| Komisyon Adı | : | (10/434,2104,2716,2717,2718,2719) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 08 .01.2026 |
ALİ KARAOBA (Uşak) - Ben de öncelikle başta Komisyon Başkanımız Sayın Kasapoğlu'na, 2 Bakanla çalışan bir Komisyon olarak tüm üyelere, özveriyle çalışan, emek veren bütün yasama uzmanlarına, burada gelip bizi dinleyen, anlatan herkese teşekkür ediyorum.
Şimdi, vallahi şöyle, aslında Sayın Kasapoğlu konuşmasında bir şey söyledi, bireyin değil, sistemin açıklarını gören bir Komisyon oldu aslında bu. Üzerinde siyasetüstü uzlaşmaların en çok sağlandığı bir Komisyon olarak gördüm bugüne kadar, başka komisyonda da bulundum; ona baktığımızda ayrışmalar çok fazlaydı, biraz daha siyasi argümanları öne çıkarıp oy devşirmenin yolları olarak görülen komisyonlar hâline gelmişti ama burada bunu görmedim. Bu dezavantajlı gruplara görünür hâle getirmek bile büyük bir avantaj.
Ben kendime göre 3-5 şey söyleyeceğim. Birincisi, yeni açıklandı, Aylin Hanım'ın da söylediği bu E-KPSS. Yani biz burada engellileri birey yapalım, toplumun üzerinde yük olarak görmekten çıkaralım noktasında düşünüyorsak bu oranlar gerçekten doğru oranlar değil. Bakın, bugün ben Meclisteyken, Genel Kurulda Uşaklı bir hemşehrim aradı, eşi 2 dönemdir 90'ın üzerinde puan oluyor ama hiç engelli hemşire kadrosu açılmadığı için evde kalacak ve "Bu, aile düzenimizi de bozuyor, sıkıntı yaratıyor." diyor. O açıdan, bu Komisyon bir öneri olarak bunu sunmalı.
İkincisi, emeklilik... Yani hak verelim ya da hakları olanı çalmayalım noktasıyla gidelim diyoruz ama 2008 öncesi emeklilerle ilgili iş gücü kaybı üzerindeki haksızlıkları gidermek için önerilerde bulunmamız gerekiyor. Aile gelirine göre bir ödemeyi hiç doğru bulmuyorum. Birey olsun diyoruz ama öbür taraftan diyoruz ki: "Senin annen, baban, kardeşin bir maaş alıyor, senin paranı kesiyorum." Bunu çok doğru bulmuyorum. Aile geliri üzerinden bunun verilmesini doğru buluyorum, hatta, üstüne üstlük tüm kesimlere verdiğimiz gibi engelli maaşı alanlara da mutlaka bayram ikramiyesini eklememiz gerekiyor. Yani niye ayırıyoruz bir maaş kesimini, bayramda niye veriyoruz? Biraz daha rahat edebilsin diye. Bence bu grupları da bunun içine almamız gerekiyor.
Şimdi, otuz yıllık hekim olmama rağmen, işitme engellileri, sağırları; bakın, aynı şey değil, bunu hep konuştuğumda dile getiriyorlar. "Sağır" dediğinizde insanlar hemen size saldırıyorlar "Ne biçim cümle kullanıyorsun." diye, oysa sağırlık doğuştan olan, hiç duymayan kişi, işitme engeli daha sonradan olan bir şey yani ben görme engelliyim aslında ama kör değilim. Neden? Gözlük takıyorum ve tedavi oluyorum. Hani, bunu böyle algılamak lazım. Sağırların Türk işaret dilinin yaygınlaştırılmamasını ve sağırların neredeyse ilkokul 5'inci sınıf düzeyinde kalmalarının sebebi bu sistem arkadaşlar. Yani sağırlara... Birazcık son dönem çok fazla ilgilendim Türk işaret diliyle ilgili, bunu mutlaka dijitalleştirip sisteme entegre etme zorunluluğumuz var. Yanıma almamışım ama bir örnek var: Siz gittiğinizde "Şikayetin var mı?" diye sorduğunuzda yazsa bile işitme engelli bunu anlamıyor ya da işte "Anne oturdu, çocuğunu besledi." dediğinizde bunu anlamıyor "Oturdu anne bebek besledi" gibi cümleler kullanılıyor yani mastarlarla gidiyorlar. Bu Türk işaret dilini, lütfen, bununla ilgili sistematik hâle getirelim tüm kurumlarda, her yerde. Başka türlü anlama şansları yok. Oysa, o kadar başarılı kişiler var. Burada daha önce de söyledim, Doktor Murat doktora yapan tek işitme engelli diye yani o kadar görünmez