KOMİSYON KONUŞMASI

DİLAN KUNT AYAN (Şanlıurfa) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Değerli İçişleri Bakanlığı bürokratları; hoş geldiniz sizler de.

Şimdi dinlerken şunu düşündüm: Demek ki on birinci yargı paketinde önümüze sunulan öneriler sizden gelmiş. Niye bunu düşündüm? Çünkü Adalet Bakanlığını da dinledik, hocalarımızı da dinledik. Hocalarımız sizin yani on birinci yargı paketinin içerisinde olan şeyleri önermediler, Adalet Bakanlığı da önermedi; birebir bu işin sizden geldiğini anlamış olduk.

Şimdi, ben üzülerek ifade ediyorum, lüften ön yargılı olduğumuzu düşünmeden, önden bir kabulle değerlendirmeyin bu değerlendirmemizi. Şimdi ben şunu düşündüm, dedim ki: Dün biz hocalarımızı dinledik, keşke siz de dün hocalarımızı dinlemiş olsaydınız, sizin buradaki öneriler kısmında söylemiş olduğunuzun tam tersini izah ettiler. Bu pakette de yani on birinci yargı paketinde de sizin bu önerilerinizin noktasına, virgülüne dokunmadan aldılar, on birinci yargı paketi içerisine koydular. Nedir o önerileriniz? Bir: 15-18 yaş aralığındaki suça karışan çocukların ifade alma işlemlerinin kolluğun çocuk birimi tarafından da yapılmasını istemişsiniz, çocuklara kelepçe takılmasını istemişsiniz, kasıt unsuru yüksek ve suç bilincine -yani bir çocukta ne kadar olabilir- buna dair cezaların yükseltilmesini istemişsiniz, yine, bu çocukların çocuk eğitimevlerine gönderilmemesini ve tutukevlerine gönderilmesi istemişsiniz. Yani paket de tamamen İçişleri Bakanlığının, Emniyet ve Jandarmanın bu konudaki önerileriyle hazırlanmış. Peki, ben soruyorum: Yetkiniz de mi? Bence değil. Bence değil yani hukuken de yetkinizde değil yani İçişleri Bakanlığının böylesi bir kanun değişikliğinin böylesi bir durumda yetkisinde olan bir şey değil. Yani İçişleri Bakanlığının bünyesinde olan, Emniyetin ve Jandarmanın yapması gereken şey nedir? Güvenliği sağlamanın yol ve yöntemlerini bulabilmek yani bir çocuğun kaçma şüphesinin o an tutulma hâlindeki durumunu kollayabilmek. Ama siz orada çözümü nerede arıyorsunuz? Kendiniz bir çözüm üretmiyorsunuz, diyorsunuz ki: "Bu çocuğa kelepçe takın." Şimdi böyle bir şey olabilir mi? Olamaz. Bu, sizin yetkinizde olan bir durum değil, sizin orada o çocuğun kaçmasını engelleyebilecek, o çocuğu iyi olarak tutabilmenin pedagojik olarak yol ve yöntemlerini bulmakla yükümlüsünüz. Çözümü çocuğu kelepçe takarak, çocuğu orada tutarak bulmamanız gerektiğini düşünüyoruz. Ben şaşırdım mesela, ben bu kadarını gerçekten de beklemiyordum.

Yine, emniyetin görevi olmayan bir yetkiyle birlikte diyorsunuz ki: "Cezalar artırılsın." Yine, bu, İçişleri Bakanlığının yetkisinde değil, siz Adalet Bakanı değilsiniz, cezaların artırılıp arttırılması sizde değil, sizin tam aksine, bu çocukları suça teşvik etmeyecek yol ve yöntemlerin ne olduğuna dair çözümler üretmeniz gerekiyor. Fakat maalesef ki bu önerileri gerçekten de şaşkınlıkla dinledim. Umut ettim -belki güzel hani- en azından ortaklaşılabilir diye. Keşke dünkü hocalarımızı dinlemiş olsaydınız ve ben öneriyorum İçişleri Bakanlığına da, dünkü hocalarımızın bu konudaki önerileri nelerdi, neleri önerdiler bence bir bakılmasında fayda var. Cezaların artırılmasından tutun da, çocukların 15-18 yaşındaki iyi olma hâllerinde ne gibi etkenleri ortaya koymamızdan tutun da, yine çocukların çocuk eğitimevinde kalmasına dair çok müthiş önerileri vardı. Bence bu önerileri sizin de, İçişleri Bakanlığının yani hem Emniyetin hem Jandarmanın dikkatle incelemesi gerektiğini düşünüyorum.

