| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 14 .01.2026 |
ERHAN USTA (Samsun) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, değerli bürokratlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Şimdi, önce, bu Varlık Fonu ilk kurulduğunda sorduğumuz bir soru ve yaptığımız bir eleştiri vardı, bir kaygımız vardı, o kaygı şuydu: Bu Varlık Fonu niye kuruluyor? Dünya örneklerine, ekseriyet örneklere bakıldığında, işte, bugün olan zenginliklerini geleceğe aktarmak için; genelde varlık fonlarının kuruluş amacı buydu. Şimdi, bizim öyle bir durumumuz yok, biz zaten açık veriyoruz, borçlanıyoruz sürekli dolayısıyla geleceğe o anlamda aktaracak bir şeyimiz yok.
Şimdi, az önceki borçlanma mevzusundan sonra bunu tekrar söyleme ihtiyacı hissettim: Eğer biz bunu borçlanma için kuruyorsak zaten yıllardan beri bizim borçlanma işini çok da iyi yapan, sürekli borçlanan bir Hazinemiz var. Eğer varlıklarımızı satmak için yapıyorsak bu konuda yıllardır çalışan, ihtisaslaşmış Özelleştirme İdaremiz var. Bir kısım kamu yatırımları için, bu şirketler eliyle kamu yatırımı yapmak için yapıyorsak zaten eski ismiyle Devlet Planlama Teşkilatı, şimdiki ismiyle Strateji ve Bütçe Başkanlığımız var. Türkiye'nin tanıtımıysa bununla ilgili işte, Tanıtım Ofisi şeklinde bir kurumumuz var; Türkiye Yatırım ve Tanıtım Ajansı diye bir şeydi, şimdi değişti o, nitelik değiştirdi ama o vardı. Dolayısıyla biz bunu niye yapıyoruz diye bu soruyu sormuştuk. Şimdi yani borçlanmadan ortaya çıkınca Hazine "Kendiniz bakın kendi işinize." diyor. Siz de muhtemelen Hazineden daha yüksek bir faizle borçlanıyorsunuz. Dolayısıyla bu Varlık Fonu'nun varlığının bence hâlâ tartışılması gerekir özellikle bu pratikten sonra.
Şimdi, tabii, nihayetinde bizim bundan sonra yapacağımız şey denetim faaliyetimiz çerçevesinde eğer bu Varlık Fonu'muz var ise, burada şirketlerimiz varsa bunun Türkiye için en faydalı şekilde olmasına yönelik önerilerde bulunmak yani hem eleştirilerimizi yapacağız hem de önerilerde bulunacağız. Bundan sonraki konuşmalarım biraz o çerçevede olacak. Şimdi, birinci husus -arkadaşlar da gündeme getirdi, biz de defalarca gündeme getirdik önceki yıllarda da- bu denetim meselesi önemli. Yani burada ciddi bir denetim yetersizliği var. Bağımsız denetim firmasını -Varlık Fonu'nun Başkanı Cumhurbaşkanı- kendisini atıyor Varlık Fonu'nun Başkanı. Ondan sonra da temel yöneticisi o, büyük ihtimal kararları alan da o. Onu bilmiyoruz, kim alıyor? Ama kararları alan da büyük ölçüde odur diye tahmin ediyoruz veya işte danışmanları. E, şimdi, bağımsız denetim firmasını kendisi tayin ediyor; birinci denetim unsuru. Devlet Denetleme Kurulu denetçilerini -"Sayın Cumhurbaşkanının olurlarıyla" diye arkadaşlarımız az önce zaten yine ifade ettiler- kendisi takdir ediyor. Meclis denetiminde de burada biz ne kadar itiraz edersek edelim işte AK PARTİ'li arkadaşların parmaklarıyla bu işler geçecek. Dolayısıyla AK PARTİ Genel Başkanı sıfatıyla Meclis denetimini yapacak milletvekillerini de Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Erdoğan tespit ediyor. Dolayısıyla, üç aşamalı denetimin bütün unsurlarının denetlenen kişi tarafından tespit edildiği komik bir durum, trajikomik bir durum aslında yaşıyoruz, daha fazla bunu uzatmaya gerek yok.
