| Komisyon Adı | : | (10/434,2104,2716,2717,2718,2719) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 16 .12.2025 |
AYLİN YAMAN (Ankara) - 23'üncü toplantımız.
Ben aynı zamanda Sağlık Komisyonu üyesiyim. Sağlık politikalarında bu ülkenin -şimdi bugün fizik tedavi konuştuğumuz için daha ağırlıklı sağlığa kaydım- ciddi bir insan kaynağı yatırımı sorunu var. Yani bence sadece işte rehabilitasyon süreçlerinde değil. Ben şimdi girişte birazcık bahsettim ama rehabilitasyon gerçekten bir ekip işi, fizik tedavi hocalarının üzerindeki en büyük yükü alan iş ekibin güçlü olması, fizik tedavi hocalarını da güçlendirecek bir iş.
Şimdi, hemşirelikteki uzmanlaşmayı biz uzun zamandan beri kaybettik. Bunun bir temel nedeni, tabii, maliyet odaklı gidince sağlıkta, insan kaynağı çünkü en büyük maliyettir her zaman sağlıkta. Ama uzmanlaşma aslında uzun vadede sağlık ekonomisi açısından çok anlamlıdır yani çıktı üzerinden takip ettiğiniz zaman. O yüzden bence gerçekten tüm yoğun bakım hemşireliği, rehabilitasyon hemşireliği, işte mesela, yoğun bakımlarda yara bakım hemşiresi, eğitim hemşiresi, diyabet hemşiresi, diyaliz hemşiresi gibi biz çoğu zaman bu hemşireleri alıp genel iş de yaptırıyoruz ya da genel iş için gelenlere bu işleri de yaptırıyoruz. Yani bence rehabilitasyon süreçlerinde insan kaynağına yatırım çok çok önemli. Fizyoterapist sayısı yeterli değil. En son 34 bin küsur KPSS'yle bir alım yapıldı, ikiye bölünerek, sayın müdürüm bilecektir ama bu çok az sayıda geldi. Öğrenciler, mesela fizyoterapistler açısından söyleyeyim, 90 puanla açıkta kalan var yani artık 90'ın ne kadar üstüne çıkacak bu insanlar?
Tabii, eğitim süreçleriyle ilgili çok fazla bölüm açılması ve eğitim-istihdam dengesizliği nedeniyle de çok büyük bir sıkıntı var ama öte yandan ihtiyaç da var. İşte ne kadar inme vakamız var? Kardiyak vakalarımız çok fazla yani bizim gibi engellilik süreçlerinin çok yoğun olduğu, işte travma ülkesi, deprem ülkesi gibi şeyler de göz önünde bulununca gerçekten fizyoterapist sayısı, atama sayısı çok yetersiz. Keza sosyal hizmet uzmanları, keza psikologlar, ekipte yer alması gereken ama en önemlisi uzman hemşireler gerçekten sıkıntılı.
Sonra evde bakım süreçlerine gelecek olursak, evde bakımda gerçekten bizim bir standart modelimiz yok. Şu anda yerel yönetimlerin bir kısmı evde bakım hizmeti veriyor, Sağlık Bakanlığı veriyor, Aile Bakanlığı veriyor ama hiçbiri standart değil. Kimi gidiyor, işte, ev temizliği yapıyor, kimi gidiyor, ilaçlarına bakıyor, kimi gidiyor, tansiyon ölçüyor. Oysa bizim çok sıkı bir evde bakım, standart evde bakım modeli de olması gerekiyor. Aynı zamanda refakat elemanı sağlama şeklinde de eğer hekim uygun görürse... Bunun için şimdi gönüllülük modelinden bahsedildi ama bu konuda yetiştirilmiş elemanlar var. İşte, evde bakım teknikerleri var, hasta bakım teknikerleri var, bunlar eğitim alıyorlar ama atamaları hiç yapılmıyor, yaşlı bakım teknikerleri var, engelli bakım teknikerleri var. Bunların da atamalarını bizim düşünüp doğru bir evde bakım modeli de kurgulamamız gerekiyor. Bunu dönem dönem refakatçi olarak, dönem dönem de evde bakımda hizmet verecek grup olarak düşünmemiz gerekiyor.
