KOMİSYON KONUŞMASI

ADEM YEŞİLDAL (Hatay) - Sayın Başkanım, Kıymetli Komisyon üyelerimiz, değerli milletvekillerimiz, çok değerli Bakan Yardımcımız, genel müdürlerimiz; ben de sizleri sevgiyle, saygıyla, muhabbetle selamlıyorum.

Sizin de ifade ettiğiniz gibi, kanun teklifimizde ülkemizin deprem kuşağında bulunması, zemin yapısı, mevcut yapılaşma durumu, olası can ve mal kayıplarının önüne geçilmesi için alınacak önlemlerde dinamik bir yaklaşımın benimsenmesini zorunlu hâle getirmiştir. Yine, riskli alanlar ile yıkılma veya ağır hasar gören, tehlikesi bulunan riskli yapıların belirlenerek fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerinin oluşturulmasına yönelik iyileştirme, tasfiye ve yenileme çalışmalarının ivedi şekilde yapılması da önem arz etmektedir. Tüm bu hususlar dikkate alınarak, mevcut yapı stokunun güçlendirilmesi için bazı hukuki düzenlemeler yapılırken diğer taraftan kaçak yapılaşmanın önüne geçilebilmesi için bazı yaptırımlar öngörülmektedir. Ayrıca, yapılarda yangın güvenliğinin sağlanması için kontrol, denetim ve yaptırım mekanizmalarının geliştirilmesinin de sağlıklı yapılaşmanın önemli bir parçasını oluşturduğu göz önüne alınarak düzenlemeler yapılmaktadır.

Bu çerçevede, Tapu Kanunu'nda yapılan düzenlemeyle, değerleme kuruluşlarınca düzenlenen değerleme raporlarında yer alan taşınmaza ilişkin verinin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne elektronik ortamda gönderilmesi zorunlu hâle getirilmekte ve verinin elektronik ortamda gönderilmesine ilişkin usul ve esasların Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından belirleneceği düzenlenmektedir. Bilindiği üzere, 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne böyle bir görev verilmişti. Dolayısıyla bu görevin yerine getirilmesi için ilk adım atılmış oluyor.

Damga Vergisi Kanunu'nda yapılan düzenlemeyle, TOKİ tarafından sosyal konut ve konutla birlikte ihaleye çıkarılan projelerde yapım işleriyle sınırlı ve süreli olmak üzere damga vergisi istisnası getirilerek orta ve alt gelir grubuna yönelik konutların daha uygun şartlarda üretilmesi amaçlanmaktadır. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın en son ortaya koyduğu 500 bin sosyal konut projesine de vatandaşımızın teveccühü ortadadır.

Kat mülkiyeti kanununda yapılan düzenlemelerle, keyfîliği önlemek adına özellikle toplu yaşamların olduğu sitelerde aidat artışlarıyla ilgili, keyfî artışlarla ilgili bu teklifimizde bir düzenleme getiriyoruz. Malik sayısının fazla olduğu toplu yapılarda yönetim planlarının değiştirilmesinde karşılaşılan güçlükler sebebiyle, beşte 4 olan karar nisabının üçte 2 olarak değiştirilmesini teklif ediyoruz.

Kooperatifler Kanunu'nda yapılan düzenlemeyle yapı kooperatiflerinin son konut tamamlanmadan ve kesin maliyet hesaplanmadan ortaklara tapu devri yapmalarının önüne geçilmesi ve mağduriyet yaşanmaması amaçlanmıştır. Burada kooperatiflerle ilgili, güncelde vatandaşımızın yaşadığı bir sorun var. Henüz yapılaşma tamamlanmadan -tapu devri ile ortaklık devri de birbirinden bağımsız olduğu için- birçok vatandaşımızın mağdur olduğu sahada hepimizin karşılaştığı konulardır. Bunu ortadan kaldıracak bir düzenlemeyi teklif ediyoruz.