Şimdi, burada, tabii, özellikle KİT'lerin neden bu kapsama alındığı konusu önemli çünkü Arda Bey de geçen yılki tutanaklarda da söylüyor, diyor ki: "Yani biz aslında KİT'leri aldık ama onlar kendi vizyonları, misyonları neyse o çerçevede, kendi ilişkili kuruluşları -işte, bu Tarım Bakanlığıysa Tarım Bakanlığı, Enerji Bakanlığıysa Enerji Bakanlığı- aslında onlar tarafından yönetiliyor." Diyorsunuz, değil mi? Geçen yılki tutanaklarda böyle bir ifadeniz var. O zaman yani bunlar zaten o şekilde yönetiliyorsa, hâlen de öyle yönetiliyorsa gerçekten biz bunları bu kapsama niye alıyoruz? Bu, şimdi önemli bir soru. Yani mesela Endonezya örneğinde aslında orada biraz daha farklı bir durum söylediniz. Ne dediniz? Devlet varlıklarını daha etkin yönetmek yani yönetimine karışmadığınızı bu anlamda ifade ediyorsunuz. Onlar kendileri kendi işlerini devam ettiriyorlar ama burada görünüyorlar. Bilmiyorum, bunu bize bir izah ederseniz ben çok memnun olacağım. Yani gerçekten bu KİT'leri bu kapsama niye alıyoruz?
Şimdi, mesela, biliyorsunuz Hazine ve Maliye Bakanlığı, Kamu İşletmeleri Raporu'ydu zannederim, bu devlet işletmeleriyle ilgili finansal tabloları özet şekilde orada yayınlıyor. Mesela şöyle tek tek bakalım: BOTAŞ, 2024 zararı yaklaşık 45 milyar TL yani BOTAŞ normal şartlarda çok zarar eden bir kuruluş değildi. Özellikle Varlık Fonu bünyesinde alındıktan sonra... Bakın, şunu söyleyeyim bir defa, tabii, tek etken olduğunu söylemek mümkün değil ama muhtemelen bir faktör yani yönetimiyle ilgili her ne kadar "Karışmıyoruz." deseniz de... Zaten temel önerim o olacak. Yani bizim aslında bu Varlık Fonu'nu ve altındaki şirketleri gerçekten siyasi müdahaleden uzak şirketler hâline ve yönetim hâline getirmemiz lazım çünkü burayı biz normal kamu gibi yönetemeyiz. yani devletin normal birimleri gibi falan değil. Harcamasında esneklik sağlanmalı, yönetiminde esneklik sağlanmalı. Efendim, gerektiğinde risk alabilmeli, gerektiğinde para batırabilmeli ama bunların hepsini siyasi müdahaleden uzak, piyasa koşulları çerçevesinde yapması lazım. Para da batırabilirsiniz. Ama şu değil tabii: O 75 milyar dolar meselesinde... Birisi gelecek -mesela bu konuyu ilk önce ben gündeme getirdiği bu Plan ve Bütçe Komisyonunda- yani "75 milyar dolar para getiriyorum." diyecek, burası da çadır devleti, ondan sonra Varlık Fonu'ndan veya örtülü ödenekten -ama Varlık Fonu'na gelecek para, sizinle alakası o- ondan sonra 25 milyon dolar para alacak. Böyle bir şey olamaz. "Esneklik" dediğimiz bu değil, bu sorumsuzluk değil. Bu hiçbir usul olmadan, devlet adabı olmadan harcanan paralar anlamında demiyorum ama "fonların fonu" diyorsunuz, değil mi? Mesela bir kısım yerlere yatırım yapacaksınız yani kâr amaçlı olarak. Riski de çok olabilir ama buralarda, işte, "Yandaşın şu şirketine biraz para verin." talimatını alırsanız bu yapılan iş yanlış olur. Dolayısıyla, sizin...
