KOMİSYON KONUŞMASI

EROL KELEŞ (Elâzığ) - Ben, ek olarak bir şey söyleyeceğim müsaade ederseniz Başkanım.

BAŞKAN MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU - Lütfen, buyurun.

EROL KELEŞ (Elâzığ) - Şimdi, buradaki asıl amaç şu: Kişinin, öğrencinin çalışmayla ilgili zaman kaybı ya da zorluklarını dikkate alıyoruz biz.

ÖSYM ENGELLİ ADAYLAR DAİRE BAŞKANI BELMA ATAK - Evet.

EROL KELEŞ (Elâzığ) - Ben size bir örnek vereyim: Böbrek yetmezliğim var benim Haftada üç gün diyalize giriyorum. Diyalize girmeden önce diyaliz hazırlıkları var ve diyalizden sonra da yaklaşık dört beş saat kendime gelemiyorum ve haftada üç gün bunu yapıyorum. Bana niye ek puan vermiyorsunuz? Çalışamıyorum çünkü, çalışmaya, emek vermeye zamanım yok ama siz burada sadece "görme engelli" "işitme engelli" demişsiniz ve kas, iskelet sistemi.

ÖSYM ENGELLİ ADAYLAR DAİRE BAŞKANI BELMA ATAK - Evet. Bu, masaya yatırıldı Sayın Vekilim, o nedenle. Bununla ilgili hocalarımızın, burada da Sayın Hocamız da...

BAŞKAN MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU - Burada nasıl bir değerlendirme mekanizmanız var, onu bir anlatır mısınız. Yani katılımlı mı? Efendim, daha dar bir dairede mi? Netice itibarıyla fikir fikirden üstündür, akıl akıldan üstündür, değil mi? Orada bence ortak aklı biraz daha çalıştırmak gerekebilir. Mesela, Sağlık Bakanlığı bu işin içinde var mı?

ÖSYM ENGELLİ ADAYLAR DAİRE BAŞKANI BELMA ATAK - Var. Zaten komisyonu oluştururken...

BAŞKAN MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU - Onu bir anlatır mısınız, o komisyonu?

ÖSYM ENGELLİ ADAYLAR DAİRE BAŞKANI BELMA ATAK - Tabii ki.

Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünden alan uzmanlarını davet ettik, komisyona görüşlerini sunsun diye. Tabii ki ilk etapta, ilk düşünülen, akla şu geliyor: Neden görme, işitme, bedensel? Bu soru, bugüne kadar ÖSYM Başkanlığına soruluyor sınavı biz yaptığımız için ama Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı da geçen sene bu konuyla ilgili bir komisyon topladı, oradakilerden de aldık görüşleri. Görüşleri alırken tabii ki akademisyen hocalarımızın bile şöyle bir görüşü oluyor. Birisi diyor ki: "Evet efendim, bunun olmaması lazım." Bir sınav. Biz ne yapıyoruz ÖSYM olarak? Sınav uygulamalarını gerçekleştiriyoruz fakat bilgiye erişimde güçlük çekenler, zamanında bu karar alındığı için... Şimdi, işte, tam o noktadayız ÖSYM ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı olarak da. Bu ek puan uygulaması devam mı etmeli, YKS'de sadece 3 engel grubu için mi devam etmeli, diğer engel grupları buna dâhil edilmeli mi? O yüzden Sağlık Hizmetleri Genel Hizmetleri Genel Müdürlüğüne gittik. Orada ilgili branşların, dediğim gibi; nöroloji, psikoloji, kardiyoloji, dahiliye, üroloji, hematoloji, profesör titrinde bütün uzman hekimleri masaya yatırdı. Aslında, yani tam olarak Sayın Başkanımızın olurundan geçmedi. Komisyonu bir kez daha toplayacağız. Bir görüş dedi ki: "Hayır, bu kalkmalı. Sınav uygulamaları getirilmeli." Yani nedir? Ben ne yapıyorum şimdi az görene? Az görene diyorum ki: "Sana büyük punto veririm." Hatta diyorum ki: "Bak, sen aletinle de gelirsin." Ne getirir az gören? Elektronik büyüteç. Güvenlik, ÖSYM Başkanlığının olmazsa olmazlarındandır. Nedir güvenlik? Şimdi, elektronik büyüteç; cep telefonuna benzeyen bir alet, daha büyükleri de var masa kadar. Çocuk soruların üzerinden bunu tutuyor. Niye? Çok az görüyor. Yüzde 2 gören aday var. "Okuyucu istemiyorum. Başkasının okuduğunu anlamıyorum." diyor. "Nasıl anlıyorum?" ÖSYM'ye diyor ki: "Ben kendi aletimle gireceğim." 2015 yılına kadar ÖSYM Başkanlığı güvenlik açısından bu aparatların hiçbirine izin vermiyordu. 2015 yılından itibaren elektronik büyüteciyle de giren çocuğa biz "Bu aletini sınavda kullanabilirsin." diyoruz ama ne yapıyoruz? İletişimi kesilmiş binalarda alıyoruz, sinyal kesici yani "jammer" gönderiyoruz. Sen bunu kullan. Çünkü anında, soruların üzerine gittiğinde sorular teknik olarak dışarıda olabilir. İşitme cihazı; içinde alıcı verici vardır, bundan da ÖSYM korkar. O yüzden diyoruz ki: "Ben sana da 'jammer' göndereceğim." Ve de bunu zaten ÖSYM Başkanlığı yaptığı bütün sınavların kılavuzlarında adaylara tebliğ hükmünde yayımlıyor. Tabii ki bu görüş çok kıymetli, hocalarımızın görüşü. Mesela, kulak, burun, boğaz alanı hocamızın. Hakikaten doğru. Yani insanlar şunu diyebilir: "Görme, işitme, bedensel engeli olan herkese siz ek puan veriyorsunuz." Öyle değil. Onun bir algoritma kriteri var ve de bunu işin uzmanlarından aldık, üniversitedeki hocalardan. Onlar da diyor ki: Bunlar... Hatta "RAM raporu bile varsa getir." diyor çünkü şimdi, siz bu, işte, diyelim ki 18-19 yaşında üniversite sınavına giren bilgiye, buna erişir ama dediğim gibi, 40 yaşında, 60 yaşında bizim sınavlara girenler var. Örnek veriyorum, bir Rıza Dedemiz vardı, diyor ki: "Ben doğuştan görme engelliyim. Ailemin imkânları nedeniyle okuyamadım. ÖSYM bana okuyucu ver." Okuyucu vereceğimize dair tam teşekküllü devlet hastanesinden raporunu gönderiyor, yüzde 100 görmez. Fakat diyor ki: "Ben duymuyorum, yaşım gereği duymuyorum. ÖSYM, sen benim işitme cihazımla da sınava girmeme izin ver." ÖSYM Başkanlığı ona diyor ki: "İşitme engelli olduğuna dair de rapor gönder." Her şeyin teknik anlamıyla raporunu istiyor. Hem görmeyen hem duymayan. "Görmüyor." diyorsunuz, nasıl duyacak bu? O yüzden de diyoruz ki biz: Eğer adayın aparat kullanması gerekiyorsa -sınav uygulamaları zaten bu- Başkanlık buna da izin veriyor.