KOMİSYON KONUŞMASI

TAHSİN OCAKLI (Rize) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri ve heyetimizi saygıyla selamlıyorum.

Yine, bir emeklilikle ilgili 13 maddelik torba yasa tasarısı geldi. Yalnız hem teklif sahiplerine hem de AKP sıralarına buradan bir sormak istiyorum, bunun sebebini belki siz de söylersiniz, şu anda Genel Kurulda ne görüşülüyor? Siz cevap vermiyorsunuz, ben cevap vereyim. Trafik Yasası görüşülüyor, değil mi?

ORHAN YEGİN (Ankara) - Başlamadı daha.

TAHSİN OCAKLI (Rize) - Trafik Yasası görüşülüyor, değil mi? Peki, bu Trafik Yasası görüşülürken bu torbanın içinde yer alan Bakanlık paylaşımlı elektrikli skuter işletmecilik faaliyetinde bulunanlara ait düzenlemenin neden şimdi Genel Kurulda görüşülmediğini ve bu torba yasanın içine sokulduğunu size sormak istiyorum şimdi; bunu düşünemediniz mi?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Zor sorular sorma Tahsin Bey.

TAHSİN OCAKLI (Rize) - Yok, zor değil de muhtemelen bilmiyor olabilir bunu çünkü siz düşünmüyorsunuz bunu, saraydan geliyor; bunu biliyoruz.

Neyse, gelelim şimdi emekli maaşına...

ORHAN YEGİN (Ankara) - Teklif sahipleri burada, onlar size cevap verecek.

TAHSİN OCAKLI (Rize) - Emekli maaşını verirler, onlar da verirler tabii ki.

Şimdi, bizim aslında bütün bu torbada bütün vatandaşın gözünü diktiği şey, "Emekli maaşımla ilgili Plan ve Bütçe Komisyonunda bir artış olacak mı ve ben bundan faydalanabilecek miyim?" Buna bakıyor vatandaş yani. Geriye kalan düzenlemelerle ilgili aslında çok bir şeyi yok. Sabahleyin Veli Ağbaba bu boş tencereyle gösterdi, size "Su kaynıyor." dedi, falan filan. Hakikaten bu ne? Taş. Bizde, Karadeniz'de bir laf var, dörtlüktür yani bir bilginiz olsun: "Şu yalancı dünyada her canlı bir eş arıyor, taşın kalbi yok ama onu da yosun sarar." Bu taşı yosun bile saramamış. Yani emekli hakikaten zor durumda arkadaşlar. Seçim bölgelerinize gittiğinizde, ben inanıyorum, sizin de bunları izah edebilecek ne gücünüz ne mecaliniz var; bunun zor olduğunu biliyorsunuz, bu doğru. Şimdi, size emeklilikle ilgili bir şey vereceğim; diyelim ki hiç ortada iktidar yok, hükûmet yok, bir şey yok, falan filan, para toplanmıyor, vatandaş kendisi karar verdi, kendi kendine: Kaç yılda emekli olabiliyordu? Bir beraber şey yapalım Orhan Bey? İki yüz kırk ay, yedi bin iki yüz gün; doğru mu burası? Doğru değil mi? Yedi bin iki yüz gün boyunca bir adamın kendini emekli edebilmesi için ayda işveren ve işçi desteğiyle birlikte 6.936 TL para ödemesi gerekiyordu, doğru mu? Doğru. Ne eder bu 6,906 TL ile iki yüz kırk ayı çarptığımızda? 1 milyon 655 bin TL eder, emekliliği için yapılan kesinti bu.

ORHAN YEGİN (Ankara) - Sadece emeklilik değil, sağlık giderleri de var.

TAHSİN OCAKLI (Rize) - Tabii ki, kesintisi bu. Şimdi, ben de size söylüyorum...

ORHAN YEGİN (Ankara) - Kendilerinin ve bakmakla yükümlü oldukları kişilerin de sağlık giderleri var.

TAHSİN OCAKLI (Rize) - Evet.

Şimdi, vatandaştan 1 milyon 655 bin TL'yi aldınız. Şimdi, sığınacağınız yeri biliyorum, sağlık giderleri vesaire gibi ama vatandaş bunu, 1 milyon 655 bin TL'yi kendisi gitse, Ziraat Bankasına götürürse, parası duracak orada "Bana sadece faizini ver." dese Ziraat Bankası ona 45 bin lira para verecek, özel bankalar 50-55 bin lira para verecek, parası da cebinde dururken. Ne oldu?