Tabii, siz karar mercisi değilsiniz. Buradaki arkadaşların hepsi yani gayet pırlanta gibi arkadaşlar, muhtemelen mesleklerinde çok iyi insanlar; onlara bir şey demiyorum. Devlet Denetleme Kurulu uzmanları, denetçilerimiz yine o şekilde. Esas bizim...
Tabii, burada yöneticilerinden birisi olması lazım yani esas karar alıcılarından birisinin muhatap olması lazım ki biz onlarla konuşacağız. Siz Yönetim Kurulu üyesisiniz, o sıfatla, tamam ama mesela Erişah Hanımın bu işlerde çok belirleyici olduğunu biliyoruz. Her sene de soruyoruz: Nerede bu kadın? Niye gelmiyor Erişah Hanım? Nihayetinde Cumhurbaşkanının gelmesini beklemiyoruz çünkü bütçesine dahi gelmiyor ama Başkan Vekili olarak onun gelmesi lazım çünkü bazı meseleleri onunla konuşmamız lazım. Yani teknisyenlerle konuşulmayacak meseleler bu konuştuğumuz meseleler. Size ben ne diyeyim? Anlatabiliyor muyum? Yani hem denetim anlamında hem yönetim anlamında bunları yapmamız lazım.
Dolayısıyla, arkadaşlar, yani hiç olmazsa şu olabilir: İşte, biz de vicdanımızı rahatlatıyoruz. İşte, kayıtlara geçsin, devletin kayıtlarına. Bir gün birisi gelir bakar diye söylüyoruz ama bir faydası şu olabilir belki: Yani eğer uygun görüyorsanız bu söylediğimiz şeyleri, bunları uygun lisanla yukarıya aktarmanız.
Yani gerçekten burada siyaset, evet, politikaları, temel politikaları belirleyebilir, yönü siyaset belirleyebilir ama operasyonel işlere siyasetin karışmaması lazım. Bakın, biz bunu Merkez Bankalarına karışılmasında Türkiye'ye neye mal olduğunu gördük. Aynı şeyler muhtemelen sizin oralarda da oluyor. Veya 1990'lı yıllarda, 1980'li yıllarda KİT'ler, biliyorsunuz, çiftlik gibi yönetiliyordu çünkü yani siyaseten oralara müdahale ediliyor, insan yerleştiriliyor, ihale alınıyor. Mesela 2001'de yaptığımız reformlarla bunların hepsini değiştirmiştik. Şimdi tekrar, eski yere dönmememiz lazım. Dolayısıyla, buranın yönetiminin siyasi müdahaleden uzak olması lazım.
Şimdi kuruluş bazında çok kısa kısa bakacağım.
Başkanım, bu arada on dakika, tabii, bize çok az gelecek, onu söyleyeyim. Denetim yapıyoruz yani hiç olmazsa şurada bir süre sınırı koymadan konuşalım. Yani lüzumsuz bir şey konuştuğumuzu bir tane ima eden bir şey olursa sözümü de orada keseceğim, onu söyleyeyim.
OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Yeterince verelim ama arkadaşların da hakkına riayet edelim.
ERHAN USTA (Samsun) - Şimdi, 44 yani mesela, işte, BOTAŞ zarara geçmiş. Şimdi, TÜRKŞEKER'e bakıyorsun, TÜRKŞEKER de 2017'den sonra zarara geçmiş ama zararı gitgide artıyor. Efendim, PTT'ye bakıyorsun, PTT de 2019'dan itibaren zarara geçmiş.