hâlde kalmışlar ki arkadaşlar. Ben bunu sistemin suç olarak görüyorum ve bizlerin de suçu olarak görüyorum. Bunları dile getirdiğimizde aldığımız tepkilerle onların ne kadar bu işe ihtiyaç duyduklarını görüyoruz. Burada çok başarılı guruplar gördük, altın madalya alan sporcular gördük, göğsümüzü kabartan, bayrağımızı göklere çektirip istiklal Marşı'mızı okutan gençlerimizi gördük, bunlarla gurur duyuyoruz ama spor bile yapamayan kesimleri, bunların önünü açan yapıları yapmadığımız sürece olmaz. Yani otistik gurupları, görme engellileri, ortopedik engellileri, her biri başlı başına aslında bir uzmanlık alanı hâline geldi. Bu üç-dört aylık bir komisyon çalışmasında kendi adıma ben de bir uzmanlık yaptım diye düşünüyorum. Öbür tarafta, sistemin açıklarını iyi görelim. Birkaç defa söyledim ama bu iş beni çok etkilediği için söylüyorum: Ben Valilikten kendi şehrimi, Uşak'ı engelliler listesine bile alamıyorsam, sosyal hizmetler uzmanlığından, inanın bana çok tuhaf geliyor bu. Yani engelli komisyonu olmasını boş verin, şehri temsil eden, seçilmiş bir insan olarak bile bunu istediğimde sadece Komisyondan yazı gittiğimde bana veriyorlarsa arkadaşlar, sözün bittiği yerdir. Burada sorun, bu ülkeyi kimin yöneteceği değil nasıl yönettiğidir, siyaset yapmak adına da bunu söylemiyorum. Yani eksikliklerimiz bu konuda çok.
Gezilerimiz içerisinde Eskişehir'i lütfen yapalım. Daha önce de söyledim, Sayın Büyükerşen'in engelli bir çocuğuna yıllar önce kurduğu bir sistemde, Eskişehir'de Anadolu Üniversitesinin engellilikle ilgili mücadelesini çok iyi biliyorum. Güzel örnekleri geziyorduk, Sayın Büyükerşen de bize vakit ayırır ve Meclis Başkanı ile Başkan görüştüğünde böyle bir şey çıkarsa Eskişehir'i de bu işin içine almayı doğru buluyorum.
Şimdi, TÜBİTAK'ın bir projesi vardı -bu arada danışmanım Sezer'in sayesinde- bakın, engellilerle ilgili 4.008 projesi vardı. Şimdi, biz Sayın Kasapoğlu'na bir proje hazırladık, sunduk. Türkiye'de iletişim fakültelerinin, verilen bütçeyle son sınıf öğrencilerine tez olarak verilmesi, kendi illerinde ya da başka illerde engelli gruplarına STK'lerinin, derneklerinin, federasyonlarının -fark etmez- videolarını çekip kamu spotu hâline getirmek, bunu yaygınlaştırmak. Niye? Gidiyoruz, diyor ki: "Ben otistik derneğiyim ama sesimi duyuramıyorum." Siz bunu yaptığınızda belki Sayın Kasapoğlu zaten okuduktan sonra destekleyecektir, bu projenin de Komisyon adına devam etmesini çok doğru bulurum.
Ortez ve protez konusu çok sıkıntılı arkadaşlar. Gerçekten her yerde söylüyoruz, bir hekim olarak da söylüyorum: Yani siz bir tekerlekli sandalye için 3.500 TL ödediğinizde ama piyasa fiyatı 60 bin liraysa burada oturup sorgulamamız lazım. Burada da çok çok güzel bir örnek görmüştük, üretilen bir engelli sandalyesi görmüştük, her boyutuyla ayarlanıyordu. Bunları teşvik etmemiz, millî, yerli malları teşvik ederek alım gücümüzü daha da arttırarak ve ortez, protezler, eğer bunları da alamıyorsak ödemelerimizi arttırmamız şart. Yani siz engelli araç alan insanları on yıla çıkarıyoruz, kendimizi sorgulayalım. On yıllık araçla ve alabildiği araçlara baktığımızda, tekerlekli sandalyeli bir dostumuzun, kardeşimizin o araca, o arabayı sığdıramadığını düşünürsek mevzuattaki eksiklikleri gidermemiz gerekiyor. Herkesi potansiyel işte bunu suistimal edecek, çalacak, annesine babasına da bunu yapacak; talihsiz bir açıklama demiştim işte, verilen engelli maaşını amacının dışında kullanmak gibi bir cümle kullanmak gibi bir haddimiz yok. Yani sonuçta biz doğruları