Çevre Kanunu'nda yapılan düzenlemelerle Anayasa Mahkememizin iptal kararı sonucunda ortaya çıkan hukuki boşluğun giderilmesi amacıyla kanuna "Çevre danışmanlık firması" ve "yetkilendirilmiş kişi" tanımları ve uygulanacak yaptırımlar eklenmektedir. Anayasa Mahkememiz daha önce yapılan düzenlemeyi bu gerekçeyle iptal etmişti. Teklifimizle oradaki hukuki boşluğu ortadan kaldıracak ve bu kavramları somut olarak tanımlamış olacağız.

Toplu Konut Kanunu'nda yapılan düzenlemelerle, TOKİ tarafından yapılan sözleşmelerde elektronik ortamda kimlik doğrulanması yapılabilmesi, TOKİ'nin doğrudan mirasçılık belgesi talep edebilmesi, TOKİ'nin her türlü dava ve icra işlemlerinde bazı vergi ve harçlardan muaf tutulması ve sosyal konut alanı içerisinde bulunan yerlerde sürecin daha verimli ve hızlı şekilde yürütülmesi amacıyla devir veya acele kamulaştırma yapılabilmesi düzenlenmektedir. Burada da amaç ettiğimiz, muradımız şudur: Bildiğiniz gibi, TOKİ elektronik ortamda sorumluluğu da üstlenerek bu işlemleri yaptığı zaman aslında hem kurumun işi kolaylaşacak ama daha çok vatandaşımızın işi kolaylaşacak. E-devlet üzerinden çeşitli iletişim araçlarıyla bu işlemlerin yapılabilmesinin önünü açmış oluyoruz.

Bir diğer husus da -yine özellikle bu noktada belirtmek istiyorum- mirasçılık belgesi çıkarma yetkisini TOKİ'miz alabiliyordu ama bunun için mahkemelere müracaat etmesi gerekiyordu. Oluşan durumlara göre, hak sahibinin vefatı durumunda, mirasçıların konuyu takip etmemesi durumunda devletin işi durmamalı. Dolayısıyla, burada da mahkemeye müracaat etmeksizin... Biliyorsunuz, mirasçılık belgesi alma yetkisi konusunda müracaat etmesi gerekiyordu, o yetkiyi aldıktan sonra bir kez daha mirasçılık belgesi için müracaat ediyordu. Nereye? İlgili mahkemeye ya da notere. O yüzden, burada, Toplu Konut İdaremizin işleri daha hızlı ve sağlıklı yönetebilmesi için mirasçılık belgesi için müracaata gerek kalmaksızın TOKİ noterden ya da ilgili mahkemeden mirasçılık belgesini talep edebilecek ve ilgilisi hakkında kullanabilecek.

İmar Kanunu'nda yapılan düzenlemelerle yapılara ilişkin sorumluluklar, gerekli yaptırımlar ve yangın güvenliğine ilişkin hususlar düzenlenerek ülkemizde sağlıklı yapılaşmanın sağlanması amaçlanmıştır. Kadastro Kanunu'nda yapılan düzenlemeyle, sorumluluğun ve tazminatın belirlenmesinde bilimsel karşılığı olan bir standart getirilmesi amacıyla yanılma sınırının tanımı yapılmaktadır.

Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'da yapılan düzenlemeyle, mahallî idarelerin, bunların bağlı kuruluşlarının, bu idarelerin üyesi oldukları birliklerin, bunlar tarafından kurulan şirketlerin ve bunların doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak birlikte veya ayrı ayrı sermayesinin yarısından fazlasına sahip oldukları şirketlerin dolaylı veya bedelsiz yani hibe yoluyla şirket edinimiyle ilgili kooperatif kurulması, bunlara ortak olunması gibi iktisadi teşekküllere her türlü hisse, şirket, kooperatif ediniminin kurala bağlanması ve kurulmuş olan şirketlerde daha sonra yapılacak diğer türlü edinimlerin Cumhurbaşkanı onayına tabi kılınması amaçlanmıştır. Burada aslında mevcut bir düzenleme söz konusu. Biliyorsunuz, mahallî idareler yeni iktisadi teşekküller yani şirketler kurduğunda belirli bir izin prosedürüne aslında tabii; Cumhurbaşkanlığından izin alması gerekiyor ya da Çevre Şehircilik Bakanlığından bazı durumlarda onay alması lazım. Ancak uygulamada karşılaşılan şöyle bir sorun var, bütün açıklığıyla ifade edeyim: Mahallî idareler bu düzenlemeleri aşmak için Meclis kararlarıyla hibe yoluyla şirketleri edinip aslında mevcut yasal düzenlemenin boşa düşmesine sebebiyet vermektedir. Bu düzenlemeyle, bu önerimizle de...