Bu, PTT'de hemen bir şeyi ihbar edeyim mesela size. Gerçi bağlı ortaklıkta işletmenin, tamam, bir kısmından çıkılacak dediniz. Bu, PttAVM meselesi var, ben bunun daha önce Türkiye Büyük Millet Meclisine araştırma önergesini verdim, gündeme getirdim, adamlar beni mahkemeye verdiler ve o mahkemeyi de kazandım. Yani, tamam mı? Bu, PttAVM'nin yüzde 51'i oraya ait, yüzde 49'u PTT'de, PTT'nin bütün elemanları kullanılıyor, düşük kargo ücreti üzerinden PttAVM kendisine bir rekabet sağlıyor -tamam mı- ama şeyi kime taşıttırıyor: PTT'nin elemanlarına taşıttırılıyor. Zaten PTT sadece PttAVM ile kendi arasındaki ilişkisinden dolayı zarar ediyor. Biz bunları gündeme getirdik. Yani herhangi bir şey yapılmadı. Tabii, Türkiye hukuk devleti olmadığı için herhangi bir yargı unsuru filan harekete geçmedi ama en azından bu sözlerimizden dolayı, Allah'a çok şükür ki suçlu bulunmadık, o davadan beraat ettik yani davadan herhangi bir şey çıkmadı. Ama bu, PttAVM meselesine lütfen bakın yani soygunun bir kısmı buradan oluyor, PttAVM'den oluyor. Burası çok ciddi zarar ediyor.
Şimdi, TÜRKSAT'a bakıyorsun, ilk kez 2024'te zarar etmeye başlamış. Ziraat Bankasına bakıyorsun yani kârındaki artış sadece yüzde 12. Tamam, zarar etmiyor ama -zarar etmesini beklemiyoruz zaten -yüzde 12. 2024 yılında yüzde 44,4 arkadaşlar enflasyonumuz. Bir kuruluşun en az enflasyon kadar kâr etmesi lazım; enflasyonun da 10 puan üzerinde, sektörüne göre, işte, 8-10 puan üzerinde kâr etmesini beklersiniz. Diğer kuruluşlarda da zarar olmasa da kâr performanslarında bir düşüş olduğunu görüyoruz.
Dolayısıyla -ben burada sadece KİT'ler açısından baktım- KİT'lerin niye bu kapsama alındığı konusu önemli bir soru olarak karşımızda duruyor Arda Bey. Buna ilişkin de bize bir değerlendirme yaparsanız çok memnun olurum.
Şimdi, diğer bir konu: Önceki yıllarda da yine gündeme getirdim ama gündeme getirmemiz lazım çünkü siz finansmanınızın çok önemli kısmını da hazineden sağlıyorsunuz. Özellikle kamu bankalarına hazine ciddi bir nakit dışı tahvil veriyor. Veya anlaşılması açısından yani vatandaşın anlaması açısından şöyle söyleyelim: Yani hazine finansman sağlıyor, para veriyor; para vermiyor da para yerine hazine kâğıdı veriyor, bu da zamanı geldiğinde paraya çevrilebiliyor.
Şimdi, bu, 2024 sonundaydı zannediyorum, stok 311 milyara ulaşmıştı. Tabii, nominal rakamlar üzerinden bu güncellendiği zaman bugünkü değerle çok daha yüksek bir rakam olur. Geçen yıl yaklaşık 120 milyar lira civarında vadesi doldu, ondan sonra da stok eridi. Muhtemelen o parayı sizin, tabii, vadesi dolduğu için nakit olarak almış olmanız lazım, hazineden aldınız herhâlde. Sonra üzerine bir daha, tekrar hazine size aynı, o vadede kâğıt vermiş ama şu anda da baktığımızda 217 milyar liralık hazinenin kâğıdı sizin elinizde duruyor. Tabii, bunlar çok önemli kaynaklar. Dolayısıyla bu kaynakların da sizin performansınızı açıklarken göz önünde bulundurulması lazım. Yani "Biz Varlık Fonu kuruyoruz."un özeti şu arkadaşlar: Varlık Fonu kuruyoruz, bir yandan da peşinden hani sürekli Varlık Fonuna finansman sağlıyoruz. Yani bunu bana birisi izah etsin ya, Allah aşkına izah etsin bunu birisi bana! Yani güya varlığımız olacaktı. Hani herkes ne yapıyor? Bugün, işte, çok petrol çıkarıyor, bilmem ne çıkarıyor, bugünkü kazancını gelecek nesillere aktarmak için yapıyor. Biz de Varlık Fonu kuruyoruz, tamam mı? Gelecek nesillere borç aktaracak bir mekanizma kurduğumuz Varlık Fonu. Yani bunun böyle görülmesi lazım ama tabi dediğim gibi, bu işin muhatabı siz değilsiniz, nihayetinde siz de işinizi yapmaya çalışan çok değerli bürokrat arkadaşlarımızsınız.