HASAN ARSLAN (Afyonkarahisar) - Gerçekten böyle mi düşünüyorsunuz Hocam?

TAHSİN OCAKLI (Rize) - Ne oldu peki? E, siz şimdi diyeceksiniz ki: "Sağlık hizmeti veriyoruz, işte, onu yapıyoruz, bunu yapıyoruz." Arkadaşlar, emeklinin geldiği yer bellidir. Siz geldiğinizde, 2003 yılında emekli maaşı 1,5 asgari ücret tutarındaydı ve asgari ücret 250 lira iken en düşük emekli maaşı da o zaman 332 liraydı. Sizin geldiğinizden yirmi üç yıl sonra bugün ne oldu? Asgari ücretin yarısından biraz fazla durumuna düştü. Artık asgari ücret 28 bin TL ama emekli aylığı 20 bin lira; hakikaten yakışmıyor ya, hakikaten yakışmıyor. Bu, kabul edilecek bir şey değil yani. Bugün, mesela, 2003'te bakıyoruz, çeyrek altın 30 liraydı, en düşük emekli maaşıyla 8,5 çeyrek altın alınabiliyordu -bu örnekleri herkes veriyor ama benden de duyulsun- bugün çeyrek altın 10.200 lira ve emekli maaşıyla 1,9 çeyrek ancak alınabiliyor. Sorun sadece en düşük emekli maaşı alanların sorunu da değil, her yıl emekli maaşı düzenli olarak azalmakta ve 16 milyon emeklinin tamamı sayenizde her gün biraz daha yoksullaştırmaktadır. Bu, bir bakış açısıyla ilgilidir arkadaşlar, sizin bakış açınızla ilgilidir yani tercihinizi nereye, kimden yana kullandığınızla ilgilidir. "Kaynak yoktur." gibi şeylere ben inanmıyorum. Demin içeride konuştuğumuz AK PARTİ'li milletvekili arkadaşlarımızla o kadar çok ortaklaştığımız ve kaynak üretebileceğimiz yer var ki ama bunlar sizin sıralarınızda "Hadi, bunun metne dönüştürüp teklife dönüştürün." dediğimizde ne yazık ki kabul göremiyor.

Kendi ilim için söylüyorum: 2024 yılında 10 milyar TL yatırım ayrılmış, 10 milyar TL'nin 6,7 milyar TL'si bir inşaat, malum inşaat şirketine verilmiş ve bu inşaat şirketi 21/B'yle en az yüzde 30, yüzde 40 daha pahalıya iş yapmış ve işte, ödeyemediğimiz, sizin vazgeçtiğimiz vergiler ya da bu fazla ödediğimiz paralar nedeniyle biz emekliye kaynak ayıramıyoruz arkadaşlar, doğrusunu bulalım. Çok basit bir yolu var: Kamu İhale Kanunu'nu bir daha değişmeyecek bir biçimde değiştirmek ve açık bir biçimde bu 21/B'yi falan da iptal edip... Bu arada bizim belediyelerimizde 21/B yöntemiyle ihale yapıyor. Ben, kökten bunların değiştirilerek açık, şeffaf bir kamu ihale yöntemiyle kaynak yaratılabileceğine yüzde 100 inanıyorum. Sorun AKP'nin ekonomi yönetimindeki tercihleriyle ilgili arkadaşlar; sorun iktidara gelirken hani bahsettiğiniz yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla ilgili mücadele sözü verip aslında bunlara yeni yerler eklemekten kaynaklanıyor. Yani, sorunun kendisi bizzat AK PARTİ Hükûmetidir ve onun başındaki Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'dır, başka hiçbir açıklaması yok.

Ya, bir de şöyle bir şey düşünün ya 5 emekli bir araya gelsin, bunlar yirmişer bin liradan ne yapıyor? 100 bin lira para aldı bunlar; bir evde 5 emekli olsa, Türkiye'de yoksulluk sınırı şu anda 100 bin lira, yoksulluk sınırında bile yaşayamıyor 5 emekli. Ordu'dan bir kadın arıyor beni, diyor ki: "Ben 20 bin lira alıyorum, eşim 18 bin lira alıyor, Ordu'da ödediğim kira 20 bin lira. Yetmediği için çalıştık; ben tost yaptım, bir gözü görmeyen kocam garsonluk yaptı, servis yaptı, oradaki vergilerle şu oldu, bu oldu, üzerine hiçbir şey koyamadık, emeksiz bir, karşılıksız bir şekilde emekli olarak çalışmaya devam ediyoruz." Sabahleyin burada yaşamını yitiren emeklilerle ilgili gördünüz, ben bunları gördüğünüzü, bunların gerçek olduğunu bildiğinizin farkındayım ama ne yazık ki buna ses çıkartamıyoruz.

