KOMİSYON KONUŞMASI

SABAHAT ERDOĞAN SARITAŞ (Siirt) - Teşekkür ederim.

Sayın Bakan, değerli bürokratlar, değerli milletvekilleri; ulaştırma Türkiye'nin kronik sorunudur. Şu son süreçte de Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı son zamanlarda her paylaşımında ve her çalışmada "Türkiye hızlanıyor." diye bir sloganı kullanılıyor ancak yurttaşın günlük hayatına temas eden temel göstergelere bakıldığında bu sloganın gerçekle arasındaki mesafe giderek açılmaktadır maalesef. Türkiye hızlanmıyor, aksine özellikle Kürt illerinde uçak bulmanın zorluğuyla karşı karşıyayız. Kara yolu projelerinin yıllara yayıldığı, ulaşımın lüks hâle geldiği ve iletişimin her ay yeni zamlarla nefes aldırmaz hâle geldiği bir dönemden geçiyoruz maalesef.

Bakanlık her yıl devasa bütçeler talep ediyor, 2025 için de ulaştırma yatırımları için de bu tablo değişmeyecek gibi görünüyor. Bu yıl ayrılan 778,5 milyar liralık bütçeye rağmen ortaya çıkan tablo; şeffaflıktan uzak, bölgesel eşitsizlikleri derinleştiren ve toplumsal ihtiyaçları karşılamaktan uzak bir ulaşım ve iletişim politikası olacak. Ulaşım hakkı yalnızca fiziksel bir erişim değil, aynı zamanda demokratik katılım ve eşit yurttaşlıkla ilgili temel bir alandır. Bu nedenle bütçeyi tartışmak bir mali planla birlikte aynı zamanda toplumun hakkını ve geleceğini de tartışmaktır Sayın Bakan.

Türkiye'de hava yolu trafiği 2025 yılında rekor düzeye ulaşmış görünüyor. Bu iyi bir şey; 187 milyon yolcu 1,8 milyon uçuş, ancak bu toplam rakamlar bölgesel gerçekliğin üzerini örtmeye yetiyor bizler açısından Sayın Bakan. Hava yolu ulaşımı arttı fakat kimin için arttı diye soruyoruz biz doğu, Kürt illerinde yaşayan vatandaşlar olarak. İstanbul, Ankara, İzmir gibi illerde günde onlarca uçak iniş kalkış yaparken Siirt, Van, Muş ve Batman gibi illerde seferler seyrek, biletler yüksek fiyatlı ve hatlar sık sık kapatılmaktadır. Mesela Van Ferit Melen Havalimanı aylarca kapalı kaldı, şehirde eğitimden sağlığa, ticaretten sosyal hayata kadar her alanı olumsuz etkiledi maalesef bu durum. Bu durumun aynısı son bir aydır Siirt için geçerlidir. İlim olan Siirt için sunumunuzda sadece yirmi yıldır yapımı devam eden yolun 19 nisanda bitiminin reklamını yaptınız, bence bu bir utanç reklamıdır. Aynı zamanda, Siirt'te pist yok ama siz terminal yapıyorsunuz, dilimizde tüy bitti ama Ulaştırma Bakanlığına bunu anlatamadık. Bizim iniş yapılan pistimiz yok, terminale ihtiyacımız yok, daha geniş coğrafi koşullara uygun bir havaalanına ihtiyacımız var diyoruz ama bizi dinlemiyorlar. Bunun da rant sebebiyle olduğunu iyi biliyoruz. Dolayısıyla bu bakımlar sadece teknik bir mesele değil, aynı zamanda hayatın akışını da açık bir şekilde sekteye uğratıyor.

Yine "Türkiye hızlanıyor." dediniz ve bu çağda Bitlis hâlâ çok yavaş mesela çünkü burada hâlâ bir havaalanı yok. Mesela biz buradan da sormak istiyoruz: Van ve Diyarbakır arası niye uçuşlar yok ya da niye raylı sistem yok? Yine, sunumunuzda birçok ildeki raylı sistemden bahsettiniz ama bu illerde maalesef sadece Mardin görünüyor.

KAMURAN TANHAN (Mardin) - Mardin'de zaten var.

SABAHAT ERDOĞAN SARITAŞ (Siirt) - Mardin'de zaten var.

