| Komisyon Adı | : | (10/1912,3375,3376,3377,3378,3379) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 07 .01.2026 |
ELİF ESEN (İstanbul) - Teşekkür ediyorum.
Ben de sunumlarınız için çok teşekkür ediyorum. Emeklerinize de ayrıca teşekkür ediyorum, sağ olun, var olun ama tabii, buradaki amaç, ülkemizin, toplumun asayişinin, huzurunun, mutluluğunun sağlanması ve suçlar olmadan koruyucu, önleyici tedbirlerle önlenebilmesi. Sizlerin de gayretlerini asla zayıf görmüyoruz yani yanlış anlamanızı da hiç istemeyiz, burada tamamlayıcı olmaya gayret ediyoruz.
Şimdi, raporlara baktığımızda ben de belli başlıkla da hızlıca geçmek istiyorum, saat çok ilerledi. Ben ilk önce Emniyet Genel Müdürlüğünün sunumunda -sayfa 9'du sanırım- bu asayiş olaylarında suç adı kırılımlarında uyuşturucu ya da yasa dışı kumar ve bahis tanımlarının geçmediğine takıldım. Bunun nedenini merak ediyorum çünkü tanımlamadığımız, kategorize etmediğimiz, etki analizleriyle sonuçlarına bakmadığımız hiçbir şeyde engelleyici, önleyici olamayız, iyileştirici sonuçlara tanıklık edemeyiz. Bu çok zor. Bunun neden o kategorize içinde yer almadığını sizden öğrenmek istiyorum.
Yine, sunumunuzda sokak çocuklarıyla ilgili bir yer var. "Sokak çocukları yakalandıktan sonra Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına devrediliyor." diye geçti yanlış hatırlamıyorsam. Biz sokak çocuklarını sokakta görmeye devam ediyoruz ne yazık ki, özellikle İstanbul'da. İstanbul'da farklı, trafiğin yoğun olduğu yerlerde çocukların çiçek sattığını, başka şeyler sattığını görüyoruz ve ne yazık ki çocuklar sadece çiçek satmakla da kalmıyorlar, uyuşturucu madde satışında da küçük çocukların kullanıldığına tanıklık ediyoruz.
Şimdi, bağımlılık oranları bu kadar yüksekken biz geçtiğimiz bahar ayında YENİ YOL Grubu olarak bir Bağımlılık Zirvesi düzenledik ve oraya anneleri çağırdık özellikle, daha gerçekçi verilere ulaşabilmek için. Biz zirveyi yaptığımızda çocuklarda bağımlılık yaşı olarak 10-11 yaşları telaffuz ediliyordu. Ardından bu sene annelerle bir araya geldiğimizde yaşın 9'a düştüğü söylendi bize. Bakın, 9 çok küçük bir yaş ve çocuk buna okul ve okul çevresindeki etkenlerden ulaşıyor, satıcılardan ulaşıyor ya da satıcı yapılıyor bağımlı olduktan sonra. Şimdi sunumlarınıza baktığımda, işte "Narkotik Anne" "Uyuşturucu Tırı" gibi projeler var ama bağımlılık sayısının 10 milyona dayandığı ifade edilen Türkiye'de yani sizce yeterli mi? Sizden duymak istiyorum yani bu çalışmalar, bu projeler yeterli mi?
Ve yine çok üzüldüğüm bir konu, bu çocukların... Ya, bir çocuk uyuşturucu satıcısı olamaz. Çocukların uyuşturucu satıcısı olmasına sebep olan, suça sürükleyen kişiler asıl ulaşılması ve yakalanması gereken kişiler. Suça sürüklenen çocuklar, uyuşturucu madde ticaretinde torbacı olarak kullanılıp yakalanıyorsa bu arkasındaki temin edici kişiler ya da kimse artık bunlar, asıl temin edenlerle ilgili ne tür işlemler yapıyorsunuz? Kimden, nereden temin ettiğine dair araştırma nasıl genişletiliyor? Asıl fail hakkında kamu davası açılma oranı nedir? Yani çocuğu yakaladınız torbacı olarak çocuk yakalandıktan sonra -bu her 2 kuruma da benim sorum- bu araştırmanın savcılığa gittikten sonra genişletilmesi, kaç yakalama olayında daha genişletilmesi ve o suçun arkadaki faillerinin yakalanması noktasında sonuçlanmıştır? Ben bunun oranını da çok merak ediyorum ve öğrenmek istiyorum.
"Cezasızlık algısı" diyorsunuz. Ben de arkadaşlarıma katılıyorum, bu konuyu çok açmayacağım çünkü yeterince değerlendirildiğini düşünüyorum hukukçu arkadaşlarımız tarafından da. Fakat çocukları cezalandırarak bunların önüne geçemeyiz biz, belki burada empatik olmak yani bunların bizim kendi evlatlarımızın da -Allah korusun- olabileceğini düşünerek o duyguyla yaklaşmak ve çözümü için sadece sizler değil, İçişleri Bakanlığı değil, Adalet Bakanlığında da bunun psikologlar, pedagoglar, sosyologlarla iş birliği yapılarak ve iyi örnekleri karşılaştırılarak daha farklı yani bu çocuklara uygulanan cezaların artırılması yoluyla değil de daha farklı iyileştirici yöntemler uygulanmasının araştırılması ve belki de şu an proje hâlindedir, varsa yine bunu sizden duymak istiyorum.
Tarım işçileri çok önemli, muhtemelen Jandarma birimlerimize geliyordur. Tarım işçilerinin aileleri, çocukları, o çocukların sağlık ve eğitim kontrolleri elbette çok önemli. Bu noktada da her ikinizde de gördüm e-METİP Projesi, yani mutlaka katkı sağlayan bir projedir. Bununla ilgili eğer bizimle paylaşabileceğiniz sonuç analizleriniz, etki analizleriniz varsa başarı kriterlerinize göre "Biz bunları uyguladık ve sonucunda da bu kadar çocuğu, aileyi..." "Şu sonuçlara ulaştık." Ne tür sonuçlar var çok merak ediyorum gerçekten.
Ve sormadığım kalmış mı şöyle bir bakıyorum. Mesela, çok olumlu gördüğüm bir şey oldu. Asayiş suçlarına göre dağılıma bakıldığında, mal varlığına karşı işlenen suçlarda yaklaşık yüzde 20 küsurluk bir azalma vardı, yanlış hatırlamıyorsam. Bu yüzde 20'lik azalmayı -iyi bir oran çünkü bu diğerleriyle karşılaştırdığımızda- bunu nasıl açıklıyorsunuz? Belki bu iyi bir emsal olabilir diğer suçların azaltılmasında da. Hangi tedbirler etkili oldu, bunu merak ediyorum.
Ve son olarak kimlik tespitinin yapılamaması yani gerçekten zor, bu, daha çok, çok fazla göç aldığımız için göçmen ailelerde ve onların çocuklarında karşılaştığınız bir sorundur diye düşünüyorum. Bununla ilgili geliştirdiğiniz ve üzerinde çalıştığınız bir yöntem var mı? Çünkü çok önemli bir güvenlik zafiyeti oluşturduğunu da düşünüyorum. Eğer varsa bunu da öğrenmek isterim.
Teşekkür ediyorum ben de.