AYŞE SİBEL YANIKÖMEROĞLU (İstanbul) - Peki, Cumhurbaşkanını mı bekleyecekler?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Mevcut şirketler ne olacak?

ADEM YEŞİLDAL (Hatay) - Yok, mevcutlarla ilgili herhangi bir teklifimizde değişiklik söz konusu değil. Müktesep hak anayasal haktır.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Bundan sonraki süreçte mi?

ADEM YEŞİLDAL (Hatay) - Evet, tamamıyla bundan sonraki süreçte.

Daha net anlaşılsın diye söylüyorum: Kanunu dolanarak aynı sonuca ulaşmanın aslında önünü kesecek bir düzenleme teklif ediyoruz.

Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun'da yapılan düzenlemelerle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının bağlı, ilgili ve ilişkili kurum kuruluşlar arasında veya bunlardan Maliye Hazinesine taşınmazların devrinin hızlandırılması ve bürokrasinin azaltılması amacıyla resmî şekil şartı aranmayacağı yönünde düzenleme yapılmaktadır. Burada da teklifimizde şunu getiriyoruz aslında: İki kurum arasındaki tapu devirlerinde her iki kurum da anlaşarak ve bir proje ortaya koyarak bu kararı alıyorlar ancak her iki kurumun da ilgili personellerinin tapuya gidip şekil şartını yerine getirmesi gerekiyor. Bunu teklifimizle ortadan kaldırıyoruz, her iki kuruma anlaşmışsa ve resmî yazı yazmışlarsa gidip iki görevlendirilmiş personelin tapuda imza atmasına gerek olmaksızın bu devirlerin gerçekleşebilmesini teklifimizde öngörüyoruz.

Aslında, az önce ifade ettiğim hususlardan birinin daha altını çizmem gerekiyor. Özellikle, kamuoyunda da çok ciddi rahatsızlıklara sebebiyet veren toplu yaşam alanlarındaki keyfî aidat artışlarını Allah'ın izniyle bu teklifimiz yasalaştığında desteklerinizle ortadan kaldıracağız ve o problemi, kanayan bu yarayı da hep birlikte çözmüş olacağız. Buna da yürekten inanıyorum çünkü bu toplu yaşam olan sitelerdeki yönetimler maalesef vatandaşı -artık ifade ediliyor, toplumda da konuşuluyor- kiradan daha çok aidat verdikleri noktalara getirmiş durumda ve vatandaşı canından bezdirmiş durumda. Dolayısıyla, bunu da ortadan kaldıracak bir düzenlemeyi inşallah hep birlikte gerçekleştirmiş olacağız.

Özel kanunları gereği, tahsis amacı değiştirilerek Hazine adına tescili gereken yerlerin tescilinin yapılması, kamu idarelerine tahsis edilen taşınmazların daha etkin, ekonomik ve verimli kullanımını teminen tahsislerinin iptal edilmesi, böylelikle atıl durumda kalan bu taşınmazların sosyal konut gibi farklı proje ve yatırımlarda kullanılması amaçlanmaktadır. Buradaki muradımız da şudur: Biraz önce sözlerimin başında da ifade ettim, gerçekten, Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın sosyal konut projesine Değerli Başkanım, kıymetli milletvekillerimiz; 8,5 milyonun üzerinde vatandaşımız müracaat etti. Yaklaşık olarak söylüyorum 5,5 milyonun üzerinde geçerli müracaat söz konusu, 500 bin konuta 5,5 milyon müracaat var yani toplumumuzdan çok ciddi bir talep var. Ayrıca, yine sözlerimin başında ifade ettiğim gibi, biz bir deprem ülkesiyiz ve deprem kuşağındayız. Başta Marmara olmak üzere o bölgelerde konut stokumuzu çok hızlı bir şekilde iyileştirmek zorundayız. Hükûmet olarak, Parlamento olarak, yerel yönetimler olarak hepimizin elimizi değil gövdemizi taşın altına koymamız lazım.

