KOMİSYON KONUŞMASI

GAMZE TAŞCIER (Ankara) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Hakikaten "Yaparsa AK PARTİ yapar" sloganının hakkını verdiğiniz bir günden geçiyoruz. Yirmi dört yıl boyunca bu ülkeyi tek başınıza yönetip işçiyi, memuru, emekçiyi nasıl açlıkta eşitleyebildiniz, gerçekten ancak AK PARTİ'nin yapabileceği bir başarı ve bütün bu günün sonunda da bu ülkeyi çalışarak fakirleşen bir Türkiye hâline getirdiniz. Az önce Vehbi Vekilim bahsetti, Sayın Orhan Vekilim Yenir marketleri "Cumhuriyet Halk Partililer açmıştır." dedi. Bir açıp bakarsanız, sahiplerinin kim olduğuna, kimlere yakın olduğuna, çok daha iyi anlarsınız kimin açtığını ama...

ORHAN YEGİN (Ankara) - O fotoğrafın koreografisini yapmıştır Veli Ağbaba anlamında söyledim.

GAMZE TAŞCIER (Ankara) - Hiç fark etmez, eğer yirmi dört yıl bu ülkede iktidarsanız ve günün sonunda bu ülkenin emekçisi, bu ülkede yaşayanlar tarihi geçmiş, zehirleneceğini bile bile bir yiyeceği alma ihtiyacı hissediyorsa burada bir sorumluluk, bir vicdani sorumluluk hissediyor olmanız lazım yani ne ara toplumun gerçekliğinden bu kadar uzaklaştınız gerçekten çok şaşkın ve çok da üzgünüm. Yine...

ORHAN YEGİN (Ankara) - Gamze Hanım, siz eczacıydınız değil mi?

GAMZE TAŞCIER (Ankara) - Evet, eczacıyım.

ORHAN YEGİN (Ankara) - Son tüketim tarihi ile tavsiye edilen tüketim tarihinin ayrımını...

GAMZE TAŞCIER (Ankara) - Hiç fark etmez. Siz alır mısınız, kendi evladınıza son tüketim tarihî geçmiş ürünü yedirir misiniz, yedirmezsiniz? Hiç önemli değil, ben de biliyorum, ilaçlarda da hiç fark etmez.

ORHAN YEGİN (Ankara) - Arkadaşlar, son tüketim tarihi değil, tavsiye edilen tüketim tarihi.

GAMZE TAŞCIER (Ankara) - Yani normal mi diyorsunuz? Siz kendiniz yiyorsanız o zaman sorun yok.

TAHSİN OCAKLI (Rize) - Onu yedirir misiniz, o dediğinizi?

ORHAN YEGİN (Ankara) - Yiyorum ben.

GAMZE TAŞCIER (Ankara) - Tamam, o zaman Orhan Vekilim, o ürünü kendiniz çocuğunuza, eşinize yediririm diyorsanız gerçekten diyecek bir şeyim yok, ben kendi çocuğuma yedirtmem. Ben kendi çocuğuma -eğer ihtiyacım varsa böyle bir duruma düşmek istemem- eğer bu ülkede iktidar sahibiysem bu ülkede yaşayan hiçbir yurttaşımın da çocuğuna o ürünleri yedirtmesini istemem.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Bunların tuzu kuru!

ORHAN YEGİN (Ankara) - Ben sadece şunu söyleyeyim. Bilimsel bir şey, son tüketim tarihiyle tavsiye edilen tüketim tarihi...

VELİ AĞBABA (Malatya) - Vallahi bravo, daha önce niye söylemedin?

GAMZE TAŞCIER (Ankara) - Tamam, bir paket yapıp size göndereyim o zaman evinize, afiyetle yiyin.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Bilim yeni mi geldi, bilim yeni mi, bilimi bugün mü öğrendik?

GAMZE TAŞCIER (Ankara) - Yüz yıllık ülkede herhâlde ilk defa böyle bir şey oldu.

CAVİT ARI (Antalya) - Bu ülkenin başına bunu da getirdiniz, yazıklar olsun!

