| Komisyon Adı | : | (10/1912,3375,3376,3377,3378,3379) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 08 .01.2026 |
DİLAN KUNT AYAN (Şanlıurfa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli hocalarım hoş geldiniz, maalesef ki sizleri dinleyemedim, üzgünüm; çok kıymetli sunumlar da gerçekleştirmişsiniz.
Biliyorsunuz ki Rojava'da büyük bir saldırı devam ediyor dünden beridir ve biz de DEM PARTİ olarak ona dair bir açıklama gerçekleştirdik ve oraya katılmak zorundaydım, yeni bitti ve ancak gelebildim ama arkadaşlarım buradaydı ve sizi çok heyecanla da dinlemişler. Çok kıymetli sunumlar olduğunu da aktardılar, ben de notları ve sunumlarınızı da inceledim.
Esra Hocam, sizin sunumumuzu gerçekten çok dinlemek isterdim ama arkadaşlar aktardı. Dün burada sizin de bağlı bulunmuş olduğunuz İçişleri Bakanlığına bağlı Emniyet ve Jandarma da sunumlar yaptı fakat arkadaşlarım aktardılar, sizin söylediklerinizin tam aksine bir söylemle karşılaştık çünkü dün burada açık açık bu cezaların artırılması gerektiğini söylediler ve ben şunu merak ettim: Acaba Esra Hoca onlara eğitim vermiyor mu? Bunlar bu raporları hazırlarken sizlerle istişare etmiyorlar mı? Sonuçta siz de Polis Akademisinde... Ki bence sizin gibi kıymetli bir hocanın orada olması da çok önemli. Bu tarz öneriler yapılırken, bu tarz kanun teklifleri veya bu tarz önermeler hazırlarken sizlerle istişare edilmiyor mu; bence önemli çünkü bunların hepsi bir bilimin sonucunda ortaya çıkan şeyler, bilimsel verilere göre ancak bir önerme sunabilirken bunu sizden azade yapmış olmalarını doğru bulmadığımızı ve eleştirdiğimizi ifade etmek istiyorum.
Bir diğeri, sunumunuzda çok kıymetli bir şeyden bahsetmişsiniz ve bizim de her zaman zorlandığımız bir şey; özellikle verilere ulaşamama hallerimiz, bunu muhtemelen sizler de yaşadığımızı ifade etmişsiniz ve kısmen "KVKK" adı altında gerekçeler sunarak, kısmen "Bu verileri şu aşamada paylaşamayız." gerekçesi sunarak bu verileri alamama durumumuz söz konusu. Bunu biz de yaşıyoruz, önergelerle de soruyoruz, yaşıyoruz. Evet, gerekçe olarak sanki biz bu verileri alıp odamıza asacakmışız gibi, alıp başka yerde kullanacakmışız gibi bir algı var; değil oysaki. Veri demek o işin çözümü için sahadaki hamlelerimizi, politikalarımızı güçlendiren bir şey ve bunun için istiyoruz bu verileri ama belli ki bir sürü kurum var, güvenlik sebebi var, başka faktörler var; bundan kaynaklı bu veriler verilmiyorsa acaba bu mümkün olabilir mi ben mesela bunu sormak istiyorum size. Ki DEM PARTİ Çocuk Komisyonunun da bir önerisidir, bir çocuk bakanlığı kurulsa ve bu çocuk bakanlığı da sadece ve sadece çocuğa dair politikaların üretilmesi için işler hâle getirilse ve bütün verilerin de hâliyle tek bir yerde, tek bir bakanlıkta toplanabilmesi çok daha kıymetli olmaz mı? En azından bu verilerin... Sadece veri için söylemiyorum bunu tabii ki ama genel yani, bu ülkede yaşanan çocukların iyi olma hallerine dair politikanın tek bir bakanlık üzerinden ilerletilmesi bizce iyi olabilir.