Bakın, ben 6 Şubat depremlerinde en ağır yıkımlardan birini yaşayan Hatay ilinin Milletvekiliyim. Allah beterinden saklasın ama bizlere düşen, gerekli tedbirleri almaktır. Bunun altyapısını da inşallah Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak hep birlikte oluştururuz. Bütün bu işleri yapmak için de sizin mevcut öz kaynaklarınızı daha optimum düzeyde değerlendirmeniz lazım, kaynak oluşturmanız lazım ve burada Bakanlığımız ve özelde Toplu Konut İdaremize, ülkemizin elinde bulunan arazileri ve bu kapsamda, bu çerçevede değerlendirilmek üzere bir yetki veriyoruz. Bu konuda da desteklerinizi bekliyoruz çünkü toplumun bu konuda duyarlılığı söz konusu. Kıyı kenar çizgisinden kaynaklanan mülkiyet sorunlarının çözülmesi amaçlanmaktadır.

Bir diğer teklifimiz de 2023 yılında Konya ilimiz Akşehir ilçemizde 27 Nisan 2023 yılı itibarıyla yapılan tespitler söz konusu ve 30 milyon metrekareye tekabül eden bir alanın devlet kurumları tarafından, başta DSİ olmak üzere su kodunun belirlenmesinden sonra ortaya çıkan alanın, 30 milyon metrekarenin oradaki hak sahiplerine tahsisi konusunda bir teklifimiz söz konusu, tamamen toplumsal bir talep.

Ayrıca Yapı Denetimi Hakkında Kanun'da yapılan düzenlemeler ile "beton üreticisi" tanımı ve zemin ve temel etütleri denetiminin sağlanması için "zemin ve temel etüdü kuruluşu" tanımını eklemekle birlikte, Kanun kapsamında yapılacak yapıların zemin ve temel etütlerinin, izin belgesi verilen zemin ve temel etüdü kuruluşları tarafından yapılacağı düzenlenmektedir. Ayrıca, konuyla ilgili yaptırımlar ihdas edilmektedir. Tabii, "depremsellik" dediğiniz zaman aslında alfabenin "a" harfi gibi, zemin etüdü birinci öncelik taşıyor. Hatay'da yaşadığımızı yıkımın da -bilim insanlarının ifadesine göre söylüyorum- sebebinin büyük oranda zeminden kaynaklı olduğunu bize ifade ettiler. Dolayısıyla, zemin etüdü hususu mevzuatsal olarak daha sıkı sıkıya düzenlemelere ihtiyaç olan bir alan arkadaşlar ve burada ayrıca beton üretimi konusu da ihtisas gerektiren ve denetlenmesi gereken bir alan. Aslında bazı denetim mekanizmalarımız var ama detaya geldiğimizde inşallah orada da konuşacağız. Mesela, yapı ruhsatı olmayan bir alana beton firması beton gönderemeyecek, gönderirse yakalandığında da ciddi yaptırımlar söz konusu, teklifimizde. Yani bir beton firmasına gidip "Ücretini ödedim, bana beton gönder." dediğiniz zaman beton üreticisi "Sen bu betonu nerede kullanacaksın?" diye soracak, belgeleri alacak.

ADNAN BEKER (Ankara) - Bunların tamamının yetkisini belediyeye verseniz, sorumlusu belediye olsa, cezasını belediye çekse, tek yetkili onlar olsa.

ADEM YEŞİLDAL (Hatay) - Kıymetli Vekilim, ben bitireyim.

BAŞKAN ADİL KARAİSMAİLOĞLU - Şimdi, detayları kanun maddeleri gelince tartışacağız zaten arkadaşlar.

Buyurun Adem Bey.

ADEM YEŞİLDAL (Hatay) - Maddelerde konuşalım, tek tek cevap vermek istemiyorum ama her biriyle ilgili, hepinizin, tüm milletvekillerimizin katkısını...

