| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 14 .01.2026 |
ADALET KAYA (Diyarbakır) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2026'nın ilk Komisyon toplantısında yeni yılınızı kutlayarak başlamak isterdim ancak yine savaşın etkisiyle, savaşın gölgesiyle, biliyorsunuz, son günlerde HTŞ ve ona bağlı çetelerin Halep'te Kürt halkına karşı başlattığı saldırıları ve işledikleri insanlık suçlarını izleyerek geçiriyoruz, böyle günlerdeyiz. Suriye'yi yeniden çatışmanın ve savaşın eşiğine getirecek olan bu saldırılar Türkiye açısından ve bölge halkları açısından oldukça riskli. Bu nedenle, benim çağrım, derhâl bu saldırıların durdurulması yönündedir; böyle başlamak istiyorum.
Kıymetli bürokratlar, hepiniz hoş geldiniz. Elbette, diğer bütün milletvekilleri gibi ben de sizlerin şahsına veya liyakatinize yönelik yapmayacağım eleştirilerimi, tamamen yapısal olarak Varlık Fonunun işleyişine ve diğer faaliyetlerine dönüktür; ben de bunu belirtmek istedim.
2024 Raporu'nu görüşmek üzere toplandık. Her ne kadar Varlık Fonu desek de rapordan bir kez daha gördüğümüz, aslında, ne yazık ki bir borçlanma fonuna dönmüş durumda yani raporu inceledikten sonra bu kanaat ortaya çıkıyor zaten. Tabii, bir devletin bir tek hazinesi olur; diğer vekiller de ifade ettiler, pek çok hususu hızla geçeceğim. Şimdi, hazine içerisinde hazine yaratmaya dönük bir çalışmaya benziyor, üstelik bunu ana hazinemizden daha yüksek maliyetle yapan bir yapı. Şimdi, TEPAV uzmanlarının ve ekonomik verilerin ortaya koyduğu gerçek şu: Hazine yüzde 7,8'le borçlanırken Varlık Fonu aynı vadede yüzde 8,3'le borçlanmakta. Şubat 2024'te kümülatif borç stoku 500 milyon dolar olan Fonun borcu, Eylül 2025 itibarıyla 4,5 milyar doları aşmış; sadece yirmi ayda 4 milyar doların üzerinde yeni borç yükü bindirilmiş ne yazık ki. Fonun toplam yükümlülükleri 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 35,3 artarak korkunç bir rakama ulaşmış yani 10 trilyon 671 milyar.
Şimdi, Sayın Genel Müdür "Evet, varlıklara değer katma amacı taşıyor." dedi, "Gelecek nesillere refah taşıma amacı var." dedi ama tam tersi bir tablo var; gelecek nesillere refah bırakmak yerine, bu Fon gelecek nesillerin sırtına milyarlarca dolarlık faiz yükü ve borç bırakmak için kurulmuş gibi. Daha vahimi, biz bu borçların nereye gittiğini, nereye harcandığını tam olarak bilemiyoruz çünkü Varlık Fonunda âdeta denetimsizlik ve gizlilik ilke edinilmiş; denetimsizlik meselesine pek çok vekil değindi. Önümüze gelen bağımsız denetim raporlarına bakıyoruz mesela; BOTAŞ, Türkiye Petrolleri, TÜRKŞEKER gibi stratejik kurumların hesapları gizlilik gerekçesiyle denetçilerden saklanmış. Denetçi firma, BOTAŞ'ın milyarlarca liralık stok maliyetini, Türkiye Petrollerinin varlıklarını göremediği için sınırlı görüş vermek zorunda kalmış. Halkbankın ABD'deki dava riskine karşı ayırması gereken karşılıklar raporda yer almıyor. Şimdi, yurttaşın malı olan bu kurumun stoklarında ne var yani bu Fonun stoklarında ne var, alacakları kimden, maliyetleri nedir? Bunların halkın vekillerinden, denetçilerden ve halkın kendisinden saklanması kabul edilemez. Şeffaflığın olmadığı yerde elbette şaibe olur. Yani en önemli mesele, şeffaflık meselesi çözülecek mi?