Bir diğeri hocam, şunu çok merak ediyorum: Eğitim vermeye çalıştığınızı ifade ettiniz ama bazı eksikliklerden bahsetmişsiniz. Merak ediyorum, mesela bu eğitimler verilirken Akademide ne tür eksiklikler yaşıyorsunuz, ne tür sıkıntılar yaşıyorsunuz? Bunu sadece Akademiye gelenlere mi veriyorsunuz yoksa sahada bilfiil bütün şubelerde çalışan kolluk kuvvetlerine de veriyor musunuz? Özellikle hepinizin de bildiği üzere "kolluk" dediğimiz şey şiddet kullanma yetkisi olan bir birim ve hâliyle -yani avukat olduğum için de bunu bire bir gözlemlemiş birisi olarak söylüyorum- şiddet kullanma yetkisinin sınırını fazlasıyla aşan bir kolluk gerçeğimiz de var ve çocuklara dair işlenen suçlarda da bunun böyle olduğunu görebiliyoruz ama buna dair bir disiplin işleyişi var mı? Siz eğitimlerde bunun ne kadarını aşabiliyorsunuz? Tüm birimlere ulaşabiliyor musunuz? Belli periyotlarla bu eğitimler yapılabiliyor mu; bunları ben öğrenmek istiyorum açıkçası çünkü Türkiye'de maalesef ki şiddet kullanma yetkisi olan kolluğun suçun tipine göre, suçun şekline göre şiddet kullanma yetkisini fazlasıyla aştığını görebiliyoruz ve bu, toplumun birçok kesiminde de bazen meşru görülebiliyor. Diyelim ki bir polisi katletmişse bu kişiye sanki -çocuk da olsa hiç önemli değil, kim olursa olsun- şiddet uygulanma hakkı varmış algısı... Ki bize göre bu, işkencedir. En azından bunun bir sınırı, bunun bir altyapısı; eğitimlerde bunlar tartışılıyor mu, konuşuluyor mu... Çünkü çok fazla veri var bizde bu konuyla ilgili, aşıldığına dair; en azından belki eğitimlerde bunlar daha fazla konuşabilir.
Bir diğerini dün de önerdik hocam, belki Akademide siz de tartışırsınız diye ben burada bir kez daha söylemeyi faydalı buluyorum, o da nedir? Bu "disiplin" dediğimiz işleyiş yani mesela kolluğun buradaki yapmış olduğu faaliyetin izlenebilmesi için bir bağımsız kurulun oluşturulması gerektiğini düşünüyoruz. Bence içerisinde sizlerin de bulunduğu yani Akademideki hocaların da bulunduğu, baroların da bulunduğu, sivil toplum örgütlerinin bulunduğu... En azından bu kolluğun yani özelikle çocuklara dair, çocuk şube birimlerindeki görev yapan kişilerin de izlenebilmesi için -memurlardan bahsediyorum- bağımsız bir kurul oluşturulabilir mi? Ve bu kurul en azından kamu görevlilerinin çocuklara karşı yaklaşımını minimalize eden bir şey olursa ve hâliyle cezalandırma politikası da olduğu için -birazcık daha hâl, hareket, davranış, çocuğa yaklaşım- ona göre kendilerine çeki düzen vermeleri açısından iyi olabileceğini düşünüyorum.
Bir diğeri, bir çocuğu cezalandırmak için kullanılan bütçe ile o çocuğun geliştirilmesi açısından kullanılan bütçenin aslında daha az olduğunu söylemişsiniz, bence bu çok kıymetli. Bunu nasıl uygulayabiliriz? Neden bu hâlen işler hâle gelemiyor? Oysaki önleme politikası için daha az bir maliyet varken -ki tabii ki çocuklar asla bir maliyet politikası olamaz ama- elimizde böylesi bir veri varken buna dair ne tür önlemler alabiliriz; bence bunu konuşmak faydalı koruma ve önleme tedbiri açısından.
