| Komisyon Adı | : | (10/1912,3375,3376,3377,3378,3379) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 16 .12.2025 |
RUKİYE TOY (Sivas) - Teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, Komisyonumuzun değerli üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Komisyonumuzun hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.
Komisyonda yaptığımız çalışmaların çocukların suça sürüklenmesinin sebepleri, çocuklarımızı suçtan koruyacak, suça bulaşmalarını önleyecek tedbirler ve çocuklarımızın toplumsallaşması konularında literatüre ve yürütülen politikalara katkı sağlamasını temenni ediyor, bu minvalde katkı sağlayacak herkese şimdiden teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Tabii, değerli arkadaşlar, çocuklarımız bizim en değerli varlığımız, hayat ışığımız, geleceğimiz, en büyük hazinemiz dolayısıyla bu münferit olarak da böyle, devlet olarak da böyle, millet olarak da böyle. Fakat çocuğun suç temasıyla yan yana gelmesi, çocuğun suçlu sıfatıyla anılması gerçekten bir suçun tarafı, parçası ve ne yazık ki faili olması çok acı, canımızı gerçekten derinden yakan bir konu çünkü çocukluk deyince hep masumiyet aklımıza gelir, kendi kararlarını veremeyen doğumdan itibaren başlayan, ve yetişkinliğe kadar devam eden bir süreci kastediyoruz aslında, kişinin yetişkin olarak kabul edilmediği bir gelişim döneminden de bahsediyoruz. Dolayısıyla aslında çocuğa bakış açımızı yönlendirirken aileyi ve yetiştiği ortamı da mutlaka değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum çünkü eğer bir çocuk hepimizin bildiği gibi, sürekli eleştiriliyorsa kınama ve ayıplamayı öğrenir, eğer bir çocuk kin ortamında büyüyorsa kavga etmeyi öğrenir, eğer bir çocuk alay edilip aşağılanıyorsa sıkılıp, utanmayı ya da kavga etmeyi öğrenir, eğer bir çocuk devamlı utanç duygusuyla eğitiliyorsa kendini suçlamayı öğrenir, eğer bir çocuk desteklenip yüreklendiriliyorsa da kendine güvenmeyi öğrenir, eğer bir çocuk beğeniliyorsa takdir etmeyi öğrenir, eğer bir çocuk hakkına saygı gösterilerek büyütülüyorsa adil olmayı öğrenir, bu dünyada mutlu olmayı öğrenir.
Değerli arkadaşlar, sonuç olarak çocuk ne yaşıyorsa yaşadığını öğrenir. Bu sebeple bir çocuk ve ortada işlenmiş bir suç varsa bakış açımız "Suçlu çocuk yoktur, suça itilmiş çocuk vardır." olmalıdır, bu şekilde olmalıdır diye düşünüyorum. Bu bakış açısıyla suç eyleminde bulunan yetişkinler için kullanılan "şüpheli", "sanık", "suçlu", "hükümlü" gibi terimlerin çocuklar için kullanılması yerine "suça sürüklenen çocuk" kavramını kullanıyoruz. Çocuk suçluluğu yapılan hukuksal düzenlemelerle kanunlarımızda da bu yaklaşıma uygun şekilde ele alınmaktadır. Kanunlarda suç olarak yer alan bir fiili işlediği iddiasıyla hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirleri kararı verilen çocuğun cezalandırılmasından ziyade korunması esas alınmıştır yani kanunlarımızda temel yaklaşım aslında çocukların korunması olup özgürlüklerin kısıtlanmasına yönelik tedbirlerle cezalandırılmaları son çare olarak değerlendirilmektedir. Bu Komisyonumuzun amacı aynı zamanda son dönemde yaşanan suça itilen çocukların da bir anlamda korunmasıdır aslında. Komisyon çalışmalarımız süresince de bu ve benzeri konulara değinmeye devam edeceğiz mutlaka. Fakat şu konular da odağımızda olmalıdır: Çocuklarımızın iyi hâlini sürdürmeye yönelik uygulanması gereken politikalar da göz önünde bulundurulmalıdır.
Diğeri ise suça sürüklenme potansiyeli gösteren çocuklara yönelik çocukluk döneminde farklı gelişme ve büyüme dönemlerini içerdiği, ayrıca, her bir çocuğun da içerisinde büyüdüğü ortamın da farklı olabileceği, çocuğun bu süreçte diğer çocuklardan nasıl etkilenebileceği durumlarını da dikkatle değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum çünkü her çocuk bir dünya, her çocuğun dikkatle izlenmesi gerekir gerekir diye düşünüyorum. Çocuğa özel, ihtiyacına uygun korunma, eğitim de sağlanmalıdır. Bu anlamda, inşallah Komisyonumuzun çalışmalarının -biraz önce vekilimizin de belirttiği gibi- herhangi bir siyasi düşünceyi hesaba katmadan hepimizin geleceği için, Türkiye'nin güçlü bir geleceği için çocuklarımızın ayrı ayrı ve hepimizin farklı ön yargılarımızı bir kenara bırakarak dinlenmesi gerektiğini düşünüyorum.
İsim listesiyle ilgili bir çalışmamız da var, daha sonra size, Başkanlığımıza iletiriz, uygun gördüklerinizi de inşallah davet edersiniz.
Teşekkür ediyor, tekrar hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.