yönetimler mi suçlu, Hükûmet mi suçlu?" Kimin suçlu olduğu konusunu tartışmak yerine en temel ihtiyaç bulunan bu suyla alakalı da bir su kanunu çalışılmalı yoksa yarın tekrardan yeni felaketlerde, yeni torbalarda geçici tedbirlerle bu işi tartışmaya devam ederiz.

Maddelere girmeyeceğim, maddeleri zaten konuşacağız fakat biz teklifin geneliyle alakalı yetkileri merkezde toplayan veya teklifteki gibi kolay kamulaştırma taleplerini demokrasiden, Anayasa'dan uzak görüyoruz. Şimdi, afetler, kentsel dönüşüm bahane edilerek izlenen bu yolda bir faydalı süreç sağlanmaz. Böyle durumlar, böyle akut durumlar, böyle felaketlerin önüne geçme konuları işi merkezde toplayarak değil iş birliğiyle olur. Dolayısıyla, burada iş birliğinin yerel yönetimlerle artırılması, yetki alanının genişletilmesi, paylaşması noktasında vurgumuzu belirtiyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.