Bir diğer sunumu hocamız yapmış, keşke burada olsaydım. Urfa Milletvekiliyim Oğuz Hocam, siz Urfa'yı uzun uzun değerlendirmişsiniz, Vekilim de söyledi, ben yoktum ama az önce inceledim saha raporunuzu; bence çok kıymetli bir rapor, emeğinize sağlık fakat -az önce Vekilimiz dedi- yirmi yıl öncenin sorunları değil yani Urfa için söyleyeyim, yirmi yıl önce neyse aynı sorunlar hâlen devam ediyor -çok üzülerek söylüyorum- çözümler üretmediğimiz için. Bakın, bu tespitler çok kıymetli. Elbette ki bu tespitler, çocukların zorbalık davranışındaki bulunduğu yerler, alt sınırlar, maruz kalma biçimleri gerçekten çok kıymetli. Mesela, ben bu rapora baktığım zaman sahaya döner dönmez bizim ilgili kurullarla bir araya gelip kendi partimizdeki tabanımıza dair nasıl çalışma yapacağımızı önümüze koyuyor fakat bunun tek başına bir siyasi partinin yapacağı bir şey olmadığını ifade etmek gerekiyor. Merak ediyorum, bunu size de sormak istiyorum, tabii doğrudan bunun muhatabı siz değilsiniz, bakanlıklar elbette ama tutanağa geçsin. Biz ne yapabiliriz? Bakın, çok kıymetli veriler sunmuşsunuz fakat bu verilerin karşılığında bizim nasıl bir politika üretmemiz gerekiyor, ne yapmamız gerekiyor? Bunun için bir iş birliğine ihtiyaç var yani bu, tek başına bir siyasi partinin sahada gidip buna dair söz kurmasıyla olacak bir şey değil, bakanlığın buna dair çözüm üretmesi gerekiyor ve bakanlıkla birlikte bizlerin, tüm siyasi partilerin çalışma yürütüp en azından bu tespit etmiş olduğunuz olgulara dair bunları gidermek için ortaya koymak gerekiyor.
Bir de şunu soracağım hocam: Mesela, 2025'te bunu yapmışsınız, önünüze bir hedef koydunuz mu? Tabii, muhatabı siz değilsiniz, bakanlık için söylüyorum.
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Sorularınızın muhataplarını da ağırlayacağız.
DİLAN KUNT AYAN (Şanlıurfa) - Çok iyi.
Şunun için söylüyorum: Mesela, üç yıl sonra tekrardan bir analiz yapsınlar, acaba bir değişme var mı? Bu, bizim işimiz olacak yani bizim derken, bakanlığın da işi olacak ki 2025'te böyle bir rapor önümüze konuldu, yıl oldu 2028, biz bu raporun üstüne nasıl çıkabildik? Hani amaç da bu ya, tek başına bu veriler bir işimize yaramaz, havada kalır. Bu verilere dair önlem almamız gerekiyor.
Bir diğeri, erken yaşta zorla evlilikler. Hocam, bunu da yine söyleyeyim, Urfa'da yirmi yıl önce neyse şimdi de aynı. Bakın, yüzde 62'ten bahsetmişsiniz raporda; bu, korkunç bir rakam, gerçekten korkunç bir rakam.
Peki, ben kısaca bahsetmek istiyorum. Biz ne yapmaya çalışıyoruz? Bakın -Urfa için söylüyorum- erken yaşta evliliklerle ilgili hem DEM PARTİ kadın meclisi olarak hem de TJA olarak biz mahalle ve odak çalışmalarında bunu işlemeye çalışıyoruz fakat maalesef ki yetersiz oluyor. Tek başına DEM PARTİ'nin, tek başına TJA'nın, tek başına alanda, sahada çalışan sivil toplum örgütlerinin çalışmasıyla bu oranı düşüremiyoruz. Bakın, bu yüzde 62'lik oran yirmi yıl önce -ben size söyleyeyim, hesaplayın- maksimum yüzde 70'lerdedir, şimdi olmuş yüzde 62 yani büyük bir makas, değişmemiş. Neden? Çünkü etkili politika üretilmediği için. Bu politikayı kimin üretmesi gerekiyor? Elbette ki bakanlıkların üretmesi gerekiyor. O yüzden, bu veriler çok kıymetli. Biz umuyoruz ki iki yıl sonra tekrardan bu veriler yapıldığı zaman bu oran düşmüş olur ama tek başına bir siyasi partinin yapacağı bir şey olmaması gerektiğinin de altını çiziyorum. Emeğinize sağlık, çok faydalanacağımız bir durum olmuş.
Bir diğeri ise... Vekilim, bunu demeden edemeyeceğim ama bence bizim artık bundan vazgeçmemiz gerekiyor. Ben, özellikle iktidara ve iktidarın vekillerine söylemek istiyorum. Şu kelimeden vazgeçmemiz gerekiyor, siz de az önce söylediniz Vekilim: Burası çocuklarla ilgili bir konu, siyasetin konusu olamaz, siyasete malzeme edilemez. Bakın, siyaset dediğimiz şey ne Vekilim? Siyaseti niye yapıyoruz? Çözüm üretmek için. Şu an mesela ben bunları niye konuşuyorum? Siyaset yapıyorum, çözüm üretmek için yapıyorum, politika üretmek için yapıyorum. Mesela, siz az önce...
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Sayın Vekilim...