Bir diğeri ise benim kıymetli bulduğum bir şey bu çünkü hep kızıyorsunuz sanki eleştiriyormuşuz diye, söylemeden edemeyeceğim. Bu Narko Tır var, bence bu, çok kıymetli bir proje ve bunun sonuçlarını merak ediyorum. Evet, çocuklara, öğrenciye ulaşmışsınız ama mesela, ne kadar dönüt aldınız, kaç tane bağımlı çocuk bunu kullanarak acaba bundan, o hedeften şaştı; bence önemli bir şey, en azından bir sonraki projenin devamı açısından önemli olacak. Ama yine şaşırmadım, En İyi Narkotik Polis: Anne Projesi; mesela, niye anne? Niye sorumluluk yine tek başına annede? Niye baba bu işin içerisinde değil veya o yetişmiş olduğu alan içerisindeki, aile içerisindeki başka bir birey neden değil? Mesela, niye tercih ettiniz anne demeyi, merak ettim. Yani bunu niye soruyorum? Bu yükü niye annelerinin sırtına bindirdiğimiz için söylüyorum. Yani zaten madde bağımlılığı olan bir çocuğun uğraşımı, bakımı hakikaten çok zor -mesela, dün hocalarımız onları da anlattı, madde kullanan çocukların yaklaşımını, bu konuda çeşitlendirilmesi konusunda- ve bunun yükünün yine anneye bırakılmaması gerekiyor. Eminim ki bu projede çok fazla anneye de ulaşmışsınızdır, kıymetli de bir proje ama bu yükün tek başına anneye bırakılmasını doğru bulmuyoruz ya buraya baba da dâhil edilmesi ya aile olarak ele alınması veya yetiştirildiği ortamdaki kişilerin de bu işin içerisine dâhil edilerek emniyetle iş birliği içerisinde bu çocukların uyuşturucu kullanımından bertaraf edilmesinin yol ve yöntemlerini bulmamız gerekiyordu.

Şimdi, bir diğeri, ben ilk bu iddia karşımıza geldiğinde böyle bir şey yoktur diye düşünmüştüm açıkçası yani bence bu kadarını İçişleri Bakanlığı yani emniyet birimi yapmamıştır diye düşünmüştüm ama maalesef sizin sunumunuzda da yapmış olduğunuzu gördüm. O da nedir? Faaliyetler kısmında yazmış olduğunuz, lise ve üniversite öğrencilerine belli başlı sunumlar yaptığınızı söylediniz ve bu sunumları da, bunu biz basından gördük yani bu projede "liselerde eğitim verilmesi" adı altında "Gençlik ve Güvenli Gelecek" adı altında eğitimler verildiğini. Şimdi bize böyle iddialar da geldi, hatta bizim Mardin Milletvekilimiz Beritan Vekilimiz de bununla ilgili bir önerge de sundu size fakat cevabını da alamadık diye biliyorum. Neydi bu? Lise çağındaki çocuklara militarizmi de öne süren, çatışma ve savaş görüntülerini izlettiğinize dair bir iddia bu arada, kesinliği yok yani biz sadece iddia olarak biliyoruz, varsa sizde bilgisi ben bunu gerçekten de öğrenmek istiyorum. Mesela, o videolar gerçekten izletildi mi o çocuklara? Yine o okullarda -Şırnak'ta yapılmış bunun pilotu- yine o çocuklara izletilirken Millî Eğitimin haberi var mı bundan? Okuldaki öğretmenlerin haberi var mı bundan? Bu videoları izletirken o eğitimleri verenler kim? Pedagojik eğitimleri var mı? Yani biz "Çocukları şiddetten alıkoyalım." diyoruz, "Çocuklar şiddete bulaşmasın." diyoruz. Nitekim, az önce bakanlık bir sunum yaptı ve sunumda dedi ki: "En çok, yüzde 34 kasten yaralama suçu işlenmiş." Yani ne aslında? Kasten yaralama nedir? Bir şiddettir değil mi? Yani ya bu bıçakla yapılmıştır -ya birbirlerine- bir şiddet döngüsü var. Böylesi videoların her ne kadar "örgütü yok etme" adı altında yapılmış olsa bile... Lise öğrencisi bir çocuğa siz bir çatışma, militarizm, silah, savaş görüntüsünü izletirseniz bu çocuğun arka belleğine bu işlenir; bu, önleme olmaz, tam aksine bu çocukları şiddetle iç içe getirme durumuna sebebiyet verir. Bu eğitimleri kim verdi mesela ben merak ediyorum. Yani oradaki bu eğitimleri pedagojik eğitim alan yani şiddetle mücadelenin yol ve yöntemlerini bilen kişiler mi yaptı ya da böyle bir eğitim var mı? Burada da yazmışsınız ya, ben bunun bu olduğunu düşünerek tabii ki soruyorum. Bunu gerçekten de merak ediyorum.