Şimdi, Varlık Fonunun yönetimine girdiği andan itibaren varlığından değer kaybeden en önemli somut örneklerden biri PTT. Tam yüz seksen beş yıldır ayakta duran kurum, Varlık Fonuna devredildiği 2018 yılından beri günbegün erimiş yani neredeyse gün yüzü görmemiş diyebiliriz; rakamlar ortada zaten. PTT, Fona devredildiğinden bu yana üst üste altı yıldır zarar ediyor, son beş yıldaki toplam zarar 8 milyar 605 milyon lira, sadece 2024 yılında kurumun ödediği faiz 950 milyon lirayı aşmış. Sayıştay açıkça uyarmış zaten, "Bu durum sürdürülebilir değil." diyor, "Kurumun borçları mevcut değerleriyle karşılanamaz." diyor. Şimdi, siz ne yapıyorsunuz? Kurum batarken, işçinin sırtına yük binerken yönetici sayısını düşürmenize rağmen yönetim kurulu üyelerine ödenen ücretleri yüzde 16 artırıyorsunuz. Şimdi, PTT yöneticilerine bir yılda ödenen para 10 milyon lirayı bulmuş yani işçiye gelince zarar ediyoruz, yöneticiye gelince huzur hakkı. Ya, hakikaten bu adalet değil, bu eşitlik değil yani bu kabul edilemez.
Bir de bankacılık sistemindeki manipülasyonlar var. Kamu bankaları Varlık Fonunun elinde birer oyuncak hâline gelmişler. Yabancı raporların "Satın." dediği, fiyatın düşük gösterildiği Halkbank ve Vakıfbank hisselerinde yaşananlar tam bir borsa oyunu. Yabancı kurumlar 17-18 lira hedef fiyat verip yerli yatırımcıyı korkuturken alttan malı kendileri toplamış, hisseler 40 liralara koşmuş. Bu süreçte Varlık Fonu ne yapmış? Vakıfbank hisselerinin yüzde 1,5'unu 27 liradan satıp hisse 22 liraya düştüğünde "Kâr ettik." demiş; ya, hakikaten bununla övünülmez. Oysa, hisse düşünce Fonun elindeki yüzde 70'lik ana sermaye eridi yani bankanın piyasa değeri, 1 milyar dolar buharlaştı. Kendi bankanızın değerini düşürüp üç kuruşluk satış kârıyla övünmek çığır açıcı desem yani hakikaten ne diyeceğimi bilemiyorum buraya. Sayın milletvekilleri, bu yapı devletin kurumsal ciddiyetini yok ediyor, Varlık Fonu kaynak üretmek yerine mevcut kaynakları tüketiyor ne yazık ki. Hazineye paralel ve daha maliyetli bir borçlanma mekanizması olarak çalışmaktadır. Bir devletin bir tane hazinesi olur, bu ilke yerle bir edilmiş durumda. PTT gibi köklü kurumlar arpalık gibi kullanılmış, kullanılıyor. Yöneticiler servet kazanırken emekçiler yoksullaşıyor ve kurumlar faiz batağına dönüşmüş durumda, düşmüş durumda.
Şimdi, biz de DEM PARTİ olarak soruyoruz: 10 trilyon lirayı aşan bu borç yükünü kim ödeyecek? Gizlilik gerekçesiyle denetimden kaçırılan BOTAŞ, Türkiye Petrolleri hesaplarında neler oluyor, açıklayacak mısınız? 185 yıllık PTT'yi batırma noktasına getirilen bu yönetim anlayışından vazgeçecek misiniz? Yani, bu raporu onaylamak, bu israfa, bu denetimsizliğe ve bu paralel hazine anlayışına onay vermek demek. Biz bunu onaylamıyoruz, açıkça belirtelim. Vakıf... Bu muafiyet adacığı olarak kurulduğu anlaşılan yani bu muafiyetler meselesi... Yani, faaliyet gösterdiği... Neyse, burayı atlayayım, uzayacak, burayı geçeceğim.
Yani, ülkenin böylesi bir kuruma ihtiyacı yok. Amacı nedir, belli değil. Pek çok denetim ve yasadan muaf tutulmuş kamusal faydası olmayan bu Fon düzelecek mi ya da şeffaflaşacak mı? Bununla ilgili hakikaten bizi bilgilendirmeniz gerekiyor diyeyim ve ben teşekkürlerimi sunayım.
Teşekkürler.