DİLAN KUNT AYAN (Şanlıurfa) - Lütfen Başkanım...
Şunu söyleyeyim: Mesela, siz az önce AK PARTİ hükûmetleri olarak yapmış olduğunuz şeyleri sıraladınız. Mesela, ben dönüp size "Siyaset yapmayın." desem buna hakkım yok. Niye yaptınız mesela bunları? Yapıyorsunuz ve bunları söyleyeceksiniz tabii ki, tam da burada söyleyeceksiniz, politikalarınızı söyleyeceksiniz. Siyaset yapmak kötü bir şey değil, ülkemizden atalım artık bu söylemi. Sanki bu ülkede siyaset yapmak kötü bir şeymiş gibi...
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Ama şunu söyleyebilir miyim...
ORHAN ATEŞ (Bayburt) - Ben cevabını vereceğim Başkanım çünkü sataşma var.
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Bu Komisyonun amacı siyaset yapmak gerçekten değil.
AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Öyle bir şey yok.
DİLAN KUNT AYAN (Şanlıurfa) - Hayır, tam da bu. Başkanım, tam da bu.
AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Burası zaten Meclis, siyaset yeri arkadaşlar, bunu kabul edin.
DİLAN KUNT AYAN (Şanlıurfa) - İşte, bakın...
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Buranın adı araştırma komisyonu.
DİLAN KUNT AYAN (Şanlıurfa) - Başkanım, tamam da dilden bahsediyorum, ben başka bir şey söylüyorum.
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Ama tabii ki bizler siyasiler olduğumuz için ister istemez cümlelerimize yansıyacak ama odaktan sapmamak adına...
AYSU BANKOĞLU (Bartın) - Öyle bir şey yok ya, burası bir üniversite değil.
DİLAN KUNT AYAN (Şanlıurfa) - Hayır, ne oluyor biliyor musunuz Başkanım? Bu söylem nereye çıkıyor? Bakın, ben dil olarak söylüyorum bu arada bunu. Bu söylem şuna çıkıyor: Siyaset yapmak sanki kötü bir şeymiş gibi, sanki bu işin sosyal politikasını konuşmak...
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Yok, değil. Siyaset yapmak kötü olsa niye milletvekili olalım?
DİLAN KUNT AYAN (Şanlıurfa) - Tabii ki.
ORHAN ATEŞ (Bayburt) - Ama sizin dediğiniz başka bir şey, bizim konuştuğumuz çok farklı bir şey.
DİLAN KUNT AYAN (Şanlıurfa) - Hayır, bakın...
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Şimdi, bakın, odaktan...
DİLAN KUNT AYAN (Şanlıurfa) - Bu sadece...
ORHAN ATEŞ (Bayburt) - Siz başka bir şey söylüyorsunuz, biz hanımefendiyle başka bir şey konuştuk.
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Kıymetli vekillerim...
DİLAN KUNT AYAN (Şanlıurfa) - Bakın, dün de söyledik. Mesela, biz bir şey konuşuyoruz, bütün komisyonlarda biz bunu...
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Kıymetli vekillerim, odaktan sapmamak adına... Çok teşekkür ediyorum...
DİLAN KUNT AYAN (Şanlıurfa) - Bence bu çok önemli Başkanım, lütfen, rica ediyorum...
ORHAN ATEŞ (Bayburt) - Önemli ama sizin dediğiniz başka bir şey.
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Tamam, lütfen...
DİLAN KUNT AYAN (Şanlıurfa) - Bence bu söylemden artık vazgeçmemiz gerekiyor.
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Buyurun, tamamlayın lütfen.
DİLAN KUNT AYAN (Şanlıurfa) - Hangi söylemden vazgeçmemiz gerekiyor? "Siyaset yapmayalım..." Tam aksine, yapalım, hatta az yapıyoruz, daha iyi yapmış olsaydık bu hâlde olmazdık zaten ve bu sadece bizim için geçerli değil yani muhalefet için söylemiyorum bunu, iktidar da yapsın, yapmalı da zaten. Bu, kötü bir şey değil yani ülkeden bu algıyı yıkalım artık ya.
ORHAN ATEŞ (Bayburt) - Siyaset yapmak değil.
DİLAN KUNT AYAN (Şanlıurfa) - İki kelime dediğimizde "Siyaset yapmayalım..." Yapalım, güzel yapalım yani.
Teşekkür ederim, emeğinize sağlık.