| Komisyon Adı | : | TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 2 |
| Tarih | : | 17 .07.2024 |
MEHMET ÖNDER AKSAKAL (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Ben de bugün, bu çok önemli olan kanun çalışmasına katkı sunmak adına -her ne kadar 12 Temmuzda AK PARTİ tarafından Meclis Başkanlığına bir tasarı sunulmuşsa da- Demokratik Sol Parti olarak 3 Temmuzda bir kanun teklifi sunmuştuk. Bunun birkaç gerekçesi ve 2 maddelik önerimiz hakkında buradaki hazıruna bilgi vermek isterim. Bana bu fırsatı tanıdığınız için teşekkür ediyorum.
Yaşadığımız gezegen yani dünya sadece insanların değil, tüm canlıların ortak yaşam alanı ve üzerinde yaşayan tüm canlıların ortak malıdır. Yüce Yaradan her canlıyı farklı özellik ve niteliklerde yaratmış ancak sadece insanoğluna düşünme, muhakeme etme ve karar oluşturabilme yeteneğini bahşetmiştir. İnsanoğlu olarak yeryüzünde yaşayan tüm canlıları yönetme yeteneğimiz olsa da her canlının yaşam hakkını korumak ve geliştirmek gibi bir sorumluluğumuzun da farkındalığını bilmek durumundayız. İnsanlık tarihî boyunca bazı hayvanlar evcilleştirilmiş, doğal ortamlarından uzaklaştırılmış, kendi cinsleriyle yaşayabilecekleri alanlar yine insanoğlunun sınırsız ihtirasları uğruna tarumar edilmiştir, bu bir realitedir. Hangi gerekçeyle olursa olsun, geldiğimiz noktada yani bugün birçok insan, birçok değişik cins ve türde hayvanı kendi yalnızlığına ya da ihtiyacına paydaş yapmak üzere evine almış, kısacası sahiplenmiştir. Elbette isteyen herkes bir hayvan sahiplenebilir, onun doğal yaşam ortamını tedarik ederek ya da evcil olarak besleyebilir fakat zaman içerisinde gerek ekonomik sebeplerle gerek tercihlerinde yaşadıkları pişmanlıklarıyla gerekse kontrolsüz olarak çoğalmalarına kayıtsız kalmalarından dolayı birçok evcil hayvan sokaklara bırakılmış, bunların büyük çoğunluğu ilgili kurumlar eliyle kayıt altına alınmış ise de yaşam ortamlarında kendi doğal refleksleriyle hareket etmek zorunda kaldıklarında açlık ya da hastalıkları nedeniyle zaman zaman insanlara zarar verebilecek duruma gelebilmişlerdir. Son zamanlarda artan sahipsiz köpek saldırılarının ve hatta sahipli olup da yırtıcı özelliklerdeki bazı hayvanların kontrolden çıkarak yarattığı ağır yaralamalı ve hatta ölümle sonuçlanan saldırganlıklar bu konuda kalıcı ve hakkaniyetli bazı yasal tedbirlerin alınmasını zorunlu hâle getirmiştir. Gerek bu saldırılarda mağdur olanlar ve gerekse hayvan hakları kapsamında sivil inisiyatif kullanan kurum ve kuruluşlar karşı karşıya gelmiş, yaşanan sıkıntılı sorun ve süreçte toplumsal bir ayrışmanın zemini oluşmuştur. Bu aşama sadece sıkıntılı değil, aynı semtte, aynı sokakta ve hatta aynı apartmanda yaşayan insanların birbirlerine karşı duymaları gereken komşuluk ve dostluk hukuklarını da dejenere edecek boyutlara ulaşmıştır. Meydana gelen bu sorun mutlak surette kalıcı bir çözüme kavuşturulmalı, gerek insani değer yargılarımız kapsamında ve gerekse adaletli bir dünyanın tesisine katkı sağlayacak yasal düzenlemeler hayata geçirilmelidir. Bu konu esasen partilerüstü bir niteliğe sahiptir. Hangi siyasi parti ya da milletvekili bu konuda olumlu katkı sağlayacaksa bundan imtina edilmemeli ve tüm Parlamento tarafından buna destek olunmalıdır. Bugüne kadar bizlere can yoldaşı olmuş hayvanlarımızın rahat ve huzurlu bir ortamda yaşamlarını sürdürmelerini sağlamak, başta sahipleri olmak üzere her bir yurttaşın insanlık görevidir dedik. Bunla ilgili 3 maddelik bir öneri ortaya koyduk. 5199 sayılı Kanun'un 4'üncü maddesinin (j) bendinde "gönüllü kuruluşlarla" ibaresinden sonra gelmek üzere Tarım ve Orman Bakanlığını, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığını da bu işin içerisine katmamız gerektiği inancıyla bunun değiştirilmesini istedik. "İlgili karar organının uygun görmesi hâlinde hayvan hastanesi kurar." ibaresinin yerine de "Her 50 bin nüfusa karşılık gelecek şekilde en az bir hayvan hastanesi kurar." tanımı getirilmelidir dedik. Teklifte, bu 25 bin nüfusa kadar olanı 2028'e kadar bir zaman tanımlaması yapılmış ama bunun neden 2028'e kadar bekletildiği konusunu da işin doğrusu anlayabilmiş değiliz.
Bir başka madde de 5'inci maddenin birinci fıkrasındaki "hayvanı barındırmak" cümlesinden önce gelmek üzere "sahiplendikleri hayvanların mutlak suretle merkezi sisteme kayıtlarını yaptırmak, kimlik numarası almak" şartının ilave edilmesini önemsedik.
Bir de yine 5'inci maddenin birinci fıkrasından sonra ikinci fıkra şeklinde düzenlenmek üzere şu hükmün konulmasını önemsiyoruz: "Sahipli her hayvan için hayvan sağlık sigortası kaydı yapılır. Sahipli hayvanın sigorta poliçesi sahibi tarafından acentelar aracılığıyla oluşturulur ve her yıl yenilenir. Sahipli hayvanların bakım ve sağlık giderleri, hayvan sağlık sigortası üzerinden hayvan hastaneleri ya da özel veteriner kliniklerinde sigorta poliçesi kapsamında karşılanır. Sahipli hayvanların sigorta poliçelerinin kapsadığı riskler ve sigorta bedeli Tarım Orman Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle belirlenir. Sahip olduğu hayvanı bırakmak isteyen kişi -ki biraz önce sayın vekil bundan da bahsetti- anlamsız bir şekilde bırakmak isteyen kişi, öncelikle bağlı bulunduğu yerel yönetim kurumunun ilgili departmanına müracaat ederek hayvanı teslim eder ve sosyal sigortalılık sorumluluğunu yerel yönetim birimine devreder." Şeklinde bir önerimiz de var.
Buradan sayın Komisyon üyeleri başta olmak üzere, değerli milletvekillerimizden bu önerilerimizin de kanun kapsamı içerisine alınması noktasında desteklerini bekliyorum.
Bana bu fırsatı verdiğiniz için teşekkür ediyorum. Sağ olun.