İnsanlar sürekli başka kentlere gitmek durumunda kalıyor, gidip oralardan yolculuk yapmak zorunda kalıyor. Yine, raylı toplu taşıma sistemi konusunda benzer eşitsizliklerle karşı karşıyayız Sayın Bakan. Büyük bütçeler ayırıp Bursa'da, Kayseri'de, Konya'da, Samsun ve Eskişehir'de yaptığınız raylı sistemler Diyarbakır, Mardin, Batman gibi şehirlerde maalesef yok. Kaldı ki bu kentlerin coğrafi koşulları da son derece bu toplu taşımaya uygun olmasına rağmen maalesef yok.

Sayın Bakan, 2025 yılı bütçesiyle hava ulaşımına büyük pay ayırdığınızı savunuyorsunuz fakat bu kaynak eşit dağıtılmadığı sürece rakamlar gerçeği perdelemekten başka bir anlam taşımayacak bizler açısından.

Evet, yine, çok dillilikten bahsediyoruz Sayın Bakan. Türkiye çok dilli, çok kültürlü bir ülke ama maalesef Türkiye'nin çok dilli toplumsal yapısına rağmen tüm yurt ulaşım ağları dil konusunda sınırlıdır. Metrodan hızlı trene, havalimanından otogara kadar tüm bilgilendirme sistemleri yalnızca Türkçe ve İngilizce'dir, turistler düşünülüyor ama bu ülkede yaşayan halk düşünülmüyor. Mesela benim annem Türkçe bilmiyor Sayın Bakan. Oysa Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin toplu taşımada Kürtçe selam anonsları uygulaması bu talebin toplumsal alanda karşılık bulduğunu göstermiştir. Bu adım toplumda olumlu yankı uyandırırken Ulaştırma Bakanlığının mevzuat gerekçesiyle Kürtçe'yi ulusal ulaşım ağlarından dışlamaya devam etmesi, eşit yurttaşlık ilkesinin de ihlalidir aynı zamanda. Hava limanlarında, trenlerde ve otoyol sistemlerinde Kürtçe bilgilendirmenin olmaması teknik bir imkânsızlık değil, tamamen politik bir tercihtir. Bakanlığın 2025 bütçesinde çok dilli bilgi altyapısına ayrılmış hiçbir anlamlı pay bulunmamaktadır. Oysa, altyapı şirketleri dijital sistemlerle çok dilli anonsu kolayca sağlayabilecek kapasitededir. Dolayısıyla sorun teknik değil, siyasi irade eksikliğidir diye ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, TÜİK ve diğer kurumlardan elde edilen veriler uzun yıllardır aynı tabloyu gösteriyor. Ulaşım yatırımlarının büyük bölümü Marmara ve Ege Bölgelerinde yoğunlaşmaktadır. Doğu ve Güneydoğu illerinde projeler ya hiç başlamamakta ya da yıllarca tamamlanamamaktadır. Van Çevre Yolu Projesi bu dengesizliğin çarpıcı örneklerinden biridir. Kendim bile beş dakikalık yolda üç saat beklemek durumunda kaldım Sayın Bakan yani sadece laf olsun diye söylemiyorum, bizzat yaşamış biri olarak ifade ediyorum. 2010'da başlatılan yalnızca 41 kilometrelik proje on beş yıldır tamamlanmamıştır, hâlâ yüzde 40 bandındadır. Aynı şekilde, 2009'da başlayan Bingöl-Diyarbakır kara yolu hâlâ bitirilmemiştir. Yine, Siirt-Kurtalan-Batman yolu da yirmi yıldır aynı akıbeti yaşamaktadır. Maalesef her gün trafik kazalarıyla uyanıyoruz ve bu trafik kazalarının çoğunun ölümle sonuçlandığını üzülerek ifade etmek istiyorum.

Sayın Bakan, size şunu da sormak istiyorum: İktidarınızın yıllardır öve öve bitiremediği otoban hikâyesi neden Urfa'da takıldı? Neden hâlâ Diyarbakır'a, Mardin'e, Van'a, Siirt'e kadar otoban yok diye sormak istiyorum? Yine, iktidarın bir diğer övgü kaynağı olarak gördüğü yollar maalesef kalitesiz ve yetersiz. Sadece bu yılın ilk çeyreğinde Siirt, Batman, Hakkâri, Van gibi şehirler arasında birçok ölümlü kaza yaşandı. Elbette bu kazaların başka nedenleri de mevcut ancak en hayati sorun yol kalitesi olarak gösterilebilir diye ifade etmek istiyorum. Dolayısıyla, 2025 yılı bütçesi bu dengesizliği gidermeye dair iddialı görünse de kaynak dağılımı incelendiğinde karşımızda büyük bir eşitsizlik ve dengesizlik var Sayın Bakan.