Bir diğeri, bu öneri yani bunu sorunun dışında bir öneri olarak sunuyorum. Şimdi ben az önceki sorumda Emniyeti de söylemiştim, sadece savcılar için değil, Emniyeti de katarak söylemiştim kolluk kuvvetlerinin çocuklara yönelik davranışları üzerinden. Şimdi kabul edelim etmeyelim, bakın, ben kendimi de katarak söylüyorum yani bir hukukçu olarak biz de hukuk fakültesinde çocuklara nasıl yaklaşılması gerektiğine, çocuklarla nasıl ilişki kurmak gerektiğine, bir suça sürüklenen çocuk müvekkilimiz olduğunda onunla nasıl konuşmamız gerektiğine dair bir eğitim almadık, çok net almadık yani. Biz, bunu nasıl öğrenebildik? Kısmen baroların bize vermiş olduğu eğitimlerle anlamaya çalıştık fakat tabii ki bu 350 bin kişilik dediniz değil mi? Sayın Müdürüm galiba öyle ifade etti bana, bütün teşkilatınızı içine koyarak söylemiyorum ama söylediğim örnek de emin olun münferit değil. Bakın, birçok yerde biz bununla karşılaşıyoruz. Yani bu kolluk güçlerine, sizin uhdenizde bulunan kolluk güçlerine bu anlamda eğitimlerin doğru düzgün verilmesi ve takibinin yapılması gerekiyor ve bu anlamda "işkence ve kötü muamele" adı altında mesela kaç kişi soruşturuldu? Çocuğa yönelik yaklaşımından kaynaklı kaç tane soruşturmanız var mesela? Kaç tane kolluk biriminizde -hem Jandarma için hem Emniyet için soruyum- soruşturma açtınız? Kaç kişi, kaç tane şikâyet geldi? Kaç kişi bu anlamda hüküm aldı? Şimdi, bunu niye soruyoruz? Bir denetim mekanizmasını işler hâle getirebilmek için soruyoruz. Yoksa, burada işte "Siz hepiniz işkence uyguluyorsunuz." vesaire değil derdimiz. Derdimiz o çocukların ilk karşılaştıkları kolluk tarafından iyi olma hâllerine destek verecek yol ve yöntemleri bulabilmek ve bu nasıl mümkün olabilir? Bunun tek başına vallahi biz avukatların söylemesinin mümkün olmadığını görebiliyoruz, bu ancak ve ancak ortak iş birliğiyle olur. Kimle yapacağız bu iş birliğini? Barolarla yapacağız, Jandarmayla yapacağız, İçişleri Bakanlığıyla yapacağız, Adalet Bakanlığıyla yapacağız. Buna mecburuz, bu tek başına, "Böyle bir şey oldu mu şikâyet etsinler." İyi de her avukat bunun şikâyetini yapmayabilir, her kolluk buna karşı durmayabilir ama bunun görevini kime aittir? İçişleri Bakanlığına aittir. Bu konuda etkili bir cezalandırma yöntemi olursa, nasıl ki "Çocuklara cezaları artırın." diyebiliyorsanız dönüp tersten aynı durumda bu işin uygulayıcılarının da bu yönlü dikkate, özene sahip olan bir yerde olması gerekiyor, varsa böyle bir veri sizden duymak isterim diyorum.

Teşekkür ediyorum.