| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 15 .01.2026 |
CEVDET AKAY (Karabük) - Teşekkürler Başkanım.
Sayın Başkanım, değerli Komisyon üyeleri, Sayın Bakan Yardımcımız, çok kıymetli bürokratlar; ben de hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Bugün gerçekten emeklilerin gözü kulağı, her şeyi burada, bugün bu Komisyondan müjdeli bir haber bekliyorlar. Şimdi, en düşük emekli aylığı 16.881 TL'ydi, bugün 20 bin TL olmasıyla ilgili bir teklifle karşı karşıyayız. Ben burada hep beraber bunun yükseltileceğine de inanıyorum.
Şimdi, 2025 yılındaki ortalama enflasyon oranına baktığımız zaman -ki bu yüzde 34 küsur civarında- bugün hiç zam yapılmasa emeklinin ne alacağını ben bir hesapladım. Bakın, enflasyon karşısında, ortalama enflasyon karşısında erimediğini düşünürsek 21.968 TL'lik bir en düşük emekli aylığı olması gerekiyor yani şu anda emeklinin cebinden 5.087 TL'lik alınmış bir paradan bahsediyoruz. Şimdi, yapılacak zam 12,19'du, bunu 20 bine çekeceğiniz zaman 18,47'ye geliyor, memur emeklilerine ve kamu çalışanlarına da yüzde 18,60'lık bir zamdan bahsediyoruz; bu, kabul edilebilir bir zam değil gerçekten.
Biz aylardır söylüyoruz, yıllardır söylüyoruz, en düşük emekli aylığının net asgari ücret seviyesine gelmesini ifade ediyoruz. Bugün asgari ücret 28.075 TL olarak açıklandı, ki bu da yetersiz, bu konuyla ilgili de bizim teklifimiz 39 bin lira olarak gerçekleşmişti. Bunu da meydanlarda, mitinglerde, Mecliste, Komisyonda, Genel Kurulda, her yerde ifade ediyoruz ve bunun düzenli olarak da bir otomatiğe bağlanmasını istiyoruz ama görüyoruz ki hâlen en düşük emekli aylığıyla ilgili tutarlar da maalesef istenilen seviyeye gelmiyor.
Bakın, TÜİK'in açıkladığı enflasyon oranıyla ilgili... Bakın, burada TÜİK enflasyon oranını yüzde 30 açıklamış, ENAG'da 56 -küsuratları söylemiyorum- şimdi aradaki fark 25 puan. Yıl sonlarına doğru zaten TÜİK aylık olarak enflasyon oranlarını çok daha küçük açıklıyor. Bu 25 puanlık fark nereden ileri geliyor? Madde sepetiyle ilgili açıklanan detaylı bilgiler kamuoyuyla paylaşılmıyor. Mahkeme kararıyla paylaşılması, gizlilik kuralı içerisinde sadece ilgili yere bildirip kamuoyuna açıklanması da engellendi. Hissedilen enflasyon çok daha yüksek. Ben, nüfus yoğunluğuna göre emeklilerin çok yoğun yaşadığı Karabük Milletvekilliğim, inanın, o bölgede ve Türkiye'nin her bir tarafında emekli maaşı yetmediği için ikinci, hatta üçüncü işte çalışanlar var, ağır sanayide çalışanlar var. Bugün vekillerimiz belirtti, 150'ye yakın emekli büyüğümüzün hayatını kaybettiğini ifade etti. Yine, ucuz otellerde konaklayan ve kirasını ödeyemediği için, ev kiralayamadığı için, kimsesi olmadığı için de hayatını orada geçirmek isteyenler var. Tren garlarında, garlarda soğuktan üşüdükleri için geceyi geçiren, bazen hastanelerde geceyi geçiren emeklilerimiz var. Burada da bu hesaplama, yanlış tabela, yolu kısaltmıyor esasında, bizi yanlış istikamete gönderiyor, yoksulluk da rakamlarla gizlenmiyor.
