KOMİSYON KONUŞMASI

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Diyarbakır) - Bizim ile sizler arasındaki fark şu, ben kişi olarak söylemiyorum yani insan haklarına nasıl baktığımız konusunda fark var tabii. Yani siz başka bir eksenden bakıyorsunuz, biz başka bir eksenden bakıyoruz. Dolayısıyla yani "Kendinizi formatlayın." falan derken de yani biz insan hakları konusunun dinamik bir mesele olduğunu ve her gün yenilendiğini dolayısıyla çağa, zamana göre değiştiğini bilen insanlarız sonuçta. Yani bu işin, ayıptır söylemesi, ilmini de yaptık pratikten sonra da. Neyi, ne zaman, nerede söyleyeceğimizi de biliyoruz ama bakın, siz devletsiniz, devleti yöneten siyasal partisiniz. Dolayısıyla hani, şöyle bakıyorsunuz insan hakları meselesine, kabul etmediğiniz budur: Yani "Devlet ne kadar bahşederse." Yani "İşte, bunu da yaptık, daha ne istiyorsunuz?" "Daha ötesi, daha ne yapsın bu devlet?" Biz öyle bakmıyoruz; insanlık onuruna, temel haklara insanın doğasından ve doğuşundan gelen haklar olarak bakıyoruz yani devletin bahşettiği haklar değil. O yüzden de siz, "Bakın, ne güzel işte ya, bir rapor hazırlanmış. İşte Ombudsmanlık Kurumu var, her yere gidiyor, düzeltmeye çalışıyor." Bakış açımız bu yüzden farklı, o yüzden ben sizin bakış açınıza saygı duyuyorum ama bizimki o değil, biz öyle bakmıyoruz meseleye. Dolayısıyla...

AHMET SALİH DAL (Kilis) - Bizim bakış açımızdan bahsetme ya! Öyle bir şey olmaz.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Diyarbakır) - Hayır, bakın, ben de anladığımı söylüyorum.

MUSTAFA ALKAYIŞ (Adıyaman) - Yani ben hiç öyle bir şey demedim. Öyle de değil yani.

DERYA YANIK (Osmaniye) - İnsan Hakları Komisyonu Başkanı olarak burada cevap hakkı var. Cevap hakkı var.

BAŞKAN SUNAY KARAMIK - İnsan Hakları Komisyonu Başkanımız da sıraya girdi.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Diyarbakır) - Evet, ben de bu şekilde anladığım için bu şekilde söylüyorum.

Evet, yani temel haklar konusu, insan hakları meselesi devletin inisiyatifine, devletin insafına bırakılmayacak kadar önemlidir. Dolayısıyla bu kurumlar da onlar için yapılıyor zaten ama mesele daha ötesidir. Bizim açımızdan insan haklarını savunanlar da her zaman daha ötesi için mücadele ederler yani verileni kabul etmezler, biz de daha ötesi için mücadele ediyoruz. Ha, şunu da söyleyeyim: Biz siyasal iktidar olsak -o da çok uzak değil, iktidar olacağız- Ombudsmanlık kurumunda muhalefeti çoğunluk yapacağız ki siyasal iktidarı daha fazla denetlesinler; bunu da şimdiden size söyleyeyim. Bizim iktidarımızda buradaki 5 kişi -hepsini saygıyla selamlıyorum tekrar, hepsine de çok saygı duyuyorum ama- aynı siyasal partiden insanlar olmayacak. Dolayısıyla bunu da gerçekleştireceğiz çünkü asıl amaç devleti ve siyasal iktidarı denetlemektir ama burada, yapısından kaynaklı nedenlerle, yasasından kaynaklı nedenlerle bu sefer kuruluşunda bu gerçekleşmiyor yani.

Peki, çok teşekkür ederim.

BAŞKAN SUNAY KARAMIK - Teşekkür ederim.

MUSTAFA ALKAYIŞ (Adıyaman) - Asıl soruya cevap alamadık.

BAŞKAN SUNAY KARAMIK - Buyurun Başkanım.

DERYA YANIK (Osmaniye) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar...

MUSTAFA ALKAYIŞ (Adıyaman) - Biz yine cevap alamadık. Sezgin ağabey sadece bizi eleştirdi ama işin içine girmedi.

DERYA YANIK (Osmaniye) - Mustafa Bey, bir müsaade edin.

MUSTAFA ALKAYIŞ (Adıyaman) - Özür dilerim Sayın Başkanım.

DERYA YANIK (Osmaniye) - Çok özür dilerim, estağfurullah, teşekkür ediyorum.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Diyarbakır) - Tutsak meselesini söylemedim. Pardon, özür diliyorum.

(Gülüşmeler)

MUSTAFA ALKAYIŞ (Adıyaman) - Ha, evet...

DERYA YANIK (Osmaniye) - Evet, hadi bakalım.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Diyarbakır) - Yani ben avukatlık yaptım bilfiil ve bu dönemi de yakından takip eden, yani yargı düzeni içerisinde takip eden ve görüşlerimi Parlamentoda, bulunduğum yerde de ifade eden bir insanım. Şimdi, bazı uygulamalar gerçekten yargının çok ötesinde, adil yargılama kurallarının çok ötesinde, siyasal iktidarın ve devletin intikam aldığı, bütün hukuk uygulamalarını bir tarafa bıraktığı, düşman ceza hukuku uygulamalarıdır. Bu sadece benim görüşüm değil, birçok akademisyenin de aktivistin de siyasetçinin de görüşüdür. Dolayısıyla, adil yargılanmayan, adil, bağımsız ve tarafsız olmayan yargı tarafından tutulan insanlara böyle bir hukuki terim olan tutuklu, hükümlü tabirindense tutsak kelimesi ceza hukuku terminolojisinde olmamasına rağmen bana daha doğru geliyor çünkü biz bazı yargılamaları düşman ceza hukuku yargılaması olarak kabul ediyoruz. O nedenle de o yargılamanın sonucunda mahkûm olup tutulan insanlarda bu kavramı kullanıyoruz. Siz eleştirebilirsiniz ama ben kullanıyorum.

Teşekkür ederim.