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - En önemli unsur olan jeoloji mühendislerinin...

BAŞKAN ADİL KARAİSMAİLOĞLU - Adem Bey devam edelim, bitirelim konuyu.

ADEM YEŞİLDAL (Hatay) - Peki.

Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nda yapılan düzenlemeyle sözleşme uygulamalarına yönelik anlaşmazlığın çözümü için verilen Yüksek Fen Kurulu kararlarının ilgili idarece uygulanmasından kaynaklı davalarda yargı mercii konusunda tereddüt hasıl olduğundan, bu davaların adli yargı mercilerinde görüleceği düzenlenmektedir. Uygulamada bir kısım itiraz edenler idare mahkemelerine, bir kısım itiraz edenler de dava açanlar da adli mahkemelere dava açmıştır. Hatta bu süreç ilerlemiştir, uyuşmazlık mahkemelerine kadar gitmiştir. Dolayısıyla, burada bir netlik oluşması adına bir teklif ortaya koyuyoruz, bunu da böylelikle izah etmiş olayım.

Olağanüstü hâl kapsamında Yerleşme ve Yapılaşmaya İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin kabul edilmesine dair kanunda yapılan düzenlemeyle 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremler sonucu yapılan yerinde dönüşüm uygulamalarının sağlıklı yürütülebilmesi amacıyla gerekli değişiklikler yapılmaktadır. 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'de yapılan düzenlemeyle Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda Bakanlıkta idari görevde olanlardan daha önce Millî Emlak kontrolörü kadrosunda istihdam edilenlerin idari görevlerinin sona ermesini müteakip Bakanlıkta durumlarına uygun başmüfettiş veya müfettiş kadrolarına atanmasına yönelik düzenleme yapılmaktadır. Ayrıca 2/B alanlarında bulunan taşınmazların 19 Nisan 2012 tarih ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesine ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışarısına Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun kapsamında Hazineye ait tarım arazilerinin 6292 sayılı Kanun ile 29 Haziran 2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun kapsamında Hazineye ait taşınmazların 4706 sayılı Kanun'un geçici 22'nci maddesi kapsamında yapı kayıt belgesi alınan yapıların bulunduğu hazineye ait taşınmazların 3 Mayıs 1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu'nun geçici 16'ncı maddesi kapsamında Hazineye ait taşınmazların 5 Haziran 1986 tarihli ve 3303 sayılı Taş Kömürü Havzasındaki Taşınmaz Malların İktisabına Dair Kanun kapsamında Hazineye ait taşınmazların 4706 sayılı Kanun'un geçici 18'inci maddesi kapsamında satışına ilişkin olarak başvuru ve ödeme süresini geçiren vatandaşlarımızın yeniden başvuru ve ödeme süreleri tanınmaktadır. Daha önce Türkiye Büyük Millet Meclisimizde çıkan bir yasayla 2/B uygulamasıyla hak sahibi olan vatandaşların bir kısmı müracaat sürelerini kaçırmıştır. Bir kısmı müracaat etmiş, taksitler hâlinde edindikleri malı, önceki kanun çerçevesinde edindikleri malın taksitlerini öderken ödeyemez hâle gelen vatandaşlara yeniden müracaat ve ödeme süresi tanımlıyoruz ve bu durumda olan ilgili kurumlarla da görüşerek edindiğimiz bilgi yaklaşık 102 bin vatandaşımız, bu teklifimizin yasalaşması durumunda önceden elde ettikleri ama bir şekilde müracaat ya da ödemelerini aksatan vatandaşlara yeni bir imkân tanımış olacağız.

Gördüğünüz gibi oldukça kapsamlı, başta depremsellikle ilgili tedbirler içeren ve ilgili kurumların aksiyon almasına yönelik oldukça kapsamlı ve toplumumuzu yakından ilgilendiren düzenleme içermektedir teklifimiz.

Değerli Başkanım, sizleri, Komisyon üyelerimizi ve tüm milletvekillerimizi tekrar saygıyla selamlıyorum, hürmet ediyorum.