Uzun süreli bakım bu ülkenin önündeki önemli konulardan biridir yani yaşlanan nüfus da göz önünde bulundurulacak olursa, bunu şu amaçla söylüyorum: Hem insan kaynağı açısından önemli hem bir bakım modeli yani sigortalama modeli açısından. Orta vadeli planlarda hep geçiyor, bakım sigortası, engelli bakımında da geçerli, yaşlı bakımında da geçerli, uzun süreli bakımda hem bakım veren kişinin iş hayatından kopması ve maddi açıdan zorluklarının önüne geçilmesi açısından hem de bakım alan kişinin işten kopması ya da onun ayakta kalması açısından yani bakım süreçlerine, bizim bu konuya uzun süreli bakıma hem maddi açıdan hem de insan kaynağı açısından çok detaylı bakmamız gerekiyor.
Şunu söyleyeceğim: Ağız diş sağlığını konuştuk, engelliler de önemli, ağız diş sağlığı modelimizde de genel olarak, sağlık politikası olarak bir daha odaklanmamız gerekiyor. Mesela Sağlık Bakanlığının aile diş hekimliği modeli vardı, pilot bölgelerde, 3 şehirdi sanırım, başlandı ama ne oldu bilmiyoruz biz onun sonuçları. O aile diş hekimliği modeli üzerinden acaba engellilerin diş sağlığına da bir yaklaşım olabilir mi? O bölgedeki engellinin diş hizmetine bir yaklaşım olabilir mi? Orada da personel istihdam sorunu var, ağız diş sağlığı teknikerleri gibi, protez teknikeri gibi.
Gerçekten bu ülkede, biliyorsunuz, 12,2 kez bir kişi sağlık kurumuna gidiyor ama diş hekimliğine 1 kez bile gitmiyor, 0.7'lerde yani genel olarak diş sağlığı konusunda bir sıkıntımız var ama engellide tabii ki ekstra bir sıkıntı var.
Şunu sormak istiyorum: Askerî sağlık sisteminin ortadan kaldırılması acaba sizin açınızdan, rehabilitasyon süreçleri açısından bir sıkıntı yaratıyor mu? Biz defalarca söylüyoruz, askerî sağlık sistemi çok önemli bir sistemdi ve çok güçlü bir sistemdi bu ülkede hem travma cerrahisi açısından hem rehabilitasyon süreçleri açısından. Mesela Gaziler Hastanemiz herhâlde o işin uzantısıdır diye düşünüyorum. O tecrübenin aktarılması açısından çok önemliydi. Biz bunu her ortamda söylüyoruz. Bence rehabilitasyon süreçlerinde de ekstra önemlidir diye düşünüyorum.
Son söyleyeceğim şey de, emeklilik süreçlerinde, biliyorsunuz, daha önce bir Baltazard Formülü kullanılıyordu, mutlaka biliyorsunuzdur siz de diye düşünüyorum. Şimdi, bu 2008 öncesi, sonrası birtakım sorunlar yaşanıyor. Vergi indirimi üzerinden bir emeklilik modeli vardı ve bir Baltazard Formülü kullanılıyordu. Şimdi de bir çalışma gücü kaybı, Sosyal Güvenlik Kurumunun kurduğu kurullar üzerinde çalışma gücü kaybı; oradaki modelin doğru olduğunu düşünüyor musunuz? Ben bu konuya mutlaka fizik tedavi hocalarımız hâkimdir diye düşünüyorum. Oradaki modelin... Çünkü çok mutlu oldum, siz ICF'e değindiniz yani fonksiyonellik çok önemlidir bu konuda ve uluslararası da bir sınıflama. Burada bu modelin, şu anda çalışma gücü kaybında kullanılan modelin bunu düzgün temsil etmediğini düşünüyorum ve çok ciddi mağduriyetler yaşanıyor burada. Dünya örnekleri var mıdır, iyi örnek var mıdır? Bir de size bu konuyu sormak istiyorum.
Çok teşekkür ediyorum, sağ olun.
YOZGAT BOZOK ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ PROF. DR. EVREN YAŞAR - Ben teşekkür ediyorum.
Tabii, aynı zamanda, Silahlı Kuvvetlerden gelen kıdemli albayım, şu anda üniforma giymesem de sistem açısından. Tabii, eskiden o kurguyu yapan adamlardan biriyim ben. GATA rehabilitasyon 2000'de benim mezuniyetimle kuruldu.
AYLİN YAMAN (Ankara) - O yüzden özellikle sordum zaten.