Şimdi, mesela şu şeye bir bakalım, konsolide tablolarınıza bir bakalım. Yani burada iyi bir performans yok. Tabii, bunların konsolidasyonu ne kadar doğru, ne kadar yanlış, o biraz sıkıntılı bir iş ama siz de dediniz işte "En büyük konsolidasyon bu." filan diye de söylediniz. Şimdi, konsolide tablolara baktığımızda toplam varlıklarınız yüzde 36 artıyor, bu düşük, reel olarak gerilemiş yani reel olarak bir artış yok, varlıklarınızda bir düşüş var çünkü enflasyon yüzde 44,4 yılsonu enflasyonu, ortalama enflasyonla da bakılabilir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ERHAN USTA (Samsun) - Ama burada daha önemlisi kâr, kârlılık meselesi. Şimdi, brüt kâr yüzde 19,4 artıyor, net kârınız da yüzde 16 artıyor yani yüzde 44,4 enflasyon olduğu yerde sizin kârınız yüzde 16 artıyor. Aslında reel olarak baktığınızda, değil mi, zarar ediyorsunuz yani bunları enflasyondan arındırmış olsanız iki yılın rakamını, ciddi bir zarar olduğunu göreceğiz. Burada satışların maliyetindeki yüzde 55,2'lik artışın, zannediyorum, bu düşük kârlılıkta veya reel olarak zarar etmenizde önemli bir unsur olduğunu görüyorum. Bunun neden kaynaklandığı hususunda bizi bilgilendirme yaparsanız memnun olurum. Dolayısıyla, konsolide tabloya baktığımızda, totalde baktığımızda, bu varlıkların, mevcut şirketlerimizin iyi yönetilmediğine ilişkin bilgiler burada. Tabii, burada çok büyük şirketler var, çok küçük şirketler var, bilanço yapıları çok farklı olanlar var, konsolide bakmanın yanlışlığını görüyorum ama siz bize böyle sunuyorsunuz, şimdi, dolayısıyla ben onun üzerinden yapmak durumundayım. Belki bunu finans sektörü, enerji sektörü diye ayırmak lazım çünkü burada Ziraat Bankası domine ediyor, buradaki muhtemelen rakamları domine ediyor ama diğer şirketlerin durumunu daha net görebilmemiz gerekiyor; o da yok. Yani şimdi, alt fonlar, birtakım şirketler, kurduğunuz yeni şirketlerin o bize gönderdiğiniz kitapların bir tanesinde var mali bilgileri ama özellikle bu KİT'lerin benim bildiğim kadarıyla mali bilgileri bize sizin gönderdiğiniz raporlarda veya denetim raporlarında DDK'nin raporlarında da bunlar yer almıyor. Hazine sayfasından o yüzden değerlendirerek bunları yapıyoruz. Onun niye yer almadığını da ayrıca belki bize söylenirse çok faydalı olur diye düşünüyorum.
Şimdi, bu şans oyunlarıyla ilgili bir husus var. Geçen yıldı veya bir buçuk yıl önce filandı herhâlde, Gelir İdaresi Başkanlığının bir çalışması olmuştu vergiye ilişkin, o çalışma da kamuoyuna sızmıştı, o çalışmanın 60'ıncı sayfasında buna ilişkin bir husus var. Olay şuydu: Varlık Fonunun biliyorsunuz KDV muafiyeti var, orada hukuki olarak öyle bir şey yazılmış. Şimdi bu şans oyunları...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Lütfen tamamlayın. Buyurun.
