KOMİSYON KONUŞMASI

MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Teşekkür ediyorum Başkanım.

Tabii, burada zaman zaman eleştirilerimiz oluyor ama "Türkiye'de ideal bir sistemi nasıl oluşturabiliriz, nasıl bu konuda katkıda bulunabiliriz?" hepimizin amacı o, yoksa burada bir muhalif yönden bakmak değil amacımız. Özellikle çocuklarımız söz konusu olduğu zaman "Bu çocukları nasıl suçtan kurtarabiliriz?" diye bunun için hepimizin ortak bir çaba göstermesi gerekiyor. Sabahki eleştirilerimizde ondandı yani tertip komitesi, organizasyon için o nedenle eleştirilerimiz oldu ama ben şimdi size Adalet Bakanlığı ağırlıklı olarak soru soracağım çünkü TÜİK'le ilgili soruları arkadaşlarım sordular.

Birincisi, kimliği olmayan çocuklar var mesela. Geldiler, hiçbir kaydı yok, sokakta yaşayan, anne babası belli olmayan çocuklar var. Bu çocuklarla ilgili nasıl bir yol izliyoruz? Yani bu çocuklar yargılandıkları zaman eğer kimliklerine ulaşılamıyorsa, yaş tespiti yapılamıyorsa, kimsesine ulaşılamıyorsa bu çocuklar bazen gerçekten gerektiğinden daha fazla yaptırımla karşı karşıya kalabilirler. Bu konuda önleminiz nedir?

İkincisi: Çocuk yargılanmalarında hâkiminden tutun, avukatına kadar, savcısına kadar, bütün yargılama aşamasında bulunan görevlilerin acaba çocuk psikolojisi konusunda bir eğitimleri var mı? Böyle bir eğitim verme düşünceniz var mı?

Üçüncüsü: Suça sürüklenen çocuklar adli sürece başladıklarında bunların aileleriyle hemen gelir gelmez temasa geçiliyor mu, sistem bunu otomatik olarak sağlıyor mu? Yoksa "Evet, bu adli süreç tamamlansın, suçlu olursa sonra bu çocukların aileleriyle temasa geçelim." mi diyorsunuz? Bunu merak ediyorum.

Dördüncüsü: İfade alınırken çocukların anlayabileceği bir dil kullanılabiliyor mu acaba? Bu konuda çok şikâyet var çünkü biraz önce Dilan arkadaşımız da söyledi yani ben hekimim, genç hekimler bazen gerçekten hastaya çok kötü davranıyorlar, hekimiz yani yaşlandıkça insanlar davranış kriterlerini daha değiştirebiliyorlar, daha çok empati yapabiliyorlar. Dolayısıyla, bu konuda acaba çocuklardan ifade alınırken doğru üslup, doğru ifade, doğru soru kullanılabiliyor mu, bunu merak ediyorum.

Beşincisi: Bu çocukların -özellikle hastanede gözetliyorum bunları, böyle bir soru da geliyor- yetişkin suçlularla veya tutuklularla çok temasları oluyor bunların özellikle nakillerde, hastaneye götürülürken ya da bir yerden bir yere götürülürken erişkin tutuklularla birlikte götürüldükleri için bu ciddi bir sorun oluşturuyor. Bunların özellikle cezaevi şartlarında -biraz önce sayıları verdiniz ama- erişkinlerle birlikte kalan çocuk hükümlü, tutuklu sayısı var mıdır, bunu merak ediyorum.

Altıncısı: Cezaevlerine konulan çocuklar, tutuklama oranları, tekrar suç oranlarını ben biraz önce acaba bir tabloda görebilir miyim diye Adalet Bakanlığı sitesine baktım, orada bunlar kamuyla paylaşılıyor mu, merak ettim, göremedim çünkü. Kamuyla paylaşılıyor mu tutuklama oranları, suça sürüklenen çocukların cezaevine konulmaları, tekrar suç oranlarını paylaşır mısınız?

Yedinci sorum, dün de sormuştum: Son dokuz yılda istatistiksel olarak yüzde 51 artan suça sürüklenen çocuk oranı maalesef son bir yılda yüzde 13 artmış. Bu ne demektir? Parabolik bir artış olacaktır bundan sonra. Bunu acaba yorumlarken, ekonomi, bu parametrelerin yani suça sürüklenen çocukların ortaya çıkmasında zemin oluşturan parametrelerde ön plana çıkıyor mu? Çünkü Türkiye'de son dönemde en fazla ekonomisinin kötü olduğu, sosyal adaletin olmadığı gibi eleştirilerimiz olduğu için bu konuda bürokratlarımızın bir tespiti var mıdır?

Bir diğeri: Adalet Bakanlığında çalışan sosyal hizmetlerle görevli sosyal çalışan sayısı ne kadardır yani sosyal hizmetler sınıfında çalışan yeterli sayıda personelimiz var mıdır, varsa bu sayıyı açıklarsanız çok sevinirim.

Teşekkür ediyorum. hepinize.