ORHAN YEGİN (Ankara) - Ben sözünüzü bölmeyeyim ama...

GAMZE TAŞCIER (Ankara) - Yani evet, haklısınız, üzüldük, sorumluluk hissediyoruz demeniz gerekirken normalleştirmeye çalışıyor olmanız da gerçekten çok ilginç, gerçekten yazık.

Bakın, "Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız insanların nasıl öldüğüne bakarsınız." diyor Albert Camus. Bu ülkede insanlar barınamadığı için ölüyor, ısınamadığı için ölüyor, beslenemediği için ölüyor. En düşük en düşük memur emeklisinin maaşı yoksulluk sınırının yüzde 72 altında, en düşük memur maaşı yoksulluk sınırının yüzde 37 altında, ortalama emekli maaşı 23 bin lira. Emekliler açlıktan ölüyor, asgari ücret ilk defa açıklandığında açlık sınırının altında. Bu ülkede her gün bir iş cinayeti yaşanıyor, bu ülkede çocuk yaşta işçi çalıştırılıyor. Bu ülkenin Bakanı utanmadan -bir de alın terinden bahsederek en son bahsetmesi gereken kişi- çıkıp Cumhuriyet Halk Partisini şov yapmakla suçluyor, keşke Sayın Bakan da gelip burada kendi şovunu yapsaydı ya da şov yapmayıp siyaseten 20 bin lirayı nasıl verdiklerini açıklamaya cesareti, yüreği olabilseydi.

Şimdi, bir de utanmadan İstanbul'da billboardlara giydiriyorsunuz ve diyorsunuz ki: "Sizin hayatınızdan gidiyor." Ya, Allah aşkına yirmi dört yıl boyunca bu ülkeyi enflasyonda, işsizlikte, yoksullukta, faizde, dış borçta, gelir adaletsizliğinde, iş cinayetinde dünya şampiyonu yaptınız neredeyse. Değil sadece bizim hayatımız, yeni doğan çocuklarımızın, torunlarımızın, çocuklarımızın hayatından götürüyorsunuz. Tutuklu Belediye Başkanı, Silivri'de esir aldığınız Belediye Başkanı üzerinden İstanbul'da siyasi kendinizce bir yarış yapmaya çalışıyorsunuz. Eğer birilerinin hayatından gittiğini düşünüyorsanız hodri meydan, İstanbul'da seçimleri yenileyin. Ama biz de diyoruz ki: Bu ülkede bizim torunlarımızın hayatından gidiyor, yaşlılarımızın, emekçilerimizin hayatından gidiyor. O zaman getirin sandığı, kimsenin hayatından gitmesin, herkes kendi hayatıyla ilgili tercihini yapsın, İstanbullu da yapsın, 86 milyon da kendi hayatıyla ilgili tercihini yapabilsin.

Emekliye sadakayı bile çok gördünüz. Bakın, Diyanet geçen seneden bugüne yüzde 33 oranında...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Teşekkür ediyorum.

GAMZE TAŞCIER (Ankara) - Toparlıyorum, son bir cümle, bir dakika.

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Yok, efendim süreyi uzatmıyoruz.

GAMZE TAŞCIER (Ankara) - Efendim ama Orhan Bey sataştı Başkanım.

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Herkes sataşır birbirine burada.

Evet, Sayın Taşcıer, toparlayın.

Buyurun.

GAMZE TAŞCIER (Ankara) - Tamam, toparlıyorum.

ORHAN YEGİN (Ankara) - Benim dakikamdan da kesip verebilirsiniz.

GAMZE TAŞCIER (Ankara) - Diyanet sadakayı, fitreyi yüzde 33 zam oranında artırdı, onu bile emekli maaşına yansıtıyor olsaydınız 22.500 lira alacaktı, siz emekliye sadakayı bile çok gördünüz.

O nedenle çözüm önerilerimiz var. Çözüm önerileri çok basit, Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok, en önemli çözüm önerisi de sizin bir an önce iktidardan gitmeniz.