KOMİSYON KONUŞMASI

HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller... Hoş geldiniz değerli bürokratlar.

Evet, denetim faaliyetimizi yaptık, denetledik sizi, bitebilir aslında toplantı değil mi? Yani bunun ciddi bir denetim faaliyeti olmadığını siz de farkındasınız, Meclis denetimi olması gerekiyor fakat aslında bu denetimden daha çok bilgilendirme toplantısı oluyor yani siz bilgi veriyorsunuz, biz de dinliyoruz, işte, bir iki soru var kafamızda, onları soruyoruz, bunun adına da "Meclis denetimi" deniyor yani Varlık Fonunun üç ayaklı denetiminden bir tanesi gerçekleşmiş oluyor. Biz bunu her sene eleştiriyoruz, yine kayıtlara geçsin diye eleştireceğiz: Bu ciddi bir denetim faaliyeti değil. Yani herhâlde her kurum böyle denetlenmek ister; gelip, birkaç saat bilgi verip bir iki soru sorulması ve sonra gitmesi şeklinde. Birinci olarak, denetimin bu aya denetim olarak gerçekleşmiyor. Onu öncelikle söylemiş olayım. Tabii, bu sizin kabahatiniz değil yani mevzuatın yarattığı bir sonuç.

İkincisi, yine bunu da hep söylüyoruz: İkinci denetim ayağı, bu "bağımsız denetim" dediğimiz bağımsız denetçiler tarafından yapılan. Burada da bir sorun var, bunu daha evvel de hep tartıştık çünkü Türkiye'nin en değerli kuruluşlarının denetiminin aslında kamu yararına yapılması gerekir, yoksa başka bir anlamı yok bunun fakat maalesef, bu "bağımsız denetim" dediğimiz şey kamu yararına denetimi yapan bir kuruluş tarafından gerçekleşmiyor. Bunun olması gerektiği yer Sayıştay, onun yerine bir şirket yapıyor ve uluslararası alanda da baktığımızda, bu tür bağımsız denetim mekanizmaları çok tartışılan mekanizmalar esas itibarıyla. Bu da ciddi bir sorun yani bağımsız denetim ayağı da aslında sorunlu olarak karşımızda duruyor -onu da söyleyelim- yani kâr amacıyla kurulmuş bir şirket, kâr amacıyla kurulmuş başka şirketleri denetliyor, kamusal bir denetimden söz etmek mümkün değil. Hâlbuki, dediğim gibi, kamusal fayda ve öncelikler temelinde yapılması gerekiyor denetimin esas olarak. Bunun da yapılacağı yer Sayıştaydır örneğin. Biliyorsunuz, Sayıştay bunu da Sayıştay Kanunu'na göre de Meclis adına yapar yani Meclis adına denetler, sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak ve kanunlarla verilen inceleme ve denetleme işini hükme bağlama işlerini yapan bir kuruluştur ama burada herhangi bir şekilde bunu yapmıyor. Dolayısıyla, burada da ikinci ayakta da bir sorun var.

Üçüncü ayak Devlet Denetleme Kurulu. Bunu da hep tartışıyoruz yani oradan gelen arkadaşlarımız kesinlikle kendi üstlerine alınmasınlar bunu yani onlara yönelik bir eleştiri değil fakat burada da bir yapısal sorun var. Devlet Denetleme Kurulu, Cumhurbaşkanına bağlı olarak çalışıyor, Varlık Fonunun başında da Cumhurbaşkanı var yani Cumhurbaşkanı kendisine bağlı olan Varlık Fonunu yine kendisine bağlı olan bir denetleme kuruluyla denetletiyor yani bu tuhaf bir durum, dünyada pek görülen bir durum değil.

CAVİT ARI (Antalya) - Bir elle verdiğini diğer elle denetliyor.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - Evet.

Yani şu tuhaflık var -hiç kimseyi zan altında bırakmak için bu sözleri söylemiyoruz ama- bir kişiye bağlı olan bir şirketler bütününün yine aynı kişiye bağlı kurul tarafından denetlenmesi kaçınılmaz olarak, orada çalışan arkadaşların, bürokratların niyetlerinden bağımsız olarak çeşitli baskılar yaratma ihtimalini içinde barındırıyor. Dolayısıyla bu denetleme ayağında da ciddi bir sorun var, Devlet Denetleme Kurulu ayağında da yani niye bunları söylüyorum? Yani burada "Denetleme yapıyoruz." diye oturuyoruz, her sene bunları konuşuyoruz fakat bütün denetleme ayakları sorunlu. Belki her şey Varlık Fonunda çok düzgün gidiyor olabilir ama denetim ayağının düzgün işlemediği çok açık ortada.

Şimdi, ilginç bir şey oldu, tesadüf, o da şöyle: Yarın biz bir torba yasa görüşeceğiz burada, onun 8'inci maddesi Anayasa Mahkemesinin Türkiye Varlık Fonuyla ilgili bozduğu bir madde ve ne tesadüftür ki yine denetleme meselesiyle ilgili bir bozduğu madde. Orada da yani Varlık Fonunun bedelini ödeyerek doğrudan veya dolaylı olarak sermayesinin ya da katılım paylarının yüzde 50'sinden fazlasına sahip olduğu şirketler ve bunların bağlı ortaklıklarıyla ilgili açık biçimde denetim kapsamında sayılmamasını Anayasa Mahkemesi bozuyor. Yani "denetim" "denetim" diye konuşuyoruz. Bu şirketleri ve hissedarı olduğu, ortaklıklar, alt fonlar, bunlara bağlı olan yapıların denetlenmesi gerektiğini Varlık Fonu saptamamış ve bunu bir kanuna bağlamamış; açık var burada. Yani denetim açısından ne kadar ciddi bir sıkıntı olduğu ortada ve Anayasa Mahkemesi de bozmuş bunu ve biz bunu yarın görüşeceğiz bu torba yasada, 8'inci maddede. Dedim ya, bu da hani çok ilginç bir tesadüf oldu. Bu bile, bu ufak örnek bile aslında denetim mekanizmasında ciddi sıkıntılar olduğunu ve fakat maalesef bu konunun enine boyuna tartışılıp denetim mekanizmasında yeniden düzenleme yapılmasına yol açmadığını gösteriyor. Biz her sene muhalefet olarak ya usul tartışmalarında ya içerikte bu konuyu dile getiriyoruz, kayıtlara geçiyor ama o kadarıyla kalmış oluyor.

Ben esas itibarıyla bu konuya bir kez daha değinmek istedim ve buradaki eksikliklere dair ifadelerimizi kurmak istedim. Yani çok uzatmayayım konuyu çünkü her yanıyla belli olan, eksikliği olan bir mekanizma şu anda işletiyoruz. İnşallah bu konuda iktidar ortakları gelecek seneye geldiğimizde bu denetim mekanizmalarındaki zaafların azaltılması doğrultusunda bir öneriyle gelirler, bunu hep birlikte tartışırız ve bir çözüm yolu buluruz diye düşünüyorum, aksi takdirde bu şekilde devam edilecek ve bunların da, dediğim gibi, evrensel ölçülerde ciddi denetim mekanizmaları olarak işlediklerini anlatmak mümkün değil, söylemek mümkün değil; bunları ifade etmek istedim.

Dinlediğiniz için teşekkür ederim.