KOMİSYON KONUŞMASI

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) - Teşekkür ederim.

Sayın Egemen Nakışçı Hocam, sunumunuz için teşekkür ederim.

"Görünmeyen bir engellilik alanı" diyorsunuz. Türkiye'de dil ve konuşma güçlüğü ve bazı eleştirileriniz var, ben de hak veriyorum aslında. Fiilen hizmet verilen yerler, rehabilitasyon merkezleri, hastaneler, Millî Eğitime bağlı dil ve konuşma, ergoterapi merkezleri, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık birimleri ancak "olması gerekirken sistem dışında kalan alanlar" diyorsunuz; bu çok önemli. Evet, o zaman bu Komisyonun bunu irdelemesi lazım, o yüzden altını çizmek istiyorum. Yani "Bir: Devlet okullarında yok." diyorsunuz; çok önemli. "İki: Aile sağlığı merkezlerinde yok. Üç: Toplum sağlığı birimlerinde yok. Ev temelli izlem ve destek yok." diyorsunuz. Şimdi, tabii, burada, tanıda çok eksiklik var anlamına gelir bu açıkçası. Şimdi, bunu gidermek için de tabii, Sağlık Bakanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığı bir ortak protokolünü öneriyorsunuz; ben de buna hak veriyorum.

Sayın Bakanım, biz bu konuyu hakikaten biraz hızlandırsak Komisyon olarak -önemli bir konuya hocamız temas ediyor- o protokol bir an evvel gerçekleşse bu sorunlar giderilir diye düşünüyorum.

BAŞKAN MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU - Burada hem Sağlık Bakanlığından hem Millî Eğitimden uzman arkadaşlarımız var, onlar da not aldılar.

Erkan Bey, biz de bu protokol konusunu bir hızlandıralım, takip edelim.

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) - "Yapısal sorunlar" demişsiniz, önem veriyorum.

Yine, ailelerin etiketlenme korkusunu zaten biz her yerde, tüm engelliler alanında görüyoruz.

Rehabilitasyon merkezlerinin sayıca yetersizliğini de söylemişsiniz. Bu da önemli, Komisyonumuz bunu da görüyor ve giderilmesi gerekiyor gerçekten.

3 temel yapısal sorun bence de önemli.

Teşekkür ederim ama yani bu olması gerekirken sistem dışında kalan alanlar giderilirse neleri başarırız? Biraz o konuda bir şeyler söylerseniz sevinirim.

DİL VE KONUŞMA TERAPİSTİ VE ÖZEL EĞİTİM UZMANI DR. NEVZAT EGEMEN NAKIŞÇI - Özellikle şu çok önemli burada: Şimdi, dil konuşma güçlüğü yaşayan ya da özel gereksinimli popülasyona baktığımızda bütün çalışmalar bize haftada yirmi ile kırk saat arasında müdahale alındığında ilerlemeler ortaya konduğunu gösteriyor. Şu anki mevcut durumda rehabilitasyon merkezleri haftada yalnızca iki saat ücretsiz hizmet verebiliyor, kalanını aileler kurumda eğer ki destek almak istiyorsa ceplerinden finanse etmek zorunda ki bu, dünyanın hiçbir yerinde aslında sürdürülebilir değil. Böyle olunca da bu sürecin, aslında kurumların ebeveynlere sadece rehber olması dahi yeterli olabilir yani çocuk kurumda haftalık iki saat müdahale alacak ve ebeveyne rehberlik hizmeti sunacak ve ebeveyn bu sürecin aynı zamanda evde destekleyicisi olacak. Bu şekilde ancak hızlanabilir ya da bunu okula yaydığımızda -çocuklar çok daha uzun süre okullardalar- eğer ki bu süreç okula yayılırsa çocukların aynı zamanda aldığı toplam hizmet saati okullar tarafından da artırılabilir ve bu da çocukların terapi yöntemlerinin klinik anlamda, klinik dozda ilerleme gösterdiğini bize belirttiği saatlere yani yirmi ile kırk saat arasına yaklaşmasını sağlayabilir. Ben, o yüzden bu hizmet yalnızca bir sağlık hizmeti değildir, aynı zamanda içsel rehabilitasyondur diyorum, çünkü bizim mutlaka çocukların eğitim gördükleri alanlarda kalmamız ve de varlığımızı sürdürmemiz gerekiyor.

Burada iki temel handikabımız var şu anda. Aslında Sağlık Bakanlığının ve Millî Eğitim Bakanlığının ortaya koyduğu son yasalara yani dil, konuşma ergoterapi merkezleri ve Sağlık Bakanlığının ortaya koyduğu sağlık birimleriyle ilişkili yönetmeliklere açılan davalar söz konusu. Burada tıp doktorları Sağlık Bakanlığının yönetmeliğine, özel eğitim rehabilitasyon merkezleri de Millî Eğitim Bakanlığının yönetmeliğine dava açtılar ki dil, konuşma ergoterapi merkezleri ve aynı zamanda birimler kapatılsın ya da bu kurumlar hizmet veremesin. Burada belki de yargıdan gelecek olan sonuca göre bakanlıkların tekrardan bizden vazgeçmemesi ve bizim arkamızda durarak yönetmelikleri tekrardan revize etmeleri gerekebilir. Aslında alanda önümüzü göremediğimiz en temel sınırlılıklardan bir tanesi bu çünkü özellikle dil, konuşma ergoterapi merkezleri ve Sağlık Bakanlığına bağlı merkezlerin sayısının artması gerekiyor fakat şu anda alanda ciddi bir tedirginlik var çünkü yargıdan gelecek olan kararı bekliyoruz. Zira, rehabilitasyon merkezleri bu yönetmeliklere dava açtılar.

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) - Bu önemli bir konu.

DİL VE KONUŞMA TERAPİSTİ VE ÖZEL EĞİTİM UZMANI DR. NEVZAT EGEMEN NAKIŞÇI - Bu oldukça önemli bir konu, benim kişisel olarak da uğraştığım bir konu. Şu anda Millî Eğitim Bakanlığı yanında rehabilitasyon merkezlerinin açtığı davaya kurumsal olarak müdahil olan ilk kişiyim de şu ana kadar da tek kişiyim çünkü ben mutlaka bu yapının aynı zamanda eğitim kurumları bünyesinde bulunması gerektiğini düşünüyorum çünkü bizim verdiğimiz hizmet aynı zamanda bir eğitsel rehabilitasyon hizmeti. Evet, sağlık bilimleri bölümlerinden mezun oluyor olabiliriz fakat eğitsel rehabilitasyon kısmını es geçemeyiz. Özellikle de bu kadar interdisipliner ya da multidisipliner çalışmaktan bahsederken, multidisipliner çalışmanın çok önemli bir ayağı da tabii ki çocukların öğretmenleri.

Teşekkür ederim.