Şimdi, TÜİK'in yaptığı bu hesaplama sadece enflasyonda da değil, millî gelir hesaplamasında da kişi başına düşen millî gelir hesaplamasına baktığımız zaman da sıkıntı görüyoruz. Şimdi, ENAG veya bilimsel verilerle ilgili gerçek reel enflasyona göre hesaplandığında, bugün 1,3-1,4 trilyon dolarlarda olan gayrisafi millî hasılamız veya 17,9 yani 17.900 dolar olan kişi başına millî gelirimizin farklı olduğunu görüyoruz. 17,9'a göre her birimizin cebine 62.500 TL giriyor mu, ona bir bakmamız lazım. 62.500 TL maalesef girmiyor. Bunun sebebi de gelir dağılımındaki bozukluk. Eğer reel enflasyona göre hesaplansaydı 850 milyar dolar civarında bir millî gelirden bahsedecektik, o zaman da 19 bin, 20 bin TL'lik tutarlarla karşı karşıya kalacaktık. Şimdi, buradaki sorun, bir kere resmî makamların sağlıklı verileri paylaşması, buna göre enflasyon oranlarının belirlenmesi ve çalışanların, emeklilerin, memurların buna göre zam alması çok çok önem arz ediyor fakat uygulamada bunu görmüyoruz. Bakın, en düşük emekli maaşı Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin hayata geçtiği 2018 yılında 1.978 TL'ymiş. 20 bin lira olmadan önce eğer yüzde 12,19'a göre bir zam yapılsaydı 18.938 TL olacaktı. Artış oranı 2018-2026 arası yüzde 957. Şimdi, bu süre içerisinde -bazı kalemler veriyorum- yurt dışı çıkış harcı yüzde 7.830 artmış, pasaport yüzde 2.200 artmış. Trafik cezalarını dün komisyonda görüştük, çok ciddi cezalar var. Yani 104 milyar tahakkuk etmiş 2025 yılının 11'inci ay sonu itibarıyla yani bir sürü bakanlığın bütçesinden daha fazla bir trafik cezasından bahsediyoruz. Elektrik yüzde 800 artmış, trafik cezaları yüzde 1.200 artmış, emlak vergisi yüzde 1.000 artmış, otoyol ücreti yüzde 13.420 artmış. Şimdi, 2002'de 257 et döner tüketebilen emekli bugün bu fiyatlarla 38 tane alabiliyor. Marketteki poşetlere yüzde 100 zam, emekliye yüzde 12,19 ve yüzde 18,60 zam. Şimdi, buradaki bu yasa teklifindeki maliyet altı aylık 66,3 milyar, etki analizinde yazıyor. İşte, toplam maliyet daha da farklı pozisyonda. İşte, enflasyon oranında arttığında, en düşük emekli aylığı artmadığında 110 milyar civarlarında yanılmıyorsam bir maliyetten bahsediyoruz yani toplam maliyette.
Şimdi, bir taraftan da burada vergi harcamaları yoluyla tahsilinden vazgeçilen vergi, muafiyet, istisna ve indirimler yoluyla vergilerden bahsediyoruz. Bunun rakamı 2025'te 3 trilyon 5 milyar, 2026'da 3 trilyon 597 milyar. Bunun verimli olanları var, asgari ücretle ilgili destek var ama ben kurumlar vergisiyle ilgili olan bu 2025 yılı için 701 milyar, 768 milyar da 2026 yılı için olan tutar. Bunların çok büyük bölümü KÖİ ve yap-işlet-devret projeleri yapan firmalara tanınan muafiyet, istisna ve indirimler. Aşağı yukarı da bu firmalar 130 kez vergi, resim, harç, istisna belgesi yoluyla teşvik almışlar, efektif vergi yükleri de bunların da çok az. Bunlara uygulanan kurumlar vergisi oranı yüzde 25'ten yüzde 30'a çıkmış olmasına rağmen beklenen etki, vergi artışı sağlanamıyor. Ben sormuştum, Cumhurbaşkanı Yardımcımız ifade etti, bildirdi: 680 milyon TL geçici vergi beyannamesiyle ilgili olarak çıkan bir vergi artışı var ama bunlara sadece önümüzdeki üç yılda ödenecek tutar 821 