| Komisyon Adı | : | Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyelerinden Oluşan Karma Komisyon |
| Konu | : | Kamu Başdenetçisi M. Nihat Ömeroğlu'nun Kamu Denetçiliği Kurumu 2015 yılı Faaliyet Raporu hakkında sunumu |
| Dönemi | : | 26 |
| Yasama Yılı | : | 1 |
| Tarih | : | 04 .03.2016 |
ŞENAL SARIHAN (Ankara) - Tabii, tabii.
Biraz önce ifade etmeyi unuttuğum iki nokta var. Birisi, kadın ve çocuk hakları hakkında 2015 yılında cinsiyet ayrımcılığı konusunda 5, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal hizmet ve yardım etkinlikleri alanında 7, çocuk ihmali ve istismarcılığı alanında 4 başvuru olduğu, "ve diğer" diye geçen 87 başvurudan da söz ediliyor. Şimdi, bu demin söylediğimiz tanınma konusuna, bilinme konusuna çok ilginç bir örnek diye düşünüyorum çünkü çocuk istismarı, kadınların ayrıma, özellikle cinsiyet ayrımına karşı çok fazla haksızlığa uğradıkları toplumun, hepimizin bildiği bir gerçeklik fakat hiç yakınma olmamış.
Yukarıda da -yaşama hakkı, ifade özgürlüğü, düşünce ve vicdan özgürlüğü, sayıları vereceğim- ifade özgürlüğü konusunda 2 başvuru olmuş. Toplumumuzun çok tartıştığı bir konu ifade özgürlüğü ama 2 başvurumuz var. Düşünce, vicdan ve inanç özgürlüğü; 10 başvurumuz var. Daha fazla başvuru olmamış, ibadet özgürlüğü de bunun kapsamı içinde. Yaşam hakkı ve işkence, kötü muamele konusunda 71 başvuru var. Bunu sadece bilginize sunmak istedim yani gerçekten bu kurumun, insan haklarının korunması açısından daha çok tanınmaya, daha çok değerli başvurular almaya gereksinimi var.
Bir başka konu, biraz teknik olacak ama ben bir hukukçu olmama rağmen sıkıntılı kavrıyorum, bu 17'nci madde, başvuru usulüyle ilgili madde -bunu özel sormak istiyordum ama burada konuşmamızın yararı olduğu inancındayım- başvuru usulünün üçüncü fıkrasının (b) şıkkında, yargı organlarında görülmekte olan ve yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlıklara ilişkin olanların reddedileceği düzenlenmiş. Tamam, bunu geçiyorum. Şimdi, aynı maddenin dördüncü fıkrasında, kuruma başvuruda bulunulabilmesi için -atlayarak okuyorum- İdari Yargılama Usulü Yasası'nda öngörülen idari başvuru yolları ile özel kanunlarda yer alan zorunlu idari başvuru yollarının tüketilmesi gereklidir. Böyle bir düzenleme var. Sonra alta iniyoruz, maddenin yedinci fıkrasını okuyorum önce: "Dördüncü fıkra uyarınca yapılacak başvuruya idare tarafından verilecek yanıtın tebliği tarihinden itibaren idare başvuruya altmış gün içinde yanıt vermediği takdirde bu sürenin bitmesinden itibaren altı ay içinde başvurulabilir." Sekizde: "Dava açma süresi içinde yapılan başvuru işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur." Fevkalade karmaşık bir ifade. Yani İdari Yargılama Usulü Yasası'ndaki idari yargıya başvuru yolları tüketildikten sonra mı kamu denetçiliğine başvuruyoruz? Yok, hayır, idareye başvurmuyor muyuz? Yargı yolları denilen aynı zamanda idari yargı yollarını kapsamıyor mu, onları da içermiyor mu? Önerim şudur: Bu maddenin daha açık, daha net, daha kısa ve ayrılarak, başvuru reddedilecek hâller hariç başvuru süresi nedir? Daha somut olarak tanımlanması gerekiyor. Yargı yoluna başvurmadan önce mi, sonra mı? Yargı yolundan kastedilen idari yargı yolu değilse -bunu açarak yazmak lazım- adli yargı yolu mu? İdari yargı yoluysa altmış günlük süre ve altı aylık süre ne anlama geliyor? Altı aylık sürenin kamu denetçiliğinin tüketmesi gereken süre olduğu anlaşılıyor madde içinde ama ilgili ne zaman başvuracak, neden sonra, hangi başvurudan sonra?
İyi ifade edebildim mi bilmiyorum ama burada bir karmaşanın olduğunu düşünüyorum. Bunu düzelterek yasayı daha yararlı hâle getirmek mümkün olur inancındayım.
Teşekkür ederim.