KOMİSYON KONUŞMASI

ELİF ESEN (İstanbul) - Teşekkür ediyorum.

Hoş geldiniz, sunumlarınız için de ayrıca teşekkür ediyorum. Elif Esen, Deva Partisi İstanbul Milletvekiliyim.

Şimdi, tabii yani bugün yaşadığımız Türkiye'de belki verdiğiniz oranlarda bizim görmekte zorlandığımız, daha spesifik sayılara, oranlara odaklandığımızda ancak sorunları tespit edebildiğimiz zamanlardan geçiyoruz. Aslında suç tipleri ve yoğunluklarında değişiklikler var. Örneğin, akran zorbalığı suça sürüklenen çocukların belki de suç temelinde yatan en temel sebeplerden biri ya da gerçekten yoksulluk, yoksulluğun suç işlemede önemli bir zemin oluşturduğunu görüyoruz ve biz uzun bir süredir aslında ulusal çocuk izlem sistemini öneriyoruz. Sizin de sunumlarınız da şunu gördük ve çok da inşallah başarılı olur. Farklı bakanlıkların koordine şekilde, iş birliğinde birtakım projeler ve çalışmalardan bahsettiniz fakat bu proje ve çalışmaların, belki yurt dışındaki iyi örneklerinde olduğu gibi bir ulusal çocuk ajansı gibi temel ve tepeden bir yönetimle bakanlıkları koordine ettiği ve koruyucu, önleyici tedbirler geliştirdiği bir sistem incelenebilir. Yani bu incelendi mi daha önce, bununla ilgili bir planlama var mıdır? Bunu merak ediyorum çünkü farklı ülkelerde uygulanan ve iyi sonuçlar alınan modeller var. Her bir bakanlık kopuk bir şekilde hareket ettiğinde ya da her bir bakanlık ikili, üçlü temaslarla iş birliği yaptığında yine bir koordinasyonsuzluk, bir zincirin koptuğu nokta oluşacak. Bizim suça sürüklenen çocukların neden suça sürüklendiğini doğru tespit ettiğimiz, doğru durum tespitleriyle, doğru sayılarla, doğru verilerle -burada parantez açarak söylüyorum- yaptığınız çalışmaları gördüğümde çalışmalar için alkışlıyorum, tebrik ediyorum, bunlar önemli gayretlerdir ancak bizim gerçeği görebilmemiz için bir bütünün içindeki oranları görmemiz lazım. "Bugünkü oranımız şu, biz yaptığımız projeyle bu oranda yüzde 5'lik, yüzde 10'luk bir iyileşmeyi hedefliyoruz." demenizi isterdim. Oran göremiyoruz, sayıları görüyoruz ama o bütünün içindeki değerini görmekte zorlanıyoruz.

Bu UNICEF'le sanırım bir projeniz vardı sunumda. O projede -notumu almıştım buraya da- başarı kriterleriniz nelerdir? Ben projenin başarı kriterlerini gerçekten merak ettim. Ne kadar sürecek? Nasıl bir iyileşmeyi, ilerlemeyi hedefliyorsunuz? Bu çok önemli çünkü biz bu Komisyon kurulduğunda da ilk toplantıda ifade etmiştim, bu ifademi de cezaevlerine yapmış olduğum ziyaretlere dayandırmıştım. Ben cezaevlerinde -hedef kitlesi- çocuklu kadınlar olan kadınları farklı cezaevlerinde ziyaret ediyorum ve bir cezaevi ziyaretimde bir kadın yanıma gelip şunu söyledi, dedi ki: "Ben buradan çıktıktan sonra geçimimi sağlayabilmek için, bir daha suça düşmemek, suç işlememek için ne iş yapabilirim?" Yani aklına o an kadının evlerde temizlik işlerine gidebilir miyim diye soru geldi ve gerçekten onun üzerine o cevabı vermekte çok zorlanmıştım ama cevabı kendisine yöneltmiştim. Bu çok zor bir soruydu, ne ona boş hayaller kurdurmak ne de moralini, motivasyonunu bozmamak gerekiyordu. "Sen olsan tanımadığın, hiç tanımadığın ve cezaevinden çıkan bir kadını evine sokar mıydın, işe alır mıydın?" dedim, kendisi de cevapsız kaldı. Öyleyse bu o kadınlara, o çocuklara -ben çocukları da katıyorum işin içine çünkü o çocuklar 6 yaşına kadar annelerinin yanındalar- evet, suç işletmeyecek, sosyal hizmet modelleriyle kadını ve çocuğu, aileyi koruyacak sistem ve model çok önemli ama bir şekilde suça bulaşmış ve o sisteme girmişse anne ya da çocuk o sistemden çıktıktan sonra da tutunabileceği dalları olmalı, o da mesleği olmalı.

Cezaevlerine ziyaretimde yine çok başarılı bulduğum bir iş: Mesleklendirme eğitimleri veriliyor ve bu mesleklendirme eğitimlerinde dışarıdan parça başı iş de alınıyor, parça başı işe hem günlük ücret ödeniyor hem de parça başı iş için bir para veriliyor kadına. Bu da aslında hayatını ileride kurgulaması için çok önemli bir destek fakat şöyle bir eksiklik olduğunu düşünüyorum: O iş kesildiğinde kadının o geliri de kesiliyor ya da o mesleği öğreniyor ama o mesleği çıktıktan sonra nerede icra edeceğine dair, hani az önce dedim ya zincir bir yerde kopuyor diye, zincir orada kopuyor işte. Siz o eğitimi veriyorsunuz, çok güzel, iş başı yani o cezaevindeyken bu eğitim alması ama sonrasındaki mesleklenmesiyle ilgili de yine o zincirin devam ettiği, belki oda, borsa, birliklerle, sivil toplumla iş birliği yapılacak projelerin de geliştirilmesi önemli diye düşünüyorum.