milyar TL. Şimdi bunun 768 milyarını devre dışı bırakıp tahsilinden vazgeçmesek, bunlardan tahsil etsek her bir emekliye 47 bin TL emekli ikramiyesi ödeyebiliriz. Ramazan ve Kurban'da 2'ye bölerek bu ödemelerin yapılması mümkün olabilir ama tercih bu değil, yapılmıyor. Emekliler sefalet içerisinde. Burada, bu Komisyonda, bu çarpık yapının mutlaka düzeltilmesi gerekiyor. Burada bir önergeyle bütün mutabakat sağlayarak burada 20 bin olarak düşündüğünüz tutarın en azından net asgari ücret seviyesine çıkarılması ve seyyanen zam verilmesi, intibak yasasının hayata geçirilmesi gerekiyor. Sorun sadece en düşük emekli aylığı da değil. Burada bu kademe içerisinde en düşük emekli aylığına yakın ücretler alan, maaşlar alan, -emekli ikramiyesi değil emekli maaşı diyelim- emekli maaşı alan veya kamu çalışanları var, memurlar var, bunlar arasındaki makas daralıyor, en düşük emekli aylığına doğru birleşmeye gidiyor. Burada da çok sorun var. Kamu mühendisleri arıyor, bir sürü kamuda çalışanlar arıyor. Şimdi, bu tutarlar artarken kök maaşla ilgili işte yapı bozukluğu nedeniyle burada kanunla çıkarttığımız en düşük emekli aylığını belirli bir seviyeye çıkartırken buradaki ücretleri de birbirine yakınlaştırıyoruz. Bunların nasıl giderileceğinin mutlaka tespit edilmesi ve sorunun ortadan kalkması gerekiyor.
Emekliler buradan bir müjde bekliyor, bunu yapmamız gerekiyor yani iktidar milletvekillerinin ben çoğunun bunun farkında olduğuna inanıyorum ama... Bu ülkede kaynak var. "Kaynak yok." denilmesin. O kadar çok sayarım ki ben kaynak. Buyurun, beraber oturalım, kaynağı da ortaya koyalım.
Şimdi, enflasyonla mücadelede ücretleri baskılayarak mücadele edemezsiniz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN MEHMET MUŞ - Buyurun.
CEVDET AKAY (Karabük) - Enflasyonun sebebi ücretliler veya çalışanlar değil. Enflasyonun sebebi kamu kaynaklarının savurganca kullanılması, kamunun israf etmesi, harcamalarına dikkat etmemesi ve karşılıksız para basımıdır. Kur korumalı mevduatın 62 milyar dolarlık maliyeti için Merkez Bankası karşılıksız para basmıştır. Sıkı para politikası uygularken bir taraftan da sermayeye kaynaklar açılmış ama dar gelirliye, ücretliye, asgari ücretliye, esnafa, KOBİ'ye bu kaynaklar aktarılmamıştır. Maddeler üzerinde de konuşmalar yapacağız.
Burada Varlık Fonuyla ilgili düzenleme önemli.
İşverene asgari ücret desteği çok az, 1.270 TL'ye çıkıyor. Bir de İşsizlik Fonu'ndan veriliyor. Bunun buradan da verilmemesi gerekir. Bir kere, asgari ücret artarken işverene de destek artmalı çalışan sayısına göre, kademeli, 10'un altı, 10 ile 50 arası ve üstü; buradaki desteklerin de artırılması gerekir ki işverenler de...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN MEHMET MUŞ - Teşekkür ediyorum.
CEVDET AKAY (Karabük) - Teşekkür edeyim, bitireyim.
BAŞKAN MEHMET MUŞ - Buyurun, edin teşekkürünüzü.
CEVDET AKAY (Karabük) - İşverenlere de gerekli desteği vermemiz gerekiyor. Bununla ilgili de önerilerimiz var. Bugün burada, ben umuyorum ki sağlıklı bir karar vereceğiz hep beraber. Emeklilere hak ettiği en düşük emekli aylığını verip bütün emeklilerin kademelerini de ona göre ayarlayacağız, seyyanen zam vereceğiz.
Teşekkür ediyorum.