Şimdi, SGK Başkanım geçen burada bir gaf yaptı. O gaf aslında bir yandan doğru cümleydi, bir yandan da bir bakış açısıydı yani bu neydi? Emeklilerin erken vefatının bize yük getirilmesi hâli, eskiden 50-55 yaşlarında vefat ediyorduk, şimdi...

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Öyle demedi.

TAHSİN OCAKLI (Rize) - Aynen öyle söyledi, kayıtlardan bakarsınız. Eskiden 50-55 yaşlarında Türkiye'de ölümler gerçekleşiyordu, şimdi ölüm ortalaması yükseldiği için...

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Ölüm ortalaması artıyor.

TAHSİN OCAKLI (Rize) - Evet, aynısını söylüyorum, "Ölüm ortalaması yükseldiği için SGK bu sistemi kaldıramıyor." dedi ama bu bir bakış açısı arkadaşlar yani. Emeklilerin öldüğü yaşa değil, emeklileri yaşatabildiğimiz yaşa ilişkin düzenlemeler yapmamız lazım, sorun burada, bakış dediğimiz budur yoksa söylediği tespit açısından bir hata yok, onu ben de kabul ediyorum. Yani sizin burada tercihiniz şu: Üretim araçlarını kullananların diyalektiğini, hep üretim araçlarına sahip olanların yanında yer almak ve Meclise getirdiğiniz kanun tekliflerinde de milletin genelinin zararına ve sermayenin yararına teklifler getirmek en büyük hatanız.

Şimdi, açlık sınırı 30 bin TL'yi aştı, yoksulluk sınırı 100 bin TL'ye dayandı. Böyle bir ortamda asgari ücretin 28 bin TL, emekli maaşının da 20 bin TL olmasına sizin içiniz, gönlünüz rahat ediyor mu, ben bunu sormak istiyorum. Ya, "Bu vatandaşlar bu parayla geçinebilir." diyor musunuz, hakikaten diyor musunuz yani? İnsaf ya! Gelin, yapmamız gereken şey, buradan siz bir kanun teklifi verin, biz de grup olarak tamamını destekleyelim ve birlikte şu emekli maaşlarını asgari ücret seviyesine hiç olmazsa getirelim, insanların insanca yaşayabileceği bir ücret oluşturmak için çalışalım. Biz bir haftadır Türkiye Büyük Millet Meclisinde Cumhuriyet Halk Partisi grubu olarak 20'şer milletvekilli dönüşümlü olarak her gün sabahlara kadar nöbet tutuyoruz. Niye? Elbette ki o nöbeti tuttuğumuzda bu emekli maaşının düzelmeyeceğini biliyoruz ama bir farkındalık yaratmak istiyoruz. Burada bir sorunun olduğuna hem sizlerin, Meclisin dikkatini çekmek hem de vatandaşların dikkatini çekmek açısından bu nöbeti sabahlara kadar tutuyoruz. Bunu şov olarak niteliyorsunuz. Ya, nasıl nitelerseniz, nasıl böyle bir şey olur?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Bir dakika veriyorum Sayın Ocaklı.

TAHSİN OCAKLI (Rize) - Geçinemeyen insanların aylıklarını düzgün bir seviyeye getirmek için gösterilen çabayı nasıl olur da şov olarak nitelersiniz? Arkadaşlar, sizi biraz gerçekten vicdana ve insafa davet ediyoruz ya. Ya, gerçekten istediğimiz şey şu geçinemeyen insanlar için şurada bir gelin de bir tarih yazalım, Plan ve Bütçe Komisyonu tarihi boyunca bu dönem burada bir... Ya, bin lira değil, 8 bin lira diyeceğimiz, 10 bin lira diyeceğimiz bir fark için, bir fark yaratın da görelim diyorum.

Teşekkür ediyorum.