ERHAN USTA (Samsun) - Şans oyunu nedir işte? Piyango, hemen kazan, Sayısal Loto, Şans Topu, On Numara, Süper Loto, bu oyunlarda lisansları Türkiye Varlık Fonuna devrediliyor. Sizin KDV istisnanızdan dolayı tahsil ediyorsunuz KDV'yi bu oyunları oynatırken, vatandaştan KDV alınıyor ama bu KDV Hazine ve Maliye Bakanlığına, devlete aktarılmıyor; böyle bir durum var, değil mi? Şimdi, Gelir İdaresi Başkanlığı bize bunu söyledi ve bunun düzeltilmesi lazım diye "Bir kanun çalışması yapılması gerekir." dedi ama zannediyorum, uygun görülmediği için bu kanun teklifi önümüze gelmedi. Tabii, burada ciddi bir kaynak var yani mesela performansınızda bunu da ortaya koymanız lazım. Yani alıyorsunuz vatandaştan KDV diye fakat hazineye aktarılmıyor. 2024 yılı için Maliye Bakanlığının tahmini yaklaşık 16,4 milyar TL, buradaki hazineye aktarılması gerekip de aktarılmayan para; bunu enflasyonla 2026'ya getirdiğimizde yaklaşık 25-30 milyar lira civarında bir şey yapıyor yani 700 milyon dolar civarında bir para var. Kaç yıldır bu devam ediyor, ona bakmak lazım yani dolayısıyla bunun düzeltilmesi gerekiyor yani sizin de bunu önermeniz lazım veya kendi performansınızı da eğer yapıyorsanız, bir performans ölçümü yapıyorsanız "Biz nasıl çalışıyoruz?" filan diye de bunu da performansınızdan düşmeniz lazım çünkü bu kaynak sizin performansınızdan kaynaklanan filan bir şey değil veya bu şirketin. Milletten topluyorsun KDV'yi, hazineye yatırmıyorsun; böyle bir şey olabilir mi ya? Bir hukuk devletinde böyle bir şey olmaz. Yani "Benim vergim nereye gidiyor?" diye vatandaşın sorma gücü çok olmadığı için, Parlamento da etkin olmadığı için ülkede böyle bir sıkıntı çıkıyor.
Şimdi, küçük birkaç husus kaldı, onlara da... Bu rapordaki 5 şartlı görüşe ilişkin bir gelişme olmamış, sunumunuzdaki sayfa 4/2. Bunun niye olmadığını da bir söylemek gerekir; açıklamadınız, sadece burada bir gelişme olmadığını söylediniz. Sizin bu kuruluşlar üzerinde bunların yerine getirilmesi...
(Mikrofon otomatik sistem tarafından kapatıldı)
OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Buyurun.
ERHAN USTA (Samsun) - ...konusundaki sözleriniz tesir mi etmiyor, oradaki sıkıntı nedir? Bunun çözülmesi lazım.
Yine, DDK raporunda 9 husus yer almış, o hususlara ilişkin de bir gelişme olmamış. Nihayetinde, Devlet Denetleme Kurulu denetçileri bu raporları yazıyorsa -bizim beklentimiz değil mi- bunların geçen yılda çünkü benzerleri vardı yani hadi bir yıl oldu ama ikinci yıl da bunların normal şartlarda düzeltilmesi beklenir.
Şimdi, bu, en son da "İstanbul Finans Merkezi" dediğiniz meseleyle ilgili olarak yanlış hatırlamıyorsam 2,9 milyar TL bir piyasa değeri olduğunu söylediniz, değil mi Arda Bey?
TÜRKİYE VARLIK FONU GENEL MÜDÜRÜ SALİM ARDA ERMUT - Evet.
ERHAN USTA (Samsun) - Şimdi, bunun yaklaşık yatırımının da 1,5 milyar liralık bir yatırım olduğunu, dolayısıyla böyle 1,4 milyar dolarlık bir katma değer yaratıldığını söylediniz. Bu 1,5 milyar dolarlık hesabı neye istinaden söylüyorsunuz?
TÜRKİYE VARLIK FONU GENEL MÜDÜRÜ SALİM ARDA ERMUT - Toplam şu ana kadar yaptığımız yatırım, yıllandırılmış hesabıyla.
ERHAN USTA (Samsun) - Finansman giderleri dâhil mi?
TÜRKİYE VARLIK FONU GENEL MÜDÜRÜ SALİM ARDA ERMUT - Yok.