bileceğiz, Amerika'yı yeniden keşfetmeyeceğiz. Sonuçta engelli CHP'li mi, AK PARTİ'li mi, DEM PARTİ'li mi, MHP'li mi diye bakmıyoruz arkadaşlar, bu, toplumun birey olarak kalmasını sağlayacağımız, bir yerlere sınırlandırmadan başarının ne kadar önemli olduğunu göreceğiz. İşte, burada uzmanlarımızdan biri Ayhan Bey burada, "co-pilot"luk yapıyor arkadaşlar. Dağda film çektiler ve inanılmaz bir video çektiler. Yani engeline baktığınızda "Ya kardeşim, sana maaş veriyim, kenara çekil." denecek bir insan olmadığını, onun yaptıklarını görünce "Bizler ne kadar acizmişiz." diye düşündüğümüzü görüyoruz. Bu Komisyona başlarken şöyle bir şey vardı: "Hepimiz bir gün engelli adayıyız." cümlesi vardı ya, lütfen şunu şu toplumdan kaldıralım. "Hepimiz bir gün çok kötü olabiliriz." Böyle bir şey yok yani. Zülal'i gördük arkadaşlar, doktor Burak'ı gördük, Barış'ı gördük, başarısını gördük. İşte, bu ülkenin göğsünü kabartan o kadar çok engelli insan gördük ki belki bizler bu kadar başarılı olamadık. Bu açıdan, işte "Herkes bir gün engelli adayıdır." Yok ya, öyle bir şey yok, engeli olsa ne olacak? Yani şimdi benim gözlerim 6,5 derece, ne olmuş yani? Sorun bu değil. Lütfen böyle acınacak "Ya buna 3-5 kuruş maaş verelim de sen git kenarda oyna." noktasına getirilecek sistemi değiştirmemiz gerekiyor. Bu Komisyonun da en güzel tarafı buydu. Ben herkesin üzerinde uzlaştığı o kadar çok konu gördüm ki çok mutlu oldum.
Aylin Hanımın dediği gibi, Başkanımız da dile getirdi, 27 yaş üstü konusu çok sıkıntılı. Ama çok güzel bir tespitti, Sayın Vekilim yaptı, Bakan Yardımcımız, Meclis çatısı altında bir komisyon olarak devam etmesi gerekir. İstişare güzeldir, ben kendi adıma engelliler konusunda çalışmaya devam edeceğim. Yapabileceğimiz bir şey olursa ne zaman bir teklif gelirse birlikte istişare etmeye, çalışmaya hazırız. Şu gerçeği de ne olur görelim: Bir kanun teklifi biz getirdiğimizde geçme ihtimali neredeyse yok denecek kadar az, siz getirdiğiniz de yüzde 100 geçecektir. Bu konuları istişare edelim, sizler getirin, bizler destek verelim, bizler de ses olalım ama önemli olan, engellileri bir basamak daha yukarı çıkaralım, bu toplumun asli unsuru olduğu gerçeğini şu topluma anlatalım diyorum.
Komisyonda emeği geçen herkese gerçekten teşekkür ediyorum. Ben çok keyif aldım bu Komisyondan. Şimdi "Haftanın üç günü ne yapacağız?" diye biraz kaygı duydum. Bu kadar yoğun çalışan bir Komisyon... Genel Kurulda "Yine mi Engelli Komisyonu?" diyor arkadaşlar, "Ya siz engelli olacaksınız." diye espriyle karışık, kayıtlara giriyor ama yani bu "Yani o kadar çok toplanıyorsunuz ki." diyorlar, dedim ki: Gelseniz görürsünüz, Türkiye'nin en büyük istatistiğini oluşturdu arkadaşlar bu Komisyon, bence bir gurur kaynağı bu. Bu kadar iddialı söylüyorum: Bu kadar çok datanın sunulduğu başka bir komisyon olduğunu düşünmüyorum. Herkes geldi, kendi hastalığı, kendi engeliyle ilgili Türkiye'nin en iyi rakamlarını verdi buraya. En nadir görülen hastalıklar DMD'ler, ALS'ler, düşünsenize hepsi geldi ve burada derdini anlattı. İlk defa bu kadar vekil onları ciddiye aldı, ilk defa bu kadar vekil bunları dinledi ve not aldı. Bir şey değişir mi diye umutla bekliyorlar ama onu hep birlikte göreceğiz. Yani, bunun takipçisi olalım Sayın Bakanım, burada da başarılı olacağınıza inanıyoruz.
OTURUM BAŞKANI JÜLİDE SARIEROĞLU - İnşallah, hep birlikte, Kasapoğlu Bakanımızla da.
ALİ KARAOBA (Uşak) - Biz takipçisi olsak da bir yere kadar devam ettiği için. İki bakanın avantajını bu Komisyonun kullanması gerektiğini düşünüyorum.