Yine, sunumunuzun bir yerinde 3 bin gönüllüden bahsettiniz destek amaçlı. Gönüllülük çok çok önemli bir kavram ve çok çok önemli bir hem insan kaynağı hem de elbette maddi bir karşılığı var fakat gönüllülük sistemli ve bir bilgi düzeyi doğrultusunda, zemininde yapılırsa etkili. Şimdi, çocuk farklı farklı gönüllülerle, farklı zamanlarda bir araya geldiğinde bu gönüllülüğün o çocuğa zarar verme, iyilikten çok zarar verme etkisi olabilir çünkü çocuğun bağ kurması burada önemli bir nokta. Bağ kurduğu kişiyle o bağın kopması ya da bir bağ kuramadığı için iyileşmenin gerçekleşememesi söz konusu. Lütfen, gönüllülük konusunda biraz daha hani imtinalı hareket edilirse... Ben yüksek lisansımı sivil toplum ve gönüllülük üzerine yaptım. İlk başta ya gönüllülük ne kadar güzel, ne kadar hoş bir şey diye düşünürken sistemi öğrendiğimde ne kadar zor ve sorumluluk gerektiren bir şey olduğunu öğrenmiştim. Hani burada biraz daha dikkat edilmesini öneriyorum. Denetimli serbestlik altında en büyük ihtiyacın gönüllü ya da sürekli değişen danışmanlar, rehberler değil de bir çocuğun başından sonuna atanan tek bir isimle ilerlemesinin ve sürekli güveni yeniden inşa etmek zorunda kalmamasının da önemli olduğunu burada vurgulamak istiyorum.

Kurslardan bahsettiniz, o kursları merak ediyorum. "702 kurs var." dediniz. Bu kursların içeriği, başlıkları... Ya, bildiğimiz kurslar mı yoksa daha farklı kurslar mı var? Bunu yine sormak istiyorum.

Yine önemli şeylerden biri -TÜİK'e geçeceğim birazdan hızlıca, çok zaman da almak istemiyorum, aslında çok sorum var ama bu soruları soru önergeleriyle sizlere yönlendireceğim- çocuklarla ilgili personellere kapasite geliştirici eğitimler verildiğinden bahsettiniz çocukla iletişimde. Bu eğitimlerde neleri öncelikli tutuyorsunuz? Etki analizleriniz var mı? "Bir eğitimden sonra bu eğitim daha iyi nasıl olabilir?" diye bir planlamanız var mı? Yani her bir eğitim sonrasında güncellenen eğitiminiz var mı, yoksa tek bir modül mü devam ediyor?

Bu kursların dışında da yine cezaevi ziyaretlerimde 6 yaşına kadar çocuğun cezaevinde annesiyle kaldıktan sonra 6 yaşında anneden ayrılmasının çok önemli bir psikolojik olumsuz etkisi olduğu kanaatindeyim. Belki bununla ilgili gerçekten önemli, köklü değişiklikler yapılmasına ihtiyaç var çünkü pedagoglara da sorulduğunda 0-3 yaşın çocuğun hem zihinsel hem karakter gelişiminde çok çok önemli olduğu, anneyle bağının mutlaka olması gerektiği ama bu bağın işte olurken cezaevinde mi yani doğal aile ortamının dışında cezaevinde mi olması çok büyük soru işareti. 3-6 yaş arasında da çocukta önemli bir gelişme oluyor, yaş ilerliyor. 6 yaşına geldiğinde anneden koparılması ve dışarıda yani annenin emanet edeceği baba da bazen cezaevinde olabiliyor, aile bireylerinden büyüklere verilebiliyor ama büyükler evden çıkamayacak, kendine bakımda zorlanan büyükler olabiliyor. Ya, bu şartların biraz daha dikkatli gözlemlenmesi, belki anneye verilen ceza türünün elektronik kelepçe gibi yöntemlerle yeniden güncellenmesi gerekir diye düşünüyorum.

Son olarak TÜİK'e bir sorum olacaktı. Onda şöyle hızlıca notlarıma dönüyorum. Belki çok göz ardı ettiğimiz bir nokta: Yetiştirme yurdundan 18 yaşına geldiğinde bir kamu görevinde de görevlendirilmemişse çıkan çocuklar. Bu çocukların da çok ciddi bir suça bulaşma riski olduğunu hepimiz biliyoruz fakat edindiğimiz bilgilerde ya da istatistiklerde biz bunları göremiyoruz. TÜİK'in elinde böyle bir araştırma var mı? Bunu size sormak istiyorum. Yurt bakımından ayrılan, yetiştirme yurdundan ayrılan, devlet bakımından çıkan çocukların kamu görevinde istihdam edilenlerin o görevlerde kaç yıl tutunabildikleri çünkü orada tutunmaları da önemli, tutunamayan sayısı çok fazla, uzun süreler o kurumları çalıştım çünkü. Tutunamayan çocuklardan suça bulaşanlarla ilgili kayıt var mı elimizde, kaç çocuk var? Kamu görevinde görevlendirilmeyen 18 yaşını geçmiş ve kurum dışına çıkarılmış çocuklarda suça bulaşma oranları nelerdir? Bunları da size sormuş olayım. Aslında, dediğim gibi sorularım çok ama soru önergesi olarak da ayrıca sorayım.

Teşekkür ediyorum.