KOMİSYON KONUŞMASI

ASUMAN ERDOĞAN (Ankara) - Teşekkür ederim öncelikle. Gerçekten, hani bir uyanış şeklinde bir şey oluşturdu ben de. Ben de öğretmenim, İngilizce öğretmeniyim meslek olarak. Hakikaten sınıfta mesela çocuklarımız sınıf düzenini bozan çocuklar olsun işte öğrenme güçlüğü çeken çocuklar olsun aslında benim de fark ettiğim kendini ifade etme, dille ilgili sıkıntılarının olduğunu fark etmiştim sonrasında. Genç bir öğretmenken daha zor anlaşılıyor belki ama şeyi merak ettim Hocam, şimdi, teknoloji ve ekrandan bahsediyoruz ya o acaba bu işte olumsuz bir etkisi var mı? Çünkü dil öğreniminde bir maruz kalma ama aynı zamanda da kendisinin de o işe katılması gerekiyor. Yani şöyle deneyler okumuştuk biz üniversitede: Diyelim ki televizyona bir çocuk maruz kalsa ve hiçbir iletişime girmese bir dil öğrenebilir mi? Öğrenemez çünkü dil dediğimiz şey aynı zamanda hani üretmesi de gerekiyor çocuğun, artikülasyon dediğimiz şeyin de olması gerekiyor ve karşılıklı "interaction" dediğimiz şeyin de gerçekleşmesi gerekiyor. Yani bununla ilgili acaba sizin çalışmalarınız var mı, okuduklarınız var mı? Çünkü otizm konusunda biz bunu görüyoruz. Daha önce gelen konuklarımıza da sormuştuk, otizm çok olumsuz etkileniyor. Tabii ki otizmin artma sebeplerinden biri de ekran bağımlılığı. Bunda, dil gelişiminde bunlar çıkıyor mu ortaya?

İkinci bir konu da ben kendim yakın arkadaşımdan biliyorum, Gürcü bir bakıcısı vardı ve uzunca zaman çok yoğun çalıştığı için Gürcü bakıcıyla büyüdü çocuk ve konuşma bozukluğu vardı, yani çok değişik bir konuşma bozukluğu ama yani cümlenin yapısı tamamen bozuk ve sonra incelediğinizde hakikaten sanki başka bir dilden kaynaklı bir bozukluk olduğu da anlaşılıyordu. Yani bu tarz şeylerde gerçekten bize aslında bu konuda çok dikkat etmemiz gerektiğini söylüyor.

Aile hekimleriyle ilgili konuya kesinlikle katılıyorum, otizmle ilgili çünkü bir bakış açısı gelişmiş, burada gelmişti aile hekimlerimiz onlarla konuşmuştuk. Onlar sanırım otizm konusunda daha böyle dikkatli davranıyorlar ve bu bakış açısıyla muayene ederken dikkat ediyorlar. Bu konuda mutlaka bence aile hekimlerinin de harekete geçmesi gerekiyor.

Diğer bir konu da okul öncesi yani burada okul öncesinin kadar önemli olduğunu anlıyoruz. Okul öncesine kadar dikkat edersek ve artırırsak, okul öncesi eğitime çocukları kazandırırsak aslında bu tür şeylerin de bence önüne geçmiş olabileceğiz ya da çocukları daha kolay yönlendirmiş, daha erken yaşta yönlendirmiş olacağız.

Ben çok teşekkür ediyorum.

FENERBAHÇE ÜNİVERSİTESİ DİL VE KONUŞMA TERAPİSİ BÖLÜM BAŞKANI DOÇ DR ŞAZİYE SEÇKİN YILMAZ - Ben de teşekkür edelim.

İlk olarak, ekran çok sorulan bir şey, ebeveynlik tutumları çok sorgulanan bir şey. "Anne-baba etkileşimi düşük. O yüzden bu çocukta dil bozukluğu var. Ekrana baktı, bu yüzden mi dil bozukluğu var?" diye. Ama bilimsel veriler bize ekran maruziyetinin ya da anne-babanın ebeveynlik stilinin dil bozukluğuna neden olmadığın fakat dil bozukluğu olan bir çocuğa -her çocuğa zarar veriyor ekran fakat- belki iki katı, üç katı zarar veriyor. Eğer öyle olsaydı, hani tek başına ekran ya da ekran sebep olan bir faktör olsaydı günümüzde bu yüzde 7'nin çok çok üstünde bir yaygınlık oranı görürdük. Bu tabii ki "Ekran zararsız..." anlamına gelmiyor, ekran çok zararlı fakat dil bozukluğunun nedeni değil. Dil bozukluğunun seyri, prognozu üzerinde çok çok etkili.