| Komisyon Adı | : | (10/1912,3375,3376,3377,3378,3379) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 06 .01.2026 |
ORHAN ATEŞ (Bayburt) - Teşekkür ederim Başkanım.
Tüm hazırunu saygıyla selamlıyorum.
Koruyucu hekimlikte bir kural var yani hastalık oluşmadan önceki işin maliyeti ve vakit harcama yönündeki israfı hastalık oluştuktan sonra çok daha fazla oluyor yani koruyucu hekimlikle hastalanmadan önce hastalığın tedbirinin alınması sonrakinden daha az maliyetli oluyor. Burada da benzer bir durum var yani suç işlendikten sonra hem çocuğun rehabilite edilme dönemi hem harcanacak zaman hem devletin o çocuğu rehabilite etmesi için harcanacak maliyet çok daha fazla oluyor. Burada da koruyucu hekimlikte olduğu gibi koruyucu yöntemlerle işe bakmanın adli yöntemlerle olayı değerlendirmekten daha kıymetli olduğunu düşünüyorum.
Sayın hocam genetik yapıyla ilgili çok güzel bilgiler verdi, kendisine teşekkür ediyorum. Ben de göz profesörüyüm, göz doktoruyum. Toplumda her 100 kişiden 2 ya da 3'ü bipolar bozukluğuna sahip -yani bunlar ilmî veriler- toplumun yüzde 0,8 ila 1'i şizofrenik yapıya sahip, yine toplumda yüzde 2 ila yüzde 3 oranında kişilik bozukluğu var yani bu, toplamda bakıldığında çok büyük bir yekûn aslında ediyor yani bütün toplumda, dünyada böyle, dolayısıyla genetik yapıdaki bu yatkınlık suça yatkınlığı etkileyen çok önemli faktörlerden biri. Yani burada ailevi nedenler var, okul nedenleri var, sosyal ağlar var, çocuğun yaşadığı mahalle ortamı gibi birçok faktör var; genetik yapı da bunun bir alt grubu diyelim ama bu da azımsanmayacak derecede bence kıymetli bir alan. Bu sebeple genetik danışmanlığın kıymetli olduğunu düşünüyorum. Yani genetik yatkınlığı olan ailelerde diğer aile bireylerine genetik danışmanlığın, psikolojik desteklerin -çocuğun bu suçlara girişmeden önce ya da suça yatkınlığını azaltma anlamında- ve sosyal katkının önemli olacağını düşünüyorum; bu alanda belki biraz daha bu konu geliştirilebilir genetik yatkınlıkla birlikte sosyal desteğin. Çünkü burada prefrontal bölge, limbik bölgenin gelişimi genetik yapıda olduğu gibi çevresel etkilere de bağlı. Çevresel etkiler de tabii, ben bir örneklemeyle gideyim: Ben göz doktoruyum, açık göz rengi olan insanlarda -bu bilimsel bir veri- mesela alkolik yatkınlık daha fazladır. Bu bilimsel bir veri yani bu magazinsel bir bilgi değil. Birtakım bağımlılıklara daha yatkın olur bu fizyolojik yapıya sahip, anatomik yapıya sahip insanlarda. Fizyoloji bu konuyu çok etkileyen bir mevzu.
Dolayısıyla, bu limbik bölgenin gelişiminde size şu soruyu soracağım Hocam: Limbik bölgenin gelişiminde inancın etkisi ne kadardır? Yani tüm inançlar açısından soruyorum. Bir de beslenme. Neticede, serotonin ve dopamin, bu suçların işlenmesinde, yüksek veya az olmasında çok önemli bir sebep. Bu, şizofrenide de böyledir, bipolarda da böyledir, kişilik bozukluğunda da kısmen böyledir ve gıdaların, besinlerin, özellikle magnezyumun, çinkonun, demirin, yağların bu hormonlar üzerinde çok ciddi etkisi var. Bu konuda ne yapılabilir, ne edilebilir önleyici tedbirler açısından? Onu size sormak istiyorum Sayın Hocam.
Teşekkür ederim.