ERHAN USTA (Samsun) - Yok, sadece dolar cinsinden.
TÜRKİYE VARLIK FONU GENEL MÜDÜRÜ SALİM ARDA ERMUT - Dolar.
ERHAN USTA (Samsun) - Dolar cinsinden.
Şimdi, ama ben yanlış okumuyorsam -ne derler- rapor onu söylemiyor. Burada yatırım amaçlı gayri menkuller İFM'nin 101,3 milyar TL. Bunların hepsi bahsettiğimiz konu, başka bunun dışında bir şey yok, İFM'nin yaptığı yatırımlar. Bunların enflasyon muhasebesi çerçevesinde muhtemelen güncellenmiş rakam olması lazım. 101 milyar; işte, bunu 2024 sonu dolar kuruna çevirdiğimizde yaklaşık 3,5 milyar dolar eder, 3,4 milyar dolar. Yani sizin maliyetiniz, finansman gideri hariç buradaki rakama istinaden söylüyorum, 3,4 milyar dolar. Şimdi, dolayısıyla yani 2,9 milyar dolar ediyorsa şimdi çok zarardasınız demektir ki zaten böyle bir şeyden kâr edilmesi mümkün değil, zaten saçma sapan bir projeydi o. Hatta bu 3,4 milyar doları... Bunu kayıtlara geçsin diye söylüyorum. Buradaki güncel bilançodan söylüyorum, bize gönderdiğiniz bilançodan söylüyorum, 101,3 milyar TL. 2024 yılı...
(Mikrofon otomatik sistem tarafından kapatıldı)
OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Erhan Bey, 4 kere uzattım; biliyorsunuz on dakika süremiz.
ERHAN USTA (Samsun) - Baştan on dakika verince böyle oluyor.
OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Ama bu, yeni bir şey değil.
ERHAN USTA (Samsun) - Yeni bir şey.
OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Sözcüler on dakika, bir dakika uzatıyoruz; sizler de biraz daha esnek, size sekiz dakika oldu şu anda.
Selamlayalım, buyurun.
ERHAN USTA (Samsun) - Tamam, bir, iki dakikada toparlarım.
Şimdi, 101,3 TL; bu, önemli bir şey, bakın, bilançodaki güncellenmiş değer olduğunu düşünüyorum bunun enflasyon muhasebesi çerçevesinde, enflasyona göre ayarlamış değer. Bunu 2024 yılı dolar kuruna böldüğümüzde yaklaşık 3,4 milyar dolar ediyor. Ortalama on yıllık bir dönem diye alalım, işte, toplam vadesine beş yıl gibi bir şey kullanmış olsak yüzde 40'lık bir dolar cinsinden de totalde bir faiz yükü gelir, yaklaşık 5 milyar dolar Arda Bey. Böyle değilse, düşünceniz farklıysa onu lütfen bizimle paylaşın. Bunun maliyeti bugün 5 milyar dolar olan bir şey, finansman maliyetiyle birlikte ama "Piyasa değeri 2,9 milyar dolar." diyorsunuz, çıkarsanız da zaten kimseye satamazsınız, o ayrı bir şey. Dolayısıyla İstanbul Finans Merkezi Projesi tamamen ciddi bir batak ve yanlış projedir. Zaten altyapısı filan da yok, o dönem ben oradaki bütün yöneticilerle... Çünkü İstanbul Finans Merkezi projesinin -bu inşaat olanı değil de Türkiye projesi olan projenin- on yıl koordinatör yardımcılığını yaptım. Biz bu projeyi, İstanbul Finans Merkezi'ni her tarafta anlattık, biz anlattıkça orada birileri inşattan para kazanmış meğer o, ayrı bir hikâye. Tamam mı? Dolayısıyla bu iş öyle bence bir yerde daha "Bunda yatırımlı, kârlı bir iş oldu." şeklinde bir şey söylemeyin. Bu, ciddi ölçüde yaklaşık en az 2-3 milyar dolar zararlı bir iştir diyorum.
Denetim faaliyetimizi yapmış olduk herhâlde.
Teşekkür ederim Sayın Başkanım.