Şehirler arası ulaşım da yine aynı sorun. Değerli arkadaşlar, Türkiye'de ulaşım maliyetleri son yıllarda astronomik şekilde artmıştır; köprü ve otoyol ücretleri, akaryakıt fiyatları, bakım maliyetleri ve özel şirketlere verilen garanti ödemeleri yurttaşın bütçesini aşındıran en ağır kalemlerdendir. Değerli arkadaşlar, bir işçinin işe gitmek için harcadığı aylık ulaşım maliyeti bir faturayı aşacak seviyeye gelmiştir. Uçak bileti fiyatları turistler için makul tutulurken yurttaş için erişilmez hâle gelmiştir; dil gibi yine turiste kolaylık, vatandaşa zorluk. Karayolları şirketleri artan akaryakıt ve bakım maliyetlerini biletlere yansıtmış, şehirler arası otobüs yolculuğu bile artık ekonomik bir seçenek olmaktan çıkmıştır. Bakanlık bütçesi ise bu maliyeti azaltacak bir politika vizyonu sunmamakta, kamu yararı yerine ticari çıkar odaklı işletme modelini sürdürmektedir. Oysa, ulaşım hakkı gelire göre değişen bir hizmet değil, her yurttaşın eşit biçimde ulaşması gereken kamusal bir haktır Sayın Bakan.

2025'te yalnızca ulaşım değil, iletişim alanı da ağır bir yavaşlama ve maliyet artışı içindedir Sayın Bakan. BTK'nin yılda iki kez otomatik fiyat güncellemesi, internet ve GSM faturalarını sürekli artırmaktadır. Öğrenci, emekli, dar gelirli, tüm kesimler için internet maliyeti büyük bir yük hâline gelmiştir. Sektörün 2025 yılı giderleri 127 milyar TL'yi aşmıştır fakat bu, hizmetlerin kalitesine yansımamıştır. Türkiye hâlâ sabit ve mobil internet hızında birçok ülkenin maalesef çok gerisinde. Bakanlık 2025 bütçesinde 5G'ye geçişi hızlandıracağını iddia etmektedir ancak bu geçiş, yeni altyapı maliyeti, frekans bedelleri, cihaz ve ekipman ithalatı gibi işletmelere getireceği yatırım yükü nedeniyle büyük bir ekonomik yük anlamına gelmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Bitti.

SABAHAT ERDOĞAN SARITAŞ (Siirt) - Bir dakika daha.

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Bir dakikanız yok, ben bitirin diye uzatıyorum. Bu hak gibi olmuş, normalde on dakikanız var, hadi bitmedi,

selamlama için veriyorum.

ONUR DÜŞÜNMEZ (Hakkâri) - Selamlama için verin.

ADALET KAYA (Diyarbakır) - Grup adına konuşuyor Sayın Başkan.

SABAHAT ERDOĞAN SARITAŞ (Siirt) - Grup adına konuşuyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Yok, bir dakika veriyorum da bir dakika daha yok yani selamlama için veriyorum onu, bu şey oldu, işte, başlatıyoruz ya bunları böyle.

ONUR DÜŞÜNMEZ (Hakkâri) - Selamlamayı siz önden yaptınız hepimizin adına.

CEVDET AKAY (Karabük) - Devam edin, süre açıldı.

ADALET KAYA (Diyarbakır) - Devam et, devam et...

SABAHAT ERDOĞAN SARITAŞ (Siirt) - Siz daha hızlı internet söylemini öne çıkarsanız da mevcut bütçe dağılımı bu hızın ne maliyet açısından ne de teknik açıdan güven vermediğini göstermektedir. Eğer bugün 4.5G altyapısında dahi hız ve erişim eşitliği sağlanmıyorsa 5G'nin daha kapsamlı ve daha sınırlı bir erişim yaratma riski yüksektir. Dolayısıyla, iletişim alanında da sloganlara, vaatlere değil, hıza değinin diyorum. Zamlarla ağırlaşan ve yavaşlaşan bir gerçeklik mevcuttur yani Sayın Bakan, sizin anlayacağınız Türkiye hızlanmıyor, zamlanıyor.

Değerli arkadaşlar, Bakanlığın 2025 bütçesi büyük rakamlar içeriyor olabilir ancak ulaştırma politikası yalnızca bütçe büyüklüğüyle değil, kimin için harcandığıyla ölçülür. Bugün, Türkiye'de, Kürt illerinde uçak seferleri azalmakta, havalimanları kapatılmakta, biletler fahiş fiyata ulaşmakta, bölgesel yatırımlar...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)