| Komisyon Adı | : | (10/434,2104,2716,2717,2718,2719) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 07 .01.2026 |
ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) - Teşekkür ederim Sayın Hocam.
Şimdi, "Gelişimsel değil bozukluğu 28 kişilik bir sınıfta 2 çocukta bulunabilir." dediniz, bu çok önemli. Peki yani pratikteki durum nedir, müdahale oranı nedir, etiyoloji konusunda araştırmalar var mı; onu da öğrenmek isteriz. Bu çok önemli yani beklenenden çok yüksek bir sayı.
FENERBAHÇE ÜNİVERSİTESİ DİL VE KONUŞMA TERAPİSİ BÖLÜM BAŞKANI DOÇ DR ŞAZİYE SEÇKİN YILMAZ - Evet.
Şimdi, şu şekilde: Müdahale boyutunda eğer bir çocuk, okul öncesi dönemde ebeveynleri ya da okul öncesi öğretmeni dikkatliyse ve okul öncesi dönemde dil bozukluğu tanısı aldıysa rehabilitasyon merkezlerinden veya özel merkezlerden destek alabiliyor fakat üzücü olan şey şu: Bu konuya yönelik farkındalık düşük olduğu için çocuk 4-5 kelimelik cümleler kurmaya başlayınca ve okula başlayınca sanki bu dil bozukluğuyla ilgili problemler ortadan kalkmış gibi algılanıyor. Oysaki okul dili çok daha karmaşık bir dil, çok daha üst düzey beceriler gerçekleştirmeleri gerekiyor.
Türkiye bağlamında baktığımızda, erken dönemde yakalandıysa, evet, rehabilitasyon merkezlerinden veya özel merkezlerden destek alıyor bu çocuklar ama istatistiki bir bilgi olmamakla birlikte, benim saha gözlemim bu çocukların çok az bir kısmı terapiye başvuruyor, bazı çocuklar da okul dönemine kadar tanı almıyor fakat okul döneminde yine ebeveyn ve öğretmen güçlü bir gözlemci ise okul döneminde özellikle okuma sorunları nedeniyle bizlere başvurduklarında biz bu çocukların mutlaka terapistler olarak dil becerilerini de değerlendiriyoruz ve orada saptıyoruz. "Evet, bu çocukta aslında gizli bir bozukluk olarak gelişimsel dil bozukluğu varmış." diyoruz ve o şekilde müdahaleye başlıyoruz.
Tabii ki okul öncesi dönemde erken dönemde olan müdahale kadar hızlı sonuç alamayabiliyoruz ama yine de çok iyi sonuçlar aldığımız çocuklar oluyor.
Diğer bir konu, etiyolojisi, bildiğimiz en net sebep genetik faktör, ailelere sorduğumuzda, gelen çocukların ailelerine sorduğumuzda aslında anne-babasında, kardeşinde, kuzenlerinde de gecikmiş konuşma, okuma sorunları olduğunu görebiliyoruz. Çalışmalar devam ediyor fakat çok net bilinen, "Bu dil bozukluğuna kesinlikle neden olur." denilen bir şey yok.
Riski arttıran bazı faktörler var. Riski artıran faktörler: Çocuğun erkek cinsiyette olması mesela, erkeklerde daha yaygın görülen bir problem bu. Çocuğun yine sadece konuşmada değil, dili anlamada da sorunlar yaşaması, taklit becerilerinin de zayıf olması gibi faktörler riski artıran faktörler fakat kesin, net bir şekilde "Şu sebep olur." dediğimiz bir faktör yok. Genetik en büyük bilimsel veri elimizdeki.
BAŞKAN MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU - Teşekkür ederim.
FENERBAHÇE ÜNİVERSİTESİ DİL VE KONUŞMA TERAPİSİ BÖLÜM BAŞKANI DOÇ DR ŞAZİYE SEÇKİN YILMAZ - Rica ederim.