YOZGAT BOZOK ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ PROF. DR. EVREN YAŞAR - İhtisasımı orada yaptım devam eden süreçlerde de ve bunun Sağlık Bakanlığımız nezdinde doğru tanımlanıp belki de bu sistemin yaygınlaştırılması açısından bakanlarımızın bizi seçmesinin de avantaj olduğunu düşünüyorum. Yani bu kurguyu, gerçekten, hani, fizik tedavi hastanesini, Bilkenti ve diğerlerini planlarken mevcutta GATA rehabilitasyonu aldık ama GATA rehabilitasyon eskiydi, yirmi yıllık bir sistemdi. Bu sistematiği Avrupa örnekleriyle, Amerika örnekleriyle süslemek zorundaydık. Çok optimal bir model olduk. Hani, şunu çok gönül rahatlığıyla söyleyebilirim: Şu an bizim yarışacağımız rehabilitasyon hastanelerinin, burada konuştuğumuz rehabilitasyon hastanelerinin rakibi Amerika'daki Shirley Ryan yani Avrupa'da bir rakibimiz yok, bunu ifade edebilirim. O yüzden, biz aslında bu kültürü sivile de yayma açısından, hani, askerî cerrahi vesaire, oralar çok benim konum değil amma velakin fizik tedavideki bu avantajın çok iyi kullanıldığını düşünüyorum; bir. İkincisi...
AYLİN YAMAN (Ankara) - Ama bu devam etmiyor şu anda.
YOZGAT BOZOK ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ PROF. DR. EVREN YAŞAR - Devam ediyor bence.
Şimdi, Gaziler FTR Eğitim Araştırma, isim değişti, şu anda görev yapan arkadaşlarım da aynı bilinçle -onlar da ifade ettiler zaten konuşmalarında, il sağlık müdürümüz de- burada her seferinde askeri ve gazileri, askerî polisi, güvenlik kuvvetlerini ve gazileri önceliyorlar. Zaten serzenişler, size gelen şikâyetler de orada.
AYLİN YAMAN (Ankara) - Evet, evet.
YOZGAT BOZOK ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ PROF. DR. EVREN YAŞAR - Biz hastamızı Gazilere yatırmak istiyoruz, yer bulamıyoruz. Tabii ki onların öncelikleri farklı, 200 yataklı bir hastaneden bahsediyoruz. Yatış süreleri de biraz önce sizlere arz ettiğimiz sürelerdi ki bunu da fizik tedavi deyince, standart değil, biz bu hastane programlarında da -bakın, kardeşlerim de ifade etti- burada dünya örnekleriyle... Omurilik yaraları ayrı, 300'ü veya 200'ü bölün, beyin hasarlılar ayrı, pediatrik rehabilitasyon, dünyada örneği yok, 50 yatak Bilkentte var, 25 yatak Etlikte, yine, Gazilerde de ayrılmış, bunlar ayrı. Nöromüsküler hastalıklar ayrı, subakutu ayrı, inanın, olayı -siz hekimsiniz, meslektaşım olarak ifade ediyorum- vertigo rehabilitasyonuna kadar indirgedik. Biraz önce Ayşegül Hocam "GETAT" dedi, Sayın Bakanım da tepki verdi, GETAT'ın zaten yüzde 80 endikasyonları fizik tedaviyle ilgili olduğu için tanımlayıcı tedavinin belki de en güzel örneklerini burada sergilemek adına her iki hastanede de GETAT ünitelerini o sağlıklı bakış açısıyla fizik tedavi hastanelerine kurguladılar. O açıdan, ben kendi adıma, hani, yıllardır gazilerle bağım hiç kesilmedi, gaziler, şehit aileleri. Hatta biz biliyorsunuz, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın Tazelenme, ikinci bahar üniversite modeli vardır, biz onunla beraber, şimdi, Yozgat'ta ben Vefa Üniversitesi kurdum gaziler ve şehit aileleri için. Biz onları eğitime alıyoruz, ihtiyacı olan konuları şey yapıyorlar. Diş hastanesine öncelikli olarak bağladık, eğitim araştırma hastanesine öncelikli olarak bağladık yani bu kültür çok yaygınlaştı, ben bu konuda çok mutluyum, herhangi bir eksiğimizin şu an için olduğunu düşünmüyorum.